Hayatta seçim yapamamak, yaptığı seçimden pişmak olmak, kendini bir seçime ikna etse de aklı hep diğer seçenekte kalan birisi olmakla ilgili olarak tavsiye üzerine aldığım bir kitaptı ama bu kitap hayatta daha iyi seçim yapmaktan ziyade aslında kurban olmadığın, yaşadığın neredeyse her şeyde bir şeçim hakkının olduğu fikrine odaklanan bir kitap. Bu anlamda aslında bana faydasından çok zararı dokundu nerdeyse çünkü ben hayatta her şeyi seçebilme özgürlüğümün olduğu bilincinde olan biriyim. Benim sorunum bu kadar fazla seçimin altında ezilmek zaten.
Kitabın bana olması gereken faydasını bir kenara bırakıp aslında odaklandığı şeye bakacak olursak bunu göremeyen ve kendini her zaman kurban durumuna sokan, sanki hiçbir konuda seçim hakkı yokmuş gibi davranan insanların içinde bulunduğu durumdan çıkmalarını sağlayacak güzel bir psikolojik kitap. Yazar daha somut örnekler vermek için bir karakter yaratmış ve onun gelişimini okuyuculara sunmuş. Hatta bazı yerlerde kendi hayatından da örnekler veriyor. Bu sayede de bazı konuların daha iyi anlaşılmasını sağlıyor.
Benim en faydalık bulduğum ve bende en fazla yansıması olan konu, kapatılmamış döngüler. Günlük hayatta kendini sürekli yoğun ve yorgun hissetmek, sürekli bir şeyler yapmak gerekiyormuş hissine kapılmak, hiçbir şey yapmak istemiyor olmak gibi artık normal kabul edilebilecek kadar sık görülen sorunlar ele alınıyor. Bunun nedeninin de aslında temelde tamamlanmamış ihtiyaç döngüleri olduğundan bahsediliyor. Buna ek olarak, sorumluluk, seçim, rüyalar ve dilin hayatımızın üzerindeki gücü gibi konular da yer yer ayrıntılı bir şekilde anlatılıyor.