Jump to ratings and reviews
Rate this book

Sevmek Dedikleri

Rate this book
“Sonunda öldürürüz annelerimizi çünkü artık yalan söylemek istemeyiz.”

Avusturyalı yazar Margit Schreiner’in “Ayrılık Üçlemesi”nin Türkçede ilk kitabı –Almanca aslında son kitabı– olan Sevmek Dedikleri; birinci tekil anlatıcının yaşamını herkesten fazla şekillendiren seksen üç yaşındaki annesini bakımevine yatırıp onunla vedalaştığı son günlerini dokunaklı bir dille anlattığı uzun “Ölüm” öyküsüyle başlıyor. Anlatıcı ikinci öyküde, insanın sonsuz sevgi hayaliyle yüzleştiği bir “Düğün” kurguluyor; son öyküde, kızını dünyaya getirdiği sancılı “Doğum”un bedeninde ve belleğinde bıraktığı izle, bu kez anne oluşuyla yeni bir başlangıcı betimliyor.

“Sevmek Dedikleri”, birbirine bağlanan üç öyküden oluşan, doğum ve ölümün, bitimsiz çelişkilerle dolu anne-kız ilişkisinin, sevgi özleminin ve sevginin imkânsızlığının sarmal yapısı üstüne çarpıcı biçimde adaletsiz, iğneleyici, acımasız bir monolog.

“Derler ki insan hayatta ilk nasıl sevildiyse öyle sever. Her yerde okuyabilirsiniz. Bütün ikilem de bununla başlar zaten. Daha doğrusu doğumla.”

“Bazı giriş cümleleri unutulmazdır. (…) Margit Schreiner’in zekice yazılmış metninin çok büyük bir ayrıcalığı var: Tabuları yıkmıyor, şakacı bir üslupla ayağa kaldırıyor.”
Ulrich Weinzierl, Die Literarische Welt

“Schreiner, yurttaşı Thomas Bernhard’ın verip veriştirdiği öfkeli tiratlarından bu yana en kara mizahı yapıyor.”
Melanie Weidemüller, Deutschlandfunk

96 pages, Paperback

Published April 15, 2022

13 people are currently reading
322 people want to read

About the author

Margit Schreiner

26 books26 followers

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
40 (12%)
4 stars
96 (30%)
3 stars
126 (39%)
2 stars
46 (14%)
1 star
8 (2%)
Displaying 1 - 30 of 59 reviews
Profile Image for Eylül Görmüş.
759 reviews4,799 followers
February 15, 2025
"Derler ki insan hayatta ilk nasıl sevildiyse öyle sever."

Avusturyalı yazar Magrit Schreiner'in Ayrılık Üçlemesi ile son kitap olan (yineliyorum, Türkçede ilk bu basıldı ama aslında orijinalinde son kitap) Sevmek Dedikleri'yle vedalaştım. Konu olarak birbirinden bağımsız metinler, sadece ayrılık / veda teması üzerinden bağlantılılar, dolayısıyla ayrı ayrı okunabilirler, hatırlatayım.

Bu kitap diğerlerinden farklı olarak üç bölümden oluşuyor. "Ölüm" adlı, anlatıcının annesinin ölümünü anlattığı ilk kısım içlerinde en iyisi bence. Hayalî bir aşk hikayesi gibi kurgulanmış Düğün bölümü ve anlatıcının kızının doğumunu anlattığı Doğum, görece zayıf geldi bana. Bence kitap da genel olarak üçlemenin diğer iki kitabına göre zayıf zaten. Ama kötü diyemem, zira Schreiner'in dilini çok sevdim ben. Müphem betimlemelerini, duyguları renklerle, kokularla, imgelerle anlatışını; tanımlaması, ele geçirilmesi güç şeyleri son derece isabetli biçimde görüp adlandırması... Bence çok çok iyi.

