Jump to ratings and reviews
Rate this book

Kıyamet Emeklisi - İkinci Cilt

Rate this book
Bazen de bir rastgele taş öylece bütün kış durur ve baharın bir mor çiçek halkası onu çepçevre ama sadece o taşı bir bordürle çevrelerdi. Taşın beyazı çiçeğin moru ile öyle bir resim verirdi ki, o özenle seçilmiş mor halka o taşı dünyanın kutsal taşlarından biri yapar ve boynundaki çelengi ile bunu öyle bir faş ederdi ki, kuşlar yukardan alçalarak bakar da geçer, saksağanlar, serçeler, küçük kuşlar üzerine birkaç saniyeliğine muhakkak konar, ayak sürer de geçer, kertenkele taşın etrafını dolaşır da geçer, karıncalar sıra olur da geçer, arılar üstünden söyler de geçer, bulut nemini salar da geçer, güneş kışın koyu lekelerini açar da geçer, geçer geçer, taş her ziyaretten haberdar anın içinde durur da geçerdi.

523 pages, Paperback

Published May 13, 2022

21 people are currently reading
224 people want to read

About the author

Şule Gürbüz

13 books282 followers
She's not a hermit, though in other times she could have been. Her job is not in keeping with the times: she repairs the clocks in the Ottoman palaces. Şule Gürbüz is the only woman in the world to be an expert in mechanical clocks and author of two collections of stories which are small jewels of contemporary Turkish literature: Zamanin Farkinda (Aware of time, 2011) and Coskuyla Olmek (Die enthusiastically, 2012)

Aged only eighteen she wrote her first novel, Kambur (The Hunchback, 1992), published at the first attempt by the well-known Iletişim, likewise publishers of her last two works. But, apart from an interval marked by a collection of poetry and a theatrical text, for almost twenty years Şule Gürbüz has remained outside the Turkish literary scene. She studied History of Art in Istanbul and Philosophy in England. On her return she became apprenticed to Recep Gürgen, the last master clock maker in the Imperial Palaces, to then become in her turn a master.

Over the years the two of them were able to set working more than 300 clocks, both Turkish and foreign, belonging to the period between the XVI and XIX centuries. For the most part these clocks were recovered from a state of abandon and then put on show in museums which are today housed in the Topkapi and Dolmabahçe Palaces. This path has played a determining role in Gürbüz's writing which reflects on human existence and the sense of life using expressive and ironic language, taking up and giving voice to various themes in the Turkish-Muslim culture.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
46 (40%)
4 stars
41 (35%)
3 stars
15 (13%)
2 stars
9 (7%)
1 star
3 (2%)
Displaying 1 - 25 of 25 reviews
Profile Image for Özgür Balmumcu.
249 reviews80 followers
August 2, 2022
Kararsızım. İki cildi tek roman olarak düşünürsek, bir tarafım diyor ki başyapıt olmayı ikinci ciltte kıl payı kaçırmış. Çünkü ikinci ciltte odaklanılan karakter sayısının artmasıyla birlikte kurgu saat gibi işlemekten bir miktar uzaklaşıyor. Bu kadar karakteri metin içinde birlikte götürmek bir tür imkânsız görev. Mesela ilk ciltte "Baba" ile Aziz arasında yakalanan kimya ikinci ciltte Nuhu ile Aziz arasında aynı güce sahip değil. Daha doğrusu metin yoğunluğunu, dinamizmini ve etkisini artıran bir ikili olmuyor ikinci ciltte Nuhu ve Aziz. Hatta okumayı zorlaştıran ağır dil ve iyice yavaşlayan metin akışı Nuhu'ya çok şey borçlu. Buna bir de mercek altına alınan yeni karakterler eklenince romanın patikasında kalmak güçleşiyor. Dur kalk hissi çevreliyor okuru. Metin bir miktar sarkmış, yazar biraz kontrolü kaybetmiş düşüncesi beliriyor bu ciltte. Halbuki ilk cilt zamanı durdurmasına rağmen oldukça akışkandı. Bir de, belki iyice ağırlaşan dilden ötürü bilemiyorum, ikinci ciltte yazım hataları ve düşük cümleler dikkati çekiyor. Gözden kaçmış ya da benim hata zannettiğim hata değil bilinçli tercihler. Ancak diğer tarafım da diyor ki bu kusurlar bilinçli olduğundan karşımızda bir başyapıt var. Yaşı ilerleyen Aziz'in aileye karışınca artan buhranları ve çelişkileri, evdeki sessizliği, Nuhu ile çıkış arayışları dilin, kurgunun ve akışın evrilmesini, metnin ağırlaşmasını gerekli kılıyor. Metindeki parçalanma hem Aziz'deki hem de ailesindeki parçalanmayı simgeliyor. Bütün bunlar bilinçli tercihler. Kontrolünü kaybeden yazar değil Aziz. Metin de Aziz ile öyle bir organik bağ kurmuş ki onunla birlikte ağırlaşıyor, dağılıyor bir miktar. İlk cilt kendini arayanların romanıydı. İkinci cilt kendini bulamayanların romanı. Kendini bulamamada toplumsal rollere (eş, baba, arkadaş, çalışan) yapılan göndermeler öne çıkıyor bu ciltte. Felsefi altmetin çok güçlü eserde. Anlamı ve anlamsızlığı aynı anda vermek büyük bir maharet. Bunu yapıyor Şule Gürbüz, büyük bir yazar. Bu roman zamanla çok tartışılır. Tartışılması gerekir. Vakit ayırarak, sindire sindire, belki de tekrar tekrar okunması gereken bir roman. Çok emek verilmiş, okurken de emek ve zaman istiyor. Karşılığını da veriyor, çünkü çok iyi bir metin. Canınızı fena hâlde sıkacak, sizi bozacak bir eser mi arıyorsunuz? Buyrun, Kıyamet Emeklisi buna talip, sizi bekliyor.
Profile Image for Hakan.
227 reviews201 followers
September 14, 2022
insan hep arar. önce kendini. kendini kendinde arar. sonra başkalarında. dünyada yerini yurdunu arar. bulunacak gibidir, var gibidir. aradıkça yaklaştığını düşünür, yaklaştıkça uzaklaştığını görür. hal böyleyken ilerlemek mi gerekir yoksa yol çıkmaz yol mudur?..buradan, bu muammadan hayata bakıyor şule gürbüz'ün dev romanı.

