Okuru karlı bir günde Tahran sokaklarına götüren “Başa Dönemeyiz”, Modern İran Şiiri’nin öncülerinden şair Furuğ Ferruhzad’ı, hayatındaki dört erkeğin gözünden anlatmayı deniyor. Anlatıcının sesiyle Furuğ’un sesinin birbirine eşlik ettiği Makbule Aras Eyvazi’nin bu ilk romanı, iç içe geçen biyografi-belgesel-kurmaca kimliğiyle, “Ataerkil bir toplumda, kadının birey olabilmesi, varoluşunun kenar çizgilerini kendi iradesiyle belirleyebilmesi önünde ne tür uyuşmazlıklar ve çelişkiler baş gösterir?” sorusunu usulca kurcalıyor.
1972’de doğdu. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu, aynı fakültede Eski Türk Edebiyatı alanında yüksek lisans yaptı. Farsça öğrendi ve Türk edebiyatının yanı sıra İran edebiyatıyla da ilgilenmeye başladı. “Varlık”, “kitap-lık”, “Notos”, “Virgül”, “Cumhuriyet Kitap”, “Öteki-siz”, “Ç.N.”, “Sıcak Nal”, Duvar gibi çeşitli dergilerde deneme, eleştiri, inceleme, çeviri ve öyküleri yayımlandı. Yayımlanan çeviri kitapları: “Yeryüzü Ayetleri”, Furuğ (Can Yayınları, 2008); “Kör Baykuş”, Sâdık Hidâyet, (Kırmızı Yayınları, 2015); “Kış Uykusu”, Goli Taraghi (YKY, 2016); Top, Gulam Hüseyin Sâedi (F. Eivazi ile, YKY, 2017); “Bayel Ağıtçıları”, Gulam Hüseyin Sâedi (F. Eivazi ile, YKY, 2017).
Makbule Aras Eyvazi’nin yeni kitabı aynı zamanda ilk romanı olan ‘Başa Dönemeyiz’ de Furuğ’a yoğunlaşan bir eser. Furuğ’un yaşam öyküsünden yola çıkan ve belgelere dayanan bir anlatı. Makbule Aras Eyvazi, kitabın adındaki göndermeye uygun olarak sondan başa doğru Furuğ’un yaşam öyküsündeki önemli dönüm noktalarına odaklanıyor. Arka kapakta belirtildiği gibi Furuğ Ferruhzad’ı, hayatındaki dört erkeğin gözünden anlatmayı deniyor. Furuğ’un sevgilisi, yaşam arkadaşı “Şahî” diye anılan İbrahim Gülistan, boşandığı eşi, oğlunun babası Perviz Şapur, erkek kardeşi Feridun Ferruhzad ve babası Albay Muhammed Ferruhzad söz alıyorlar. Onların sözlerine Furuğ’un sesi, anlatımları ve şiirleri karışıyor. ‘Başa Dönemeyiz’ karlı bir kış günü başlıyor. Furuğ’un ölüm haberi gelmiştir. 13 Şubat 1967 tarihinde öğleden sonra saat 14.30'da stüdyoya gitmek için hızla seyir halindeyken karşısına çıkan okul aracına çarpamamak için direksiyonu kıran Furuğ, aracından fırlayıp, boynunun kırılmasıyla 32 yaşında hayata gözlerini yummuştur. Doğuda yaşanan her ölüm gibi Furuğ’un ölümü de kuşkuyla karşılanır. Sonuçta genç, muhalif, şiir ve sinema yapıtlarıyla kitleleri etkileyen öncü bir kadın ölmüştür. Hele o sizin en yakınınız, en sevdiğinizse bu ruh hali daha da ağır basar. Furuğ’un ölüm nedeni hep tartışma konusu olacak. Siyasi bir suikasta kurban gittiğini de intihar mıydı diye de düşünmek mümkün. İntihar söz konusuysa yakınları ister istemez neden fark etmedim diye düşünür ve son günleri sorgular. ‘Başa Dönemeyiz’de de son günler, Furuğ’la son buluşmalar, son görüşmeler ve son sözler ağır basıyor kaçınılmaz olarak. Furuğ’un yaşamında olumlu ya da olumsuz anlamda rolleri olan dört erkeğin belleklerinde bir yolculuğa çıkarıyor bizi yazar. Furuğ ile yaşadıklarını, hoş ya da buruk, üzücü anılarını hatırlarken yaşam muhasebelerine giriyorlar. Onu gencecik yaşta ölüme götüren nedenleri sorguluyor, bu nedenlerde kendi paylarını anlamaya çalışıyor, anlatının adına uygun olarak kendilerine başa dönebilir miyiz diye soruyorlar. Makbule Aras Eyvazi şiirlerle karmış anlatısını, şiirsel bir üslup ortaya çıkmış. Hüzün daha ilk satırdan benliğinizi sarıveriyor. Zaten Furuğ’un yaşamının ve ölümünün ne kadar trajik olduğunu biliyorsunuz. Bir de anlatımın ağıtsal şiirselliği katılınca bu duygu daha da ağır basıyor. İçsel hesaplaşmaların imge ağırlıklı olması normal. Bu anlatım tarzını sevdiğimi söylemeliyim. Tek çekincem Furuğ’un sesiyle, sözüyle diğer anlatıcıların söylediklerinin birbirine karışması. Belki yazar özellikle bunu tercih etti ama Furuğ’un kişiliğini, yaşam öyküsünü iyi bilmeyen bir okuyucunun bu ayrımı yapması kolay değil. Furuğ’un sözlerini italik yazmak gibi kolay bir çözüm tercih edilse daha iyi olmaz mıydı, bilemiyorum. ‘Başa Dönemeyiz’ kısa, etkileyici, insanı yüreğinden vuran bir metin. Kahramanının Furuğ olduğu bilinmeden okunsa da edebi olarak güçlü. Furuğ’un trajik ve kısacık yaşamına ayrıntılara girerek nüfuz etmenizi, onun kaybının verdiği acıyı yaşatan bir anlatı olarak da etkileyici.
