Jump to ratings and reviews
Rate this book

Olanlık.

Rate this book
"…Ben bazen öyle severim ki, bazen iyilik boğazımdan yukarı öyle hızla yükselir ki, yaşlar öyle dökülür ki gözlerimden, sen buna kendini aldatma diyorsun, ben korkuya direnme diyorum, en çok o boğazımdan hızla yükselen şey kaybolacak, kalbim soğuyacak diye endişe duyarım ben."

Şair, yazar ve denemeci Ahmet Güntan’ın ilk romanı Olanlık. tamamı diyaloglardan oluşan bir metin; yazarının deyişiyle bir RDAO: “Roman Demek Âdet Olmuş”. Bir çorba salonunda kendiliğinden gelişen bir sohbeti anlatıyor aslında. Ancak hayatın akışı gibi sonlanmayan, sürüp giden bu sohbet bir zeytin misali dallanıp budaklanarak coşup zenginleşiyor; aidiyet, özgürlük, yalnızlık, iyilik, aşk hüznü, sevme sevilme, tamlığa erişme arzusu, inanç gibi, günümüz dünyasında asla cesaretle irdelenmeyen, tecrübe edilmeyen meseleleri ele alıyor. Böylece defalarca yenildiğimiz, tökezlediğimiz ama yine de ayağa kalkıp devam ettiğimiz hayat kargaşasına bir anlam vermeye girişiyor.

152 pages

First published January 1, 2012

1 person is currently reading
29 people want to read

About the author

Ahmet Güntan

27 books18 followers
Ahmet Güntan [İzmir, 21 Mayıs 1955] ilköğrenimini İzmir Güzelyalı Müdafaa-i Hukuk İlkokulu’nda, ortaöğrenimini İzmir Bornova Maarif Koleji’nde tamamladıktan sonra ODTÜ Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü’nü bitirdi. Şiirleri ilk olarak Kasım 1977’de Birikim dergisinde çıktı. Aynı yıllarda Yeni İnsan dergisinde müzik yazıları yazdı. Haldun Bayrı’nın İki Şahit ve Diğerleri [1997] kitabında bir okuma notu yer aldı. Roza Hakmen’in çevirdiği Don Quijote ve Kayıp Zamanın İzinde kitaplarındaki şiirleri çevirdi. Bob Dylan’ın Mr. Tambourine Man şarkısına Müslüm Gürses için “Hayat Berbat” adıyla Türkçe söz yazdı [2006]. Yeni bir şiir ihtiyacını dile getirdiği “Parçalı Ham Manifesto” kitap-lık dergisinde, “Parçalı Ham” şiirleri ise 2006’dan sonra dergilerde yayımlandı. Efe Murat Balıkçıoğlu ile şiir fanzini Cehd’i [2006], Ömer Şişman ile haftalık şiir dergisi Mahfil’i [2008] çıkardı. Mustafa Irgat’ın yayımlanmamış şiirlerini Sonu Zor [2011] isimli kitapta bir araya getirdi. 2011 - 2014 arasında kişisel bir blog [ahmetguntan.blogspot. com] tuttu. Burak Fidan, Ali Özgür Özkarcı, Ömer Şişman ile beraber 2011’de Edebi Şeyler Yayınevi’ni kurdu. 2012’de yayın hayatına başlayan Raskol’un Baltası anlatı dizisinin editörlüğünü Burak Fidan ile beraber yaptı. 2017’de Esrârîler. kitabının İngilizce çevirisi [The Tribe of Esraris., Imprint/KÜY] yayımlandı. 160. Kilometre’de editörlük yapmaktadır. Çene. adını verdiği notlarını düzenli olarak 160. Kilometre web sitesinde yayınlamaktadır.

Şiir: İlk Kan. [1984], Köpüklü Bir Kan, Bir Duman. [1989], Voyıcır 2 [Lâle Müldür ile, 1990], Romeo ve Romeo. [1995], İlk Kan. [İlk Kan ve Köpüklü Bir Kan, Bir Duman’ın birlikte basımı, 1998], İkili Tekrar. [1999], Mahkeme Kitap. [2005], Toplu Şiirler. 1976-2005 [2008], Parçalı Ham. [2011], [PARÇALI] [HAM] Drülütt. [2013], Parçalı Ham. [Parçalı Ham. ve [PARÇALI] [HAM] Drülütt.’ün birlikte basımı, 2016], Tanzö [Mehmet Davut Özdal ile, 2017], İzmirli Ahmet. [2019], Hitaplar. (2 Cilt) [2021], Punk Aşıklar [Mehmet Davut Özdal ile, 2023], 7'lik hitaplar. [ 2025 ], İlk Kan. Toplu Şiirler ( 1976 - 2005 ) [ 2025 ].