Çok sevdiğim ilk bölümde anne-kız ilişkisinin açmazlarını didikliyor ve bunu müthiş beceriyor. Hep diyorum; kıskançlık, suçluluk, öfke, canını yakma arzusu - anne-kız ilişkisi şefkatten ve sevgiden olduğu kadar bunlardan da oluşuyor ve biz bunları yeterince konuşmuyoruz diye. O mayınlı bölgelere bence başarıyla giriyor yazar. O kısımdan bir pasajı alayım hatta buraya:

"En kötüsü annelerimizin bize sevgisini göstermek istemesidir. Elbette içten içe biliriz ki onlar bizi değil, kendi kafalarında bize ilişkin oluşturdukları tasarımı yani kendilerini severler, biz de hayat boyu irkilir, kendimizi geri çekeriz. Ama asla bir şey kanıtlayamayız. Bu da bizim zayıf noktamızdır. Bu yüzden ardından suçluluk duyguları gelir. Ömrümüzün sonuna dek sürer. Anca bakımevine düştüğünde, insanlara, bize ve seylere dair hiçbir imgelemi olmadığında sevebiliriz annemizi."

Dediğim gibi bu ilk bölüm çok güçlü, devamı da okutuyor kendini ama biraz havada kalıyor. Bir de herkes ilk cümlesini övmüş kitabın ama bence son cümle de en az onun kadar iyi. Onunla bitireyim madem: "Hayat çok tuhaf. Neredeyse ölüm kadar tuhaf. Daha dün on yaşındaydım."
Profile Image for Hakan.
830 reviews632 followers
June 26, 2022
Konusuyla beni çeken, ancak beklentilerimi karşılamayan bir kitap daha. Avusturyalı yazar Margit Schreiner’ın adını daha önce duymamıştım. Beni rahatsız eden özelliği, özellikle ilk öyküdeki, ki bu kısa kitabın yaklaşık yarısını oluşturuyor, bilgiç üslup, şu şöyledir, şu böyledir şeklinde, doğruluğu da gayet tartışılır ahkam kesmeleri oldu. Bir de Thomas Bernhard’la karşılaştırmışlar arka kapakta. Avusturyalı olmaları dışında ben herhangi bir benzerlik göremedim doğrusu.
Profile Image for Cansu Kargı.
122 reviews72 followers
November 27, 2023
Konudan hiç keyif alamadım, bir kitabı okurken yazarla aynı şekilde düşünmek %100 mümkün olmasa bile bir yerlerde benzer hissetmek okumaya yardımcı olacaktır. Çok farklı düşünmek genel bağlamda kavramları da farklı yorum ve sonuçlarla ele almayı getirir, metinden uzakken bağ kuramadan okuma yapmak zor.
Profile Image for Merve Büker.
221 reviews17 followers
Read
March 3, 2025
Ayrılık Üçlemesi ile vedalaştığım, Türkçe’de ilk orijinal dilinde ise en son yayımlanan kitap Sevmek Dedikleri. Metinler her ne kadar bir üçleme olarak anılsa da aslında birbirinin devamı niteliğinde değil; bağımsız okunabilen, yalnızca ayrılık temasında birleşen üç farklı metinden oluşuyor.

Kitap, tek bir anlatıcı ve üç farklı öykü üzerinden kurgulanmış. İlk öykü, anlatıcının 83 yaşındaki annesinin ölümü etrafında şekilleniyor. Ardından gelen Düğün ve Doğum öykülerinde de ölümün gölgesi hissediliyor; hangi hikâyeyi okursak okuyalım, zihnimizde hep tabuttaki anne beliriyor.

Sevmek Dedikleri, üçleme içinde en beğendiğim metinlerden biri oldu. Yazarın mesafeli anlatım tarzını ve karakterin duygu tasvirlerini severek okudum.

Böylece bir serinin daha sonuna geldim. Ne tamamen mutsuz ne de edebi açıdan bir şölen yaşamışçasına tatmin olmuş hissediyorum bu metinlerden ayrılırken. Yine de okuduğum için mutluyum.
Profile Image for Oytunla Hayat.
179 reviews6 followers
July 7, 2025
Ve evet "Ayrılık Üçlemesi"ni nihayete erdirdim.
Üç kitabın da dilini çok sevmesem de okuma geçmişime yeni bir yazar katmak keyifliydi.

