Sevgilisiyle bir sahil şehrinde mutlu mesut yaşama hayalleri kurarken kendini bir İç Anadolu kentinin ıssız yalnızlığında hapsolmuş bulur Barış. Ona teselli verecek hiçbir şey yoktur. Her sokağın sonunda karşısına tüm heybetiyle dikilen Dağ dışında! Üniversitede öğrencilerine bir başka dağın gölgesinde yeşermiş Japon edebiyatının yalnızlarını, haiku’ları, masalları anlatırken yavaş yavaş bir başka kentte yaşayan sevgilisinin de elinden kayıp gittiğini hissetmektedir.
Dağın Rüyası Murakami’den Mishima’ya, Kenzaburo Oe’ye çevirileriyle tanıdığımız Ali Volkan Erdemir’in ilk romanı. Dikkatli okurların Murakami’nin, Mishima’nın yalnız kahramanlarına gönderilen selamı keşfetmekte gecikmeyecekleri Zen bir aşk romanı…
Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Amerikan Kültürü ve Edebiyatı Anabilim Dalı (1993-1995) ve Japon Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı’nda (1995-2000) öğrenim gördü. Tokyo University of Foreign Studies’de bir yıl burslu (AIEJ) değişim öğrencisi olarak Japon dili ve kültürü derslerine katıldı (1998). Japon Hükümeti (MEXT) araştırma bursu ile gittiği Kyoto Üniversitesi’nde yüksek lisans ve doktora derecelerini aldı (2001-2007). Kyoto Üniversitesi’nde altı ay konuk öğretim üyesi olarak çalışmalarda bulundu (2013). Erciyes Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Japon Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı'nda profesör öğretim üyesidir.
Loti’yi Anlamak-Pierre Loti’nin Doğusu (Kurgu Kültür Merkezi, Ankara, 2011), Japonya’da Türk İmgesinin Oluşumu 1890-1914 (Kurgu Kültür Merkezi, Ankara, 2014), Yerleşik Yabancı Pierre Loti (Kopernik kitap, 2018) adlı araştırma kitapları vardır
Akademik çalışmalarının yanı sıra edebiyat, kültür-sanat dergilerinde haiku, şiir, öykü ve çevirileri yer aldı. Japon edebiyatı ve kültürü konularında dosya editörlükleri yaptı. Boğaziçi Kitap Fuarı Haiku Yarışması’nda (2010) Mansiyon Ödülü kazandı. Japon Havayolları Şirketi’nin (JAL) sponsorluğunda gerçekleştirilen Dünya Çocukları Haiku Yarışması’nın Japonya İzmir Kültürler Arası Dostluk Derneği (JİKAD) tarafından düzenlenen Türkiye tarafında Jüri Başkanlığı görevini yürütmektedir
Bazen okumalarımı bir arkadaş ile konuşmak, ondan tavsiye almak için yaptığımı düşünürüm, bir nevi terapi gibi. Böyle özel bir ihtiyacen okuduğum anlarda elimde buna uygun bir kitap olursa muazzam keyif alırım. Bugün de böyle bir gündü ve elim hiç düşünmeden okunmayı bekleyen kitaplar arasından "Dağın Rüyası"na gitti. Çünkü Ali Volkan Erdemir Hoca'yı çevirilerinden dolayı uzun zamandır tanıyor gibi hissediyorum. Gerek daha önceki çocuk kitabındaki bazı referansları, gerek birebir uyuşan müzik zevkimizin verdiği yakınlık hissi, gerek Japon Edebiyatına duyduğumuz aşkın getirdiği güven duygusu beni buna itti. Okuma tek oturuşta da bitti. Hakikaten de bir arkadaşımla oturmuş hissiyle ayrıldım kitaptan.
Ali Volkan Erdemir Hoca'yı daha çok Yukio Mişima, Haruki Murakami, Kenzaburo Oe, Natsuko Imamura, Akutagawa, Mieko Kawakami gibi isimlerin eserlerini Türkçeye kazandırmasından biliyoruz. Türkçeye çeviri yapan Japonca çevirmenleri arasında en önemli olanlardan biri. Aynı zamanda kendisi Erciyes Üniversitesinde akademisyen ve Japonca ile karşılaştırmalı edebiyat üzerine uzun yıllardır eğitim veriyor. Bugün hali hazırda çeviri yapmaya başlayan genç arkadaşların bir kısmı da kendisinin öğrencisi. 2019 senesinde Doğan Egmont'tan ilk kurmacası olan 'Maruko'nun Yolculuğu' isimli çocuk kitabı çıkmıştı. Açıkçası bundan sonra yazarlığıyla devam edeceğini hiç düşünmemiştim fakat yanılmışım; sevdiğimiz o çevirmenin, yazar olarak da heybesinde biriktirdikleri varmış.
