What do you think?


Bunu Kimseye Anlatma
Farklı kesimlerden kadınların türlü hallerini anlatan on dört öykü. Çocuğunu kaybetmiş annenin acısı, kanserin pençesinde yaşam mücadelesi veren kardeşin çaresizliği, erken menopoza girmiş kadının bocaladığı anlar, şehir yaşamı içinde köşeye sıkışmış kadınların saf iyilik ve saf kötülük arasındaki gelgitleri.
Deniz Eldam Bunu Kimseye Anlatma’da öfkeli, protest kadınların var olma çabalarına odaklanıyor. Kaybettikleriyle hırçınlaşmış, çabaladıkça daha da batmış kadınların hesaplaşma kararlılıkları uğruna göze aldıklarını göstermeye çalışıyor. Okurları, pes etmeye çok yaklaşmış ama yine de hayata bir yerinden tutunmaya çalışan kadınların dünyasına davet ediyor. Bunu Kimseye Anlatma yıkıcı tutkulara, kadın erkek ilişkilerine, aile kurumuna yönelen etkileyici, sonunda gene de umuda yer açan bir sorgulama.
Bunu Kimseye Anlatma şaşırtıcı bir yazarı önümüze getiriyor. Bu çok farklı öykülerin yazarının bundan sonra yazacaklarından kurtulmak zor görünüyor.
Deniz Eldam Bunu Kimseye Anlatma’da öfkeli, protest kadınların var olma çabalarına odaklanıyor. Kaybettikleriyle hırçınlaşmış, çabaladıkça daha da batmış kadınların hesaplaşma kararlılıkları uğruna göze aldıklarını göstermeye çalışıyor. Okurları, pes etmeye çok yaklaşmış ama yine de hayata bir yerinden tutunmaya çalışan kadınların dünyasına davet ediyor. Bunu Kimseye Anlatma yıkıcı tutkulara, kadın erkek ilişkilerine, aile kurumuna yönelen etkileyici, sonunda gene de umuda yer açan bir sorgulama.
Bunu Kimseye Anlatma şaşırtıcı bir yazarı önümüze getiriyor. Bu çok farklı öykülerin yazarının bundan sonra yazacaklarından kurtulmak zor görünüyor.
132 pages, Paperback
Published July 1, 2022
Ratings & Reviews
Friends & Following
Create a free account to discover what your friends think of this book!
Community Reviews
Displaying 1 - 21 of 21 reviews
August 11, 2022
İlk öykü kitabı. Tüm öykülerin ana karakteri kadın. Konular farklı ve kimi zaman cesur. Az kelimeyle anlatım ama akılda kalıcı, vurucu öyküler.
February 17, 2026
bütün öyküler çok güzeldi, çok yetenekli, ilk fırsatta diğer kitabı da alacağım
August 16, 2022
Bunu Kimseye Anlatma’daki öyküleri severek okudum. Arka kapağında farklı kesimlerden kadınların türlü hallerinin anlatıldığı vurgulanmış. Bu bir anlamıyla tabii ki doğru. Ama bence kitabın bütününü ifade etmek için eksik. Bu öyküler için farklı kesimlerden ailelerin türlü halleri demek daha kapsayıcı olurdu gibi geldi bana. Eşler arasındaki, kardeşler arasındaki ya da ebeveynler ve çocukları arasındaki ilişkilerde merkezde olan anlatıcı çoğunlukla kadın olsa da hiçbir karakter öylesine oradaymış gibi durmadığı için kadını bu denklemden ayırıp tek başına ele almak zorlaşıyor. En azından tek tek öyküler üzerinde dururken benim hissettiğim bu oldu.
Mesela Musa’nın Eli öyküsünde iki erkek kardeş, Musa ve Rıza aynı kadına âşık. Ama Rıza’nın Musa’ya özel olarak protez el yaptırması veya sarhoş olunca onu yatağa taşıması gibi detaylar o kadar güzel veriliyor ki bu iki kardeşi sadece bir çatışma etrafında var olabilen karton karakterler olmaktan kurtarıyor. Tek boyutlu olmaktan kurtulan kardeşler ete kemiğe bürünüyor. Doğal olarak öykü anlatıcı kadının hikâyesi olduğu kadar, kardeşlerin hikâyesi oluyor. Ya da Bon Jovi Posteri Sende Kalsın öyküsündeki iki kız kardeşten sağlıklı olanın, hasta kardeşinin artık ölmesini ister gibi konuşmasına kızamıyorum. Çünkü aslında sağlıklı kardeşin her hareketine sinen şeyin öfke değil korku olduğu, bir öfke varsa bile bunun hasta kardeşe değil, anneye(belki) ya da ailenin içinde bulunduğu durumun çaresizliğine yönelik olduğu detaylarla çok iyi veriliyor. Hiçbir karakter öylesine öyküye girmediğinden, hikâye anlatıcı kız kardeşin olduğu kadar, hasta olan kız kardeşin, annenin, babanın, küçük erkek kardeşin hikâyesi oluyor.