ilk ciltte büyüme hikayesine tanık olduğumuz kıyamet emeklisi'nin kahramanı aziz ikinci ciltle birlikte tam anlamıyla kendini aramak üzerine bir kahramana dönüşüyor. romanın diğer kahramanları da hatta, aramakla ve arayışı büyütmekle varlar. hikaye gittikçe geriye çekiliyor, akış gittikçe ağırlaşıyor romanda.

şule gürbüz hikayeyi sadece olay örgüsüne az yer vererek geri çekmiyor. hikayeyi kahramanların karakterlerinden, kararlarından, bilinçlerinden bile bağımsız kılacak dokunuşlar yapıyor. olup biten her şeyin başka türlü de olabileceğini vurguluyor gürbüz. her şeyin olduğundan başka türlü olmasının önemsizliğini vurguluyor. en önemlisi, insanın olup bitenden çok kendine uzaklığını vurguluyor. aziz'in ve diğer kahramanların hayatlarının dönüm noktaları, hikayenin kırılma anları tesadüflerle, tuhaflıklarla, abdsürtlüklerle belirleniyor.

aziz on beş yaşındayken evinden ayrılıyor: kovulmuyor, terk etmiyor, geri dönmeyeceğini düşünmüyor bile. evinden ayrılır ayrılmaz yolu tarikatlarla kesişiyor. önce melamilik: hayatı boyunca en değer verdiği insanla tanışıyor, kalabilecekken yanında kalmaya karar vermiyor, gitmeye karar vermiyor. sonraki durak halvetilik: duracağını aklından bile geçirmezken yıllarını geçiriyor. sonra memleketinden ayrılıp istanbul'a geliyor aziz, evleniyor, baba oluyor: isteyerek değil istemeyerek değil, istenerek istenmeyerek değil.

aziz'in sıradışı geçmişiyle istanbul'daki sıradan hayatına bakışı, sıradan hayatının içinden sıradışı geçmişini anlamlandırma çabası arayış temasını derinleştiren sorgulama alanını oluşturuyor. aziz'in çocukluğundan beri yüklendiği hayat bilgisi sıradan hayat karşısında sınanırken, roman da bir öğreti yığını olmaktan kurtuluyor. sonuç olarak, şule gürbüz'ün en iyi bildiği yoldan en güçlü romanını yarattığı söylenebilir. kendisine mesafeli okurların da takdir edeceği başka bir seviye. hayat bilgisi romanı değil artık, roman. hayat.
Profile Image for Meltem Sağlam.
Author 1 book166 followers
August 4, 2025
Yazar bu romanı ile Dünya Kitap tarafından 2023 yılında düzenlenen yarışmada, Yılın Telif Kitap Ödülünü aldı.