Bu üçleme adından da anladığımız gibi Ayrılık konusuyla birbiriyle bağlantılı. Birbirinin devamı niteliğinde olmaması sebebi ile bir okunma sırası yok. Oradan başladım, buradan başladım demenin çok da önemi yokmuş, bitirince anladım...
Son kitap ölüm, düğün ve doğum olarak 3 bölüm halinde yazılmış ve anlatıcının annesine veda ettiği "ölüm" bölüm beni en çok etkileyen kısımdı bu kitapta. Çok bilmiş tarzıyla bir şekilde hipnotize etti bu bölüm ve tüm kitaplar boyunca karakteri gözümde canlandırabildiğim bölümdü diye bir not düşmem uygun olacaktır kendi okuma geçmişime ♥
Profile Image for Hülya.
152 reviews13 followers
May 16, 2025
Sevmek Dedikleri’ni de okuyup Ayrılık Üçlemesi‘ni tamamladım. Kitap Türkçede ilk , Almanca yani orjinal yazıldığı dilde serinin ilk kitabı şeklinde basılmış. Bence seri sıralamaya göre de okunmak zorunda değil, çünkü birbiriyle bağlantılı gelişmeler yok . Serinin üç kitabında da ayrılık teması üzerine yazılmış. İlk kitapta bir babanın ölümü, ikinci kitapta bir kadının evi terk edişiyle meydana gelen ayrılık, üçüncü yani sevmek dediklerinde de anlatıcının annesinin ölümü.

Sevmek Dedikleri üç bölümden oluşuyor: Ölüm, Düğün,Doğum şeklinde … alıştığımızın aksine Doğum bölümü ile başlayıp Ölüm bölümüyle son bulmuyor . İlk bölüm Ölüm ve bölümün ilk cümlesi : “Sonunda öldürürüz annelerimizi çünkü artık yalan söylemek istemeyiz.” ….bence çok sert bir o kadar da nefis bir başlangıç cümlesi olmuş. Bu bölümde anlatıcı -ben- yani birinci tekil şahıs . Annesinin ,anlatıcının hayatını nasıl etkilediğini, çocukluğunu, annesiyle olan ilişkisini ve annesinin ölümünü anlattığı bölüm , ki bence kitabın en iyi bölümü . İkinci bölüm Düğün’de anlatıcının annesinin ölümü sonrası yaşadığı bir ilişki üzerinden sevgiyi tanımlıyor . Son bölüm olan Dogumda ise kendi kızının doğumunu anlatıyor , ama annesine de değinmeden geçmiyor . Beni en çok etkileyen bölüm sonundaki üç cümle : “Hayat ne tuhaf. Neredeyse ölüm kadar tuhaf. Daha dün on yaşındaydım.” nefis ….Bölümü bitirirken Keşke üçüncü bölüm biraz daha uzun olsaymış diye düşündüm …
Yazarı tanıdığım, seriyi okuduğum için çok mutluyum . Annelik, anne kız ilişkisi, kendini bulma iyileştirme savaşı, sevmek, sevilmek en çok da kayıplardan sonra yaşanılanları okumayı seviyorum.
Profile Image for sase.
92 reviews17 followers
July 18, 2025
birbirinin devamı (ya da öncesi?) gibi işleyen 3 bölümden oluşuyor. aslında hayattaki en etkileyici ve önemli üç meseleyi konu alan başlıklar var: ölüm, düğün, ve bir doğum.

ilk bölüm kesinlikle inanılmaz başarılı bir anne-kız ilişkisi analizi ve imgeleri üzerinden grift ve karmaşık bir yapıya sahip. devamındaki iki bölüm de kesinlikle okunası. ancak ilk bölüm kadar üzerine çalışılmış bulmadım. tabii ki fiziksel anlamda en çok ve bir doğum bölümündeki betimlemelerden etkilendiğimi söylemeden gecemeyeceğim ama edebi ve ruhsal anlamda bir annenin ölümü üzerine yazılanlar kadar kalbe dokunur da değildi.

bayilmadim, o kesin. ama 2 vermek aşırı acimasizca geldi. dun tivitirda can bonomo'nun puan verme kriterlerini okudum. 3 puanı kendi inisiyatifiyle okurum dediği kitaplara veriyormuş. bana da makul geldi. hatta belki daha kafamın sakin olduğu bir anda okusam 3.5 bile ederdi.

sevgiler,
Profile Image for Erdem Yılmaz.
202 reviews4 followers
June 18, 2024
Sevmek Dedikleri (Heißt lieben 🇦🇹 2003)
Margit Schreiner (1953, 70y)
Çeviren: Serap Gülerçin Karluk

..bitimsiz çelişkilerle dolu anne-kız ilişkisi..
..sevgi özlemi..
..sevginin imkansızlığı..
..çarpıcı biçimde adaletsiz, iğneleyici, acımasız bir monolog..

