“Şamanizmde tehdit dış dünyadan, şamanın, yani doğaüstü bir konuma sahip koruyucunun koruduğu bir topluluğa dışarıdan gelirken; cadı, ‘içerideki düşman’dır.”
Sibirya, “klasik Şamanizmin beşiği”, doğduğu yerdir. Binlerce yıl önce Sibirya-Asya taraflarından boy birlikleri, Karadeniz’in kuzeyine, oradan Balkanlara, Avrupa’nın kuzeyine ve iç kısımlarına kadar göç edip yerleşmiş. Aynı coğrafyadan çıkan Türkler, Altay Dağları çevresinden güneye, buradan İran’a, Anadolu’ya ve Ortadoğu’ya kadar uzanmış. Uzun zaman önce aynı coğrafya ve inanç kaynağından beslendiğimiz kültürlerdense maalesef neredeyse hiç haberimiz yok. Bunların başında Fin, Eston, Saami ve Macarlar olmak üzere Fin-Ugor dilleri konuşan çeşitli halklar geliyor. Sibirya’dan Balkanlara uzanan çok geniş bir hat üzerinde yaşayan çeşitli toplulukların Şamanizm, cadılık ve büyücülük hakkındaki inanışlarını derlediğimiz bu serinin okurlarımızın meraklarını tatmin etmesini, onlarda yeni meraklar uyandırmasını, kültür tarihine, antropolojiye ve folklora ilgiyi artırmasını temenni ediyoruz.
Bu seride gelenekselleştirdiğim üzere eseri oluşturan makaleleri, yazarlarını ve çevirmenlerini listelemekle başlayayım:
1- Friuli’den Sibirya’ya Ruh Yolculuğu - Carlo Ginzburg (Çeviren: Emek Akman) 2- Ginzburg’un Geniş Benandanti Ailesinde Cinsiyetler - William Monter (Çeviren: Emek Akman) 3- Şaman Kostümü ve Önemi - Uno Harva (Çeviren: İlker Artıran) 4- Kuzey- Avrasya Halkları Arasında Ana Kültü - Yu.B. Simçenko (Çeviren: Hayrettin İhsan Erkoç) 5- Kazım Nehrinden Dişi Bir Ruhun Temsili - Z.P. Sokolova (Çeviren: Gülşah Göktaş) 6- Eski Türkçede Şaman Sözcüğü Üzerine Bir Not - Peter Zieme (Çeviren: İlker Artıran) 7- Doğanın Toplumsallaştırılması ve “Doğa Üstü”nün İcadı Olarak Kültür Şamanist Sibirya’dan Örnekler - Roberte N. Hamayon (Çeviren Ceren Deniz) 8- Güney Sibirya’da Türkçe Konuşan Telengitlerin Kara Şamanları - David Somfai Kara ve Laszlo Kunkovacs (Çeviren: Dila Elmas) 9- Finlerin Büyü Şarkılarında Sergilenen İnançlar - John Abercromby (Çeviren: Gökçen İleri) 10- Halüsinojenlerin Kullanımı ve Fin-Ugor Halklarının Şamanistik Geleneği - L.G. Czigany (Çeviren: Erhan Şen) 11- Finlandiya Cadı Mahkemeleri - Marko Nenonen (Çeviren: Songül Köse) 12- Şamanizm. mi Cadılık mı? Taltoslar Yargı Önünde - Eva Pocs (Çeviren: Hakan Mutlu) 13- Macar Taltosları ve Pagan Macarların Şamanizmi Sorular ve Hipotezler - Eva Pocs (Çeviren: Emre Hepdeniz) 14- Saami Şamanizmi - Arktik Boyut - Rune Blix Hagen (Çeviren: Rana Soydan) 15- Kral, Kedi ve Papaz. Kral 4. Christian’ın Kuzey Norveç ve Kuzey Rusya’nın Saami Şamanların ile Karşılaşması, 1599 - Rune Blix Hagen (Çevirmen: Dila Elmas) 16- Stoikheion, Stuha, Zduhac: Balkanlardaki koruyucu Ruhlar, Hava Büyücüleri ve Tılsım Büyüleri - Eva Pocs (Çeviren: Tuğçe Belkıs Carfi) 17- Doğu Slovenya' da Cadılık - Mirjam Mencej (Çeviren: Berna Ece Gündüz) 18- Geç Ortaçağda Balkanlarda Cadı Mitolojileri - Adelina Angusheva (Çeviren: Dila Elmas) 19- Makedon Halk İnancında Kader Demonları - Vesna Petreska (Çeviren: Rana Soydan) 20- Şaman, Şifacı, Cadı Şamanizm ile Frankonya Halk Büyüsünün Karşılaştırılması Hans Sebald (Çeviren: Ahmet Güzel) 21 Erken Modem Avrupa'da Burchard'ın Strigaesi, Cadıların Şabatı ve Şamanistik Yamyamlık · Emma Wilby (Çeviren: Oğuzcan Acar)
