Jump to ratings and reviews
Rate this book

Lettres a Sartre #1

Sartre’a Mektuplar 1: 1930-1939

Rate this book
Simone de Beauvoir, 1983’te Jean-Paul Sartre’ın ona göndermiş olduğu mektupları yayımlatmış, fakat kendisinin ona yazdıklarını gün ışığına çıkarmaya niyeti olmadığını belli etmişti. Soran dostlarına, bunların ancak ölümünden sonra, bulunursa belki basılabileceğini söylemişti.
Söz konusu mektupları kızı Sylvie Le Bon de Beauvoir, onun vefatının hemen ardından, Kasım 1986’da bir dolabın dibinde buldu. Bu kitapta, “Mösyö Sartre”a hitaben yazılmış, çoğu zarfların içinde katlanmış halde bekleyen mektuplardan 1930-1939 yıllarına ait yüz kırkı bir araya geliyor.
Simone de Beauvoir, en eski hayallerinden birinin, tüm varlığının devasa bir kayıt cihazıyla kaydedilip bir yerlerde saklanması olduğunu sık sık söylerdi. Onun sesini, en kırılgan ve en güçlü tonlamalarıyla duymamızı sağlayan Sartre’a Mektuplar, Simone de Beauvoir’ın iç dünyasını tüm çıplaklığıyla ortaya koyarken, hiçbir konuda konuşmaktan çekinmeyen büyük bir 20. yüzyıl entelektüelinin sesini ve düşünsel evrenini de bugüne taşıyor.

452 pages, Paperback

First published February 1, 1990

Loading...
Loading...