Sonunda ‘Ayrılık üçlemesi’ ni bitirdik. İlk kitapta babadan, ikinci kitapta kocadan ayrılınmıştı.
Kitabı okumadan önce, acaba çocuğundan mı ayrılma öyküsü okuycaz diye tedirgin olmuştum. Ama neyseki böyle bir senaryo olmadı 🙂

İlk başta ..bitimsiz çelişkilerle dolu anne-kız ilişkisi.. nin anlatıldığı ÖLÜM öyküsünü okuyoruz. Yani kitapta anneden ayrılınıyor..
Annesinin son zamanlarını paylaştığı bu bölümü okurken Macar yazar Magda Szabo ve Fransız yazar Annie Ernoaux çağrıştı kafamda, anlatılanlar faklı olsa da duygular kısmen benzeşiyor, burukluk ise bire bir aynı..

Anneyle çocukluktan beri yaşanılanları masaya yatıran bir tür itiraf monoloğu ve çok da cesurca olan sıradışı tepkileri okuyoruz..
Ne gibi mi?..
‘Sonunda öldürürüz annelerimizi çünkü artık yalan söylemek istemeyiz’ gibi.
… gibi.. tabii sonrasında da hep yaşanan suçluluk duygusu ve vicdan azapları..

Sonra ‘sonsuz sevgi hayali’ ve ‘sevginin imkansızlığı’ gerçeğiyle yüzleşilen bir tür kurgu-hayal ve belki de araya serpiştirilen gerçek öğelerle bir DÜĞÜN hikayesini okuyoruz..

Sonra da yazar gebeliğinin son anlarını paylaşıyor bizimle. Kadınların bi miktar fikri olsa da özellikle erkekler bu satırları okumalı diye düşünüyorum..

Sonuç olarak insanı ve ayrılışları anlatan bir üçlemeyi bitirdik. Her ne kadar 2.kitapta evli çiftin ayrılışını okurken ‘ben sizin aşkınızın ızdırabını -seviyimmm- diye içten içe sinirlenip sıkılsam da, ki bu aslında yazarın başarılı olduğunu gösteriyor çünkü çoğu ilişki uzun vadede böyle, Ben bu üçlemeyi beğendim. Okunmasını öneririm, kısa kitaplar, ve bence çok bilgece ve hak ettiği kadar duygu yüklü yazılmış.
Profile Image for Neşe.
20 reviews1 follower
July 3, 2025
Yazarın üçlemesinde en çok sevdiğim kitap bu oldu… hangi sırayla okunmalı diye bakınırken yky’nin basım sırası olarak sevmek dedikleri, ev kadınlar ve seks, çıplak babalar olduğunu gördüm ama bir çok kişi tam tersi sırayla okunması gerektiğini söylüyordu ben de o sıraya göre okudum ve en son bu kitaba geldiğimde acaba bu kitaptan başlayıp, ev kadınlar ve seks’i ardından çıplak babalar’ı okusam daha mı iyi olurdu diye düşündüm… çünkü çıplak babalar’ı okurken kendimi verememiş ve tam anlamıyla bir keyif alamamıştım… ama şimdi o kitabı tekrar okusam bazı bölümlerde daha farklı şeyler göreceğimi biliyorum…

Sevmek dedikleri, kendi içinde üç bölümden oluşuyor: ölüm, düğün ve bir doğum. Ben, ölüm kısmını kafede okumak gibi bir talihsizlik yaşadım. Mekan sessiz sakin olsa da etrafta yine de insanlar vardı, kitabın bu bölümünde yer alan tema ve anlatı biçimi beni o kadar savunmasız hissettirdi ki evde, kimsenin olmadığı bir alanda olmayı diledim… acıtan ve acınası bir yerden değil de çok anlaşılır ve şefkatli bir yerden duygulandım anlatıya…

“Ve sürekli o gülümseme: Yine geldin işte!”

