TÜM KARANLIK SIRLARI ANCAK İHANET GÜNCELERİ GİZLER.
FAKAT NE GÜNCELER BUNCA İHANETİ YAZMAYA YETER NE DE HER ZAMAN GÖRÜNDÜĞÜ GİBİDİR GERÇEKLER.
Başlangıçta ikiye ayrılmış bir krallıktı Ardel. Batı, Doğu’yu ilhak ettiğinde Doğu’nun her yanı yağmalandı, halk köleleştirilip uzun yıllar işkence ve aşağılanmaya maruz bırakıldı. Doğu halkının tek umudu Doğu Direnişi’nin önderi Prenses Audra’nın geri dönmesi ve hakkı olan tahtı geri almasıydı.
Lilah Tiernan, Batı Ardel’in hayatını mahvettiği onlarca insandan yalnızca biriydi ve bir cinayet suçundan ölüm cezası aldığında hayatı tamamen değişti.
Batı onu kendi halkına ihanet etmeye zorladığında Lilah, kanlı bir taht oyununun merkezindeki isim haline geldi.
Lilah iki ülkenin kaderini ellerinde tutarken kendi halkına ve Doğu Direnişi Komutanı Noah Harrison’a duyduğu sevgi ile yaşama arzusu arasında kaldığında taraf seçmek her geçen gün daha zor bir hale gelecekti.
“İnsan her şeye alışıyor. Bir tek tutsak olmaya alışamıyor. Bir tek özgürlük arzusundan vazgeçilmiyor.”
“… zaten iyi bir yalanın başlangıcı, daima doğrulardan oluşurdu.”
Ardel Kralı iki oğlu için ülkesini ikiye bölüp Doğu Ardel ve Batı Ardel olarak ayırır. Kral, iki prensin de kendi krallığına sahip olacağı için bir sorun çıkmayacağını düşünür ama işler istediği gibi olmaz. Kendi krallığı ile yetinmeyen Batı Ardel Kralı kardeşinin krallığına saldırarak Doğu Ardel’i ele geçirir. Doğulu insanlar sefalet, kölelik, sömürü içinde yaşarken Batılı insanlar refah ve zenginlik içinde yaşar. Doğulu halk bir gün Doğu Ardel’in prensesinin büyüyüp onları bu sefaletten kurtarmasını bekler.
Aradan 14 yıl geçer…
Ana karakterimiz Lilah Batılı bir ailenin yanında çalışan Doğulu sıradan bir kızdır. Yaşadığı evin sahibinin çocuğunu öldürdüğü için ölüm cezası aldığında işler karışır ve Batı Ardel’in gizli ajanı olarak Doğu Ardel’in Direniş’ine girmesi için gönderilir. Kitap entrikalar, yalanlar, sırlar ve ihanetler içinde ilerlemeye başlar. ✨
Distopik kitap okumayı ne kadar çok sevdiğimi İhanet Günceleri’yle tekrar anladım. Özellikle yazım ve anlatım dili bu kadar başarılı olan bir kitap olduğu için de ayrı keyif aldım. 😍 İlk sayfadan itibaren güçlü olan bir kadın karakter okudum. Tüm krallığı parmağında oynatarak bir savaş başlatmasına hayran kaldım. ❤️🔥 Harrison ve Corridan karakterlerine bayıldım! Sayfaları nasıl çevirdim, ne ara bitti anlamadım. Sürükleyici bir distopik seriye başlamak istiyorsanız kesinlikle Ardel’e şans verin! 💚⚔️ Belirli bir yaş sınırı yok. Roman okuyan herkes okuyabilir! 💃🏼 Ellerine sağlık! @siinematakli ✨ İkinci kitabı heyecanla bekliyorum. 🙏🏻
Yazardan okuyacağım ilk kitap olduğu için sıfır beklentiyle başlamıştım ama gerçekten çok sevdim. Kurgu,karakterler,işleniş gayet güzeldi sadece bir kaç yerde diyaloglar çok yapay geldi ama bunun için puan kırmayacağım çünkü yazar gerçekten güzel bir dünya yazmayı başarmış büyük bir merakla ikinci kitabı beklıyorum.
Eğer cümlelerin altını çizmeyi sevseydim bu kitapta deli gibi çizerdim...
Ardel somut dünyada hiç var olmadı belki, Batı Ardel kralı Doğu Ardel'i ilhak etmedi, Lilah diye masum görünen bir casus da iki ateş arasında kalmadı; ama bu kitapta anlatılan, Kâbil ve Hâbil'den beri, insanlığın daima çeşitli türevlerini yaşadığı ve yaşattığı bir hikâyeydi.
