“Önümde yürüyen sevgililer el ele tutuşmuş fısır fısır konuşuyor, karşı kaldırımdaki gençler kahkahalarıyla geceyi bölüyordu. Yaşlandığımı düşündüm. Çocukken kırkıma gelince hayat çoktan rayına oturur sanıyordum. Yanılmışım. Evde bir şey unuttuğu için yolun yarısında geri dönenler gibiydim.”
Tuğba Çelik öykülerinde bir gölün etrafını dönen çeperi usul usul yıkıyor ilkin. Bir yazarın göl bekçisiyle kurduğu zoraki ilişkiden edebiyat ortamında ayakta kalmaya çalışan genç bir kadına; düş kırıklığına uğramış bir sanatçının intiharından kız kardeşini kurtarmaya çalışan bir ağabeyin beyhude çabasına, herkesin herkes olduğu tek bir yalnızlığı ve bu yalnızlığa tesadüf eden sessiz kalabalığı anlatıyor.
Yolda Ansızın Ankara’nın sokaklarında dolaşan, dayatılan hayatları reddeden bir hikâyeler toplamı.
Yazarın, ilk öykü kitabı. İlk kitaba göre oldukça güzel olmuş. Bütün öyküler Ankara’da geçiyor. Ayrıca bütün öyküler, karakterler üzerinden birbiri ile bağlantılı. Bu bağlantı, okumayı daha da zevkli hâle getiriyor.
Yolda Ansızın bir Ankara kitabı. Semtin adı geçmese de öykülerin birçok yerinde Ankara'da olduğunuzu anlıyorsunuz . Okumuşların melankolisinden sıradan insanların hayallerinin güdük kalmasından bile belli bu . Ankara'nın birçok yüzünde gezdiriyor bizi yazar. Pavyona da sokuyor Kızılay'da bir kafeye de. Fabrikasyon karakterler yok. Kanlı canlı kahramanlar var hep öykülerde. Hüznü anlatıyor ama arabeske kaçmıyor. Ödülleri genelde ciddiye almam ama yazar aldığı ödülü sonuna kadar hak etmiş.