Diğer bölümlerinde ise bazı yerlerde bağ kuramadığım yerler olsa da yazarın üslubunu ve tarzını sevdiğim için çok büyük bir keyifle okudum. İnsanların bu üçlemeyi neden tavsiye ettiğini daha iyi anlıyorum. Benim için hem hüzünlü hem de şefkatin ve anlayışın eşlik ettiği bir deneyimdi.

10/9
Profile Image for Sirin Mitrani.
157 reviews4 followers
August 22, 2025
Yazarın Hayal Kırıklıkları Kitabı adlı eserini geçen sene okumuş ve çok beğenmiştim. Bu kitabını da konusundan dolayı heyecanla alıp okumaya başladım. İlk bölüm esprili ve kinayeli anlatımı ile beklentimi karşılar gibi olsa da hiç hissedemediğim ikinci bölüm ve bir an önce bitsin diye sabırsızca okuduğum doğum isimli son bölüm hayal kırıklığı yarattı.
Belki de benim annemle olan ilişkim yazarınkinden oldukça farklı olduğundan ve doğumu da (iyi ki) yazar gibi yaşamamış olmamdan dolayı çoğu yerde yazarla bağlantı kuramadım.
Velhasıl sevemedim.
Profile Image for Irem Ercan.
269 reviews21 followers
January 4, 2026
çok etkileyici başlayıp yavan biten bir kitap oldu benim için. yine de üçlemenin kalan diğer iki kitabını da okuyacağım.

anne kız ilişkilerinin, biraz daha genişletip özellikle anne-kız-torun üçgeni diyeyim, anlatımı güçlüydü. sırf o kısımlar için bile okunur.
Profile Image for Bahadır Eren.
155 reviews7 followers
September 15, 2023
Ben anlatımı sevemedim, konuya hiç giremedim. Yazarın bir başka kitabına zaman ayırır mıyım? Sanmam.
Profile Image for Serap Becit.
107 reviews3 followers
November 4, 2024
Zaman kaybı. YKY son zamanlarda şaşırtıyor beni, aldığım kitaplar ruhu doyurmaktan çok uzak. Edebi değer desem yok, genel kültür anlamında katabilecekleri çok yetersiz. Neden yazılmış bu kitap, yetmemiş kendi dili dışındaki dillere çevrilmiş, bir de üzerine 4. Türkçe baskısı yapılmış ki bu benim okuduğum. Ben mi acaba bir şeyleri kaçırdım, anlamadım diye sorgulamadan edemedim.
Profile Image for Şule A..
95 reviews
January 10, 2026
Üçlemenin ilk kitabı. Üç bölüme ayrılmış; annenin ölümü, evlilik ve doğum. Annesini anlattığı ilk bölüm, aynı zamanda kitabın en uzun hikayesi, aralarında en beğendiğim oldu. Annesiyle ilgili anılarını oldukça sert bir üslup kullanarak anlatmayı tercih etmiş yazar. Şahsen bu beni rahatsız etmedi, aksine gerçekçi buldum. Annesini hem çok seviyor, hem de ondan çok yakınıyor; “aaa herkesin annesi böyleymiş demek,” diye düşündüm yer yer.