Hayatta kalmak için ihanet etmeniz gerekse ne yapardınız? İçinizden kimisi böyle bir oyuna girmeyeceğini, hatta ölüme razı olacağını söyleyebilir. Soruyu şöyle sorayım, ailenizin hayatta kalması için ihanet etmeniz gerekse ne yapardınız? Yalan söylemeniz, kırk tilkiyi kuyruğunu birbirine değdirmeden gezdirmeniz gerekse... Ufak bir olası hatanız masumların kanını dökse?
Ardel bir zamanlar tek bir ülkedir. Adaletli bir kralın yönetiminde yaşar giderler. Şah ve piyonu aynı kutuya koyan ecel onu ziyaret ettiğinde kral, olası taht kavgalarını önlemek için ülkeyi iki oğlu arasında paylaştırmıştır. Ne var ki Batı Ardel'in hırslı kralı, Doğu Ardel topraklarını ilhak eder, kardeşini ve eşini halkın gözü önünde idam eder. Doğu halkı aşağılanır, köleleştirilir.
Özgürlüklerini kaybeden Doğuluların kalbinde Prenses'in umudu, dillerinde ise bir telkin vardır: Bekle. Prenses'in geri dönüşünü bekle. İdam edilen kralın küçük kızı, işgale direnenler tarafından kaçırılmış ve yetiştirilmektedir - en azından Doğulular buna inanmaktadır.
Lilah Tiernan, Batılı bir ailenin evinde hizmetçi olarak çalışan Doğulu bir genç kızdır. Bir gün ellerine kan bulaşır, tıpkı küçükken gülleri toplarken dikenlerin battığı gibi. Evin oğlunu öldürmüştür Lilah. Hisar'a, şehrin kalesine evin oğlunu tutuklu olarak getirilir.
Lilah'nın cezası ailesiyle birlikte, ölümsüzlüğü arayan simyacıların elinde acı dolu bir ölümdür. Ne var ki Serasker Corridan, Lilah'ya ailesinin hayatını kurtarabilmek için bir teklif getirir: Direniş'in içine sızmak, önemli bir belgeyi yok etmek ve Prenses'i öldürmek. Ülkesine ihanet etmek.
Tek solukta okuduğum bu kitapta neredeyse her sayfada altı çizilesi cümleler, akılda kalıcı aforizmalar var. Olayların akışı elinizden bırakamayacağınız kadar hareketli, dolayısıyla hızınızı kesen tek şey "Şu cümle de güzelmiş, not alayım," demeniz olacak. Bu bir casusun öyküsü olduğu için verilen hiçbir bilgiye güvenesiniz gelmiyor. Arka planda kurgu ilmek ilmek örülürken siz de mevcut verilerden yola çıkarak teoriler üretiyorsunuz. Bu eylem güçlü bir haz veriyor ve zevkli bir okuma deneyimi yaşatıyor.
Kitap yarattığı gizemi havada bırakmıyor. Epey tatmin eden, merak ettiğinize değen bir sonla ikinci kitaba kapı açıyor. Bu yüzden iki kez okunması gereken bir kitap - biri merakla, diğeri de her şeyi bilerek. Satır aralarında güç istencinin yozlaştırıcılığı, insanın ne kadar acımasız ve zalim olabildiği, buna karşılık umudun ve cesaretin masum insanın en büyük silahı olduğu hakkında düşündürüyor. Havada kalan fantastik bir kurgu değil bu. Size, hayali bir diyarda da olsa, gerçek Dünya'nın işleyişini anlatıyor ve mücadeleye inandırıyor.
İkinci kitabı hastanın sabahı, şeytanın günahı, Doğu Ardellilerin özgürlüğü beklediği gibi bekliyorum.