Yine ailenin ustalıkla işlendiği, merkezde eşlerin olduğu hikâyeler var. Bu hikayelerdeki ortaklık genellikle ilişkileri önemli sınavlara tabi tutan olaylar. Kayıp, kaza, aldatma gibi olaylar üzerinden yaşanan dönüşümler anlatılıyor. Özellikle çiftlerin, ilişkilerin anlatıldığı bu öykülerde yazarın aldığı mesafeyi, hikâyenin ne olduğunu direkt anlatmak yerine detaylarla bir şeyler sezdirmeyi tercih etmesini çok sevdim.
Bunların dışında ensest, tecavüz gibi okumanın zorlu olduğu konuların işlendiği öyküler de var. Yazarın bu öykülere daha önceden pek rastlamadığım açılardan yaklaşmasını da kendine has buldum.
Bütüne bakınca yalın bir dille üzerinde çok çalışılarak yazılan öyküler olduğu izlenimi edindim. Öykülerin hepsini sevdim ama yazarın karanlık dürtüleri, davranışları ya da düşünceleri öykü karakterlerinin gündelik hayatlarına yedirmedeki başarısına ve kapının ardındakini göstermek yerine acaba kapının arkasında ne vardı? diye okuyucu gergin bir ipte tutmasına ayrı hayranlık duydum.
Mesela Musa’nın Eli öyküsünde iki erkek kardeş, Musa ve Rıza aynı kadına âşık. Ama Rıza’nın Musa’ya özel olarak protez el yaptırması veya sarhoş olunca onu yatağa taşıması gibi detaylar o kadar güzel veriliyor ki bu iki kardeşi sadece bir çatışma etrafında var olabilen karton karakterler olmaktan kurtarıyor. Tek boyutlu olmaktan kurtulan kardeşler ete kemiğe bürünüyor. Doğal olarak öykü anlatıcı kadının hikâyesi olduğu kadar, kardeşlerin hikâyesi oluyor. Ya da Bon Jovi Posteri Sende Kalsın öyküsündeki iki kız kardeşten sağlıklı olanın, hasta kardeşinin artık ölmesini ister gibi konuşmasına kızamıyorum. Çünkü aslında sağlıklı kardeşin her hareketine sinen şeyin öfke değil korku olduğu, bir öfke varsa bile bunun hasta kardeşe değil, anneye(belki) ya da ailenin içinde bulunduğu durumun çaresizliğine yönelik olduğu detaylarla çok iyi veriliyor. Hiçbir karakter öylesine öyküye girmediğinden, hikâye anlatıcı kız kardeşin olduğu kadar, hasta olan kız kardeşin, annenin, babanın, küçük erkek kardeşin hikâyesi oluyor.
Yine ailenin ustalıkla işlendiği, merkezde eşlerin olduğu hikâyeler var. Bu hikayelerdeki ortaklık genellikle ilişkileri önemli sınavlara tabi tutan olaylar. Kayıp, kaza, aldatma gibi olaylar üzerinden yaşanan dönüşümler anlatılıyor. Özellikle çiftlerin, ilişkilerin anlatıldığı bu öykülerde yazarın aldığı mesafeyi, hikâyenin ne olduğunu direkt anlatmak yerine detaylarla bir şeyler sezdirmeyi tercih etmesini çok sevdim.
Bunların dışında ensest, tecavüz gibi okumanın zorlu olduğu konuların işlendiği öyküler de var. Yazarın bu öykülere daha önceden pek rastlamadığım açılardan yaklaşmasını da kendine has buldum.
Bütüne bakınca yalın bir dille üzerinde çok çalışılarak yazılan öyküler olduğu izlenimi edindim. Öykülerin hepsini sevdim ama yazarın karanlık dürtüleri, davranışları ya da düşünceleri öykü karakterlerinin gündelik hayatlarına yedirmedeki başarısına ve kapının ardındakini göstermek yerine acaba kapının arkasında ne vardı? diye okuyucu gergin bir ipte tutmasına ayrı hayranlık duydum.