Kitabın gerisini bayağı sıkılarak okudum açıkçası. Umarım devam kitapları daha iyidir.
Profile Image for Beyda Büyükgöze.
21 reviews
July 7, 2025
Delulu ve yoğun,,, aslında ikinci kitabı burada rastgele görüp want to read’e eklemişim. Onu satın alırken bu kitapların bir seri oluşturduğunu öğrendim. O yüzden bu kitabı okudum. Serinin ikinci kitabı için daha meraklıyım. Bu kitap beni rahatsız ve huzursuz hissettirdi. Ölüm yüzleşebildiğim bir şey olmasa gerek,,,
Profile Image for Esra Çelik.
93 reviews
June 27, 2024
Sevmeye hazır kişi, kaçınılmaz biçimde, acı çekmeye de hazırlıklı olmalıdır, çünkü varoluşun çelişkileri içinde acı çekmeden sevmek hemen hemen olanaksızdır. Bu yüzden sevmek büyük cesaret, cesaretlerin en büyüğünü, ister.
Profile Image for Elif.
145 reviews11 followers
May 4, 2025
Ayrılık Üçlemesi'ni bitirmiş buluyorum. Yazılma sırasına göre okudum ama hangi sırayla okunduğunun da pek bir önemi yok. Üç kitap da hayatın içinde, çoğu kişinin yaşadığı ya da yaşayabileceği ölüm ve ayrılığı konu alıyor. Aşırı etkilendiğimi söyleyemem ama seriyi okuduğuma memnunum.
Profile Image for Seda Aksoy.
15 reviews
December 28, 2025
Ölüm, Düğün ve Doğum. hayatımızın üç mihenk taşı. ama hepimiz bu döngülerden geçmiyoruz. Sıcacık bir iç sesin öyküsü. Kadın olmanın verdiği hisler ile okudum kitabı. Özellikle Anne-Kız ilişkisine dair güzel bir anlatı.
Profile Image for Sevim Tezel Aydın.
811 reviews54 followers
May 24, 2025
“Zaten anneler bizim endişelerimize hep güler geçer…Kendimizi tüm benliğimizle onların eline teslim etmemiz gerekir.”

Birbiri ile bağlantılı, bir kadının hayatının çeşitli evrelerini anlatan üç öykü…
İlki anneyi ve annenin ölümünü, ikincisi aşkı, sonuncusu ise doğumu anlatıyor. İlk öyküyü çok sevdim; kimilerine göre en kolay bana göre ise en zorlu ilişkilerden biri olan anne-kız ilişkisini tüm yönleriyle kurcalıyor. Diğer ikisini ise vasat buldum...
Profile Image for Beyza.
207 reviews33 followers
August 25, 2025
Üç bölümden oluşan bu kitabın ilk bölümü harika, ikinci bölümü ise ancak hikayenin devamı niteliğinde okunduğunda anlam kazanıyor. Çünkü “insan hayatta ilk nasıl sevildiyse öyle sever” ve “yetişkin partnerler çaresiz değildir”. O yüzden hayali bir ilişki var; çocuğunu ise nasıl seveceğini bilemiyoruz. Ya da ben tam tam anlamadım belki. Bir çırpıda okunduğu için hayatın farklı bir döneminde tekrar şans verilebilir. Zaten anne-kız ilişkisi de her an değişen bir şey değil mi?
Profile Image for Gülçin.
95 reviews1 follower
June 16, 2025
“ Derler ki insan hayatta ilk nasıl sevildiyse öyle sever.”

“ Hiçbir anne çocuğunu gerçekten tanımaz.”

“ Herkese hakkımızda o kadar uzun süre asılsız şeyler anlatmışlardır ki sonunda bir hamle yapmak zorunda kalmışızdır.”

“ Ama suçluluk duygusundan kaçış yoktur.Çünkü annemize yalan söylemişizdir.”

“ Hayat çok tuhaf. Neredeyse ölüm kadar tuhaf.”
Profile Image for dinozor gibi.
162 reviews2 followers
February 22, 2025
Margit Schreiner’ın edebiyatı denince aklıma bundan böyle ilk “yüzleşme” gelir. Yüzleş, düşün, huzursuz ol, kabul et, öfkelen, hayıflan, üzül, sev, özle,ağla, yaşa… Teşekkürler, hayatımda hiç yoktu bunlar :)

Sevmek Dedikleri , 3 öyküden oluşuyor; Ölüm, Düğün, Doğum. Kitabın kendisi ise Ayrılık Üçlemesi’nin son kitabı. Kitaplar birbirini takip etmiyor, bu yüzden bağımsız okunabilir, hatta okunsun, art arda yasattığı konforsuz duygular ağır gelebilir.

Bu kitabın en güçlü bölümü benim için ilk bölüm oldu; anlatıcı annesinin ölümüyle yüzleşiyor. Babasının ölümüyle yüzleştiği Çıplak Babalar’dan sonra bu bölüm beni fazladan, sağdan, soldan, önden, arkadan tetikledi de tetikledi. Anneliğimden vurdu, çocukluğumdan vurdu, annelik mefhumundan vurdu. Aklı olan bu işe kalkışmaz, yani anneliğe, vallahi billahi. Çünkü nihayetinde bütün anneler çocuklarını biraz mahveder! Kaçınılmaz olarak!

