Bu kitapta, mitolojik bilgi alanının, kötü ruhlarla ilgili olan kısmıyla karşılaşacaksınız. Neler yok ki? İnsana hastalık getiren kötü ruhlardan, halüsinasyon gördüren varlıklara kadar her şey. İnsanın gelecekle ilgili yaptığı kötü tahminlerden, tabiat olaylarına kadar her şey bir kötü ruha bağlanarak açıklanmış. Aslında tabiat bilgisi, soyutlama yapılarak, tabiatı yöneten ruhlar üzerinden anlatılmaya çalışılmış.
- Prof. Dr. Muharrem Kaya
Ahmet Burak Turan, bu sözlükteki maddeleri yüzlerce kaynağı tarayarak; Anadolu’nun, Balkanlar’ın ve Kafkasya’nın birçok bölgesini dolaşarak yazdı. Türk mitolojisi dünyada ve Türkiye’de giderek ilgi konusu olurken böyle bir sözlüğe ihtiyaç kaçınılmazdı. Bugün bile hâlâ halk tarafından varlıklarına inanılan, evlerin karanlık odalarında fısıltıyla anlatılan, çocuklara korku salan birçok “canavar”ın kökenlerini öğreniyoruz bu kitapta. Turan’ın bu yaratıkların dış görünüşleri hakkındaki tasvirleri, onlardan nasıl korunmamız gerektiğine dair önerileri ve Aslı Zengin’in çizimleri kitabı zenginleştiriyor.
Çizimler çok ucuza kurtarılmış resmen. Aceleyle bir şeyler çiziktirip paintte renklendirilmiş gibi. Yaratıcılıktan olabildiğine uzaklar. Kitap ortalamaydı ama çizimleriyle bir efsane olabilirdi... Ben çizmek isterdim açıkçası. Canavarların çoğu kadınlardan oluşuyor. Ya memesini omzuna atmış çirkin bir cadı ya da sizi baştan çıkarmaya çalışan genç ve güzel canavar kadınlar. Ya da kadın kılığına girmiş kötü ruhlar. Geri kalanı cinsiyetsiz yaratıklar ve ruhlardan ibaret. Araya bir tane de arap adlı bir canavar sıkıştırmışız, yabancıları da sevmeyiz çünkü. Ters ilişkiden doğan çocuk da öldüğünde vampir oluyormuş. Benim favori canavarım Sagay Karısı. Ormanda karşısına çıktığı erkeği gıdıklayarak öldürmeye çalışan çıplak, güzel bir kadın. Dayanamayıp ölürsen seni kocası yapıyor. Bul beni Sagay Karısı.
Her kütüphanede bulunması gereken bir kitap. Aslı Ekim’in illüstrasyonları şahane ama metinler daha iyi bir editörlük istiyor. Bunu birinci cilt kabul edip iyi canavarlar ve ruhların derlendiği bir ikinci cilt istiyorum.
@holdenkitap tarafından yayımlanan ve Ahmet Burak Turan (@ahmet_burak_turan) tarafından yazılan "Türk Canavarları Sözlüğü (Şamanist Söylencelerde Canavarlar ve Şeytani Ruhlar) bizlere hem kendi coğrafyamızdaki kötücül ruhları, canavarları, hem de diğer coğrafyalarda yer alan Türk toplumlarında görülen ve batıl inançlar haline gelen şeytani canavarları, ruhları bizlere açık, anlaşılır bir şekilde sunuyor. Ahmet Burak Turan kitabı yazarken birçok akademik kaynağı kullanarak bu kitabı hazırlamış ancak kullanılan dil anlamında akademik bir yazım söz konusu değil, herkesin anlayabileceği, yalın bir dil ile yazılmış. Ben bu kitabı dönem içerisinde aldığım "Türk Halkbilimi ve Efsaneleri" dersim için okumaya başlamıştım. Faydası da dokundu tabii ki. Kitabın içeriğinde çokça illüstrasyon da yer alıyor. Çok güzel illüstrasyonlar var, ben çok beğendim açıkçası. Eğer sizler de karabasan, albastı, alkarısı, abaası, Erlik Kağan, albıs gibi kötücül varlıkların kökenini, nelerden hoşlanıp nelerden hoşlanmadıklarını merak ediyorsanız bu kitabı okuyabilirsiniz! 👹
Türk kültüründe kötücül varlıklar için kısa bir sözlük olarak yazılmış kitap bence amacına ulaşıyor. Daha detaylı bilgiler için farklı referans eserleri mevcut. Bu kitabı daha çok cep kitabı ya da bir eseri incelerken , hızla erişebileceğiniz başucu kitabı olarak düşünebilirsiniz.