Selam millet 👩🏻🦰 Ardel serisinin ilk kitabı İhanet Günceleri ile geldim 🥰 Yazarın kalemini uzun zamandır merak ediyordum ve merak ettiğime tam anlamıyla değdi 😍
Sizin de kalemini merak ettiğiniz yazar var mı ?🤔
🌸Kitabın konusuna gelecek olursak 🌸 Ardel, Doğu ve Batı olarak iki kardeş arasında ayrılmıştır. Batı Ardel’in ihanetiyle Doğu Ardel ilhaka uğrar ve artık onlar köleleri, hizmetlileridir. Doğu Ardel’in tek umudu ise on dört yıldır savaşçı olarak büyüttükleri prensesleridir. Kızımız Lilah, esir düşen bir Doğu Ardellidir. Babası Doğu Ardel’e asker yetiştirdiği için tüm bilgilerini esir hayatları boyunca kızına aktarmıştır. Esir düştüğü yerde suç işlemesiyle simyacılara verileceği sırada Lilah’ı keşfeden Batı Ardel’in baş askeri Corridan kendi silahı haline getirir. Ailesi hapiste ölümü beklerken Lilah’a tek tercih sunarlar ya Preses’i öldürmek için casus olacaktır ya da ailesiyle birlikte ölecektir.
🌸Kitabın yorumuna gelecek olursak🌸 Yazarın kalemine bayıldım. Gayet akıcıydı ki bir günde bitti 🥺Şimdi ikinciyi gel de ikinciyi bekle 😅 Lilah, tam güçlü kadın karakterdi. Amacına ulaşmak için her an maskesinin ardına saklanarak hedefine ulaşmaya çalıştı. Yaşadığı şeyler yılmasına değil de daha çok güçlenmesini sağladı. Ve ah Corridan, sert görünümün altındaki o gerçek ve o son kısım beni bitirdi. En sevdiğim karakter oldu.Çok acil ikinci kitap lazım bana 🥹 Kurulan evren neredeyse kusursuzdu. Bölüm başlarında yazılan o yazıların sonda birleşmesini çok sevdim. Sizlere alıntı bırakarak kaçıyorum 👩🏻🦰
#alıntı 🌸 “Bir Doğu Ardellinin canından başka kaybedecek neyi kalmış olabilir ki?” “Umudu.” Lilah, yeşil gözlerinden âdeta ateş saçarak, “ Umut etmek, çabalamayı ve risk almayı da gerektirir,” diye cevap verdi. “Arkadaşın mucize bekliyor. Ama bu hayatta mucize, kaderin çabalayan insanlara verdiği ödüldür. Önündeki yollara girme cesareti olmayan korkaklar mucizelerle karşılaşamaz.”
🌸 Her şeyini kaybetmiş biri, sahip olduğu sırlara öyle bir sarılır ki, eğer sır dedikleri somut bir şey olsa, dışarıdan bakan biri, onu bir hazine sanabilir. Bir sır, insanın kurtuluşuna da mahvoluşuna da sebep olabilir.
Sinem Ataklı deyince aklına ne geliyor deseler bunu direkt cevaplarım ve bunu başka hiçbir yazarda yapamam, gerçekten... Kadın öyle bir kazıdı ki kafamın içine umut, umut, umut, inanç, inanç ve inanç... Bir insan nasıl bütün kitaplarında aynı duyguyu bu denli hissettirebilir anlayamıyorum.
Çıkmasını uzun zamandır bekliyordum. Çıkınca hemen alıp okudum ve bu kitapta çok güzeldi. Kitabın verdiği vibe çok güzel. Lilah'a bayıldım. Ona yalanlarıyla birlikte bayıldım. Harrisona alışmam normalden bir tık daha uzun sürdü ama sonunda onu da sevdim ama kalbim Corridan için atıyor. VE BUNUN İÇİN SAVAŞA HAZIRIM. Üzgünüm Harrison iyisin hoşsun ama bir Corridan değilsin ama iyisin yine de üzülme. Şimdi aklima Corridan sahneleri geliyorda... Ama nedense yazar Corridanı harcayacak gibi hissediyorum ve BUNUN OLMAMASI İÇİN YAZARI KILIÇ KILICA BİR DÜELLOYA DAVET EDİYORUM. innnssallah sinemcim corridancidirda su yuzumuz bir kez guler. Bunun icin bir dua zinciri baslatiyorum katilirsaniz cok sevap islersiniz tesekkurler.
Tek eleştireceğim şey asıl olaya girmek için olayların bir tık hızlı geçilmesi oldu. Mesela geçen haftaların bazılarını detaylı görsek harika olurdu. Bir de karakterlerin birbirine ilgi duyması bence biraz zamana yayılmalıydı. Bu belki de zamanın '1 hafta sonra' , '5 gün sonra' gibi ifadelerle geçmesinden dolayı da olabilir. Onun dışında dili çok akıcıydı. İnsanın bir süre sonra okudukça okuyası geliyordu. Ben böyle kitaplara 3. bakış açısını daha çok yakıştırıyorum. Verilmesi gereken duygular bence daha iyi verilebiliyor. Aynı zaman da diğer karakterlerin duygu ve düşüncelerini de görmüş oluyoruz. 3. kişi ağzından yazılması benim için çook artı puandı. Kitaba ait bir dilin oluşturulmasıda harika bir detaydı bu arada. Ben kessinlikle tavsiye ederim assiri severek okudum.