Read
November 14, 2022"Ana karakterlerin yaşadıkları travmaların bedenlerine tezahürlerini gördüğümüz on beş hikâyeden oluşan Bunu Kimseye Anlatma’da, bugünün ve bugünden sonrasının, geçmişin öfkesiyle inşa edilişini ve karakterlerin şimdiki varoluşlarını reddetmeden ancak şimdinin sebeplerini irdeleyerek, travmalarını zafere dönüştürmek için birbirlerinden farklı ve kusursuz yollar arayışlarını okuyoruz."
Gaye Keskin
İncelemenin tamamı: https://kayiprihtim.com/inceleme/bunu...
Gaye Keskin
İncelemenin tamamı: https://kayiprihtim.com/inceleme/bunu...
March 22, 2026
Akılda kalıcı hikâyelerden oluşan, insanı düşündüren, gerçeğe yakın ve karakterlerin duygu ve düşüncelerini çok iyi ifade eden bir kitap.
August 19, 2023
Yazarın dili müthiş . Karakter tahlilleri muazzam. Teknikleri, konu geçişleri çok iyi. Özellikle son yıllarda öyküye verilen değer arttı. Öykü okuyucusunun da yeri ayrı. Deniz Eldam 'ın öyküye yeni bir soluk getirdiğini düşünüyorum. Cesur kalemiyle daha nice eserlere imza atacağını hissediyorum. Kitapta on beş öykü var. En iyisi şu diyemiyorum.Her okuduğum öyküde yok bu daha iyiydi dedim ve böylece kitap bitti. Çok değişik, yüreğe dokunan ve vurucu bir kalem var karşımızda . Herkesten farklı. Lütfen okuyun. Ne demek istediğimi anlayacaksınız.
October 24, 2025
dili tertemiz, yalın öyküler. storytel'de bihter dinçel'in sesiyle dinledim; bu konuda sorun yaşayan biri olmama rağmen dikkatim bir an olsun dağılmadı. ancak finali havada bırakılan öyküleri gerçekten sevemiyorum. örneğin ece'ye bakan bakıcı kadın, vera ve komşusu agah, yaşlı adamlara "meraklı" genç kadın. bunlar havada kalmış öyküler bana kalırsa
Read
December 12, 2023Deniz Eldam’ın öyküleri tıpkı kitabın adındaki gibi kimseye anlatılmak istenilmeyenleri anlatıyor. İnsanları, gülen yüzlerin ve cici tavırların ardına saklayan maskeleri indirip pozlardan arınmış kötücül yanıyla birlikte ortaya koyuyor. Cesur, muzip, yer yer sert. Eldam’ın karakterlerini böyle sahici kılansa; insandaki kötücül yana işaret ederken, bunun insani oluşuna da dikkat çekmesi. Acımasız sonlar beklediğim kimi öyküler insanın iyi, yumuşak yanının dokunuşuyla bitiyor. Yazarın başarısı bence bu dengeyi kurabilmiş olmasında saklı.
March 19, 2023
Bunlar travmatik olaylara maruz kalmis kadinlarin (+bir tane bacagini kaybetmis adamin) kendi seslerinden anlatilan oykuleri ama bu anlatilar edilgen bir kurbanlastirma ve duygu somurusu ya da travmanin bir kahramanlastirma araci olarak kullanilmasindan cok uzakta konumlaniyor. Her ne kadar birkac hikayenin biraz fazla performatif feminist bir alt-metine kurban gittigini dusunuyor olsam da, genel olarak iyi oykulerle dolu bir kitap. Kisa anlatilar olmasina ragmen karakterler cogu zaman kanli canli ve tek boyutlu degil. Diyaloglarda biraz zorlandim sadece zira hikayeler sehirde geciyor olsa da butun sehirliler ayni sekilde konusmaz.
March 1, 2026
Bu coğrafyanın kadınları hep mi dert sahibi, hep mi bir zorluktan kurtulup diğerine koşuyor......
Yazarım adını bile duymamıştım ama bu kitabındaki dil, anlatım hoşuma gitti.. Sadece biraz insan Allah belanı versin coğrafya kıvamına geliyor.....
Birkaç alıntı:
- Işıkları yakmadım, bıraktım içimin karanlığı gecenin karanlığına karışsın.
- Ayça'ya ilik, anneme ruh, babama da dil nakli lazım.
