Jump to ratings and reviews
Rate this book

Londra’da Türk İzleri

Rate this book
1987 yılından beri Birleşik Krallık’ta yaşayan besteci ve müzik tarihçisi Dr. Emre Aracı, Manş Denizi kıyısında oturduğu tarihî Grand Otel’in kapısından çıkıp gezdiği Londra sokaklarında görüp duyduklarını düzenli olarak kaleme aldığı deneme yazılarında anlattı. Kitap sayfalarında, arşivlerde, sararmış gazetelerde, sokak adlarında, resim galerilerinde, müzelerde, eski haritalarda, unutulmuş konserlerde, yitik bestelerde, besteci ve yazar hayatlarında hep geldiği topraklar ile bulunduğu toprakların kesiştiği noktaları aradı.
Londra’nın seslerini dinlerken belki de kendi iç sesini yakaladığını hissetti ve o sesleri bu kitapta bir araya getirdi. 1599 yılında Kraliçe I. Elizabeth tarafından Londra’dan İstanbul’a hediye olarak yollanan saatli mekanik orgun hikâyesiyle açılan kitapta pek çok konu arasında Aracı, Londra’nın 17. yüzyılda popüler olan Türk kahvehanelerinin izini sürüyor, Şark mektuplarıyla ünlenen Lady Mary Montagu’nün Londra’sında dolaşıyor, St. James’s semtindeki Türk centilmen kulübü Divan Club’ın kapılarını aralıyor, şehrin yitik Türk hamamlarını keşfediyor, III. Selim’in Londra’ya tayin ettiği ilk daimi büyükelçi olan Yusuf Agâh Efendi’nin temaslarını gözlemliyor, Sultan Abdülaziz ve maiyetinin 1867 yazında Buckingham Sarayı’nda ağırlandığı ünlü ziyaretinin günümüze ulaşan etkilerini araştırıyor, Namık Kemal, Abdülhak Hamid ve Yahya Kemal gibi nice Türk edebiyatçısının Londra günlük ve mektuplarından pasajları şehrin park ve bahçelerini dolaşırken okuyor ve Waterloo Köprüsü’nden Westminster’a doğru bakarken İstanbul’un sisini gören Virginia Woolf’u da bu kişisel yolculuğunda unutmuyor.

