«Deli Kurt», Osmanlı tarihinde Yıldırım Bayazıd'dan sonra «Şehzadeler Kavgası» diye anılan devrin tarihî bir romanıdır. Bir bakıma göre de «Bozkurtlar»da başlayan Orta Asya'daki hayat kavgasının yeni vatan Anadolu'da devamıdır. Şehzadeler arasında süren ve tafsilâtı henüz yeterince aydınlanmamış bulunan çarpışmada Yıldırım'ın oğulları hayat ve taht mücadelesinin hem kahramanca, hem şairane, hem de sefîhane bir örneğini vermişler ve birbiri ardınca hayata veda ederek meydanı içlerinden birisine bırakmışlardır. Bunlar arasında en talihsizi ve hayatı en az bilineni İsa Çelebi'dir. Deli Kurt, İsa Çelebi'nin meçhul bir oğlunun dramıdır. Bu dram daha sonraki asırlarda daha büyük bir şiddetle sürüp gidecek ve yüzlerce şehzadenin hayatına mal olacaktır. Romanda görülen parlak bakışlı, gözlerine bakılamayan kız, hayalî bir tip değildir. Zamanımızda Muğla köylerinden birinde böyle bir kız yaşamıştır ve belki de hâlâ yaşamaktadır. Roman yazarı, bu parlak ve büyülü bakışları beş yüz yıl öncesine götürmekle esere çeşni vermekten başka bir şey yapmamıştır.
ulan MURAT. Allah seni bildiği gibi yapsın. kaç yıl tutsak kaldıktan sonra köye dönüyorsun sorduğun ilk kişi GÖKÇEN. ulan senin bi KARIN var, kaç tane KIZIN var hayvan herif. selde tüm ailen ölüyor hâlâ Gökçen diyorsun. şöyle insanlar bana uzak Allah'a yakın. çakır sen de tam malsin. saçma sapan bir kitap. başları güzel gidiyordu sona doğru sıçtı
This entire review has been hidden because of spoilers.
1958 yılında hiçbir yayınevinin baskısı ve dindarlığın olmadığı bir dönemde çok güzel tarih kurgusu yazılmışsa bence bunun önünde saygıyla eğilmelidir. Atsız ne kadar Atatürk'ü sevmese de Türk yomak (destan) yazma geleneğinin öncüsü olduğu için takdir edilmelidir. Osmanlı Devleti'nin Kuruluş ve Yükselme Dönemleri (II.Bayezid ve Yavuz Sultan Selim'i sevmesem de) çok seviyorum çünkü zaferler çağımız olduğu için. Timur'un Ankara Savaşı'nı takdir etmiyorum çünkü kardeş kardeşle savaştı. (Atsız da romanda buna benzer cümle yazdı.) Betik dil olarak sade, yalın, anlaşılır; yani herkesin okuyup anlayabileceği tarzda kaleme alınmış. Betimlemeler çok uzun değil, yeterli ölçüde. Gözünüzün önüne çok şey geliyor ama Atsız bunu sizi sıkmadan kısa yoldan yapıyor.
Bu betikte olağanüstü karakter Gökçen kız. Kadınlara atfedilen güzel özelliklerin neredeyse hepsi Gökçen’de toplanmış ve kutsal kişiliği ile romana güzel bir hava katıp içine içine çekmiş bizi okurken... Dipnot; Atsız aşırı Türkçü ve eski Türklerde kadın üstün ve çok kutsal! Günümüze kıyasla, üzülüyorum! Gökçen efsanesi tam Brezilya dizisi gibi geldi. Gökçen'in sevgilisi var mı yok mu? İlk aşık olduğu Deli Kurt mu? Atsız, bu efsaneyi çok güzel bir şekilde yerleştirmemiş. Bana öyle geçti. Bu konuyu bilen varsa bilgilerini benimle paylaşsın.
Çok tanınmayan bir Osmanlı şehzadesi İsa Çelebi’nin oğlu olan “Deli Kurt” lakaplı Murad’ın gözlerden uzak, gerçek kimliğinden uzak, öksüz aynı zamanda yetim kalarak sürdürdüğü hayatında; sipahi kimliğiyle yaptığı savaşları, aşkları, yanlışları ve doğrularıyla ordan oraya sürüklendiği yerlere gidiyoruz onunla birlikte. Aslında bize burada Atsız, Osmanlı taht kavgalarını yaşamasından ziyade eski Türk veraset geleneğine göre hanedanın diğer üyeleri savaşçı olarak orduda savaşması daha mantıklı gelir düşüncesi veriyor. Bu gelenek Ertuğrul, Osman (Ataman) ve Orhan dönemlerinde uygulandı ama sonraki dönemlerde terk edildi. Keşke Osmanlı Beyliği bir Türkmen devleti olarak genişleyip imparatorluğa dönüşseydi. Devşirmeler bir yere kadardır.
Atsız'ın aşkı anlatışı kelimelere döküşü çok iyi. Okurken bu aşk temasından etkilenmemeniz mümkün olmuyor. Masallara yaraşır özellikler ve olağanüstülükler taşıyan bu karakterlere duyulan aşk aslında günlük hayata da indirgeyecek olursak anlamlı geliyor çünkü aşk biraz da aşık olduğumuz insana onu diğer insanlardan farklı kılacak bazı özellikler, olağanüstülükler yüklememizdendir.
Betik içinde hiçbir olumsuz öge barındırmıyor. Sadece olay örgüsünde sonlarına doğru ortaya çıkan birkaç tutarsızlık var, o kadar. Bu tutarsızlığı burada vermeyeceğim. Okuyanlar anlayacaklardır. Dolayısıyla da özellikle okutulmasında hiçbir sorun yok bu eserin. Hatta Türk Tarihi'nin işleyişine farklı ve kurgusal bir taraftan bakmak açısından tarihsel bilinci artırabilecek ve ona merak uyandırabilecek bir eser. Muhakkak değerlendirilmeli ve okullarda da çokça reklam edilmelidir. Severek okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum. Ayrıca inceleme yazarken alıntılama yaptığım okurlara da sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.
kitap o kadar akici ve güzel basladiki bayildim ama kitabin ortalarinda artik bu ask konusu ne zaman gececek diye bekledim ama sonuna kadar sürdü. cok büyük potansiyeli olan bi hikaye bence ama deli kurtun kör kütük aski bayma noktasina geldi. savas sahnelerine hic bi lafim yok cok heycanliydi ve akiciydi.
Yıllarca kim olduğunu bilmeden yaşamak... Gerçekten her cümlesinde merak duygusu oluşturan bir romandı tarih, aşk gibi şeyler bir arada 200 kusur sayfalık bir kitapta birleştirilmiş. Okunmaya kesinlikle değer bir kitap.
Güzel ve yaratıcı bir kısa roman aslında. Güzel olması anlatımın sadeliği ve dede korkut tadı vermesi. Yaratıcılığı da fetret devrini ele alıp oradan bir kaç karakterin penceresinden o sisli devri hayallerde canlandırması.
En büyük kusuru orta okul seviyesinde bir hikayesinin olması. Çok fazla derinlere inmeyen ve hızlı geçen süreçlerinden ötürü büyük potansiyel kaybı. Gökçen karakteri özünde ilginç olmakla birlikte maalesef israf edilmiş deli kurtumuzun saçma aşkına. Atsız’ın Ruh adamı yanında Deli Kurt topuk hizası.