About the author

Simone de Beauvoir

245 books12.1k followers
Simone de Beauvoir was a French existentialist philosopher, novelist, essayist, memoirist, and feminist whose writings profoundly shaped twentieth-century philosophy, literature, and modern feminist thought. Born in Paris into a bourgeois Catholic family, she displayed exceptional intellectual ability from an early age. After studying philosophy at the Sorbonne, she passed the prestigious agrégation examination in 1929, becoming one of its youngest successful candidates. During her studies she met Jean-Paul Sartre, with whom she formed a lifelong intellectual and personal partnership that became central to the development of French existentialism. Although Beauvoir often rejected the title of philosopher during her lifetime, her work established her as one of the discipline's most influential modern thinkers. She explored themes of freedom, responsibility, ethics, oppression, and human existence through both philosophical and literary writing. Her groundbreaking book The Second Sex (1949) transformed feminist theory by arguing that femininity is shaped primarily by social and historical conditions rather than biology, introducing the celebrated idea that "one is not born, but rather becomes, woman." The work challenged traditional assumptions about gender and became one of the foundational texts of contemporary feminism. Beauvoir also authored influential philosophical studies, including The Ethics of Ambiguity, alongside acclaimed novels such as She Came to Stay, The Blood of Others, The Mandarins, which received the Prix Goncourt in 1954, and The Woman Destroyed. Her four-volume autobiography, beginning with Memoirs of a Dutiful Daughter, remains an important account of twentieth-century intellectual and cultural life. Throughout her career she served as co-founder and editor of the influential journal Les Temps Modernes, contributing essays on politics, literature, philosophy, and contemporary social issues. Beyond her writing, Beauvoir was deeply engaged in public life. She campaigned for women's rights, reproductive freedom, and social equality, signing the Manifesto of the 343 that called for the legalization of abortion in France. She also opposed colonialism, criticized social injustice, and supported progressive political causes throughout her life. Her travels inspired widely read travel books and essays examining cultures in the United States and China. Beauvoir's legacy extends far beyond feminism, influencing existential philosophy, literary criticism, political theory, ethics, sociology, and gender studies. Despite continuing debate over aspects of her personal life and controversial relationships, her intellectual contributions remain central to modern scholarship. Her books have been translated into numerous languages and continue to be studied worldwide for their philosophical depth and literary achievement. Honored with distinctions including the Prix Goncourt, the Jerusalem Prize, and the Austrian State Prize for European Literature, Simone de Beauvoir is widely regarded as one of the defining intellectual figures of the twentieth century, whose writings permanently transformed discussions of gender, freedom, morality, and the human condition while continuing to inspire scholars, writers, and activists across generations.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
20 (30%)
4 stars
23 (34%)
3 stars
18 (27%)
2 stars
2 (3%)
1 star
3 (4%)
Displaying 1 - 8 of 8 reviews
Profile Image for Luís.
2,489 reviews1,582 followers
June 6, 2024
Letters allow you to enter into the intimacy of a writer, perhaps more than with an autobiography. They are not intended, initially, to be published. Here, Sartre writes to Simone de Beauvoir, his beaver, and we gradually understand their unique relationship. She wrote many letters about their various separations from the front during the Phoney War. These are ultimately banal letters of a lover who intimately describes the world and recounts his days. Still, they are a precious and touching document about this extraordinary couple.
Profile Image for jane.
182 reviews2 followers
January 28, 2025
Maalesef büyük beklentilerimin olduğu ama bu beklentilerin karşılanmadığı bir kitap oldu. Mektupların daha aşkla dolu, felsefeyle özellikle varoluşçulukla ilgili, içinde bulundukları savaş atmosferini yansıtan bir tarzda olmasını beklemiştim. Aslında bunlardan bahsedilmiyor değil fakat çoğu zaman üstünkörü. Mektuplar genelde Beauvoir'ın gün içinde gördükleri, yedikleri, havanın durumu, vaktini nasıl geçirdiği gibi gündelik şeylerle dolu.
302 reviews5 followers
December 20, 2023
Düşün Yayıncılık Mektuplar Dizisi:23 336 syf okudum. Gallimard Yayınevi baskısının çevirisi olduğu belirtilmiş.
Beauvoir’in hayatı boyunca “kayıp” olduğunu söylediği, bulunsa bile kendisi yaşarken yayınlanmasını istemediği mektuplar, ölümünden sonra bir dolaptaki kutuda bulunmuş. Beauvoir yaşarken Sartre’ın kendisine yazdığı mektuplar yayınlandığı için karşılıklı konuşmalarını tamamlıyor. Tüm zamanların en ilgi çekici çiftlerinden birinin özel yaşamlarına, duygu ve düşüncelerine göz atma ve tanıklık fırsatı veriyor.
1930-1939 dönemine ait mektupları aktaran kitapta 1939 yılı ağırlıkta, Eylül ayında Sartre’ın askere alınmasıyla başlayan uzun ayrılık döneminde neredeyse her gün yazılan mektuplar aracılığı ile bağ kurulmuş.
“Sizi yeniden göreceğim günü düşünmediğim gibi geçmişimizi de düşünmüyorum. Size yeniden kavuşma ihtiyacı hissetmiyorum çünkü sizden ayrı değilim, sizinle her zaman aynı evrendeyim.”
“ Bu yalnızca bekleyişten ibaret olacak, sizi bekleyişten.”
“…benden bir adım bile uzaklaşmadınız, burada, yanıbaşımdasınız ve mektuplarınız, her gün sizi daha da gerçek kılıyor”

Belirsizlik, ayrılık, özlem, yoksunluk gibi duyguların yoğunluğuna karşın gündelik hayatın tüm detayları, yaşananların duygu ve düşüncelerin paylaşımı ile kağıt üzerinde kurulan iki kişilik dünya ve karşılıklı konuşmalarla hayat paylaşılmaya devam edilmiş.
“Yaşadığım her şeyi size anlatabilmek, yaşamınıza bir parça anlam katabilmek için yaşıyorum”
“Lütfen bana neler yazdığınızdan ve birkaç kelime ile yaşamınızdan bahsedin. Canım, bana kendinizi anlatın, beni terketmeyin”
“Yeniden mektuplarınızın günü gününe elime geçmesine öyle seviniyorum ki! Böylece sizinle tekrar karşılıklı konuşmaya başladık”