- Bir şeyin yoksa yoktur. İlla her boşluğu doldurmaya çalışmak saçmalık.
Yazarım adını bile duymamıştım ama bu kitabındaki dil, anlatım hoşuma gitti.. Sadece biraz insan Allah belanı versin coğrafya kıvamına geliyor.....
Birkaç alıntı:
- Işıkları yakmadım, bıraktım içimin karanlığı gecenin karanlığına karışsın.
- Ayça'ya ilik, anneme ruh, babama da dil nakli lazım.
- Bir şeyin yoksa yoktur. İlla her boşluğu doldurmaya çalışmak saçmalık.
November 24, 2025
Ilk kitap icin cok basarili. Farkli kadinlara ait farkli hikayeler diyor ama toplumun 14 farkli kesiminin 14 farkli kadin dilinden anlatildigi oykuler diyebiliriz. Kimseye soyleme diye sir verir ya bazen insanlar, aslinda icten ice onun yayilmasini isterler. Bu kitap da oyle, bunu kimseye anlatma diyerek bu kadinlarin anlatamadiklarini herkese anlatmak istiyorlar.
Read
September 8, 2026Toplumun konuşmaktan hatta düşünüyor olmaktan bile kaçınacağını gerçekleri barındıran (zihinsel engelli çocuk sahibi olmak/ hasta kız kardeşle büyümek/ kaza sonrası bedensel engelli kalmak/ infertilite /aşk üçgeni vb.) kısa hikayeler.
Her hikaye açık uçlu bırakılmış bazıları tamamlansa daha iyi olabilirdi, özellikle hasta kız kardeş hikayesi ara ara aklıma geliyor.
Her hikaye açık uçlu bırakılmış bazıları tamamlansa daha iyi olabilirdi, özellikle hasta kız kardeş hikayesi ara ara aklıma geliyor.
September 24, 2022
Tarz olarak Zehra Çelenk -Hayatta Kalma Rehberi kitabını anımsattı. Üstüste ağır hikayeler okumak yorabiliyor, o yüzden yarısında ara verdim sonra devam edeceğim. Ama ilk öykü kitabı için üzerinde çalışılmış hikayeler, bazıları o kadar kısa ki hikayeyi anlamakta zorlandıklarım oldu :)
December 9, 2022
Çoğunlukla mağdur / kurban rolündeki ana karakterleri okuduktan sonra, gerçek yaşamda nicelerince ‘antagonist’ algılanabilecek karakterlerin dile geldiği bu öyküler madalyonun öbür yüzünü hatırlatıyor bize. Kıymetli bir empati eseri adeta. Çok beğendim.
January 13, 2023
Yaşamın hayhuyunda fark etmediğimiz ince ama kesintisiz sızıları anlatan öyküler.
February 5, 2023
Aşırı iyi bir dili var. Fazlaca düşünüldüğü belli yalın öyküler.
January 28, 2024
Kolay okunan, sizi içine alan çoğunlukla kadınlara özgü hikayeler. Öfkeye rağmen var olmaya çalışan karakterler. Yazar 1975 doğumlu ve ilk öykü kitabı.
October 23, 2025
Hikayelerin hepsi çok keyifli ama çok fazlasının da finali havada kalmış, onlar biraz üzdü.
June 23, 2026
Son iki öykü dışındakileri çok başarılı bulmadım. Gerçekten herkese itiraf edilemeyecek mevzuları merkeze alan öyküler. Pek bana hitap etmedi.
August 20, 2022
Çok güzel yazılmış ancak gerçekten çok ağır öyküler var. Geçmişte yaşanmış olumsuz deneyimleri hatırlatabilir.
October 4, 2025
Notos Kitap etiketiyle çıkan ‘Bunu Kimseye Anlatma’ daha önce birkaç öyküsünü çeşitli platformlarda okuyup beğendiğim Deniz Eldam’ın ilk kitabı. Kendisinin okuduğum ilk kitabı, ama ilk öyküsü değil. Biraz ironi gibi oldu, değil. On beş öyküden ve yüz otuz sayfadan oluşan eserde ağırlıklı olarak kadın kahramanların hikâyelerine yer verilmiş. Çoğunlukla haksızlığa uğrayan kadınlar, bir şeylerin pişmanlığını ya da öfkesini yaşayan kadınların seslerini, kimi zaman da sessizliklerini duyuyoruz kitapta. Bu durum, tıpkı Haruki Murakami'nin "Kadınsız Erkekler"inin tam tersi bir yol izliyor ve içimiz açıyor. Erkeklerin olamayan aptal ve gereksiz dertlerini okumaktansa, kadınların. her türlü sorununu ele alan kadın öykülerini içtenlikle kabul edip kucaklıyorum açıkçası. Öykünün baş rol kadınları, kendi seçimlerini yapabilen, ayakları üzerinde durabilen, özgür ruhlu kadınlar olduklarını söyleyebilirim.