Romanın bu ikinci cildi için de ilk cildinde yazdıklarımı tekrarlamak istiyorum. Yaklaşık iki yıldır, Türkiye’deki edebiyat yarışmalarında ödül alan eserleri okumaya çalışıyorum. Bu roman, hepsinin arasında açık ara en başarılı eser.

Kullanılan dil; döneminin biraz öncesinde kullanılan dil ve üslup. Tasavvuf düşüncenin işlenişi ve felsefi bakış açısı çok etkileyici.

Psikolojik tahliller ve gözlem gücü inanılmaz. Benlik üzerine çokça düşünülmüş ve benlik çeşitleri üzerine oturtulmuş bir roman. Düşünmeden okunamayacak yoğunlukta bir metin. İnce bir mizah anlayışı, geniş kelime hazinesi ile deyiş ve söylem bilgisi çok etkileyici. Tüm insanlık hallerinin derin psikolojik incelemesi, her cümlede hayranlık uyandırıyor.

Nefis bir eser. Uzun uzun ve sindirerek, okumak gerek. Çok çok beğendim.
Profile Image for Mehmet Furkan Kocaaslan.
225 reviews5 followers
June 28, 2022
Ve bitti
Bir ay boyunca, sindirerek, okumadığım zaman dilimlerinde üstüne düşünerek, Aziz'i, Nuhu'yu, Tevhide'yi, Adil'i, Alev'i düşünerek okuduğum bir kitap oldu.
Muazzam bir okuma deneyimiydi. Şule Gürbüz'ün kelimeleri kullanma maharetine hayranlık duymamak mümkün değil.
Profile Image for Altai.
12 reviews
June 26, 2022
Kıyamet Emeklisi’nin ikinci cildi birinci cilde oranla çok daha zor bir okuma deneyimi. Çok yoğun bir dil ve daha durağan bir kurgu. Bu yoğun dil, kurguyla doğrudan bağlantılı. Aziz karakterinin evlilikle birlikte değişen ruh hali dil üzerinden çok başarılı bir şekilde yansıtılıyor. Aziz karakterinin yaşadığı buhranla doğru orantılı olarak dil bulanıklaşıyor ve okuyucuyu zorlamaya başlıyor.
Birinci cildi bolca konuşacağız fakat ikinci ciltteki bu zor okuma deneyimi herkesçe sonu rahatla görülebilecek bir okuma deneyimi değil. Zevkli evet ama dikkat ve vakit istiyor.
Genel anlamda ise kadın bir yazarın çok başarılı bir şekilde erkek karakter yaratımına şahit oluyoruz. Askerlik, evlilik, eşinden kopuşu, özlemleri her şeyiyle çok başarılı bir karakter Aziz. Tüm yan karakterler de yere sağlam basan etkileyici bir şekilde oluşturulmuş.
Üzerine çok çalışılmış olduğu belli olan bir roman. Benim çok keyfimi kaçırdı. Bu hissi severim, çok nadiren bir yazar keyfimi kaçırabilir. Aziz’in ‘peki’ deyişleri, bilinçli bir şekilde uzaklaştığı ve sonradan korkunç bir özlem duyduğu durumlar,insanlar herkesin etkilenebileceği türden, çok çarpıcı bir dille sunuluyor.
Profile Image for Selim  Kuru.
65 reviews6 followers
August 27, 2024
İlk cilt su gibi akmıştı. Sanırım romanın aslı Erzurum’da geçen geriye dönüş kısmında. Baba Aziz ekseninde ve Aziz’in Baba’dan kopuşu/koparılışı. Başta ve ikinci ciltte ele alınan İstanbul kısımları Gürbüz’ün sayıklamaya dönüşen düşünmeleri içinde boğulan karakterleriyle ben fazlasıyla yordu. Alev, Adil, hele Tevhide, Nuhu ilginç karakterler, ancak her düşünme eylemi onları ansızın dönüştürüyor ve biçimlenemiyorlar. Gürbüz’ün düşünmeleri düşünceleşemiyor bir bakıma, bu gerekmiyor da ama özellikle ilk iki üç yüz sayfadaki cümle ve dizgi yanlışları düzeltilse, bu cildin üçte ikisi törpülense ortaya mükemmel bir roman çıkar. Güzin Dino, Bahriye Çeri ike söyleşisinde Türkçe romanda yapı olmadığından söz ediyordu, bence ciddiye alınması gereken bir saptama. Yapı derken mükemmel bir kurgudan söz etmiyorum, kırılmış bir ‘yapı’da olabilir ama al gözüm seyreyle tarzı bir akış da beni kaybediyor. Tüm bunlar bir yana Gürbüz’ün dile getirdiği duyarlılıklar ve kavrayışlar es geçilemez. İlk kitaplarını da sırayla hatmedeceğim elim mahkum.
Profile Image for Tugay Özdemir.
Author 3 books1 follower
December 12, 2024
ikinci cilt, aziz’in olgunluk dönemine odaklanıyor. i̇stanbul’un kaotik ve bir o kadar da düzenli havasında aziz, kendi içsel karmaşasını çözmeye çalışırken, yaşamın ağırlığını daha derinden hissediyor. tasavvufi göndermeler ve bireyin yalnızlığına dair güçlü betimlemeler, bu cildi daha kişisel ve derin bir anlatıya dönüştürüyor.

