"Benim efendim iki cihanın bekçisidir; kâh o âlemde kâh bu âlemde dolanır. Dilediği vakit dilediği kılığa girendir o; kâh hancı kâh yolcu olarak görünür."
Birinci Dünya Savaşı... Osmanlı İmparatorluğu Yemen cephesinde ağır bir yenilgi almıştır, Yemen’de açlık, sefalet, zulüm ve yıkım vardır.
Savaşın dehşetiyle cayır cayır yanan çöllerde yiğitliği ve boyun eğmezliğiyle nam salmış olan Osmanlı subayı Tevfik, ihanetin en acısını tadar ve kayıpların en ağırını yaşar. Ancak her şeyini kaybeden Tevfik ihanetin ortasında gerçek aşka kavuşur.
"Dedim, efendim ben ıssız çöllerin ortasında bir başıma kaldım. Benim cefamdan kimin haberi vardır? Dedi, oğul sen garip değilsin, elbet senin de bir sahibin vardır. Kor gibi yanınca kavuşursun O’na, O, senin gönlünün tahtında oturan yârdir. Dedim, efendim ben her solukta ayrı bir gam çektim. Benim gördüğüm zorlukların hesabını kim sorar? Dedi, oğul bu yıkık dökük yer senin evin değildir. Öfke ateşini söndürdüğün vakit bahtının sabahı ta akşamdan doğar. Dedim, efendim ben güneşin nuruna hasret kaldım. Benim düştüğüm derdin hikmetini kim bilir? Dedi, oğul bu karanlık yer senin evin değildir. Aklı gönülle değiştiğin vakit hayal bile edemediğin şeylerin hepsi başına gelir."
Çoğu gerçek temellere dayanan Osmanlının Yemen’den çekilme hikayesi üzerine güzel kurgulanmış bir roman, vicdan, adalet ve inanç meselesi de çok güzel yerleştirilmiş içine. Hiçbirşey öylece olduğu gibi değildir ve bazan en güzel öç alma şekli aslında affetmektir, özeti böyle bişey olurdu sanırım.
Kitabı storytell’den yazarın kendi sesinden dinledim. Kitabın kurgusu çok güzel. Derin bir tarih bilgisiyle yazılmış. Ama anlamadığım bir iki şey var:
- Yazarın diğer kitaplarına göre oldukça derin tarih bilgisi var bu kitapta, tarz çok farklı. Sanki yazarı bir başkası gibi farklı bu kitap.
- Kitabı okurken cümlenin uygunsuz yerlerinde durak veriyor. Sanki modern şiir okurken mısra aralarında durur gibi. Böylesine derin Türk edebiyatı bilgisi olan biri için hiç beklenmedik uygunsuzlukta duraksamalar, sanki kendisi yazmamış gibi cümlenin anlatımını bozuyor, hatta dinlerken insanın sinirini de bozuyor. Sanki şiirsel bir hava katmak için çok yapay bir tarz eklenmiş.
Ama kitabın içeriği çok kaliteli, o zamana özgü şahane ayrıntılara yer verimmiş. Yazanın bilgi birikimine hayran oldum.
Babannemin babası da Yemen’de askerlik yapmış ancak esir düşmüş ve sonra esir kampından kaçarak Adana’ya dönmüş… Ve fakat döndüğünde aklını kaybetmiş diye anlatırlar hep… artık deli mi oldu veli mi orasını Allah bilir… İşte bu sebepledir ki bu hikaye yüreğimi yaktı… Berrak hanım gerçekten harika bir yazar bu okumadığım son kitabıydı ama benim için en sarsıcı olanı..Çok teşekkürler
Storytell’den Yazarin kendi sesinden keyifle dinledim. Zihniminizin , santilarimizin bizi nasil da tuzaklara dusurdugunu cok edebi bir dille ve tarih bilgileriyle susleyetek anlatmis. Aciyi, izdirabi tasvir edisi derin hisler yaratti.
Çok güzel bir kitap. Osmanlı ordusunun Yemen den geri çekilirken yaşadıkları acı, zorluk ve çileyi ayrıntılı tasvirlerle anlatan bir kitap…Bu koşullarda, bu acılar içinde herşeyini kaybetmişken; Rabbini, hakikati bulan Tevfik bey…