Kitabın ilk hikâyesi Geride Kalan Ayaklar’da, yazar okuru morgun soğukluğunda karşılıyor. Birbirinden ayrılmış iki ebeveynin kızlarının soğuk bedeni karşısında başlayan ve gittikçe tırmanan derin yaralarını, bize geri dönüşlerle ancak geçmişi tamamen açık etmeden veriyor. İkinci öykü Bon Jovi Posteri Sende Kalsın’da ise lösemi hastası kız kardeşin hikâyesini farklı bir pencereden anlatıyor. Diğer öykü, On İki Dakika’da, yazar bizi ikiz kız kardeşlerin birbirinden farklı şekillerde süregelmiş hayatlarının tam ortasına düşürüyor ve aralarında on iki dakika olan kız kardeşlerin görünmez bağlarının koptuğu o ilk âna kadar götürüyor. Dördüncü öykü Neon Tanrılar Karanlık Köşeleri Sever’de ise trafik kazası geçirmiş ve kazada bacağını kaybetmiş bir adamın eşiyle ve kendisinin eski haliyle sonu gelmez bir savaşa giriştiğini gösteriyor. Beşinci öykü Kertenkele’de ise yazar, karakterin travmasına giden yolu usul usul yürütürken onun bedenindeki izleri sakınmadan, kanatarak ve çokça düşündürerek anlatıyor. Öykünün sonunda işaret ettiği noktayla da derin bir soluk aldırıp orada bir müddet kalmanızı sağlıyor. Sonraki öyküler Annen Sana Nasıl Seslenirdi, Şimdi “Felicità” Çalsa Herkes Mutlu Olur, Ece, Kapı, İki Kutu Ateş Kızılı Saç Boyası, İyi Bir Koca, İki Tuğla, Pembe Battaniye ve Memelerim, Yağlı Ballı Bir Dilim Ekmek, Musa’nın Eli ve Misafir’de aynı Kirli Gerçekçiliği... Kitapla kalın!
Kitabın ilk hikâyesi Geride Kalan Ayaklar’da, yazar okuru morgun soğukluğunda karşılıyor. Birbirinden ayrılmış iki ebeveynin kızlarının soğuk bedeni karşısında başlayan ve gittikçe tırmanan derin yaralarını, bize geri dönüşlerle ancak geçmişi tamamen açık etmeden veriyor. İkinci öykü Bon Jovi Posteri Sende Kalsın’da ise lösemi hastası kız kardeşin hikâyesini farklı bir pencereden anlatıyor. Diğer öykü, On İki Dakika’da, yazar bizi ikiz kız kardeşlerin birbirinden farklı şekillerde süregelmiş hayatlarının tam ortasına düşürüyor ve aralarında on iki dakika olan kız kardeşlerin görünmez bağlarının koptuğu o ilk âna kadar götürüyor. Dördüncü öykü Neon Tanrılar Karanlık Köşeleri Sever’de ise trafik kazası geçirmiş ve kazada bacağını kaybetmiş bir adamın eşiyle ve kendisinin eski haliyle sonu gelmez bir savaşa giriştiğini gösteriyor. Beşinci öykü Kertenkele’de ise yazar, karakterin travmasına giden yolu usul usul yürütürken onun bedenindeki izleri sakınmadan, kanatarak ve çokça düşündürerek anlatıyor. Öykünün sonunda işaret ettiği noktayla da derin bir soluk aldırıp orada bir müddet kalmanızı sağlıyor. Sonraki öyküler Annen Sana Nasıl Seslenirdi, Şimdi “Felicità” Çalsa Herkes Mutlu Olur, Ece, Kapı, İki Kutu Ateş Kızılı Saç Boyası, İyi Bir Koca, İki Tuğla, Pembe Battaniye ve Memelerim, Yağlı Ballı Bir Dilim Ekmek, Musa’nın Eli ve Misafir’de aynı Kirli Gerçekçiliği... Kitapla kalın!
Displaying 1 - 21 of 21 reviews




