2. kitaptan beklentim beni alıp duvarlara fırlatması. Bence olacakta kajsbkaj. 2. kitabı çok çok merak ediyorum hadi bakalım. Dua zincirini unutmayın lutfen. İyi gunler. Hayirli isler efendim.
ay çok heycanlıyımmm acil ikinci kitap istek değil ihtiyaççç
of çok garip bi kitaptı öncelikle bunu söylemem lazım lilahı sevdim mi sevemedim mi bilmiyorum tamam çok zekiydi stratejik deha falan ama yeterli enerjiyi sağlayamadık yani ister istemez o ervinle kurduğum bağı aradım ama asla ulaşamadık darısı ikinci kitaba bakalımmmm zaten plot twist bekliyodum da bu biraz sasırttı beni(pt sasırtmayan bi seymis gibi benim tripler….) neyse spoi vermek istemiyorum ama heniz hiçbir erkek karakter beni çok yükseltmedi ama asla yükseltmeyen biri de varsa o da harrison yani aşırı bayık bi karakter🫢
ÇOK İYİYDİ 🥵 HELE O SON ALLAHIM SANA GELİYORUM OF OF 🥵🥵 İKİNCİ KİTABI SABIRSIZLIKLA BEKLİYORUM ............................................................................ Kan Gülleri'ni okumadan önce bir daha okudum, her şeyi bilerek okumak çoook iyiydi! Cümlelerin arkasında söylenemeyenleri okumak, bakışmaların sözsüz konuşmaların ne anlama geldiğini bilmek aşırı keyifliydi.
Ya az önce upuzun bir yorum yazmıştım ama silindi şu an tüm hevesim yok oldu. Kısaca aklımda kalanları yazıp ağlamaya gidiyorum. Sırlar üzerine inşaa edilen ve sırlarla yürüyen bir kitap olduğu için bunun üstüne yapılan vurgular bir yerden sonra inanılmaz sıktı açıkçası. Bir de kitaplarda tüm sırların son sayfada dökülmesi nefret ettiğim bir şey olduğundan 1 puan kırmak zorunda kaldım ama onun dışında diyaloglarıyla ve karakterleriyle çok zevkle okudum. Sinem Ataklı'nın Proje serisini çok sevdiğimden bu kitapta da ona benzer şeyler göreceğimi sanıyordum ama çok yanılmışım. Ana karakterleri aşırı inatçı ve kendilerine haklı bir güvenleri olması dışında hiç benzemiyordu ve olayların ilerleyişi, bize aktarılış biçimi o kadar farklıydı ki yazarın yeteneğine hayran kaldım. Olay örgüsü Lilah'nın konulduğu pozisyondan ötürü biraz sıkıcı ve monoton kalsa da yapılan konuşmalardaki lafların inceliği ve sessizliklerde ve bakışlarda hafif gizlenen gerçeklerin uyandırdığı merak kitabı sürükleyici kılmış. İkinci kitapta bol olay beklesem de gerçekçi bir direnişin hep aksiyon olmayacağını bildiğim için planlama ve strateji kısmını görmeye de can atıyorum. Tüm kitap boyunca şu şanlı Direniş Lilah'nın da dediği gibi kocaman bir şakaya benzediği için gerçek potansiyellerini görmeyi çok isterim. Buradan sonrası spoiler maalesef. ***************** Başlarsa Lilah'yı Lydia sansam da kitapta sürekli bu isme vurgu yapılmasıyla bu gizemin ikinci kitapta karşımıza çıkacak bir olay olduğuna karar verdim ve aslında baş kızın Audra olduğuna emin oldum. Direniş tarafından yapılan mükemmel bir hamle olmasına rağmen Lilah'nın zihnini geri döndürülemez bir şekilde parçalamış görünüyor, umarım ikinci kitapta kim olduğunu kafasında oturtabilir; düşüncelerini ve sıkıntılarını her okuduğumda gerçekten üzüldüm. Beni şaşırtan bir kısım Lilah'nın kendini yetiştiren aileye bu kadar bağlı olmasıydı. Öldüklerinde yaşadığı acı ve bu yüzden prensesi teslim etmesi onları ne kadar sevdiğine bir işaret. Gerçi şu an düşününce, gerçek prensesi yetiştiren aileyi öldürttüğü göz önüne alınarak bir yerde hapsedilmesi Lilah'nın yapabileceği en nazik şeymiş. Neyse, son sayfalarda