Jump to ratings and reviews
Rate this book

Beni Avlayamazsınız

Rate this book
'No moriré cazado' es una adaptación al cómic de la novela homónima de Guillaume Guéraud, que tiene lugar en un pueblo de 1200 almas donde todo son cotilleos, odio y rivalidades ancestrales. Y donde, sin avisar, surge el drama. Cartuchos de carabina en la habitación, un hombre con el tobillo roto en el jardín... Es difícil no dejarse atrapar por 'No moriré cazado'. Cuenta un suceso extremadamente violento, de los que se leen en los periódicos, como pudieron ser el tiroteo del Instituto Columbine en Estados Unidos o el de Puerto Hurraco en España, ambos llevados a la gran pantalla. La violencia del relato está más sugerida que mostrada; para lograrlo Alfred se vale de un efectivo tratamiento gráfico y de una narrativa sobria. "La violencia tiene muchas caras en este relato. El interés para mí era enseñar sus diversas caras", apunta Alfred. Y hablando de la novela inédita en España de Guillaume Guéraud, "Para mí fue una bofetada. Desde las 10 primeras páginas, algo muy fuerte subió en mí. Una sensación que se me quedó varios meses tras la lectura. Una sensación a la que di vueltas durante tiempo y que he querido transmitir".

120 pages, Paperback

First published January 1, 2009

1 person is currently reading
44 people want to read

About the author

Alfred

241 books34 followers

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
75 (27%)
4 stars
128 (47%)
3 stars
51 (18%)
2 stars
14 (5%)
1 star
2 (<1%)
Displaying 1 - 30 of 33 reviews
Profile Image for Rygard Battlehammer.
187 reviews94 followers
December 18, 2023
“Taşralı ahrazlığı bir bizde problem değil, mal her yerde mal!” konulu bir çizgi roman.

Fransız taşrasında geçen kitabımız bir katliam sahnesi ile açılıyor. Kana bulanmış küçük bir düğün evinde, pompalı tüfek ve bir çekiçle çizilmiş şiddet tablosunun ortasında yerde kıvranan, acı içinde anlatıcımızın soğuk, mesafeli düşünceleri bizi karşılıyor. Yaklaşmakta olan polisler, katliamın boyutlarından bahsederken biz de adamı bu pek hareketli güne getiren hikayeyi dinliyoruz.
Hikayenin geçtiği Montagne, bin iki yüz nüfuslu göt içi kadar bir yer. Etrafta sadece bir bağ ve orman, ormana bağımlı bri de kereste fabrikası var. Tüm ekonomik faaliyet de bunlar etrafında dönüyor. Haliyle tekelleşmiş ve kısıtlı ekonomik faaliyetin ortasında, finansal bir baskı altında yaşayan eğitimsiz, doğal olarak da cahil bir grup insanın olması gerektiği üzere, berbat bir korku filmi sahnesi ortam. Şiddete eğilimli, ahlaki tabularla sapkınlaşmış, cinsel şiddetin ve akraba evliliklerinin sık görüldüğü topluluğa, aşırı alkol kullanımı gibi unsurlar da eklendiğinde, durum hiç de iç açıcı bir şekil almıyor.

Ana karakterimiz çevresiyle uyumsuz, içine kapanık ve tek isteği bu insanın içini boğan yerden bir an önce kurtulmak olan genç bir adam. Bölgeye biraz mesafesi olan -ama yeterince uzak olmayan- teknik bir okulda eğitim almış, kendi hayatını, zevklerini, ilgi alanlarını keşfetmeye çalışmış ama kabuğunu kıramamış bir çocuk. Elbette bu hali de bir sorun bu tip bir toplulukta. Örneğin müzik aletleri yapan bir atölyede staja başlamış olması, “müzik aleti yapanlar ibne olur, sizin ufaklık ibne olmasın?” diye karşılanıyor hızlıca. Kendisinin ve kasabanın zorbası Fredo ise hikayede önemli bir karakter. Ağabeyi Arnaud’un biricik arkadaşı, ustabaşı Fredo, ailenin tamamına erişimi olan, toplumun tüm pisliğinin merkezi gibi bir adam. Aslında bir yönüyle kanser hücresine benziyor, çevresindeki herkesi ve her şeyi kendine benzeterek değiştiriyor ve çürütüyor, oğlanı da yavaş yavaş deliliğin bataklığına sürüklüyor.