Tıpkı Hoca'nın kendisi gibi Anadolu üniversitelerinden birine Japonca alanında eğitmen olarak giden Barış'ın öyküsünü okuyoruz romanda. Sırtında başarılı bir akademik hayatın kazandırdığı prestij ile Anadolu'nun ücra bir köşesine gelen Barış, bir yandan bozkırın körleştirici etkisine alışmaya çalışırken bir yandan da arkasında bıraktığı aşkın bu yeni şehrine ve hayatına nasıl uyumlanamayacağının hazinliğiyle yüzleşmeye çalışıyor. Öte taraftan aşkla yaklaştığı Japon Edebiyatına dair hevesini kıran ilgisiz öğrenciler ve üniversitenin köhne idari yapısı tüm bu tatsız atmosferi daha da çekilmez kılan ayrıntılar. Bir Nuri Bilge Ceylan filmi tadında ilerliyor aslında başlarda roman. Tanıdık olduğumuz bir dünya. Fakat sonra sonra hikaye sökülüyor, değişiyor. Hikayenin yüksek tansiyonu içerisinde nabzı son derece düşük atan bir karakterle okur başbaşa kalıyor. Zen anlayışına doğru direksiyon kırılıyor ve bir anda karakterle beraber kendimizi de sorguladığımız bir evrene giriyoruz. Hiçbir fazlalık da yok elbette. Ne karakterin duyguyu yaşama şeklinde ne de metnin kurulumunda. Yoğun felsefi referanslar da yok elbette, daha çok hayatın içerisindeki dengeyi anımsatan bir taraf var hikayenin anlatılma şeklinde. Zorlamamanın, akışına bırakmanın, kabullenmenin, uzlaşmanın, uyumlanmanın enerjisini veriyor. Arayışta olana arayışını hatırlatıyor unuttuysa diye.
Son derece sade ama bir yandan da insanı düşüncelere nakleden bir içerik - dil yapısı kurulmuş hikaye boyunca. Japon Edebiyatından hakim olduğumuz o dildeki arılık direkt olarak "Dağın Rüyası"nda da görülüyor. Yer yer Murakami tadı vermiyor değil -ama en olumlu yerinden yakalıyor onu-. Diğer yandan dağ bir leitmotif olarak kullanılmış. Çoğu Japon edebiyatı eserinde karşımıza çıkan Fuji Dağı imgesini anımsatıyor. Bu anımsamanın ötesinde bu dağ motifi hikayeyi var eden, ilerleten hatta sonlandıran bir varlık olarak romanda kendine yer bulmuş. Ali Volkan Hoca, doğadan gelenle, hayata dair derin bir mesajı, sade ve kısaca vererek tıpkı haikularda olduğu gibi işlemiş, haiku gibi bir roman kaleme almış.
Kitabın ayrıca ve mutlaka bir soundtrancki olmalı. Roman boyunca Ozzy Ozbourne, Metallica, Dream Theater, Guns n Roses, Dr. Skull gibi grupların şarkıları sızıyor hikayeye. Arada bir de Jehan Barbur gösteriyor kendini, tıpkı 'Maruko'nun Yolculuğu'nda Şebnem Ferah'ın gösterdiği gibi. Gülümsetiyor.
İlk olmuş ama umarım son olmaz. Bu kısa ama güzellikleri çok olan romanı okumanızı tavsiye ederim. İyi okumalar.
Japonya’da doktorasını bitirip Kayseri’ye akademisyen olarak gelen Barış’ın hikayesi Dağın Rüyası. Kitap bir ilk roman olarak bence çok başarılı. Türkiye’nin genel durumu ile Japon Edebiyatı ve Kültürü’nü yazar çok güzel harmanlamış. Bir oturuşta hemencecik okuduğum başarılı bir kitaptı. Umarım yazardan daha çok romanlar okuyabiliriz.
Dağın Rüyası, Japon edebiyatının dilimize kazandırılmasında emeği çok olan çevirmen Ali Volkan Erdemir'in ilk romanı. Roman konusu ve hızlı okunması yönünden başarılı. Yazarın Japon kültürü ve edebiyatı bilgisinden dolayı yer yer Japon kültürüyle Türk kültürü birbirine harmanlanmıştı, bu da kitabı ilginç kılıyordu. Fakat yazarın ilk romanı olmasından dolayı diyaloglar ve sona varış hızı biraz zayıf geldi, eminim ki diğer romanlarında bu da düzelecektir.