İçeriği yönünden benzersiz ve çok faydalı bir derleme olduğunu düşünüyorum fakat metinler daha akademik bir yaklaşım gerektirirdi. Pek çok bilgi mevcut ama hangi kaynaktan alındığına dair ibare yok. Kitap sonundaki kaynakça, ilgili bilgilerin referansı gösterilmeden yetersiz. Çizimler beni biraz hayalkırıklığına uğrattı. İllüstrasyon hassas olduğum bir mesele. Yapanın emeğine sağlık derim ama karakterlerin gücünü ve kötücüllüğünü yansıtmaktan uzak çizimlerdi. Tek başına bu konuda başka bir derleme bulunmaması açısından (ya da benim bildiğim kadarıyla yok) önemli bir eser olduğunu düşünüyorum fakat önemine daha yakışır bir eser olmasını beklerdim.
#türkcanavarlarısözlüğü #ahmetburakturan Herkese merhaba çok ilginç ve okuması eğlenceli bir kitapla geldim size. Mitoloji ile ilgilenenler özellikle bunu çok sevecektir çünkü aslında bu sefer Türk mitlerinden bahsediyoruz. Daha böyle canavarsın daha böyle şeytani varlıkların ruhların cadıların iblislerin olduğu bir kitap aslında. Türk boylarının Türk devletlerinin eski zamanlarda inandıkları canavarları birleştirmiş içerisinde çizimler filan da var. Alfabetik sıraya göre gidiyor içerisindeki canavarlar yani Türk boyları ya da Türk devletlerine göre bir ayrım yok. Çok dikkatimi çeken bir şey canavarların ya da kötü ruhların çoğu evlenememiş ya da çocuk doğramamış kadınlara affedilmiş yani kadından korkmanın mitlere kadar varması inanılmaz üzücü. Bir kadın evlenemedi mi Hemen öldükten sonra canavara dönüşüyor ya da bir kadının çocuğu olmadı mı kötü bir varlığa dönüşüyor. Hatta kurt adam bile kurt adam değil kurt kadın. Türk devletlerinde kadının ön planda tutulduğu hatta yöneticilik pozisyonlarına yükseldiğini biliyoruz osmanlı'ya kadar böyle bir durum vardı. Ancak kadının her türlüsünün canavarlığa atfedilmesini ilginç ve üzücü buldum. Beğendiğim canavarlar da var tabii ki içerisinde özellikle cadıların dikkat çektiğini söyleyebilirim tarafımdan. Çizimler de oldukça güzel. Özellikle canavarların ve kötü ruhların nasıl işlediğini, mesela bir canavarın ne yaptığını söyleyen paragraflar inanılmaz ilgi çekici onların zaten altını çizdim hep. Kaynakça kısmının olması hoşuma gitti çünkü ilgimi çeken bazı kısımlar var onlara biraz daha bakabilirim böylece makalelerden. Bulduğum Tek sorun ne aslında biliyor musunuz hoşuma giden canavarların isimleri aklımda kalmayacak çünkü ne kadar eski Türkçe de olsa Kırgızca falan da olsa çok garip okunuşları var yani ezberlemesi aşırı zor. "Kıday bahsi, harkıt, erbörü, bokholdoi, amirga mongus vb." Mitlerle ilgilenen kişilere öneriyorum. #türkmitolojisi #türkiye #türkler #türkboyları #türkdevletleri #şamanizm #erlikhan #canavarlar #monsters #turkishmyths #turkishmythology #turkmyths #shaman #shamanicmonsters
Kitap Türk mitolojisinin yalnızca kötücül varlıkları hakkındaki bilgileri içeriyor. Mitolojinin tek tarafına odaklanmasıyla güzel bir çalışma olmuş. Kitabın eleştirdiğim tek kötü yanı, çizimlerin aşırı derecede kötü olması. Çizimlere bakınca bir an Türk Canavarları Sözlüğü değil de 3-5 yaş arası resimli hikaye kitabı okuyormuş gibi oluyor. Mitoloji çalışmasında, özellikle de canavarları konu alan bir çalışmaya bu çizimler hiç gitmemiş. İnternette bazı kötü ruhların isimlerini arattığımda muhteşem çizimler çıktı. Umarım bir sonraki baskılarda çizimler değiştirilir ve kütüphanemize ekleyebileceğimiz bir kitap olur.