İkinci ve üçüncü bölümü birincinin etkisiyle okumaya devam ederken, hayatın geçiş dönemlerine denk gelen bu birleşmeleri ve bir yandan aslında ayrılışları da gelişine vurulan top gibi görmeyelim diye düdüğünü sürekli öttürüyor Schreiner. Oyun dursun, top doğru noktaya konsun, hizalan, iyi hesapla, herkesin gol beklentisinin ağırlığı içinde, açıl, açıl… Arkaya dönüp koşmaya mı başlasan? ☺️

“Sevmeye hazır kişi, kaçınılmaz biçimde, acı çekmeye de hazırlıklı olmalıdır çünkü varoluşun çelişkileri içinde acı çekmeden sevmek hemen hemen olanaksızdır. Bu yüzden sevmek büyük cesaret, cesaretlerin en büyüğünü ister.”

Vur topa Can, vur gitsin! Zaten sen sevmek konusunda çok cesursun, hatta ben de biraz öyleyim galiba. Mahvettiğim yerlerinden öperim oğlum, beni affet!
Profile Image for sevgi aydoğan.
12 reviews
August 12, 2023
​“Derler ki insan hayatta ilk nasıl sevildiyse öyle sever. Her yerde okuyabilirsiniz. Bütün ikilem de bununla başlar zaten. Daha doğrusu doğumla.”

Neşeli, alaycı ve melankolik. Etkileyici bir monolog.

Ölüm, Düğün, Doğum olarak üç bölümden oluşan Sevmek Dedikleri'nde, anlatıcının önce annesiyle tanışıp bakımevine yatırılma serüvenine şahitlik ediyor, ardından terk ettiği topraklara bir düğün vesilesiyle tekrar geldiğini ve son olarak da hamilelik sürecini okuyoruz. Özellikle son kısmını yani Doğum'un daha kapsamlı olmasını çok isterdim.

Sevmek Dedikleri'nde de bir arayış, geçmişi sorgulayış var. Eleştirel yaklaşım, kendini onarma isteği, aradığını yanlış yerde bulmak, sevginin dozu ve gerçek sevgiyi de katarsak alt metini sağlam bir kitap olduğu çok belli.

Özellikle kız çocuklarının anneleriyle olan ilişkilerine bir ayna tutan, sevginin doğuşu ve şekillenmesine kulak veren bir anlatım. Aile içerisindeki sevginin tutarsızlığı ve davranışlara yansıma şekli oldukça kendini irdeletiyor. İç çatışmaları ve anne-kız arasında oluşan ilişkinin dinamiklerini kurcalayarak düşündürüyor. Anlatmak istedikleriyle teker teker yüzleşiyor, insan. Hatta bu vesileyle okura da iğnesini batırıp hadi sen de kendini sorgula der gibi bir tutum sergiliyor.

Evet, özellikle bu tür derdi olan okumaları seviyorum.
Profile Image for Cansu Varol.
225 reviews95 followers
March 31, 2025
Bu kitap ve daha fazlası Instagram hesabımda: https://www.instagram.com/p/DHtrSU9Co...

“Belki de annelerimizi ölüme terk etmeyip onları evde ya da bakımevinde bakmamızın nedeni, onlarla barışmak için ölmüş annelere değil, hastalıktan bitap annelere ihtiyacımız olduğundandır. Hastalıktan bitap anneler nihayet yardıma muhtaçtır ve biz hayatta ilk kez onlar için bir şey yapabiliriz.”

"En kötüsü annelerimizin bize sevgisini göstermek istemesidir. Elbette içten içe biliriz ki onlar bizi değil, kendi kafalarında bize ilişkin oluşturdukları tasarımı yani kendilerini severler, biz de hayat boyu irkilir, kendimizi geri çekeriz. Ama asla bir şey kanıtlayamayız. Bu da bizim zayıf noktamızdır. Bu yüzden ardından suçluluk duyguları gelir. Ömrümüzün sonuna dek sürer. Anca bakımevine düştüğünde, insanlara, bize ve seylere dair hiçbir imgelemi olmadığında sevebiliriz annemizi."