Hikayenin dönüm noktasıysa köyün delisi Terence. Köyün delisi kavramı beraberinde eziyeti ve zorbalığı getiriyor elbette her gelişmemiş toplumda olduğu gibi. Zihinsel engelli bir insan bu tip bir toplumsal irin kesesinde, elbette giderek yükselen bir şiddetin doğal hedefi haline geliyor. Anlatıcının bağ kurmaya çalıştığı Terence’a -ki bunun için çok bir şey yapması da gerekmiyor, diğer herkes gibi ona tükürmemesi yeterli oluyor aslında- yapılan eziyetler oğlana, bu boğucu fanusu parçalayacak cinnete doğru ilerleyen ivmeyi yaratıyor.


Aslında tüm anlatılanlar fevkalade tanıdık. Domuz çiftçilerinin geleni geçeni kesip biçtiği Amerikan taşrası, İç Anadolunun toplu tecavüz ayinlerine sahne olan bir köyü veya Fransa’nın işkenceci taşralı serserilerini birbirinden ayırt eden unsurlar gayet tali, önemsiz. Cahilliğin içinden doğan şiddet, bastırılmış cinsel arzu ve taşkınlık hep aynı biçimde tezahür ediyor; bok kaşıklayan Fransızlık mı anlatılıyor yoksa eşek siken Anadolu İrfanı mı karıştırıyor insan okurken. Tedirgin edici, boğucu bir sahnede, çirkin koşulların öngörülen sona doğru evrilmesini izliyoruz.

Hikayeyi çizgi romana uyarlayan Alfred’in yaptığı seçimler ise ortaya çıkan işin kalitesini bence ortalamaya çekiyor. Basit çizimlerin kullanıldığı, gerçekçilikten uzak, karakteristik ama abartılı çizim üslubunu çirkin buluyor, yazarın daha iyi eserlerini de görmüş biri olarak bundan pek hoşlanmıyorum. Ancak karakterin ruh haline göre karalamalara dönüşen, anlaşılabilirliğini yitiren, tuhaflaşan çizimler ve anlaşılmaz hale gelen konuşma balonları sevdiğim hareketler arasında. Hikayenin rahatsız ediciliğine katkıda bulunduğu için maruz görülebilir grafikler olsa da eninde sonundayine iyi bir anlatı yaratmaya engel olan da bu çizim biçimi oluyor. Ayrıca bu kadar sert bir konu seçmesine rağmen vahşeti ifade etmede de başarılı olamadığına inanıyor, sembolik olarak ayakkabı göstererek “burada çok tatsız olaylar oldu,” vurgusu yapmanın baya yavan bir hareket olduğunu düşünüyorum. İki dakika Fransızlık yapmasan olmuyor Alfred! Meraklısı için örnek sayfalardan bir kaçını bıraktım okuma notlarında, sayfanın altında görebilirsiniz.


Kitap, Guillaume Guéraud adlı görece üretken ama pek de ünlü olmayan bir Fransız yazarın aynı adlı ( Je mourrai pas gibier ) öyküsünden uyarlama. Aslında pek uzun olmadığını fark edince öykünün kendisini de okumak istedim ancak İngilizce çevirisi yoktu ve ben de Frenkçemle ünlü sayılmam pek. Haliyle sadece kabaca göz atabildim. Kitapta polis sorgusu sırasında katilin sakince olaydan bahsediyor oluşunun vuruculuğu veya adamın katliamdan sonra, Koreli oyuncu Han’ın Dünya Kupası sırasında İtalya’ya attığı golü düşünüyor olması gibi manyakça detayların çoğu yitirilmiş, kurgu büyük ölçüde sadeleşmiş. Bu açıkça hikayeyi biraz aşağı çekiyor. Üstelik hikayenin, çizgi roman standartlarına göre bile kısa oluşu da düşünüldüğünde bu kısım Alfred’in hanesine eksi olarak yazıyor.