4,5/5 Çevrilmiş bütün Murakami kitaplarını okuduktan sonra, Dans Dans Dans'ı da tekrar okuyorken, Murakami'nin kitaplarını da çeviren Ali Volkan Erdemir'in ilk romanı çıkınca tabii ki hemen okudum merakla. Okurken, ister istemez Murakami'yle karşılaştırarak okuduğumu farkettim. sonrasında bu isteğimi bastırarak haksızlık yapmamaya çalışarak okudum kitabı. Zaten kitabın içinde de bu karşılaştırmanın yapılacağını kendisi de öngörerek açıklamasını yapmıştı. Kitap Kyoto'da doktorasını tamamlayıp Türkiye'ye dönen bir Japon Dili ve Edebiyatı Hocası olunca da ister istemez Japon Edebiyatı okumak istiyor insan. Kitapla ilgili aklımda bir iki acaba kalsa da ben severek okudum, umarım Murakami gibi uzun romanlar gelir de daha uzun okuyabiliriz Ali Volkan Erdemir Hocayı.
Murakami, Kenzaburo Oe gibi önemli Japon yazarların kitaplarını Türkçe okumamızı sağlayan Ali Volkan Erdemir’in ilk romanı Dağın Rüyası'nı merak ve iştahla okudum. Bir bozkır kasabasında geçen, sıkışmışlık ve çözüm arama hissini yarattığı atmosferle okuyucusuna aktarabilen bir roman olmuş bence Dağın Rüyası. Yazarın kitabın içerisinde Barış karakteri üzerinden kendisine yarattığı göndermeleri, haiku ve çay demlemek üzerine yapılan sohbetlerle Japon Kültürü'ne gönderilen selamları pek sevdim. Murakami okuyanların seveceğini düşünüyorum. Yazarı, yıllarca çevirilerini yaptığı yazarlar ve eserler üzerinden değerlendirmenin ona haksızlık olacağını düşünüyorum. Ama Murakami okurları tarafından sevilen bir roman yazmak sanıyorum ki Ali Volkan Bey'i mutlu edecektir. ☺️
Beklentimin çok altında bir kitap. Ali Volkan Hoca’nın işlerini hayranlıkla takip ediyorum ancak karakterler hakkında hiç bir bilgi ya da ima olmaksızın aktarmış. Barış’ın bile esprileri, diyaloglardaki yanıtları inanılmaz yüzeysel kalmış. Başlardaki Türkiye akademisinin durumuna ve Japon kültürüne dair bilgiler çok heyecanlandırsa da, genel olarak kopuk ve derinliksiz kaldığını düşünüyorum. Murakami’nin karakterlerine çok benziyor bence ama bu durum olumsuzluk yaratmıyor.
Ali Volkan Erdemir'in bu büyülü kitabı beni gerçekten içine sebepsizce hapsetti. Belki de kitabın geçtiği şehir olan Kayseri'de, kitabın karakterinin hocalık yaptığı Erciyes Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi'nde bir zamanlar ben de bir "Dili-Edebiyatı" bölümünde okuduğum içindir bilemiyorum. Şehrin kasvetli havası, sabah ayazı ve temiz havası nasıl etkiliyorsa Barış'ı, beni de öyle etkiledi. Yalın, kısa ama derdini yeterince derin anlatan bir kitap Dağın Rüyası.
Yer yer ana karakter Barış'ın biraz yersiz dramatik olduğunu düşündürse de, yine de bir solukta okudum kitabı.
Murakami sever bir okur olarak elbette Ali Volkan Erdemir'i görünce kayıtsız kalamazdım. Hiç düşünmeden aldım ve hemen okudum. Ben çok sevdim hikayeyi. İçine aldı, sardı,sarmaladı. Bir aşk hikayesi. Ama içinde Murakami de var, Mishima'da var, Anadolu'nun gençlerinin japon edebiyatına olan ilgisi de. Sanırım Haiku'yu ben pek bir sevdim, gördüğüm yerde okumaya başladım. Bir de kitaplığımda bekleyen Mishima'ları daha fazla bekletmemeye karar verdim.
*3.5 Benim için fazla dramatik bir kitaptı ancak kesinlikle okumaya değer olduğunu düşünüyorum. Tam olarak tahmin ettiğim gibi bir kitap çıktı ve bunu kötü anlamda söylemiyorum. :D