“İstediğim şey, futbolcu olma hayali kuran genç kardeşlerime ve çocuklarının futbolcu olmasını isteyen anne-babalara bu ülkenin futbol ikliminde nelerle karşılaşabileceklerini anlatmaktı.”
Genç yaş kategorilerinde bir yıldız adayı olarak başlayan, bir türlü beklenen “patlamayı” yapamayıp sıradanlaşan bir üst düzey futbolcunun kariyeri... Trabzonspor’da başlayan bu kariyerin yolu, genç ve ümit milli karmalar dışında, toplam on beş takımdan geçti. Ülke futbolunun en üst basamağı olan Süper Lig’den sonra, onun altındaki 1. Lig’i de gördü ve 35 yaşında bir alt ligi, 2. Lig’i tecrübe etti. Hayal kırıklıklarıyla, düştüğü yerden kalkmalarla, ümitlerle ve isyanlarla dolu bir hikâye... Bir ucunda “düşen kristal bir bardak” olmak var, diğer ucunda “Şampiyon Keleşnikof”...
Ergin Keleş, Türkiye’nin futbol âleminin filtresiz fotoğrafını çekmiş. Futbolcuları, teknik direktörleri, menajerleri, hakemleri, taraftarları ve endüstrinin görünmeyen “köle” emekçilerini anlatıyor. Romantize etmeden ve en önemlisi, neşeyle...
Hayalinde roman kahramanlarından ideal on bir kuran bir futbolcunun kaleminden...
Aktif oyunculuğu döneminde adını duymadığım, Socrates Youtube kanalında program yapacağını öğrendiğimde araştırıp ulaştığım futbolcu Ergin Keleş’i yakından tanımamı sağladı bu kitap. Alt yaş kategorilerinde başladığı futbol sevdası bilge hoca Özkan Sümer ile tanışmasıyla başka bir seviyeyeye gelir. Minik ve genç takımlarda gösterdiği etkileyici performans ile profesyonel kariyeri başlar.
Özellikle milli takımlarda yaşadığı başarılar sonrası Trabzonspor’da el üstünde tutulacağını düşünse de fevri çıkışları ve form düşüşleri kiralık olarak çeşitli takımlara gönderilmesine sebep olur. Trabzon’a geri döndüğünde ise formayı alabilmek için ciddi bir rekabete girmesi gerekecektir. Takımın form grafiği ile kişisel oyunu inişli çıkışlı bir seyre girecektir.
Futbolun sadece saha içi dinamiklerini değil antreman, özel hayat, soyunma odası, yedek kulübesi gibi diğer önemli bileşenlerini de açık yüreklilikle paylaşıyor. İletişim konusuna çok önemli parantezler açarak insan ilişkilerinin futbol kariyer yolculuğunu belirleyen etkenler arasında olduğunun altını kalın bir biçimde çiziyor. Transfer bilmecesinin çok bilinmeyenli bir denkleme nasıl dönüştüğünü de kendi geçmişi üzerinden içtenlikle irdeliyor.
Haksızlıklara karşı sessiz kalmayı reddeden mizacı, bozuk düzene karşı aldığı Don Quijote tavrı, belirsizlik ve bilenmeyene duyduğu isyankar ruhu onun çeşitli kulüplerde yaşadığı ilginç hikayelerin başrolü haline getiriyor. Nerede başlayıp nerede duracağını bilemediği tezcanlı karakteri başına olmadık işler açıyor. Bununla birlikte futbolun “dar kalıplarına” sığmayan araştırmacı ve sorgulayıcı yanı onu meslektaşlarının önemli bir bölümünün önüne geçiriyor.
Ülke futbolunun içinde bulunduğu yabancı kontenjanı, menajer manipülasyonu, kadro ve hoca istikrarsızlığı, Avrupa hüsranları, iş bilmez yönetimler, altyapı ve gençlerin dışlanması gibi yapısal sorunları da cesaretle seslendiriyor. Özellikle “Bir başkasının yazdığı ve yazmaya devam ettiği hikayeden kelimeleri kendi hikayenize katmazsınız, sahada kendi söz ve kelimelerinizle konuşmalısınız.” cümlesiyle genç ve büyük hedefler koymuş yıldız adaylarına önemli bir mesaj veriyor.
Türk futbol ekosisteminin tüm paydaşlarına ilişkin yaptığı tespitler nokta atışı ölçeğinde olgulara işaret etmektedir. Maalesef düzelmesi oldukça zor olan sorunların varlığını çıplak gözle görülür hale getirmek istemiş ve bunu da büyük oranda başarmıştır.
