Yapısal reformlar ülkeden ülkeye farklılık gösteriyor. Hukukun üstünlüğünü kabul etmiş ve uygulamasına da yansıtmış, demokratik düzeni işlerlik kazanmış, eğitimini bilimsel temellere dayandırmış, düşünce ve ifade özgürlüğünü içselleştirmiş toplumlarda yapısal reformlar ağırlıklı olarak ekonomik konuları kapsar.
Türkiye gibi bu konuları çözümleyememiş ülkelerde ise ekonomik alandaki reformlar yapısal reformlar için yeterli olmuyor. Bu ülkelerde hukukun üstünlüğü konusunun öncelikler arasında olması gerekiyor.
Bu kitap Türkiye’de sosyal, siyasal ve ekonomik alanda yapılması gerekenleri ve sorunların kaynağını tartışıyor.
MAHFİ EĞİLMEZ, İstanbul’da doğdu. A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden ekonomi ve maliye lisansı, Gazi Üniversitesi’nden kamu maliyesi doktorası aldı. 1972 yılında Maliye Müfettişi olarak başladığı kamu hizmetinden 1997 yılı sonunda Hazine Müsteşarı iken ayrıldı. 2006 yılına kadar özel kesimde yönetim kurulu başkanlık ve üyeliklerinde bulundu. Halen İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Ekonomi Politikası dersi veriyor, Radikal gazetesinde ve CNBC-e Business dergisinde köşe yazıları yazıyor, NTV ve CNBC-e televizyonlarında yorum yapıyor. Hitit tarihini ve onun gizemli yönlerini araştırmak Eğilmez’in başlıca hobilerinden birisi. Önceleri bunu ekonomiyle sınırlı tutarken, zaman içinde Hititler üzerine öyküler yazmaya başladı. Hititler üzerine yaptığı çalışmaları nedeniyle Çorum ili ve Boğazkale ilçesi (Hattuşa) fahri hemşehriliği ve Türkiye Eskiçağ Bilimleri Enstitüsü muhabir üyeliği ile onurlandırıldı. Bundan başka yayımlanmış kitapları bunlardır: Katma Değer Vergisi (1973), IMF, Dünya Bankası ve Türkiye (1997), Hazine (5. basım, 2006), Light Günlük (5. basım, 2007), Krizleri Nasıl Çıkardık? (Ercan Kumcu ile 2. basım, 2001), Ekonomi Politikası (Ercan Kumcu ile 10. basım, 2006), Hitit Ekonomisi (2006), Anitta’nın Laneti (8. basım, 2007).
Gerçekten de akademisyen sıkıcılığı diye bir kaide var ve istisnalar bunu ne yazık ki bozmuyor.
Kitapta neredeyse bilmediğim hiçbir şey yok. Benzeri bir yorumu Emre Alkin'in bir kitabı için de yazmıştım geçenlerde, ancak o en azından akıcıydı. Bu ise yanında su bile içmeden yemeye çalıştığınız bir hamur topağı gibi, GİTMİYOR.
Mahfi Hoca'nın bir birey olarak kendisine ve bilgi seviyesine elbette saygım var, ancak bu şekilde ahenksiz ve gerçek hayat referanslarından yoksun (full teori, sıfır pratik; sürekli bir veri çorbası...) bir sözcükler dizinine de kitap demeye elim ve dilim varmıyor maalesef.
Üniversite bölümünüz, işiniz-mesleğiniz veyahut ilgi alanlarınız orta-üst seviyede ekonomi ve siyaset içeriyorsa bu kitap size yeni hiçbir şey öğretmeyecektir, akıcı olamaması da cabası ne yazık ki.
"Aklın yolu birdir" derler ya, işte ona hiç inanmıyorum artık. Bu kitabı okuyanlar muhtemelen büyük ölçüde hemfikir olacak tespit ve öneriler konusunda. Amma velakin bazı akıllara bir türlü yatmıyor yapısal reformlar - onlar bataklığı temizlemek yerine elde sineklik, altlarında kayık geziyorlar, üstelik de her öldürdükleri sinek için de alkış alıyorlar. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, sineklik ve kayığın parasını bizden kesip, ihalesiz mihalesiz kendi adamlarından pahalıya alıyorlar...
Tarih boyunca pek çok kez yaşanmış ve muhtemelen(maalesef ki) tekararları yaşanacak ekonomik ve toplumsal krizlere değinilerek bunların nasıl çözümleneceği konusunda kapsamlı analizler yapılmış öğretici bir kitaptı.
Mahfi Eğilmez, bu kitabında yapısal reformları oldukça isabetli bir şekilde ekonomik boyutunun yanında sosyal ve siyasal boyutlarıyla birlikte tanımlıyor ve daha önce yapılmayan bir işe kalkışıp tüm bu alanlardaki yapısal reform ihtiyacını ve gerekli reform adımlarını tek tek sıralıyor. Bazı detaylarda farklı düşünmeme, sıralanan reformların biraz yüzeysel ve basitleştirilmiş bir şekilde ele alınmasına ve bu reformların nasıl yapılacağına yönelik kapsamlı bir tartışmaya girmemesine rağmen kitabın bu alanda önemli bir derleme sunduğunu düşünüyorum.
Mahfi Hocanın diğer kitaplarında da olan basitleştirici üslubu bana fazla hitap etmiyor ve hoşuma da gitmiyor, ancak kitapta yer alan ve büyük ölçüde katıldığım fikirlerin geniş kitlelere ulaşması için bunun da kaçınılmaz olduğunun farkındayım. Aksi halde Türkiye'de ekonomik, sosyal ve siyasi özgürlükler ile insan hakları ve demokrasi gibi kurumsal faktörlerin önemini vurgulayacak hiçbir esere de denk gelemeyeceğiz. Özgürlükçü siyasi ve iktisadi fikirlerin geniş tabanlara yayılması ancak bu şekilde mümkün, o nedenle de kitabı ve Mahfi Hocanın çalışmalarını çok değerli buluyorum.