şule gürbüz, aziz’in ailesiyle olan bağları ve kendi ruh dünyasındaki gelgitlerle modern insanın yalnızlığını anlatıyor. yaşamın geçici güzellikleri ve insanın içsel sorgulamaları, yazarın ince işlenmiş diliyle birleşiyor. özellikle mekânın ve zamanın geçiciliği üzerine yapılan göndermeler, bu cildi felsefi bir derinlikle donatıyor. aziz'in nereye veya kime giderse gitsin duyacağı özlemi de derin bir şekilde hissediyoruz. aynı zamanda ikinci cilde geçtiğimizde karşımıza çıkan yeni karakterlerin iç dünyasını tanıma olanağına da sahip oluyoruz. ikinci ciltte şule gürbüz olayları azaltarak karakterlerin kişisel özelliklerini anlatmaya çalışmış, bütün bunlar kitabı okurken yer yer odağın kaymasına neden olabiliyor ama buna rağmen ne olacak, iş nereye varacak sorusunu da sordurmaya devam ediyor.

Profile Image for Ismail Bektas.
1 review
August 31, 2022
Kıyamet Emeklisi için sıkı ve dikkatli bir okur olmak gerekiyor.. Yani sabredenlerin, arayanların, aramaktan vazgeçmeyenlerin, kaybolup da kaybederken yeni yollar keşfetmekten geri durmayanlar için yazılmış bir roman. Çetin bir yol günün sonunda.

Roman karakterleri, Şule Gürbüz'ün bütün öykü karakterlerinin bileşeni gibi. Hepsinden yepyeni bir ağ kurmuş. Bir örümcek ağı gibi. Olay örgüsü yok, -elbette var- Şule gürbüz insan örüyor, ilmek ilmek, gömlek gömlek..

Sanki yazmıyor da zihnindeki düşünceler kağıda akıyor ve bir mıknatıs edasıyla sayfada bütünleşip, bir oluyorlar..

Umarım bu son değildir.. Yazarın emeklisi olmasın..

Azizim, sevgiler...
Profile Image for Esma Ertürk.
36 reviews4 followers
November 11, 2022
beni en çok şaşırtan ve hayrete düşüren şeylerden birisi, bir insanın nasıl böyle yazacağı. şaheser.
Profile Image for Goknilirmak.
98 reviews4 followers
September 15, 2022
Aziz, İstanbul’da emanet edildiği Nuhu vesilesiyle görücü usulü bir evlilik yapıyor. Tevhide (tevhitten sanırım) iki yaş arayla Adil ve Alev adlı iki çocuk doğuruyor, Aziz gündüz işte, sonrası benlikleriyle damda geçen gecelerde. En son uzlete/çileye kapatıyor kendisini iki ay sonra hastanede ölüyor. O ölürken odadaymışım gibi üzüntü duydum. Kendi çocukluğu bütün ömrü gözümün önünde durdu bir an.
Okunması meşakkatli, oldukça zor bir metin.
İki editör var lâkin imlâ, harf ve dizgi, anlatım hataları yakışmamış bu iki cilde. YKY ve İş Bankası yayını olması daha iyi olurmuş. Benim editörlere dair fikrim yok, metnin dili ve anlatılana hakim olduklarını sanmıyorum. Okumadılar bence ikinci cildi :) Şule Gürbüz romanına dahil olmakla yetinmişler sanırım.
Ben birinci baskıdan okudum. Tekrar baskı yaparak, böylece hatalar giderilmiş hali tekrar satılır mı hiç emin değilim.
Ancak benim gibi yedi cilt Proust, Şairin Romanı gibi ağır metinlere girişme derdinde olanların harcı. Kibirle demiyorum, 924 sayfa Kıyamet Emeklisi’den 7 günde emekli oldum, çok öğrendim çok düşündüm lâkin sayfalarına göz gezdirmeden satın alınacak, alındı diye okunacak bir metin değil. Uyarmış olayım naçizane.
Yine okuyacağım hayatın bir noktasında inşallah.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Profile Image for talya.
63 reviews5 followers
Read
May 29, 2023
Benim için çok zorlayıcı bir okuma deneyimi oldu. Dev bir arayış kitabı, insana ve hayata dair içerdiği çok fazla şey var, okuyup geçilecek neredeyse tek bir cümlesi yok. Her cümle kendine emek istiyor, bu da hem konsantre olmayı hem de her cümlenin hakkını vermeyi oldukça zorlaştırıyor.