Sonuç itibariyle bence ortalama bir çizgi romandı. İyi bir hikaye olmak için gerekenlerin bir kısmını uyarlama esnasında yitirmiş ve yaptığı küçük muziplikler de sonucu ancak ortalama noktasına çekebilmiş. Çok özgün bir konu değil işlenen, aynı işi çok daha iyi yapmış olan filmler ve kitaplar var, yazılmaya devam ediyor. Hikayenin özgün noktalarının törpülenmiş olması, sayfa sayısı konusundaki cimrilik de hiç yardımcı olmuyor. Evet iyi bir cinnet tasviri var elimizde ama işleri bu noktaya getiren setup sıkıcı ve klişe. Yine de okumanın zaman kaybı olmadığını düşünüyorum, bu kadar yavan çizgi roman arasında, hala bir göz atmaya değebileceğine inanıyorum. Yazar hakkında (Alfred) genel bir kanıya varmak için de henüz erken olduğunu düşünüyorum.
Profile Image for John Blacksad.
535 reviews55 followers
June 11, 2022
(Üç buçuktan dört yıldız)

Taşra cehaleti üzerine korkunç bir öykü!

Korkunçluğu öykünün başarısıyla ilgili değil, içeriği ile ilgili. Empati kurabildiğim (dünyanın her yerinden okurun da empati kurabileceğini düşünüyorum) ve bu sebeple rahatsız olarak okuduğum bir kitap oldu. Bu “rahatsızlık” hissi bir olumsuzluk değil. Çünkü “taşra cehaleti” ve sonuçları insanı rahatsız etmeli haddizâtında.

Cehalet, şiddet, suç (günah?) taşrada ayrı bir yuvalanıyor sanki. Şehirde, kalabalıkta da her tür cürüm var ama daha bir gizlenmiş, çeşitli maskelerle aramıza sızmış, toplumdan ve nizamdan gelebilecek tepkilerle şekillenerek iki ileri bir geri ataklar içinde. Taşrada ise daha aleni, daha arsız, maskesiz ve sırıtarak suratımıza, gözlerimizin içine bakıyor (tüm bu günahlar, suçlar, şiddet).

İnananlar için de öyle değil mi? Psikiyatride de böyle sanki. Hepimizin içinde kontrol etmemiz gereken, kontrol ettiğimiz nispette “insan” olduğumuz hayvani, tehlikeli dürtüler, fikirler var. Bunların varlığı, zaman zaman orada olduklarını hissettirmeleri normal. Örneğin çok kızdığınızda birine zarar vermeyle ilgili hayaller zihninizden geçebilir. Fakat zihin bunun ahlaken, dinen, hukuken (…) yanlış, abartılı olduğunu bir otokontrol mekanizması ile kendine hatırlatır. Eyleme geçmesi ise söz konusu değildir. Şiddet, cinsellik, zorbalık gibi dürtüler ne ölçüde kendine yer edinirse insandan vahşi bir hayvana doğru dengesizleşilir.

İşte böyle kendi küçük habitatlarında, belki dışarıdan bir uyaran gelmediğinden, ahlak ve inanca dair mesajlar tatbik edilmediği, hatırlatılmadığından kendi vahşi dürtülerinin norm halini aldığı bir Fransız köyünde geçiyor hikaye. Bu köy pekala Türkiye’de, Şili’de, Kanada’da olabilirdi. Bu yüzden empati kurabildiğimi sanıyorum. Çünkü insanın erdemlerinin ve zaaflarının aynı olduğunu düşünüyorum. Fark burada kurulan dengede, kontrolde, nefis terbiyesinde.

Bu köyün akvaryum gibi sardığı nüfusundan bir genç “boğulursun” diyenlere aldırmadan akvaryum dışında bir yol arıyor ve zaten hissettiği “akvaryumun bir bataklık” olduğu intibaını doğrulamaya başlıyor.

Yazdıklarımdan anlaşıldığı üzere biraz karanlık bir tema. Sinema filmini andıran bir açılışı var. Ne çizimler ne metinleştirme çok etkileyici düzeyde değil fakat yeterli. (Spoiler vermeden söylemek gerekirse) şiddetin doruğa çıktığı noktalarda, çizgilerle ayan beyan ifade etmekten kaçınması hem “bakamayacağım” diye düşünerek (ve korkarak) sayfa çeviren beni rahatlatmış hem de aşırıya kaçmadan fakat anlatmak istediği etkiyi azaltmadan okura ulaştırabilmesini sağlamış. Fazla sürpriz olmadan fakat gerçekçi bir çirkinlikle ve MügeAnliesque (Kafkaesque olursa bu da olur bence) bir olayla insanın çirkin tarafını yüzümüze vurmuş.