Mitolojimize bakınca atalarımız da dünyanın düz olduğuna inanırken, dünyayı taşıyanın Arağıt Balığı olduğuna inanmışlar. Depremleri de bu balığın hareketlerine bağlamışlar. Yunan mitolojisindeki Atlas veya öküzün boynuzlarındaki dünya inanışı gibi. Bükrek ve Sangal ise birbirine dolaşarak savaşan, iki farklı kutbu temsil eden kanatsız iki ejderha. Bu da Ying-Yang felsefesiyle çok benzerlik taşıyor. Ebren isimli ejderha kuraklığın ve ölümün simgesi. Mağaradaki büyük hazineyi korur ifadesi aklıma Hobbit'teki Smaug'u getirdi. Ayrıca Evren kelimesinin kökeni de buradan geliyormuş. Ebren'e Eviren(Evirip Çeviren) de denilirmiş.
Yeraltının Tanrısı Erlik Kağan ise Şeytan. Ulu Tengri'ye ihanet etmiş, lanetlenmiş ve yer altına sürgün edilmiş. Erlik Kağan, insanları baştan çıkarmaya ve yer altına göndermeye yemin ediyor. Eley ve Ecey adlı ilk insanları, yasak ağacın meyvelerini yemeye ikna eden, insanları cennetten kovdurup yeryüzüne mahkum eden de yine Erlik Kağan oluyor.
Meraklısı dışındaki kişilere hitap edeceğini pek düşünmüyorum. Hatta öyle ki meraklıları bile iyi bulur diyemiyorum. Çizimlerin, verilen tasvirlere göre iyi olduğunu söylerim tabii ama Google'da isimleri arattığınızda daha iyi çizimler bulabilirsiniz. Aynı şekilde bu ruhlara, bu varlıklara ait daha iyi metinler de bulabiliyoruz. Editörlük kısmı daha iyi olabilirmiş bence. Son olarak bazı yaratıkların tasvirleri ve özellikleri dikkat çekici olmuş bana göre.
"Harkıt! Bacadan torbanı sarkıt! Çocukları al da kaçırt? Harkıt! Kullaklarını sarkıt! Ağlayanı bağıranı kaçırt!"
muhtemelen farklı kültürlere yönelik muadilleri de olan bir fikir üzerinden oluşturulmuş olsa da, türk kültüründe ve mitolojisinde yer alan hikayelerden araştırılarak derlenmiş olmasını oldukça özgün buluyorum. ayrıca türklerin geçmişinde ve hatta yer yer günümüzde de kabul edilen (en azından dilimizde bir şekilde yer etmiş) bu mitleri öğrenme fırsatı sunulması da takdire şayan.
türklerin bu kadar zengin hayal gücü içeren bir kültüre sahip olduğuna şaşırmış olabilirim. islam kaynaklı motiflerin haricinde, kendi kültürüme dair çok az sayıda mitolojik unsuru bildiğimizi fark ettim. üstelik kitabın adından da anlaşılacağı gibi burada sözü geçen her mitin kötülük temsiliyeti olduğunu da söylemek gerek. en az bu kadar da iyiliği temsil eden mite sahip olduğumuz şüphesiz.
her mitoloji literatüründe olduğu gibi; türklerin de hastalık, ölüm, kaybolan insanlar -ve hatta atların terli şekilde bulunması- gibi anlamlandıramadıkları kötü şeyleri hayal ürünü “canavar”lara isnat ettiğini görüyoruz. birçok hikayede hamile veya yeni doğum yapmış kadınların ve bu kadınların yeni doğmuş bebeklerinin, kötü ruhların hedeflerinde olduğu görüyoruz. bunun muhtemel sebebini ise tıbbın ilerlemediği dönemlerde doğum sırasında veya öncesinde çok fazla ölüm oranına sahip olunması olarak göstermek mümkün. bunun haricinde toplumsal hayatta karşılaştıkları ve belki de “ucube” olarak nitelendirilebilecek yabancı insanlar hakkında da mitler üretilmiş. en popülerinden birisi de, günümüze kadar taşınmış olan çarşamba karısı. bütün bu bahsedilen canavarların hangi şartlarda ortaya çıktığı, amaçları, nasıl bertaraf edilebilecekleri gibi farklı detaylarda bilgiler içeriyor. her bir karakterin detaylarıyla birlikte, türklerin yaşadığı hangi bölgelerde bu efsanelerin yayıldığına dair de bilgiler paylaşılmış.