Futbola ucundan kıyısından dokunmuş herkesin ilgisi çekebilecek, keyifli, akıcı bir kitap. Birkaç saat içinde bitirdim, bol bol güldüm. Keske buna benzer daha çok kitap olsa...
Sanki 35 yaşındaki Ergin Keleş ömrünün %80'ini futbola değil de yazarlığa vermiş. Belki de fazla abarttım. Fakat okumaya başlayınca neredeyse bitirene kadar başına kilitleyip, okutan bir kitaptı benim için. Neredeyse öyle de oldu. 2-3 gün içerisinde bitmişti. Anlatımı ve anlattıklarıyla samimi, okunması keyifli ve kendiniz ile ilişkiler kurduran, bolca empati yaptıran bir otobiyografi. Yalnızca futbol ile ilgi değil aslında anlattıkları, almak isteyen insana hayatın bir çok noktasında tecrübe verebilecek bir kitap.
Denk geldi. Bu ara üstüste yerli futbolcu otobiyografileri okudum. Bu okuduğum ilk otobiyografi olan, Tümer Metin'in Metin Olmak kitabının yanında, gerek üslup gerek içerik olarak Şampiyonlar Ligi seviyesinde kalıyor. Ergin Keleş'in futbol kariyerinde bir türlü parlamayan yıldızı, yazın alanında parlamasına engel olmamış. Kitap okuyan futbolcular iki elin parmaklarını geçmez. Otobiyografi yazanları da zaten sadece iki tane. Maalesef Türkiye'de futbol ahmaklar tarafından yönetiliyor ve yine çoğunlukla ahmaklar tarafından izleniyor. Bunu değiştirmeden, geleceğe dair herhangi bir umut yok.
"Kendinizi ait hissettiğiniz bir yerden, hele de birçok şeyin yarım ya da eksik kaldığını düşünerek ayrılmak hiç kolay değildir. Fakat başınıza gelen olayların sorumluluğunu üstlenmek zorundasınızdır. Eğer ilişkilerinizi düzletme fırsatınız varken bunu tercih etmeyip her şeyin öylece kendiliğinden yoluna gireceğini, böylece egonuz ve kibriniz yara almadan hayatta kalacağınızı sanırsanız, o zaman benim yaptığım gibi yeni bir takım bulmak için girişimlere başlarsınız."
Başarmak, kazanmak, omuzlarda olmak güzel ama insan yaşarken tüm bunların yıllar sonra sadece gülümsemeye sebep verecek birkaç anı olacağını bilemiyor tabii. Her şey soğuyacak, dağılacak ve zamana karışıp buharlaşacak.
Bu kitabım ilk üç çeyreğinde anlatılan hikayeler yalnızca futbolla ilişkili değil. O hikayelerin hitap ettiği kitle çoğunlukla genç sporcular gibi gözükse de aslında herhangi bir mesleğe uyarlanabilir. Kitabın son çeyreği ise kavramlara bölünmüş durumda. Bu zıtlık kitabın bütünlüğünü zedelemiş ve bence röportajlar, hakemler, taraftarlar gibi bölümler ilk üç çeyreğe tutarlı bir şekilde yerleştirilebilirmiş.
Genel olarak okuması kolay ve keyifli bir kitap olmuş. Bu kitabı bir futbolcunun yazmış olması beni epey şaşırtıyor. Umarım Ergin Keleş, ülkemizdeki diğer sporculara da örnek olur ve bunun gibi daha çok yayın okuma fırsatımız olur.
Kitap genç sporcular için müthiş bir başvuru kitabı. Entellektüel yanını zaten bildiğimiz Ergin Keleş kendi geçmişiyle içtenlikle yüzleşmiş ve Futbol camiasının bir portresini çizmiş. Kanaatimce bu kitabı yazarak Türk futboluna, futbolculuğunda olduğundan daha fazla katkı sağlayacaktır. Kitabın sonundaki roman kahramanlarından kurduğu ilk 11 ise inanılmaz bir yaratıcılığının ürünü.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Kariyerinde başarısız olmasını en doğal ve nesnel şekilde anlatmış Ergin. Sadece futbol olarak bakmamak lazım, kariyerin başında kurulan hayallerin yıkılabileceğini ve bunun nasıl hissettirdiğini dürüstçe anlatması açısından herkese faydalı olacağını düşündüğüm bir kitap.
Alt liglerinde de forma giydiği Türk futbol camiasına ışık tutması bir yana, edebiyat tutkusu sayesinde son derece akıcı bir dille otobiyografisini yazmış olması Ergin Keleş'i benim gözümde çok yukarılara taşıdı. Umarım kariyerinin ilerleyen dönemlerinde de aynı heyecanla yaşadığı olayları aktarır.