Hani bazen şehirden, vahşi iş yaşamından, çevremizdeki kabalık ve umursamazlıktan bıkıp, uzaklara, küçük yerlere, münzevi bir hayata özeniriz ya, öyle zamanlarda bu kitap aklımıza gelebilir. Üzüm ve taze kesilmiş kereste kokulu, güzel fotoğraflar verecek bir bağ köyünün hikayesi bu zira. Hepimiz daha iyi insanlar olmak için, toplumun da iyiliği ve esenliği için çaba sarfetmeliyiz. Kötülükten kaçabilir miyiz, bilmiyorum. Ama savaşabilir, azınlıkta kalması için gayret sarfedebiliriz.

Buraya kadar sabırla okuyan kitap dostlarına da dua edeyim “Allah sizleri iyilerle karşılaştırsın, iyilerden eylesin.”

Hızlı ve kısa bir okuma aslında ama beni düşündürmüş anlaşılan.
Profile Image for Alberto Martín de Hijas.
1,211 reviews56 followers
January 13, 2026
El dibujo de Alfred me parece excelente, y su narrativa logra conducir la trama con solidez, reflejando con claridad la psicología del protagonista. Sin embargo, no me terminan de convencer esas historias que acaban derivando en una exhibición de miseria humana solo para justificar las acciones más extremas del narrador.
Profile Image for Irem Ercan.
269 reviews20 followers
August 25, 2024
terence için içim ayrı acıdı.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Profile Image for MURAT BAYRAKTAR.
395 reviews13 followers
January 29, 2023
3,5 yıldız


Ülke, şehir, köy, mekan, zaman, kişiler değişse de zihniyetin ve cehaletin değişmediğini gösteren başarılı bir grafik roman. İşte bu çizimlerini hiç beğenmediğim fakat hikaye anlatımını ve kurgusunu beğendiğim grafik roman bu cehaletin ve zihniyetin getirdiği kötülüğü anlatıyor. Mortagne isimli bir kasabada geçen olaylar bize ne kadar tanıdık değil mi? Kurulu bir düzen var ve o düzen aslında herkesi harcıyor, kereste fabrikası sadece sahibini zengin ederken geriye kalan herkesi hasta etmektedir. Herkes aslında Terrence' ın farklındadır ama sadece ona kötülük yapmaktadır. Ortada çok belirgin kötülük vardır ve çoğunluk da buna sessiz kalmaktadır. Bu kasvetli ortamı çok güzel çizerek ve başarılı yansıtarak okuyucuyu etkiliyor Alfred.

Bir roman uyarlaması olarak başarılı buldum, romanı okumamış olmama rağmen ana hatlarını ve yazarın vermek istediğini fazlasıyla verdiğini düşünüyorum. Grafik romanın ismini ve kapağını beğendim hikayesi ile çok uyumlu.. Böyle hikayeleri okudukça çoğu zaman insanlıktan umudum gittikçe azalıyor.
Profile Image for Nathalie C..
12 reviews1 follower
August 3, 2018
Verodostojno portretisan život u ruralnoj sredini. Perspektiva glavnog lika upućena je na izvore svog nezadovoljstva i frustracije zbog nemogućnosti da se ostvari kao individua. Dok se glavni lik pojavljuje sa smislom za detalje, sporedne ličnosti kojima je okružen javljaju se kao monotone ličnosti koje su prisvojile zajednički pogled na svet. Individualnost im je neshvatljiva i strana, nepoželjna.
Susret dvojice stranaca koji se upoznavaju ćutke izražava stav da su oni koji su većini stranci, jedni drugima bliski.
Profile Image for Komuniststar.
1,375 reviews34 followers
April 8, 2018
Neću umrijeti kao lovina ili ti kako je otrovna bila moja dolina. Strip je to o otrovnosti malog mista, učmalog i otrovnog i kako je protuotrov na kraju uvik otrov. U doba neprestanog ponavljanja kako je nekad bilo bolje i kako se treba tornat tradicionalnim vrijednostima ovo je izvrstan podsjetnik da je onog puta s dobrim razlogom iza nas i da neke vrijednosti nisu naročito vrijedne, pogotovo za slabe i one koji nisu del te tradicije.
Od prve stranice/kadra priča me uvatila i ni pustila do kraja. Kako se veličina kadra smanjuje povećava se sadržaj u kadru i prije nego je uvodni dio gotov sve je jasno i sve tek treba bit objašnjeno.
Crtež, ritam izmjene i veličina kadra, boje sve je u funkciji priče ispričane iz prvog lica bez suvišnih objašnjavanja i opravdavanja.
Profile Image for Soobie has fog in her brain.
7,210 reviews134 followers
August 3, 2018
Altra storia di autodistruzione...