Kitabı oluşturan makalelerin içerikleri son derece değerli ve ufuk açıcı; ancak sonlara doğru ilerledikçe çevirilerdeki aksamalar göz tırmalamaya başlıyor. Durumu birkaç somut örnekle açmak isterim:
“Çiftçiler, tarımda uzmanlaşma konusuyla hiç ilgilenmiyorlar ve ihtiyaç duydukları her şeyi, ortalama 12 dönümle sınırlı çiftliklerinde yetiştiriyorlar. Köylülerin kendi kendine yetme girişimleri sosyolojik açıdan önlemli. Çünkü çiftçiler ya da tüccarlarla etkileşim kurmak için ya pek ihtiyaç yok ya da fırsat yok. Bu nedenle de köylü aileler büyük oranda toplumdan izole yaşar. Dolayısıyla yaşam, güçlü bir şekilde aile merkezli ve aileye bağımlı kalmıştır. (20. Makale, sayfa 342’den alıntı)
Geniş/şimdiki zamanla başlayıp bir anda geçmiş zamana sıçramak akışı tamamen bozuyor ve okuma ritmini baltalıyor. Orijinal metne bakmaya dahi gerek kalmadan, "etkileşim kurmak için ya pek ihtiyaç yok ya da fırsat yok" gibi yapıların mottamot çeviri kurbanı olduğu açıkça anlaşılıyor. Bu yapı Türkçenin doğal akışını bozduğu gibi okuma odağını da dağıtıyor. Alıntıda üstünü çizdiğim dizgi hatasını nazar boncuğu sayıp geçebiliriz; fakat benzer baskı hatalarına diğer makalelerde de rastlandığımı belirtmeden geçemeyeceğim.
Aynı sayfadan bir başka alıntı: “Ancak büyü sistemi artık son safhasına erişti ve hızlıca tarih olmakta.” Hımmmm, peki. :)
343’ten devam edelim:
Frankonyalılann kara "mekanik büyü" aracı, "Musa'nın Altıncı ve Yedinci Kitapları" denilen, köylülüğün nesiller boyu kullandığı bir grimoire [kara büyü kitabı] idi. Buna rağmen, papalığın artık yürürlükte olmayan yasaklı kitaplar listesi lndex librorum banorumda yer alır.”
Buradaki "köylülüğün" ve mantık ilişkisini koparan "buna rağmen" bağlacı, ifadenin belini kıracak düzeyde bir anlatım bozukluğu yaratmış.
Son olarak 21. Makaleden bir örnek (sayfa 381)
Demonolojik çalışmalarda ve cadı mahkemesi kayıtlarında yer alan cadılıkla ilgili yamyamlık tartışmaları, yamyamlık suçlamalarının, klasik dönemden beri Yahudilere, Hıristiyanlara, cüzzamlılara ve çeşitli kafir gruplara karşı kullanılan yaygın bir propaganda aracı oluşuna odaklanıyordu. Daha da önemlisi epistomoljik bir sorunumuz var: Yamyamca cinayete dair, akla hemen demonolojik bir klişe getirmeyen ve elit sürempresyona yönelik halk inancı ile deneyiminden biraz uzak olup içine cadı itirafı yerleştirilmiş bir referans tespit edebilmek zordur. (21. Makale, sayfa 381)
“Sürempresyon” ifadesi için ne desem bilemiyorum…
Son olarak baskı kalitesi: İkinci okumada kitabım dağıldı… Sayfalar koptu, bu konuda da yorumda bulunmak istemiyorum.
Kitabı sevgili MoiKYA ile okuduk. Seriye devam edeceğiz. Kitaplar dostlar okununca güzel. .
Eseri okumaya karar verirken, jarşïmda bambaşka bir dünya açılacağının az çok farkındaydım, ama, bu denli zenginliklere boğulacağımı düşünmemişdim. Özellikle kendi ülkemde sadece cahil insanların inandıkları diye aşağılanan cinci hocalar, falcılar ve pirler ile ilgili özenli çalışmaların olmamasına üzüldüm hem de artık bu tür inanç ve insanlara farklı bir açıdan bakıyorum. Umarım bif gün benim ülkemde de iyice araştırılır bu konular...