Diğer yorumlara katılıyorum, ikinci kitap ilkine göre daha dağınık, içine girmekte en zorlandığım kısımlar Nuhu'lu kısımlar oldu sanırım. Üzerinde yazılmış bir inceleme yazısını okumayı çok isterim.

Kitapla ilgili şöyle eleştirilerim olabilir; tüm karakterlerin aynı üslup ve cümle yapısı ile konuşması hem karakter çeşitlenmesini azaltmış hem de okunurluğu zorlaştırmış. Köyde, yolda denk geldiğimiz herhangi birinin bile felsefe yapıyor olması gerçekçilikten biraz uzaklaştırmış. İki cildin tamamında zaten az sayıda olay ve karakter varken bunlardan bazıları havada kalmış, ne olduğunu merak ettiğim kişiler ve konular oldu. Bir yandan da tüm bunları yazarken utanıyorum, büyük bir emek var kitapta çünkü.
Profile Image for Mustafa Doğru.
220 reviews4 followers
July 19, 2022
İkinci ciltte Aziz'in hayatına dahil olan insanlarla Şule Gürbüz anlatısına devam ediyor. Kişiler, zaman, hayat değişiyor ama insanlık durumu o çaresizlik hali hiç değişmiyor. Bana yer yer Tutunamayanlar'ı anımsatan anektotlar vardı bu ciltte. Kütüphanemde saklı bir hazine olarak saklayacağım, farklı zamanlarda ziyaret edeceğim nadide bir eserle tanıştım.

In the second volume, Şule Gürbüz continues her narrative with the people involved in Aziz's life. People, time and life change, but the human condition, that state of desperation, never changes. There were anecdotes in this volume that reminded me of Tutunamayanlar in places. I met a rare work that I will keep as a hidden treasure in my library and visit at different times.
Profile Image for Terss.
660 reviews36 followers
November 7, 2022
İlk cildini daha fazla beğendiğim bir kitap oldu benim için. İlk cildinde daha derli toplu ilerleyen hikaye sanki ikinci ciltte yazarın ellerinden kaçmış. Başına buyruk hikayelere dönmüş yer yer kahramanların anlatıları.
Ama yine de bu iki kitap olmasaydı türk edebiyatı çok eksik kalırdı. Kıymeti yıllar sonra anlaşılacak çağını aşan bir derin hikaye saklı bu iki kitapta.
Profile Image for Tuncay Özbek.
64 reviews1 follower
June 12, 2022
Yoğun, okurken yer yer zorlayan, sağlam bir kafada okunması gereken, ben kimim sorusuna cevap arayan arşivlik bir eser...Hayatın girdabından sıyrılmak ki büyük bir mesele, sıyrılıp aynada göreceğimiz şey özgürce yaşadığını zanneden sıradan bir cesettir belki de...
11 reviews
February 24, 2024
İlk cildi çok iyi, ikinci cildi ortalamaydı. Birinci ciltteki diyaloglar, ikinci ciltte yerini sünmüş söz öbeklerine bırakmış. İkinci cilt gereksiz uzun ve fazla tekrarlı gibi geldi. Yine de son yıllarda okuduğum en iyi Türkçe roman.
Profile Image for ɐɹɥǝz ★ dagustun.
191 reviews5 followers
November 29, 2024
Bu kitap hakkında söyleyebileceğim çok bir şey yok. Şule Gürbüz’ün anlatım diline bayıldım. Kitaptan sevdiğim iki alıntıyı bırakıyorum:

“Ahh ebedi muvaffakiyetsizlik, ahh istediği yöne atılamayan oklar ve bunlar yüzünden helak olanlar, olanın, kendisini niya-zi yerine şehit sayması, ökseye tutulanın hakikat ararken böyle oldum sanması, ahh vurulanın da vuranın da sonsuz isabetsizliği ve bunca silah sağanağının altında belli fazların, elektrik akımlarının yerini, dalga boyunu biliyormuş gibi hiç çarpılmadan, hiç vurulmadan yaşayanlar, taşlar, taş seviyeleri dünyanin yerlileri, kalıcıları, ahh. Her şeyin soyu bitti ya da bitiyor ama ilk insan kaldı ve o kalacak galiba bir tek.”

“Bütün bunlar geçti, senesi geçti, mevsimi çağı geçti, bunlardan incinecek gönül geçti, bekleyecek aşk geçti, sabredecek inanç geçti, ne idiyse o geçti, ne bekleniyorsa o kaçtı da geçti, bir asla benzemez, onun gibi kokmaz, rengi değişik, şekli yabancı bir posa kaldı. Ama, bu ne hak ettiğini bilmeden hak etmediğini düşündüğü çocukluk, gençlik ve biraz daha ilerisini basit, tatminsiz, tuhaf bulsa da sonradan onun tesadüflerine, o vakit çizilmiş sonradan yürürken onlara bastığını fark ettiği çizgilere, sıradan bulduğu fevkaladeliklere şaşıracak, şaşıracak ve aslında beğenecekti. Sona doğru, yürür yol alırken, yolda sırtındakilere bakıp, yüzündekinin geldiği yere bakıp, hayatını beğenecekti. Herkes her şey bitince hayatını beğenecekti. Haksızlığa en çok uğrayan, halini dışardan seyredince, aç yattığı geceleri tokla beraber seyredince kendini, hayatını ve kaderini nihayet beğenecek ve değişir misin deseler, verir misin deseler değişmeyecek, vermeyecekti.”
Profile Image for Nazmiye Gül.
70 reviews2 followers
August 26, 2023
Spinoza; peygamberlik işaretleri, toplumsal işaretler ve dilsel işaretlerin en büyük işaret türleri olduğunu ve bu işaretleri öğrenerek bilgiye ulaşılabileceğini söyler. Şule Gürbüz'ün Kıyamet Emeklisi isimli anıt düzeyindeki iki ciltlik bu şaheseri Spinoza'nın bahsettiği türden işaretlerle ilmek ilmek örülmüş. "Onun bunun Foucault'un çocuğu" diye bir küfür var örneğin romanda, kahkahalarla küfür repertuarıma ekledim. Sonra avamı tarhana çorbasına benzettiği kısımlar, muhteşemdi, çok büyük keyifle defalarca okudum. Daha nice böylesi işareti buraya ekleyebilirim. Gürbüz'ün nasıl bir dehaya sahip olduğunun bir kez daha görülmesi için bu metnin okunması şart. Roman kahramanları ve kurgu da olağanüstüydü. Taşra/çeper ve şehir/merkez kavramlarını iki cilde ayrı ayrı blok halinde yerleştirdiğini görmek de bir o kadar düşündürücüydü.

Bir de Türkçe meselesi var. Bu roman korkarım ki başka bir dilde okunamayacak. En azından benim için bu böyle. Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar romanının yanına eklendi o anlamıyla zihin haritamda.

Profile Image for Mba.
65 reviews1 follower
August 29, 2023
Boğazımda bir düğümle bitirdiğim kitap.
İkinci cildi okumadan ilk romana yorum yazmak istemedim,
Fakat birinci cildi daha rahat okuduğumu söyleyebilirim.
İkinci ciltte Azizin benliğinden çıkıp Nuhu'ya çok fazla yer vermiş Şule Gürbüz,
Keşke Nuhu'yu bu kadar dinlemeseydik dedim hep okurken, hatta sıkıldım da çokça.
Son 75 sayfa ilk kitaptaki havaya geri döndü.

Romanın tamamına bakıldığında aslında Tutunamayanlar kokusu almadım da değil.
Aziz bir kıyamet emeklisi olması dışında,
Eşi ve çocukları da dahil tam Tutunamayanlar kalıbında.

Çok fazla spoiler olmasın diye Hilmi Babadan detaylı bahsetmek istemiyorum ama,
Hilmi Baba ah! demeden de geçemiyorum.