La storia comincia dalla fine: una strage durante un matrimonio in un piccolo paese della Francia. Il fumetto spiega poi come si è arrivati a quella situazione.

La voce narrante è quella di un ragazzo che studia fuori e torna per il fine settimana al paesello, che è profondamente diviso tra chi lavora in segheria e chi lavora in vigna. Il ragazzo però vorrebbe altro dalla vita, anche se non è sicuro che riuscirà a uscire dalla vita che tutti si aspettano da lui.

Un venerdì il ragazzo non trova ad aspettarlo lo scemo del villaggio, un ragazzo con qualche problema mentale che non dà fastidio a nessuno. Scopre così che è stato suo fratello (della voce narrante) a picchiare il ragazzino per "calmare" un collega cui aveva fatto un torto. Cerca di curarlo e lo medica in qualche modo. Ma sì, per divertirci andiamo a picchiare i disabili...

La settimana dopo, durante il matrimonio del fratello, origlia un discorso dello sposo e capisce che i ragazzi hanno . Di conseguenza, il narratore prende il fucile e spara a tutti.

Come detto questa è un'altra storia di autodistruzione. Di gente nata in un posto maledetto che non riesce - pur volendolo - a uscirne. Il ragazzo ci prova a frequentare una scuola diversa, ma alla fine sa che finirà in segheria anche lui. Non c'è scampo. E la morte potrebbe essere l'unico modo per spezzare il cerchio infame in cui si ritrova.

Però, forse le storie di auto-distruzione non mi piacciono perché non c'è speranza. Perché mostrano che non si riesce a sfuggire dal luogo in cui si nasce - o in cui si cade. sounds familiar.

Neanche i disegni di Alfred mi sono piaciuti. Non sono kawaii, anzi, sembrano riflettere anche loro la bruttezza del piccolo paesino.

Va beh, tanto l'ho letto a sbafo.
Profile Image for Vanja.
364 reviews19 followers
September 24, 2017
Neću umrijeti kao lovina,
Fibra, 2017.

Radnja stripa odigrava se u malom francuskom selu Mortagne, gdje su glavni resursi života vinarija Clement i pilana Listrac. Tko radi za jedne, prezire druge. Međutim, svi u kraju bave se lovom te se ponosno drže uzrečice "Rođen sam kao lovac, neću umrijeti kao lovina."
Brat glavnog lika Arnaud i njegov prijatelj Fredo rade u pilani i mjesni su nasilnici. Sudjeluju u čestim malograđanskim tučnjavama koje su im jedini izvor zabave. Pritisnut da se također zaposli u pilani, glavni lik, ujedno i pripovijedač kojem nikad ne saznajemo ime, odbija i slijedi svoj put. Još se jedan lik u selu ne uklapa, a to je Terence, lokalna dobroćudna luda, koja završava na meti Arnauda i Freda jer "bena nije rođena kao lovac." Nakon što Terencea do smrti pretuku, glavni lik uzima pravdu u svoje ruke.
Zanimljivo je što sama radnja, iako brutalna, ne teče pravocrtno, već počinje in medias res - krvoprolićem, da bi nas onda dovela do samih razloga. Crtež je dojmljiv, nimalo "ispoliran", što savršeno paše temi.
265 reviews5 followers
September 13, 2017
A touching graphic novel, narrated by main protagonist, beginning with the massacre and then retracing the steps that brought the main character to it.