Mektuplarda savaş sırasında Paris’te yaşam, insanlar mekanlar dedikodular, iş, para sorunları, birbirlerine duydukları aşk dışında paylaşılan ilişkiler, yemekler, kitaplar, her iki tarafın bu sırada yazdıkları romanlar üzerine düşünceleri … günlük telaşlar, geçici tutkular, umut ve karamsarlık arasında geçişler
“ gördüğünüz gibi hayatım dopdolu, ama o kadar yavan ki, ah siz, hayatımın tuzu”
Profile Image for Hans Moerland.
623 reviews18 followers
May 22, 2025
Met gemengde gevoelens heb ik ze gelezen, de brieven die Simone de Beauvoir in de jaren dertig van de vorige eeuw schreef aan haar idool Jean-Paul Sartre.
Het meeste genoegen ontleende ik, naast de sfeertekening van het leven in zekere Parijse kringen, eigenlijk aan de beschrijving van wandelingen in onder meer Bretagne en van sportieve activiteiten in de Alpen. En gezien het feit dat het overgrote deel van de brieven dateert van 1938 en, vooral, 1939, klinken daarin welhaast onvermijdelijk de dreiging en het begin van de Tweede Wereldoorlog door, hetgeen aan de brieven in kwestie een interessante context verleent.
Binnen bovenbedoelde (meer in het bijzonder: literaire) kringen treft men elkaar veelvuldig, voornamelijk in iconische horecagelegenheden als Café de Flore en Les Deux Magots. Het desbetreffende uitgaansleven doet De Beauvoir tot vervelens toe uit de doeken. Dagelijks wordt er één of twee keer buitenshuis gegeten en, beduidend vaker nog, gedronken (zelfs de, blijkens zijn dagboeken, enorme frequentie van het horecabezoek van Han en Lousje Voskuil valt hierbij in het niet). Waarbij overigens kan worden opgemerkt dat het er alle schijn van heeft dat De Beauvoir uitsluitend in cafés en restaurants de pen kan of wil hanteren – of het nu gaat om het schrijven van brieven of in haar dagboek, dan wel om het werken aan een roman.
De vele aandacht die een en ander in de schrijfsels aan Sartre krijgt, levert bij tijd en wijle een irritante herhaling van zetten op. Veel en veel storender nog is de dweperige, kruiperige, onderdanige houding die De Beauvoir aan de dag legt jegens degene tot wie ze zich in haar brieven richt en het ronduit infantiele toontje waarop ze deze afgod keer op keer aanspreekt; dit laatste zal waarschijnlijk voor een deel zijn terug te voeren op de (overigens, laat daar geen misverstand over bestaan, voortreffelijke!) vertaling door Truus Boot in het Nederlands.
Een ander minpunt wordt gevormd door repeterend gezeur over de verhoudingen met en tussen de vrouwen en mannen die deel uitmaken van haar uitgebreide vrienden- en kennissenkring. Met uitzondering van Sartre voelt ze zich in feite hoog verheven boven de personen in kwestie, en ze koketteert in haar brieven nadrukkelijk met de gunsten die ze hun verleent om af en toe een korte spanne tijds met haar door te brengen, al dan niet in bed. Over menigeen laat ze zich, als haar dat zo uitkomt, laatdunkend uit. Betrouwbaarheid, oprechtheid en sympathie zijn bepaald niet de eerste woorden die me te binnen schieten wanneer ik De Beauvoirs epistels lees.
De “Brieven aan Sartre 1930-1931” zijn bezorgd door de geadopteerde dochter van de schrijfster, Sylvie Le Bon de Beauvoir. De wijze waarop deze zulks heeft gedaan schiet helaas ernstig tekort. Het (voet)notenapparaat is wel heel erg beperkt, en een personenregister had mijns inziens niet mogen ontbreken.
Profile Image for Qamar Mohamed.
Author 1 book151 followers
February 23, 2025
رسائل إلى سارتر – الجزء الأول من عام ١٩٣٠ لعام ١٩٣٩

رسائل سيمون لسارتر في هذا الجزء ليست بالرسائل الفكرية أو النقاشات الطويلة حول أسئلة فلسفية وجودية. ولكنها عبارة عن يوميات شخصية تتحدث فيه سيمون عن يومها كيف كان منذ الفطار حتى لحظات كتابة الرسائل قبل النوم. عن ماذا تأكل، أين ذهبت، من قابلت وهكذا....