İranlı Şair Füruğ Ferruhzad'ın hayatı 4 erkeğin gözünden aktarılıyor. Hayatının bütün bir döneminde ziyade şairin genel ruh haline odaklanan eser bu anları, eşi, sevgilisi, babası ve kardeşinin hikayesinde bir anlatıcı vasıtasıyla aktarır. Yer yer anlatıcıya Füruğ'un sesi de eşlik eder. Kitap özünden şairin yalnızlığına odaklanmış satır aralarından sızan hikayeler edebiyatımızdaki Nilgün Marmara ve Tezer Özlü'nün yaşam hikayelerini anımsattı. Makbule Aras Eyvazi çok sevdiği bir şairin ardından sessiz bir isyan kaleme almış.
The life of Iranian poet Forough Farrokhzad is told through the eyes of 4 men. The work, which focuses on the general state of mind of the poet rather than the entire period of his life, conveys these moments through a narrator in the story of his wife, lover, father and brother. Forough's voice accompanies the narrator in some places. The book focuses on the poet's loneliness from the core, and the stories leaking between the lines reminded us of the life stories of Nilgün Marmara and Tezer Özlü in our literature. Makbule Aras Eyvazi wrote a silent rebellion after a poet she loved very much.
şiirle birbirimize bir şans daha vermeye karar verdik ve furuğ’u seçtik. makbule aras çevirisine ha başladım ha başlayacam derken bu romanı rafta gördüm ve tabii havada kaptım.
hayatındaki dört erkeğin (boşandığı eşi, sevgilisi, erkek kardeşi ve babası) gözünden furuğ’un ölüm haberi ve cenazesi işleniyor. tekniğine bayıldım; belgesel ve kurmaca arasında salınması yetmiyormuş gibi furuğ’un sürekli lafa karışmasıyla, şiirlerinden alıntılarla ve kısacık hayatının dönüm noktalarına yumuşak geçişleriyle sağlam bir roman. furuğ şiirleri için beni ayrıca heveslendirdi.
yalnız son iki bölüm pek olmamış. furuğ’un babasını bir kenara bırakırsak romana hareket sağlayan diğer üç adamın her biri iran toplumunda epey “karakter” celebrity’ler. sonlarda işlenen ve böyle bir malzeme sunmayan furuğ’un diğer kardeşlerin karton varlıkları romanı aşağı çekmiş. sanki bu bölüm komple çıksa anlatı hiçbir şey kaybetmez ve hatta daha vurucu hale gelir diye düşündüm.
sırf çevirmenlik kredisinden ötürü kötü öyküleri, romanları basılan yazarlar var. makbule aras kesinlikle onlardan biri değil. yky’den çıkan öykülerine bilahare eğileceğim.
Ah be! Uzun zamandır bir kitap beni böyle etkilememişti. Erkek otoritesine dayanan tüm düzenlerin altındaki sorunlar benzer süreçlerden ve ortak acılardan geçiyor. Hepsinin boyu devrilsin desem, merhametli ve sevgi dolu olanlara haksızlık olur. O yüzden olumlu pencereyi açıp ordan bakıp, evlatlarına, eşlerine ve annelerine sevgi ve saygı duyanların ve duygularını iyi niyetle sunanların yolu aydınlansın diyorum. Ne der Usta; "Sevgi bir insanın dışına taşırabildiği bir şey, dışına verebildiği bir şey. (Gülerek) Hoş, sevgisizlik de belki öyle, insanın dışına taşırabildiği bir şeydir ya, biz sevgiyi konuşalım gene." #bilgekarasu 🕊️
Yazar, İranlı şair Furuğ Ferruhzad’ın ölümü sonrası hayatındaki dört erkeğin ağzından kendilerine özgü vedalarını anlatıyor. Sevgilisi, eski kocası, babası ve erkek kardeşi. Her birinin kendine özgü bir düşünce dünyası ve Furuğ algısı var. Bu farklı karakterlerin tek bir kalemden çıkmış olmalarına rağmen karakterlerindeki ve düş dünyalarındaki ayrışmanın kitaba mükemmel yansıması, yazarın profesyonelce kişilik tahlili yaptığını ve bunu kalemiyle çok güzel işlediğini gösteriyor. Sinema filmi izler gibi gözümün önünde her sahnesi canlanan ve bir solukta okuduğum bir kitap oldu. Kaleminize sağlık Makbule Aras Eyvazi.
Furuğ Ferruhzad'ın hikayesi 4 farklı adamdan dinliyoruz erkek kardeşi,eski kocası,babası ve sevgilisi... 4 ayrı adam 4 farklı iz... Babasının despotluğu,eski kocasının kılıbıklığı,erkek kardeşinin bunalımları ve çok sevdiğim sevgilisinin kendisi kadar sevemeyen sesi... Furuğ içinde yaşadığı şiir aşkı ve bunalımları yaşadığı dönemde bile ayrıksılığı
Ve cenaze namazını bile kıldırmaya tenezzül etmeyen mollalar yaklaşan islam devrimi sesleri iyi ki de ölmüşsün Furug ne yazik ki çok sevdiğin kardeşin Feridun bu devrimin canavarca kurbanı olmuş.
İçimde bana kahır olan hisleri kelimelere öyle huzurla dökmüş ki, onların benliğimin en hususi parçası olduğunu öğrendim. Teşekkür ederim bu kitap için🌸