muhtemelen çinlilerden esinlenilmiş şekilde ejderha motifi çok fazla şekilde yer alıyor. kavga ederken yin yang şekline benzeyen iki ejderha tasviri örneğin, direkt olarak budist efsanelerinden alınmış gibi. ancak bunlar orijinal hallerinden farklı olarak zenginleştirilmiş mitler. mesela ebren diye isimlendirilen bir ejderha’nın koruduğu bir hazineden bahsediliyor, bunun çok benzeri ise tolkien’in eserlerinde smaug olarak geçer. buradaki hayal gücünün, bütün dünyaya mal olmuş bir eserdeki önemli karakterle benzeşiyor olması da aslında kaliteli ve küresel olarak kabul görecek bir mitolojik karakter ortaya konduğunun işareti.
kitapta yer alan çizimlere kesinlikle kötü denemez ancak kaçmış bir fırsat olduğunu düşünüyorum. belki lotr serisindeki gibi fenomen karakterler ortaya çıkarılabilecekken sadece iyi çizimler ortaya çıkmış.
türk kültürüne dair farklı bilgilerin peşinde olanların kaçırmaması gerekir, bu kapsamda başka bir eser olduğunu düşünmüyorum.
öncelikle yazılı tasvirler ve çizimler hiç uyum göstermiyor. hatta bazı çizimler aşırı baştan savma yapılmışlar ve gerçekten kötü duruyorlar. sanki çizer sıkılmış da iki silüet çizsem yeter demiş gibi. bu durum kesinlikle sinir bozucu. keşke betimlemelerin hakkını verebilecek birine çizdirselerdi. fakat kitap, bir sözlük olarak gayet geniş kapsamlı ve yeterli bir anlatıma sahip. gösterilen kaynaklar ve kitaplar da çok ilgimi çekti. onları da öneri olarak yazdım ve bulabildiğim kadarıyla alacağım/okuyacağım. kitapta emeği geçen herkese (çizer hariç) teşekkür ederim. kitaplığımın en değerli kitaplarından biri oldu.
Bu kitabın Bartu Bölükbaşı’nın Türk Mitolojisi Atlası tarzında yeniden basımı şahane olmaz mı? Arada açıp baktığım, çizimleriyle ve anlatımıyla çok keyifli bir kitap. Çocukken bir yaramazlık yaparsak ya da uyumakta direnirsek dedem, anneannem ya da dayımlardan biri “congolos gelir” diyerek korkuturdu. Bu kitapta da “karakoncolos”u görmek anılarımı canlandırdı :) Burada tanımlandığı üzere geceleri üstü açık yiyecek kalırsa içine pisler diye bir söylence de vardı ki açıkta yemek falan bırakılmasın…
Metinler daha kapsamlı ve daha sistematik olabilirdi, daha dolu bir önsöz de çok yakışırdı. Yazı dili de daha iyi olabilirdi (bu kadar ilginç bir kitapta yer yer sıkıldım) ama bu hali de fena değil.
Çizim stilini beğensem de çizimler çok soyut kalmış, canavarları/ruhları vs. daha iyi tasvir edebilirdi.
Ama yine de okuduğum için mutlu oldum. Güzel bir çalışma. Üstteki bir yorumda yazıldığı gibi bir de iyi canavarlar cildi olsa çok hoş olur.
Güzel bir derleme olmuş ancak kaynakça yokluğu ve ilustrasyonların yetersizliği göze batıyor malesef. Nonfiction okuyucusuna kitap beğendirmek çok zordur evet ama bu kitap sanki üzerinde az çalışılmış ya da ikinci üçüncü görüşler alınmadan aceleyle basılmış gibi. Akademik bir kaynak olabilecekken potansiyel kullanılamamış ancak ismi 'sözlük' gibi bir kelimeyi barındırınca haliyle beklenti yükseliyor. Umarım yeni bir edisyon ile tekrar yayınlanır ve kütüphaneme eklerim.
Bu kitap ne zamandır listemdeydi hatta bir ara baskısı tükenmiş görünüyordu. Tekrar görünce alıp okudum. Güzel bir okuma deneyimi oldu, çok şey öğrendim birçok yerin altını çizdim. Blog sayfamda daha detaylı bahsettim.
Korku kültürü ne kadar çeşitli ama ne kadar benzer. Tüm eski ve yeni dinler ortak bir köke mi dayanıyor? Bir kültürün değerlerini korku karakterlerine bakarak anlamak da mümkün. bahsedilen tasvirler birbirne benzer, demek ki tersi hep değerli.
Sadece Anadolu değil, Tüm Türk efsanelerinde geçen canavarlar toplanmış. Beni literatüre almamışlar, biraz kırgınım.
Kullandığımız deyimlerden-atasözlerinden, çocukları korkutmak için öne süren her bir cinin/şeytanın Türk mitolojisinde ayrı bir canavar olduğunu göreceksiniz.
Sözlük olmasına rağmen baştan sona satır satır okunabilecek bir kitap.