Deneme: Esrârîler. [2003], İyot. [2006], şiirgeldikelimedeboğuldu. [2025].

Roman: Olanlık. [2012], Tam o sırada. [2014], Bukalemun Manifesto. [2020].

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
15 (51%)
4 stars
11 (37%)
3 stars
2 (6%)
2 stars
1 (3%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 of 1 review
Profile Image for öğürsüz..
41 reviews33 followers
August 13, 2020
bir insan ne yaparsa affedilmez? bu sorunun yanıtını bilmiyorum ama sık sık düşünüyorum. belki de yeryüzünde affedilmeyecek bir şey yoktur, artık kalmamıştır, herkes birer silah gibi taşıdığı köşelerinden, sert kabuklarından kurtulmuştur. bir gün affedemeyeceğim bir şey yaparsa (belki de çoktan yaptı), söz gelimi beni öldürmeye çalışırsa ve bu yüzden ona bütünüyle sırtımı dönmek istersem, yani hiç olmamış, hatta en başından beri yokmuş gibi davranacak kadar acı çekip öfkelenirsem, yaşanan onca şeyin hatırası olarak onun bana olanlık'ı uzattığı o anı seçerim. bana olanlık'ı uzattı ve başka biri oldum. bunun için teşekkür ederim.

alt tarafı bir kitaptır, bir hikâyedir, bir kurmacadır diye bakamadığım ve içimi böyle döküverdiğim için edebiyat ve eleştiri tanrıları beni bağışlasın ama olanlık benim kısa yaşamımda pek çok şeyin başlangıcı ve bitişi olduğundan cümleleri nasıl sıralayacağımı bilemiyorum. bir kitabın kapağını açarsınız ve anlatılanın sizin hikâyeniz olduğunu görüp müthiş bir mutluluk duyarsınız ya da korkunç bir dehşete düşersiniz ya. hani daha önce duymadığınız, görmediğiniz, bilmediğiniz bir şeyi vermez size. alıp yüksek bir yere koyarsınız, çünkü size benziyordur, buna sevinirsiniz, saklamak istersiniz. alıp çöpe atarsınız, çünkü size benziyordur, bundan tiksinirsiniz, kurtulmak istersiniz. işte ben olanlık'ı okurken bu iki hâli o kadar az yaşadım ki, kitap bittiğinde bambaşka bir yazma, okuma, bakma biçimi vardı elimde. olanlık bana üçüncü bir göz verdi. alnımda değil, kalbimde çıktı. "tüm bunlar nereden geldi, hepsi nasıl düşünülmüş olabilir, tek bir akıl bunların hepsini üretip üstesinden gelebilir mi, kök nerede, tek bir tane mi sahiden, nasıl olabilir?" diye sayıklayarak ve hiçbirine yanıt bulamayarak, ikinci defa okudum.

parazit nefes, dosto kamil, affan kerim, türksel necmi, esrârî, toy esrârî, adalet manitusu, yıllan kuddusi, sokrat osman, morbid ahmet, kör hasan, çekirge cavit, baykuş hüseyin. hepsiyle tanıştım ve hiçbirini anlamadım. böyle olunca hepsinin varlığı beni rahatsız etti ama "öyle oluşlarını" görmezden gelemedim, öteye itemedim, inkâr edemedim, hor göremedim, öfkelenemedim, nefret edemedim. çünkü hikâyeleri beni tuttu. ben kitaptaki "yan masa" oldum. şaşırdım, şaşırdım, şaşırdım. yıllar önce bu kitabı okuyan bir arkadaşıma kitapla ilgili söyleyebileceği bir şeyler olup olmadığını sorduğumda, "erkeklik hâllerini anlatan bir roman," demişti. bu yanıtı şimdi, yıllar sonra, asla kabul etmiyorum. şahit olduğum en büyük haksızlıklardan biri bu. kitaba başlayıp birkaç bölüm okur okumaz aynı eleştiriyi getirebilme ihtimali olan insanlar için belirtmek istiyorum: sakın öyle bir önyargıya kapılmayın. ya da kapılın ve kendinizi bir sürü şeyden mahrum bırakın, siz bilirsiniz.

ahmet güntan'ı çok seviyorum. çünkü olanlık'ı yazdı. çünkü anne evine hitap'ı yazdı. çünkü tam o sırada'yı yazdı. çünkü kız cengiz'in şarkısını duyurdu. çünkü bir "öteki" olarak tüm ötekilere şöyle bir dokundu.

arka kapak yazısının son cümlesi: "kendine ait kalıp kalamadığını ateşli bir hastalığın pençesine düşmüşçesine sorgulayan bir şairin deneme ve anlatı arasında gidip gelen ilk romanı."

iyi ki varsınız. iyi ki karşılaştık.
Displaying 1 of 1 review

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.