“Anne babanın ölümüyle insanın doğduğu toprak da yok oluyor belki, belki de tüm coğrafya bataklığın içinde kayboluyor. Sadece artık anne babası olmayanlar kendi isteğiyle yuvaya dönüyor.”

“Hayat çok tuhaf. Neredeyse ölüm kadar tuhaf. Daha dün on yaşındaydım.”
Profile Image for Zeynep.
66 reviews2 followers
November 7, 2024
Zaman üzerimden akıp geçiyor. Bir anda kırk dokuz oldum. Günler kısaldı. Her gece yatakta saatin tik taklarını dinliyorum. Ve sabah saatin alarmıyla uyandığımda bir gece daha geçmiş oluyor. Bir sonraki geceye kadar, öylece sürüyor. Sevmek beklemek, beklemek ölmek demek.

Kitaba bayıldım diyemem, özellikle ilk 30 sayfasını okuması çok zordu. Üst perdeden anneler şöyledir böyledir diye rahatsız edici genellemeleri vardı ve dili akıcı değildi. Fakat sonrasında buraya yazmak istemeyecek kadar beni üzen birkaç tespiti vardı yazarın. Üzücüler çünkü gerçekler. Anne-kız ilişkisi, aşk, doğum, ölüm gibi konuları içeren 3 hikayesiyle benim için 2.5/5 bir kitaptı.
Profile Image for olcay.
17 reviews5 followers
February 6, 2024
yumuşak tonlu bir anlatım bekliyordum ama pek öyle değildi. özellikle ilk öyküde yaptığı genellemeler ve anne-kız ilişkisi beni kapsayan bir gerçekliği ifade etmiyor açıkçası, deneyimlemediğim bir öfkeyle iç içe yazıyor ama bana kötü gelmedi. sonuna doğru annesinin öfke duyduğu o kişiliği hastalığından dolayı yok olduğu için kendisinde de daha önce karşılaşmadığımız bir anlayışın belirmesi…ikinci öyküde biraz kayboldum açıkçası üçüncü öykü doğurma korkumu arttırdı. ev kadınlar seks adlı kitabını okumak istiyordum başta bu kitapla başladım biraz hevesim kırıldı ama okuyacağım onu da.
Profile Image for Hafif Adımlarla Gülümseyerek.
163 reviews2 followers
February 28, 2024
Konu ve kurgu müthiş olmasına rağmen, üslubu ve dolayısıyla verdiği edebi zevk açısından biraz can sıkan bir kitap. Bunda muhakkak çevirmenin etkisi de vardır diye düşünüyorum, bu kitabı başka bir çevirmenden okumak isterdim açıkçası.

Aileler, aşklar ve bir doğum üzerine psikolojik kazı yapmak isteyenler yine de şans vermeli.

“Sende en çok hoşuma giden şey çok güçlü olman ama diz çökmen”


9 reviews
March 24, 2024
o kadar güçlü bir metin ki, hem sarsıyor hem kuvvetlendiriyor.

Bana insan olduğumu hatırlattı

Kadın bedeninde insan olmanın ne demek olduğunu. Yoksa burada hehe işte ne kadar cesur her şeyi yazabilmiş demek abesle iştigal olacak. Yazdıklarını okurken bir an olsun utanma duymadım. Biz kendi bedenimizi niçin satırlarda göremiyoruz sorusunu getirdi aklıma.

Ölüm, bir düğün, ve de bir doğum, kesinlikle okunması gereken bir anlatı.

Kalemine sağlık Margit. Sesimizi duyurduğun için
61 reviews
January 13, 2025
Margit teyzemin 1. tekil anlatımını seviyorum bence anlattığı şeyi daha vurucu kılan bir özellik. Yine kısacık bir anlatıda insanın kalbine dokunan çok şeyler anlatmış. Sırada Ev, Kadınlar, Seks var.

Kitaptaki şu kısmı da not düşelim: "Sevmeye hazır kişi, kaçınılmaz biçimde, acı çekmeye de hazırlıklı olmalıdır, çünkü varoluşun çelişkileri içinde acı çekmeden sevmek hemen hemen olanaksızdır. Bu yüzden sevmek büyük cesaret, cesaretlerin en büyüğünü, ister."
Displaying 1 - 30 of 59 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.