Şule Gürbüz Hilmi Baba'yı ayrı olarak anlatan bir kitap yazsa da okusak keşke.. Çok isterdim Onun hayatının detaylarını bilmeyi, sözlerini, öğütlerini sayfalarca okumayı.
This entire review has been hidden because of spoilers.
147 reviews5 followers
Read
February 26, 2023
Aylarca ömür gibi aynı kitabı okumuşum da yeni şeyler okuyorum sanmışım. Şule Hanım da senelerce aynı kitabı yazmış da ne sanmışsa sanmış.
Profile Image for Emina Buket.
183 reviews18 followers
December 30, 2024
Azizin kendi kendine kalmaları, kalıp düşünmeleri çok yordu beni okurken.
Çocuklar da bir hoş oldu büyüdükçe.
Profile Image for atito.
719 reviews13 followers
August 5, 2024
bu yaz türkiye'ye iki sebepten gittim: 1) sevdiklerime sarılmak 2) kıyamet emeklisi'ni okumak (biraz da sıcakta kavrulmak için için--şimdi berkeley'de kazakla oturuyorum yine). tüm şule gürbüz okumalarım bu kitaba idmanmış, onu öğrendim. öyle miymiş ve coşkuyla ölmek'te en sevdiğim bölümlerin bu sefer sağlam kurgu karşılığı bu kitapmış. şule gürbüz'ün metin türüne sığamadığı barizdir, ondan özellikle ilk cildin olay izleğini şaşırarak okudum, eski hikayelerinde izlekten kopmanın dünyadan kopmayla ya da dünyaya yetememeyle bağdaştığını düşünürdüm, burada aynı dram ters yönden bir karakterin vücudunda tam tezahür etti oysa, bunu bir ustalık olarak gördüm. böyle bir bildungsroman-vari bir eserin ne kendine varabilmeyle ne de kemale erebilmeyle bitmemesi, yani romanı içten oyması ayrı bir marifetti. tüm metinlerinde içime kaya gibi düşen yetme/yetememe, değer edinememe, değer nedir onu bilememe, başkalarında olmadığından emin olduğun şeyi kendinde de bulamama, üstüne bu derdi anlatamama sanki bu metinde tamamına ermişti. üstelik bir karakter değil birden fazla karakterin birbirine teğet geçmesi, birbirinin derdini ıskalaması, bu ıskalamanın kendi kendine bir dert olması hem metnin derinliğini arttırmış hem de dünyayla kurulan ilişkinin ne denli sancılı, ne denli rahatsız, ne denli umutsuz olduğunu en içlisinden göstermiş. ancak en sevdiğim kısımları sanırım deneyim demeye bin şahit minik, sakin, sessiz tanıklıkların--şimdi güneş pembe açıyor, şimdi hanımeli açıyor--dünyada bir nizam olduğuna, bu nizama bir türlü dahil olunamadığına dair usul krizlere yol açmasıydı, ağaç nasıl yeşillenir, taş nasıl susar, kuş nasıl uçar, bu sorulardan kafayı yemek mümkün müdür, evet, bariz mümkündür. ben bu metne mühürlendim. ben bu metnin kabuğunu kırmak istedim, anca kendi tırnağımı kırdım. ben bu metnin yamacında büzüldüm, bürüldüm, sonra da duruldum. durdum biraz da. hiçbir şey olamayacaktı ne bu dünyadan ne benden, bunu dert edindim, bu derdi kimselere söyleyemedim. okumak da neymiş dediğim bu günlerde içim karış karış okundu, okunmasa mıydı, okunduğuyla kaldım, ellerim göğe açık ama bomboş, dua mıdır?
Profile Image for Mer ve Ötesi.
270 reviews2 followers
September 14, 2025
Haziran ayında başlayıp ancak bitirebildim. İlk kitabı neyse de bu ikincisinde fena sıkıldım. Tamam cümleler uzun karmaşık vs. hatta bu başta ilgi çekici geldi ama ikinci kitapta artık kabak tadı vermeye başladı. Cümleler o kadar uzundu ki sakızı çiğner çiğner eskitirsinde çeker uzatırsın ya işte ona benziyordu. Bu kitapta Aziz'in İstanbul'daki yaşamını nasıl evlendiğini hatta evlenmesine kimin vesile olduğunu konu ediyordu. Karısı, çocukları ve memleketlisi Nuhu arasında geçen olayları yine ilk kitapta olduğu gibi çok yavaş bir tempo ile anlatmış. Evet öncesinde de çok sıkıcı ağır ilerleyen kitaplar okumuşluğum var ama bu hepsinden beterdi. Elimde süründü resmen. Aziz'in o bir şeyleri arayışı, kimseye bir faydası olamayışı, çocuklarının bile kendisine benzemesi zaten bozuk olan psikolojime resmen zarar verdi. Geçmişinden "Baba" dediği adamdan bir türlü kopamayışı ve onun yerine Nuhu'yu koymaya çalışmasıyla hepten tırlattı. Evde tüm bu olanların ortasında kalan karısına olan oldu aslında. Hatta bir yerde Tevhide'nin bir konuşması vardı ki bence çok haklıydı : "Hepiniz aynısınız. Adama diyorum ki yahu şeyhler senin gibi değil, sana ne oluyor, kıza diyorum ressamlar heykeltıraşlar senin gibi değil, sana ne oluyor, şimdi de sen, size bir şeyi ucundan görünce ne oluyor, ben söyleyeyim her şeyi ucundan görüyorsunuz da ondan oluyor, hiçbir şeyin aslından astarından haberiniz yok. Ucunu görüp kalanını da hayalen kendiniz tamamlıyorsunuz sonra da ya ödünüz kopuyor ya da büyüleniyorsunuz". Tevhide'nin bu yorumu kitabın üç karakterinin de süper özetiydi bence. Aziz Baba diye tutturmuş ondan başka kıblesi olmayan bir koca, Alev babasının izinden gitmeye çalışan biçare. Adil ise hepten üşütük. Tüm bunların arasında olan kadına oldu. Ne gençliğini yaşadı ne anneliğini ne de kadınlığını. Kitap boyunca kadına üzüldüm. Evliliği onun kıyameti, Aziz'in ölümü ise emekliliği oldu.
4 reviews1 follower
June 18, 2023
Bugün itibarıyla ikinci kitabı da bitirdim. Bir bütün halde değerlendirmek gerekirse tek kelime ile başyapıt. Böylesine yoğun bir anlatının Türkçe yazılmış olması çok büyük bir ayrıcalık. İlerleyen süreçte farklı dillere tercüme edilse de aynı tadın alınamayacağını düşünüyorum.