المثير للتناقض في تلك اليوميات أو الرسائل هو حديث سيمون الإيروتيكي عن علاقتها بالطالبات اللواتي تدرسن لهن الفلسفة وتقديمهم أيضاً لسارتر. لتصبح تلك الدروس عبارة عن وقت مخصص للحديث عن فلسفة ديكارت ووقت مخصص للقبلات والعناق. لنجد سيمون كأقل مثقف من وسط البلد تستغل الطالبات الساذجات بعلاقات توكسيك تؤثر عليهم وعلى حياتهم. لنجدها بهذا الجزء عبارة عن زير نساء تحاول الهروب منهم وتشتكي لسارتر من كثرة مطاردتهم لها وفي بعض الوقت تصف الفتاة بأنها جميلة وبريئة فقط لأنها مطيعة وفي وقت مزعجة وتهددها بعدم رؤيتها مجدداً لو أظهرت غضب أو عصبية تجاه علاقتها المتعددة أو لو شعرن بالغيرة

كذلك بعض التعليقات الغريبة عن جسد النساء وربما هذه الرسائل لم يجب أن تنشر فهي عبارة عن حديث خاص جداً بين شخصين يجمعهم علاقة خاصة. كأي حديث بين صديقين على تطبيق الواتساب. أحاديث لا يجب أن تنشر.

على أمل أن يكون الجزء الثاني مختلف. نتعرف فيه علي سيمون بشكل أفضل من الناحية الفكرية.
Profile Image for Enes demirkol.
22 reviews3 followers
August 29, 2024
Simone de Beauvoir'in ancak öldükten sonra yayınlanmasını istediği biricik hayat arkadaşı Sartre'ye mektupları okuyoruz. Kısa bir dönem için Satre'ye zorunlu askerlik görevine çağırılması sonucu mektuplaşma yoluyla aşklarını,günlerini,okuduklarını,yazdıkları kitapları,edebi fikirlerini paylaşıyorlar.Aynı zamanda bir çok cephede savaş olmasına rağmen bize Fransa'nın sosyolojik,psikolojik,durumuna ayna tutuyor.Savaş esnasında bile müzikten, sanattan, edebiyattan, eğitimden geri kal(a)mayan bir toplumu gösteriyor. O döneme ait daha bir çok saptamalar bulunabilir.En etkilendiğim paylaşımları da okudukları kitapları birbirlerine gönderip onun hakkında yazışmaları oldu.
Profile Image for Damla Oytun.
24 reviews
Read
June 24, 2026
* yahuu içim dışım krep oldu, krep krep krep...
bayılacağım krepten..
136. sayfadayım, n'apsam? şimdi senden vaz mı geçmeli? krep yapıp kitaba devam mı etmeli?
bilemiyorum...


** Kitabı bitirdikten sonra yorumumu güncelliyorum - 24/06/2026 :

Kitabın bana kazandırdığı bir kelime "erlebnisse" (kalp emojisi)
Tanımı söyle geçiyor; Almanca bir kelime olan Erlebnis, "yaşantı" veya "deneyim" anlamına gelir. Sadece dışarıdan görülen sıradan bir olaydan ziyade, bizzat kişinin başından geçen, onda derin izler bırakan veya onu derinden etkileyen deneyimleri ifade etmek için kullanılır.

Şimdi iki entelektüel insanın, varoluşçuluğun devlerinin, devlerin aşkının :) mektupları bu kadar sığ olur mu diye düşünüyor insan. Sonra biraz düşününce aklıma başka sorular geliyor; bu iki insan sevgili mi, eş mi? Ruh arkadaşı mı? Yoksa birbirlerinin yaşamlarının tanığı mı? Erlebnis kelimesini de düşününce birbirlerinin "hayat tanığı" diyebiliriz, her anını, her dakikanı birlikte yaşamasan da paylaştığın bir insan, hiç sıkılmadan anlatmak ve dinlenilmek ve hiç bıkmadan da karşındakini dinleyebilmek, bana bu çok kıymetli geliyor, çünkü herkesle olmuyor bu paylaşım, bulunca bırakmamak gerek.

Bu iki insanın mezar taşlarını gördünüz mü peki? Hayatları boyunca birbirleriyle her anlarını paylaşıp da hiç aynı evi paylaşmamış iki insandan söz ediyoruz. Ve şu an isimleri tek bir mezar taşında alt alta yazılı. Bu beni çok etkiliyor nedense, Paris'e tekrar yolum düştüğünde onları ziyaret edeceğim mutlaka. Fazla mı romantiğim?
Profile Image for Mona.
16 reviews13 followers
April 5, 2018
Merci pour tant d'amour khaltoo Simone <3
Displaying 1 - 8 of 8 reviews