Somewhat disturbing, at times certainly with a feeling of exaggeration, but with very solid drawing that helps to build the (bleak) atmosphere. It's a story you want to read, but at the same time, it's pretty depressing. Violent, disturbing and outright mad at some points. Alfred really brought you into the mind of young killer with which you can empathize...maybe it was even too easy to understand his motives and actions.

In my opinion it's well-worth the read, straightforward story of a small village, slowly building the narrative to the violent end with which the story began. Art here is just a plus, upgrading an already good story, making it more atmospheric.
Profile Image for Vittorio Rainone.
2,082 reviews33 followers
September 29, 2017
Storia noir. Storia di follia del contesto che diventa follia (motivatissima) del singolo. Inizia con l'esito, con la mattanza avvenuta. Si sviluppa con l'orrore che ci striscia addosso e ci prende alla testa finchè non vediamo rosso insieme al protagonista. Molto ben scritto (tratto da romanzo di Guillaume Gueraud).
Profile Image for Enis.
285 reviews
June 21, 2022
Alfred karanlık bir dünyayı anlatıyor çizgilerinde. Toplumun ufak bir kesimindeki ahlak kavramanı çürütüyor. İnsanın içindeki yıkımı yaratan duyguların şiddetle her an nasıl buluşabileceğini görüyoruz. Tüylerimiz diken diken oluyor, yaşanan dehşeti görünce. Sanırım her şey içi boş cahil kayıtsızlığıyla ilgili.
Profile Image for Güngezgini.
14 reviews3 followers
July 9, 2023
En başından neler olacağını öğrenerek başlıyoruz kitaba. Bu da karakterin katliamı neden işlediğine dair bir geriye dönüşle anlatıcı eşliğinde aktarılıyor. Beni Avlayamazsınız çizerin önceki eserlerinden daha farklı olsa da, bu kitabındaki travmatik noktaya varan duygusallığın etkisi psikolojik açıdan bambaşka olmuş.
Profile Image for Sovdv.
263 reviews
October 26, 2022
J’avais lu le roman qui m’avait pris aux tripes. C’était mon premier roman de GUÉRAUD et depuis je ne me lasse pas de cet auteur. Avec cette adaptation en BD de son roman éponyme, l’illustrateur apporte une nouvelle lecture intéressante et tout aussi intéressante pour un débat en classe.
Profile Image for Juan Pablo.
16 reviews
May 5, 2017
No me malentiendan: el cómic es una obra de arte maravillosa. Su contenido no raya en el morbo y aunque los hechos narrados resulten mórbidos, su narrativa vuelve la mente de nuestro protagonista una como cualquiera otra. Sencilla, sí, pero fácil de empatizar. Su arte, desde los dibujos al color, es impecable y sobresaliente, con colores que logran hacernos percibir olores y tactos, humo y madera. Medios días y claros del bosque. Lugares despreciables también.

Hasta ahí todo excelente. Sin embargo, es la historia misma la que resulta algo banal. Las motivaciones del protagonista para realizar dicha masacre resultan poco pulidas y superficiales. Quizá sea idea mía, pero el protagonista no muestra situaciones físicas o mentales que lo hicieran verse a sí mismo como alguien que cometería asesinato. Termina siendo una ocurrencia. O quizá no es que no sean sólidas las motivaciones, sino que no están narradas tan adecuadamente.

Dicho lo anterior, la he encontrado una lectura absolutamente disfrutable y digna de una relectura.
Profile Image for Danijel Jedriško.
278 reviews2 followers
March 23, 2018
"Neću umrijeti kao lovina" je uznemirujuće štivo koje me u dosta toga podsjetilo na Von Trierov "Dogville". Možeš u životu biti lovac, a možeš biti i lovina. Ta rečenica predstavlja način razmišljanja u malom francuskom selu Montagne. Po nekom uvrnutom zakonu jačega, oni dominantni su lovci, oni slabi su lovina. Tako se barem pretpostavlja u društvu u kojem je hijerarhija strogo determinirana. Međutim, "Neću umrijeti kao lovina" taj društveni ustroj stavlja pod znak pitanja i na neki način prikazuje revoluciju. Revoluciju s čijim se metodama ne moramo slagati, ali ih možemo razumjeti.