yapılan açıklamalardan beni en şoka uğratan şey A.'nın Serasker olması ve kendisinin aynı zamanda Lilah'nın nişanlısı olması. Bu adamın oynadığı 3 boyutlu satrancın hikayesini ayrı bir şekilde okumak isterdim çünkü yıllardır iki nişanlısı ve bin bir farklı sırrı varmış, heyt be. Seraskerin direniş için çalıştığını baştan beri tahmin ediyordum ama taa en başından krallığa yerleştirilmesi asla aklıma gelmezdi. Hector kartlarını çok iyi oynamış, kendisini de diğer kitapta daha ön planda görürüz umarım. Artı 1. Şu an kitabın arkasını okurken Lilah'nın sahte prensesi neden ele verdiğini şu an anladım. Tüm kitap boyunca özgürlüğe vurgu yapan bu kız, canından çok sevdiği ailesini öldüren kıza en kötü cezayı tabiki tutsaklık olarak görür. Neden bu kadar öfkeli olup neden zarar görmeyeceğini bildiği bir yola başvurdu diye düşünüp duruyordum, şu an taşlar yerine oturdu. Artı 2. Eğer Harrison ve Lilah çift olursa ve Serasker ile Lilah aşkı filizlenmezse deliririm. Ailesinin öldüğünü söylediğinde o kadar nazik, o kadar güzel bir adamdı ki. Harrison da süper biri ama dediği gibi, metres olmaktan daha fazlasını hak ediyor.
Ardel taht kavgalarını önlemek için Doğu ve Batı olarak ikiye ayrılmış bir krallıktı. Ancak Batı Doğu'yu ilhak etti. Doğu halkı yapmalandı, köleleştirildi ve uzun yıllar işkencelerle yaşadı. Doğu halkının tek umudu ise Prenses Audra'nın tahtı geri alması. Lilah Batılı bir ailenin evinde anne ve babasıyla çalışan Doğulu bir kız. Çalıştığı evin oğlunu öldürdüğü için ölüm cezası alıyor. Tam bu noktada Batı Ardel askeri olan Corridan devreye girip Lilah'ı kendi halkına ihanet etmeye mecbur bırakıyor. Öncelikle kitaba ve karakterlerin her birine bayıldığımı söylemeliyim. Lilah karakterinin Corridan ile kurduğu planlar, Direniş ile olan ilişkisi ve kendi içinde kurduğu planları görmek mükemmeldi. Lilah planları kurup bunun için adımlar atarken sizde ona yetişmeye çalışıyorsunuz. Kitabın ortalarında "eee ne yapıyoruz şimdi ben anlamadım" modum açık kaldı ama sonra hemen toparladım. Bu planlar kurulurken arkadaşlık ve aşk olmazsa olmaz. Harrison, Lilah ve Drew üçlüsüne bayılmış olabilirim. Özellikle Lilah ve Drew küçük kardeşler gibi kavga ederken Harrison'un; yine neyi paylaşamıyorsunuz diye söylenen bir anne edasıyla ortama giriş yapması mükemmeldi lskdşdkxşckcfk. Aşk kısmına gelecek olursak; umarım bu hikaye de yanan Harrison olmaz... Kitabın başlarında Corridan ve Harrison arasında asla seçim yapamıyor ve ikisini aynı anda seviyorum modumu açıyordum. Sonlara doğru kalbim Harrison'a daha çok kaydı... Bilemiyorum🥲 Yaratılan evrende görülen savaş, politika veya tarihi açıdan olan şeylerin aslında Türkiye veya dünya tarihinde de olduğu için çok daha fazla sevmiş olabilirim. Bu tür olayların kurguya yedirilmesine bayılıyorum ve yazar bunu çok iyi yapmış. Kitabın bana göre eksik kalan kısımlarını da söyleyip bitirmek istiyorum. Kitabın sonu benim açımdan tahmin edilebilir bir sondu. Bunun için kitap harcanır mı? Hayır. Tahmin etmeme rağmen heyecanla okumaya devam ettim. Belki başkası için önemli olmaz ama ben Corridan ve Lilah'ın konuşmalarını daha fazla görmek istedim. Son olarak Lilah'ın güncelerini de daha çok okumak istedim ama çok az geldi onlar. Bana hissettirdiği duygular açısından kitap 5/5 puan alır ancak objektif olarak eksiklerinden puan kırınca 4/5 puan veririm.