320 pages, Paperback

Published March 1, 2022

2 people are currently reading
9 people want to read

About the author

Emre Aracı

9 books13 followers
Edinburgh Üniversitesi Müzik Fakültesi’nden BMus (Hons.) ve doktora dereceleri ile mezun olan Emre Aracı müzik alanındaki birikimini sanat, eski binalar, edebiyat, tarih ve diplomasi başta olmak üzere farklı ilgi alanlarıyla harmanlayarak, daha çok Osmanlı İmparatorluğu’nda 19. yüzyılda ortaya çıkan Avrupai müzik geleneği üzerine düzenlediği konserlerle konferansların yanı sıra kitap, makale, CD kayıtları ve belgesel türünde eserler veriyor. "Osmanlı Sarayı’ndan Avrupa Müziği", "Savaş ve Barış: Kırım 1853-56", "Boğaziçi Mehtapları’nda Sultan Portreleri" ve "İstanbul’dan Londra’ya" CD’lerini kaydeden Aracı’nın bu albümlerinden seçkiler "Invitation to the Seraglio" (Warner Classics) ve "Euro-Ottomania" (Brilliant Classics) adları altında tekrar basılarak "The Gramophone" dergisinden övgü aldı. "Ahmed Adnan Saygun - Doğu Batı Arası Müzik Köprüsü" (2001), "Donizetti Paşa - Osmanlı Sarayının İtalyan Maestrosu" (2006), "Naum Tiyatrosu - 19. Yüzyıl İstanbulu’nun İtalyan Operası" (2010), "Kayıp Seslerin İzinde" (2011), "Yusuf Agâh Efendi - 18. Yüzyıl Londrası’nda İlk Türk Büyükelçi" (2013), "Elgar Türkiye’de" (2014) ve "Çaykovski İstanbul’da" (2017) kitaplarını kaleme alan Aracı’nın besteleri arasında Prag’da kaydedilen "Boğaziçi Mehtapları" keman konçertosu ve "Kayıp Seslerin İzinde" senfonisi ile birlikte librettosunu kaleme alarak kısmen aranjmanını hazırladığı "V. Murad" balesi bulunuyor. 1987’den beri İngiltere’de yaşayan Aracı araştırmalarını ve çalışmalarını Nurol Holding ve Çarmıklı Ailesi’nin desteğiyle sürdürüyor.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
2 (66%)
4 stars
0 (0%)
3 stars
1 (33%)
2 stars
0 (0%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 2 of 2 reviews
Profile Image for Sevim Tezel Aydın.
815 reviews55 followers
April 2, 2023
Büyük bir keyifle ve merakla okudum…
Emre Aracı kitabında, 16. yüzyıl sonlarından başlayarak 1950’lere kadar uzanan dönemde, Londra’da ve İstanbul’da karşılıklı olarak Türk ve İngiliz etkilerini inceliyor. İki ülkeden tarihe mal olmuş isimlerin diğer ülkeye yaptığı seyahatlerden ve bu esnada yaşadıklarından, edindikleri izlenimlerden hareketle bu iki kültürün birbirindeki izlerini arıyor. Ortaya görsellerle zenginleşen, kültüre, tarihe, sanata, diplomasiye selam veren bir metin çıkmış…
Profile Image for Metin Celâl.
Author 33 books132 followers
May 7, 2022
Besteci, orkestra şefi ve müzik tarihçisi Emre Aracı 1987 yılından beri İngiltere’de yaşıyor. Emre Aracı’nın Londra ilgisini “İstanbul’dan Londra’ya” adlı albümünden biliyorduk. “Geldiği topraklar ile bulunduğu toprakların kesiştiği noktaları arasında aracı olmak isteyen” Emre Aracı sadece müzikle sınırlı kalmamış. Hande Eagle’la yaptığı söyleşisinde anlattığına göre konuya ilgisi Londra’nın sahaflarında Osmanlı’yla ilgili Viktorya döneminde İngiltere’de basılmış eski notaları toplamasıyla başlıyor. İngilizlerle Türklerin bağlarını başka yayınlarda da arıyor. Kitaplar, dergiler, gazeteler, gazetelerde yayımlanan ilanlar, el ilanları, haritalar, davetiyeler, kartpostallar, fotoğraflar, gravürler derken geniş bir arşive ulaşıyor. Basılı malzemenin verdiği ipuçlarıyla da sokaklarda, binalarda, resim galerilerinde, müzelerde Londra’daki Türk izlerini sürmeye devam ediyor.
Emre Aracı’nın Londra’ya ilgisini, tarih araştırmalarını başta Andante dergisi olmak üzere çeşitli dergilerde yayınlanan yazılarında da görüyoruz. Bu ilgi zamanla Türklerin Londra ile bağlarına kaymış ve bu konuda ilk kitabı 2013’te yayınlanan “Yusuf Agâh Efendi, 18. Yüzyıl Londra’sında İlk Türk Büyükelçi” olmuştu. Yeni kitabı “Londra’da Türk İzleri” ile daha kapsamlı bir araştırmanın sonuçlarıyla buluşturuyor bizi.