Sjajan strip od kojeg se naježiš. Do katarze.
Profile Image for Diana.
302 reviews7 followers
January 11, 2026
«De 800 m en 800 m, nos fuimos conociendo. Casi sin decir nada. A base de costumbre. || A base de andar el uno al lado del otro por el mismo sendero. A base de atender al canto de los mismos pájaros (…)»

Potente y directo. No es el tipo de historia que suelo disfrutar especialmente, ni tampoco el estilo de dibujo que más me atrae, pero reconozco que aquí ambos elementos funcionan con fuerza y coherencia. Se me hizo corto, como si hubiese querido detenerme un poco más en lo que plantea; aunque al mismo tiempo agradezco que no lo haga, por la dureza de lo que se cuenta.
20 reviews
January 6, 2025
histoire courte mais intriguante, beaucoup de questions se posent à la fin mais ce n'est pas gênant et ajoute au mystère de l'histoire. Les dessins sont simples et vont bien avec l'ambiance décrite un peu rustique.
Profile Image for kvasjespas.
25 reviews
June 14, 2022
the art style dragged me to this book. i read it in one day. it was very bizarre and the atmosphere is captured well. the story is very dark, but overall i enjoyed it despite that.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Profile Image for Mikel Maeztu.
151 reviews5 followers
November 19, 2025
una historia muy bien hilada, ya empieza con lo que será el final y te engancha. despues ves las causas
Profile Image for Camille .
305 reviews185 followers
August 10, 2015
C'est l'histoire d'un massacre, c'est Crime et châtiments à Mortagne, dans la Creuse : la bande dessinée s'ouvre sur les dessins sanguinolents d'un véritable carnage. Il y a des têtes explosées, des yeux vides et des meubles renversés.

L'intrigue en forme d'analepse revient sur les motivations du jeune tueur, le narrateur de l'histoire. Le reste est une histoire sans âge : c'est un petit village avec deux clans qui s'affrontent, c'est une histoire d'amour contrariée, c'est la violence des forts contre les plus faibles et la tentation de la revanche, c'est un mélange entre le mythique et le sordide du quotidien.

Le trait d'Alfred, ses mises en scène hallucinées, font clairement ressentir la poussée de folie du narrateur, et c'est le point le plus fort de cet ouvrage. L'histoire m'a paru à la fois anecdotique et exagérée... Je n'ai pas spécialement envie de lire le roman dont elle a été inspirée.

Je suis tout de même très contente de la découverte du travail d'Alfred, j'y reviendrai, comme on dit.
Profile Image for Vivian Pradels Boutteville.
66 reviews6 followers
June 10, 2014
une histoire rurale, presque sans âge, il y a deux clans et une rivalité, un idiot du village et un narrateur. il y a la mechanceté et la bonté. une histoire horrible ; et il y a la technique d'Alfred. Technique narrative : des images deconnectées de leus bulles et vice versa. Le trait qui s'adapte au propos, se fond dans celui-ci, qui epouse la narration pour ne devenir qu'illustration d'une poésie qui envoûte par son developpement sur deux niveaux : le texte bien-sur, et puis le dessin.
77 reviews
January 23, 2025
À la campagne dans un petit village, il y a seulement deux entreprises : Le Château et la Scierie. Travailler pour l'un revient à haïr ceux qui travaillent pour l'autre. Martial a préféré fuir ces embrouilles mais à la suite d'un élément déclencheur, la violence se déchaine. J’ai bien aimé l’histoire et le dessin.
Profile Image for M-AY.
297 reviews9 followers
March 12, 2011
Adaptation du roman de de Guillaume Guéraud par Alfred… Récit d’un pétage de plomb de ce que je me rappelle… ça se lit sans déplaisir mais, mis à part la (jolie) couverture, le sujet semble quelque peu éculé.
Profile Image for Bruno.
1,158 reviews166 followers
April 17, 2009
Prachtig verhaal; gebaseerd op een roman van Guillaume Géraud, die ik daardoor eigenlijk ook wel zou willen lezen.
Profile Image for VAle.
427 reviews15 followers
January 5, 2013
Mi ha lasciata senza parole. Sono arrivata alla fine quasi senza volerlo, tutto d'un fiato.
Profile Image for Moisés.
271 reviews23 followers
April 24, 2015
A historia non me entusiasma, pero graficamente está moi ben e usa as elipses con moito tino.
Displaying 1 - 30 of 33 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.