Jump to ratings and reviews
Rate this book
Rate this book
Plotinos’tan Ricoeur’e Spinoza'dan Weil'e Tanrı'nın Öyküsü
“Tanrı’nın özü, hayalgücünün nesnelleştirilmiş özüdür. Tanrı kalbin arzuladığı ve heves duyduğu her şeydir.”
Feuerbach
“Tanrı ya vardır ya da yoktur. Hangi tarafa yöneleceğiz? Çekinmeden Tanrı’nın var olduğu üzerine bahse girin!”
Pascal
“Gerçekten de biz filozoflar ve ‘özgür ruhlar’, ‘yaşlı tanrı’nın ‘öldüğü’ haberi karşısında yeni bir şafağın ışıklarıyla uyanmış gibi hissediyoruz: Kalbimiz minnettarlıkla, şaşkınlıkla, önseziyle, bekleyişle dolup taşıyor...”
Nietzsche
“Sen, Tanrım, öylesine gerçek bir şekilde varsın ki, var olmadığın düşünülemez bile ve doğru olan da budur. Çünkü senden daha iyi bir şeyi düşünebilecek bir zihin olsaydı, yaratılmış olan yaratıcısından üstün olurdu.”
Canterburyli Anselmus
“Senin için sessizlik övgüdür.”
Musa Bin Meymun
“Şeyler Tanrı tarafından meydana getirildikleri biçim ve düzenden başka hiçbir biçim ve düzende meydana getirilemezlerdi.”
Spinoza
Tanrı kimdir? Her şeyden daha üstün olan ve varlığı hiçten yaratan bir Tanrı mı? Evreni yaratıp köşesine çekilen bir varlık mı? Yoksa kuluna şah damarından daha yakın olan bir dost mu? Felsefenin merkezî sorularından olan Tanrı’nın neliği sorusu bu kitapta filozofların temel metinleriyle ele alınmaktadır.

256 pages, Paperback

First published January 1, 2003

2 people are currently reading
21 people want to read

About the author

Marie-Frédérique Pellegrin

11 books3 followers

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
0 (0%)
4 stars
8 (88%)
3 stars
1 (11%)
2 stars
0 (0%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 2 of 2 reviews
Profile Image for Vedat Hayri Adivar.
248 reviews6 followers
September 10, 2023
Gerçek Tanrı neden daha erken bir vakitte gelmemiştir? Neden insanları uzun zaman boyunca batıl inanç ve hata içinde bırakmıştır?..
Felesef, hakikatin dolaysız bir edinimi değil, arayışıdır…
Aklım tanrısına sevgi duyulamaz ve dolayısyla inancın nesnesi olmadığından, gerçek anlamda var değildir…
Tanrı, en üstün büyüklük ve tarif edilemez olandır…
Kalbinizde söyleyin (düşünün) ve sessiz kalın…
Dindar insan imgesel olarak mutludur; her şeye her zaman in nuce (kısaca) sahiptir; ihtiyacı olan her şey hazır haldedir. Fakat kültür dışa bağlıdır ve farklı gereksinimleri vardır, çünkü yaşamın ve duyulur bilincin sınırlarının dinsel imgelemin büyüsel gücüyle değil, duyulur ve gerçek etkinliğin kendisiyle ötesine geçer…
Profile Image for Yahya.
211 reviews21 followers
November 29, 2025
Daha önce Corpus serisinden Aşk üstüne olan kitabı okumuştum. Bu ikinci kitap Tanrı üstüne. Hem semavi dinlerdeki tek Tanrı anlayışı hem de Antik Yunan'daki tanrılar baz alınarak hazırlanmış. Günümüze kadar felsefe ve teolojideki Tanrı anlayışını gelişimini takip edebiliyoruz. Zor bir metin. Hem felsefe hem de teoloji ile ilgili altyapı istiyor. Her ne kadar yazar filozofların genel görüşlerini eserlerinden pasajlar eşliğinde vermeye çalışsa da okuması zahmetli. Zaman ve emek gerekiyor. Bazen tekrar tekrar okuma istiyor. Ben severek okudum ama herkese hitap eder mi bilmiyorum. Gerçi bu tarz metinler zaten belli bir hedef kitlesine yönelik.

"Tanrı'nın doğal bilgisi üzerine bu tartışmalar, insanın her şeyden önce kültürden yani kurumsallaşmış dinlerden önce gelen doğası üzerine çok sayıda soruşturmaya zemin hazırlar. Bunu, günah ve Tanrı'nın bilgisi sorununu dile getiren Kitab-ı Mukaddes'in antropolojisinde buluruz. Gerçekten de Adem'le ilgili olarak temel bir sorun ortaya konur: Üç büyük tektanrıcı dinin teologlarının tamamı, Tanrı'nın doğal bilgisinin onu gerçek anlamıyla kavrayabilecek yeterlilikte bir boyutu olduğunu inkâr etseler de, aklın bu yetersizliği yalnızca günahın sonucu değil midir? Başka bir deyişle, Adem cennetten kovulmadan önce Tanrı'sı hakkında ne gibi bir kavrayışa sahiptir? Oysaki bir şekilde, Adem'in Tanrı'yla doğrudan bir teması olduğu için imana ihtiyacı olmadığını fark ederiz. Dolayısıyla bu durum aynı zamanda şüphe ve umudu da gereksiz kılar. İlki Tanrı mevcut olduğu için, ikincisi ise geçmişte kalmış bir mükemmel hâlin özlemini varsaydığı ve dolayısıyla da insanı yalnızca günahından sonra ilgilendirebileceği için."
"Günahtan sonra, teolojiye göre hakikate sahip hale gelen vahiydir. Fakat bu noktada, onun felsefi girişimle uyumlu olup olmadığını, sorabiliriz. Gerçekten de hakikat arayışının yalnızca bütünüyle felsefi olmasından dolayı, hakikat ile hakikat arayışını birbirinden ayırmak zorunda değil miyiz? Felsefe, hakikatin dolaysız bir edinimi değil arayışıdır."
Displaying 1 - 2 of 2 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.