Osmanlı İmparatorluğu’nun günümüzde bilinen anlamda diplomasiyi kullanmaya başlaması ancak 18. Yüzyılda olmuş. Kuruluş ve yükselme dönemlerinde Osmanlı diplomasi "ad hoc diplomasi" olarak tanımlanıyor. Yani, diplomasi temsilcileri, belirli bir amacı ya da görevi gerçekleştirmek için, geçici bir süreyle yurtdışına gönderilir ve bu görevi yerine getirdikten sonra geri dönerlermiş. Ancak III.Selim döneminde diğer devletlerde yaşanan olaylar ve gelişmelere ilişkin daha doğrudan ve güvenilir bilgi sahibi olmak amacıyla elçilikler kurmaya başlanmış. Avrupa başkentlerinde sürekli elçilikler kurma kararının ilk uygulandığı ülke de İngiltere olmuş. İlk Osmanlı elçiliği de 1793 yılında, Londra’da açılmış. Yusuf Agah Efendi de yabancı bir ülkedeki ilk sürekli Osmanlı elçisi olmuş.
Tabii bunun bir de öncesi var. I. Elizabeth’in tahta çıktığında Katolik Avrupa’ya karşı destek alabilmek için Osmanlı’yla ilişki kurmasına, yani 16. Yüzyıla, 1579’a kadar geri gitmemiz gerekiyor Emre Aracı’ya göre. İki ülke arasında ticareti geliştirmek amacıyla 1581’de Londra’da “Turkey Company” kuruluyor. Bu bilgileri 1599 yılında Kraliçe I. Elizabeth tarafından Londra’dan İstanbul’a hediye olarak yollanan saatli mekanik orgun hikâyesinin anlatıldığı “Londra’da Türk İzleri”nin ilk bölümünden öğreniyoruz.
Emre Aracı tabii ki sadece diplomasiyle, devletler arası ilişkilerle sınırlı kalmıyor. Ama diplomaside yaşananların sokağa, sosyal ve kültürel hayata yansıması da ilginç. Osmanlı’dan ilk elçinin gelişinin yarattığı etki, Avrupa'ya devlet ziyareti yapan ilk padişah Sultan Abdülaziz Han’ın 1867 yazında Londra’ya da gelmesiyle kat kat artıyor kuşkusuz.
Zaten diplomasiden politikacılardan önce Türk kültürü gelmiş Londra’ya. Avrupa’yı kahve ile tanıştıranın Türkler olduğu bilinir. İngiltere’ye kahveyi getirmekle kalmamışız, 17. yüzyılda Türk kahvehanelerinin açılmasına da yol açmışız.
Avrupa’da Türk imgesinin değişimi birçok kitaba konu olmuştur. Osmanlı’nın istilacı güçlü bir imparatorluktan rahatça ilişki kurulabilecek bir ülke haline dönüşmesi ile yaşanmış bu imge değişimi. “Eyvah Türkler geliyor!”dan Türk gibi giyinmek, davranmaya yani Alaturka modasına doğru gerçekleşen değişim kuşkusuz Londra’da da yaşanmış. Emre Aracı ayrıntılara, ince nüanslara bakmasını bilen, oralardan önemli veriler çıkaran bir tarihçi. Bir resimde beliren bir siluetin de minik bir gazete ilanındaki ya da davetiyedeki isimlerin izini sürerek de sonuçlara varıyor. Sokak adlarına yansıyan Türk etkisi Osmanlılar gibi giyinip, birbirlerine Osmanlı rütbeleri vererek toplanan centilmen kulüplerine sonra da şimdi izi kalmamış onlarca Türk hamamına uzanıyor. Tabii Namık Kemal, Abdülhak Hamid, Yahya Kemal, Halide Edip, Orhan Burian ve Ahmet Hamdi Tanpınar gibi yazarların, sanatçıların Londraları da var kitapta.
Emre Aracı İngilizler’in Türkiye ilgisini de ihmal etmiyor. Lady Mary Montagu’nün Osmanlı’ya, İstanbul’a objektif bakışı bilinir de Osmanlı’ya karşı savaşan Lord Byron’ın Türk dostları, Türkiye sevgisi bilinmez. Sherlock Holmes ve Dr. Watson’un en sevdikleri buluşma yerinin bir Türk hamamının rahat kanepeleri olması da hoş bir ayrıntıdır.
Emre Aracı, rahat, hoş sohbet bir anlatımla kaleme almış “Londra’da Türk İzleri”ni. Kitap başta sözü edilen belgeler olmak üzere bol görselle desteklenmiş, böylece okuma zevki arttığı gibi anlatılanlar da pekişmiş oluyor. “Londra’da Türk İzleri” bir rehber kitap olarak da kullanılabilecek işleve de sahip. Londra geziniz sırasında örneğin “Halide Edip Londra’da yaşarken hangi evde oturmuştu?” diye merak ederseniz sırf fotoğrafını değil adresini de buluyorsunuz kitapta.
Displaying 1 - 2 of 2 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.