"Neleri feda edebileceğini bilmek önemli." "Ve ne uğruna feda ettiğin de önemli. Babam bana bir seferinde, tek başına bir savaşı bitiren bir askerden bahsetmişti. Çok ağır bir silahı mucizevi bir şekilde kullanıp düşman ordularını bozguna uğratmış. Eğer o adam ya da onun komutanı, bu kadar kayıp yeter deyip geri çekilseydi, ölen herkes boşuna ölmüş olurdu. Hangi noktada nasıl bir fedakarlığın kaderi değiştireceğini bilemiyor insan."
Ilk once Lilahın ne kadar guclu bi karakter oldugunu soylemek istiyorum cunku soylemezsem hakki kalir valla. Seraskerde bi haltlar oldugunu tahmin etmistim ilk basta kanim kaynamisti zaten ona😚 bazi kisimlar cok sahte gibi geldi bana yani pek sey yapamadim. Ama kitabin sonu... o son... asiri asiri buyuk bi sey degildi ama yine de sok etkisi yaratti bende. Neyse yine de icimde bi burukluk oldu Harrison icin... ah Harrison uzumlu kekim benim...😔 Lilahla aralarinda gecen iliski daha cok yakin arkadas gibiydi zaten Lilahin pek pnu sevdigini soyleyemem yani hissettirmedi hic o enerji gelmedi. Ama yine de Harrisona üzüldüm. 2. kitap cok cok daha iyidir insallah hadi bakalim bindik bi alamete gidiyoruz kiyamete diriririririr
Çok çok güzeldi hiç tahmin edemiyeceğimiz bir sonla bitti kitabın her sayfasında merakla okudum ve kitabı okurken hiç bir şekilde tahmin edemiyorsunuz ne olacağını yada nasıl biteceğini okul olmasına rağmen 2 günde bitirdim
Büyük Ardel Kralı iki oğlu için büyük ülkeyi ikiye bölüp Doğu ve Batı olmak üzere ikiye ayırır. Ardel Kralı 2 prensin de kendi krallığına sahip olacağı için bir sorun çıkmayacağını düşünse de işler istediği gibi yürümez. Kralın ölümünden sonra kendi krallığı ile yetinmeyen zalim Batı Ardel kralı kardeşinin krallığına saldırarak Doğu Ardel'i ele geçirir. Doğu Ardel'li insanlar kölelik ve sömürü içerisinde yaşar ve batılı insanlara hizmet eder. Ve Doğulu halk bir gün Doğu Ardel Prensesi'nin büyüyüp onları bu sefaletten kurtarması umudu ile bekler. Aradan 14 koca sene geçer. Kitabımızın ana karakteri Lilah batılı bir ailenin yanında çalışan doğulu sıradan bir kızdır. Yaşadığı evin sahibinin çocuğunun tacizlerine daha fazla dayanamadığı için onu öldürür ve öldürdüğü için ölüm cezası aldığında işler karışır ve Batı Ardel tarafından Doğu Ardel'in direnişine sızması için bir kukla olarak kullanılır. Kitabın devamı yalanlar, sırlar ve ihanet günceleri olarak devam eder..
Ardel serisi Sinem Ataklı'dan okuduğum ilk kitap olduğu için beklentim olmayarak başlamıştım ama şunu anladım ki kitap tek kelimeyle MUCİZEVİYDİ. Fantastik distopik dünyalar okumayı sevdiğimi bir kez daha fark ettim. Güçlü kadın karakterler ve fantastik distopik romanlar okumayı seven herkese şiddetle öneriyorum. Bir yaş sınırı veya smut benzeri öğeler yok yani fantastik roman okumayı seven herkes okuyabilir.
Kitaptaki bakış açısının ilahi bakış açısı olması beni çok şaşırtmıştı çünkü ilahi bakış açısı fantastik distopik romanlarda çok da kullanılan bir bakış açısı değil ancak buna rağmen kitabın anlatımı ve yazarın kalemi o kadar sürükleyiciydi ki inanamazsınız...
"Kelimeler güçlüdür kızım. Kitaplar ve kalemler de öyle. Onlar silahlar ve kılıçlar kadar güçlüler. Ama Umut denen bir şey var. O bütün bunların üstünde..."