Kitapla ilgili söyleyebilecek milyonlarca detay olabilir. Edebiyatçılar ve hatta felsefeye ilgi duyanlar bunu hakkıyla yapacaktır. Benim yorumum kitabın ekseriyetinden çok farklı olan 1-2 sayfalık gülümseten mizahi bölüm ile ilgili.

2. cildin sonlarında Aziz ardiyeye kapandıktan sonra Tevhide'nin zoraki evliyalık anlatısı mizahi açıdan ustaca işlenmiş bir kısımdır. Şule Hanım muhtemelen bu sulara girmeyecektir ama zekası ile orantılı olarak mizahi yönden de benim diyene taş çıkaracak bir kaleme sahiptir.
Profile Image for cherubnessli.
187 reviews1 follower
August 26, 2025
Hayatımda okumakta en çok zorlandığım kitap oldu,ancak hakkını vermek gerek,her bir cümlesi üstünde saatlerce düşünülecek derecede felsefi,karakterlerin psikolojik analizleri muazzam,bu kitap bir 5 yıla kalmaz klasikler arasında yerini alır demedi demeyin,kendine aile olamayan, yoksunluğuna varlık katamayan Aziz'in çıkmaz sokaklara hapsettiği Tevhide,Alev ve Adilin bir ateşle hep birlikte kavruluşunun romanı bu,velhasıl her okuyanın heybesine çokça duygu koyabileceği bir eser ,okumadan önceki sizle okuduktan sonraki sizin asla aynı olmayacağı garantisiyle kalpten tavsiyemdir.
Profile Image for Burak Isyar.
107 reviews1 follower
July 3, 2023
Romanın güzel/ilginç bir konusu var ve bir şekilde kendimi zorlayıp sonuna kadar okuyup bitirmemin tek sebebi, sonunda ne olacağını merak etmem. Ama benim oldukça zor okuduğum bir roman oldu; konusu (ilahi aşk), yoğun iç monologları ve metnin dili (eski kelimelerin çok sık kullanımı) sebebiyle. Burada yazara/yapıta kesinlikle bir eleştiri yapmıyorum. Ancak önerim, birinci cildin ilk 100 sayfasını aşmakta zorlanıyorsanız, kalan 800 sayfayı okumayın. Aşabildiyseniz (ve sevdiyseniz) ne mutlu size.
Displaying 1 - 25 of 25 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.