'Annem, ah annem, kırılgan nar tanelerine benzetirdi beni. Nar şerbetine. Düğününe, onun düğünü de öyleydi, binlerce nar tanesi doluvermişti meydana. Gece vaktiydi. Geceye meydan okumaydı. Söylenenlere göre -ki bu hiçbir zaman tam olarak bilinmeyecek- babam, annemin başına kötü işler açan bir yanaşmayı öldürüp bir yerlere gömmüş. Herkesin bildiği bu gerçek, ortak bir sırra dönüşmüş, kısa süre içinde. Gerçi kimsenin kimseden bir saklısının olmasına gerek yokmuş, ama böyle olmuş yine de. Ne tuhaf. Bir yalan -aşikar bir yalanı- iki kişinin, üç kişinin, dahası, bir köyün konuşması. Dahası, yalanın dallanıp budaklanması. Öyle ya, yalana bir cümle eklemekten daha zevkli ne olabilir. Kötü mü, kendi büyüklüğünde bir yalanım işte, kelime'yim ben.'
2000 yılı 'Sait Faik Hikaye Armağanı' sahibi genç öykücü Faruk Duman, yeni öykülerini topladığı Nar Kitabı'nda imgelerle yüklü bir dünyaya götürüyor okurunu. Cenkler anlatıyor, düğün-dernekler, masalsı aşklar, hatta masallar; konaklarla, savaşlarla, atlarla, kılıçlarla, köpük köpük sevdalarla örülü topraklarda dolaştırırken, alışılmadık bir biçemde ama son derece ustalıkla kullandığı ölçülü, şiirsel diliyle şaşırtıyor.
Faruk Duman, 1974 yılında Ardahan'da doğdu. Ankara'da Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Kütüphanecilik Bölümü'nden mezun oldu. Öyküleri, 1991 yılından beri Yazıt, Damar, Papirüs ve Adam Öykü gibi dergilerde yayınlanmaktadır. 1996 yılında Çankaya Belediyesi'nin Öykü-Şiir Yarışması'nda Çocuk Öyküleri dalında ikincilik almıştır. Bu öyküleri daha sonra Mızıkçı Mızıka adıyla yayınlanmıştır. 1997 yılında Can Yayınları'ndan çıkan ilk öykü kitabı Seslerde Başka Sesler, 1998'de Orhan Kemal Ödülleri öykü dalında ikincilik almıştır. Yazarın ikinci öykü kitabı olan Av Dönüşleri, 2000 Sait Faik Hikâye Armağanı'nı kazanmıştır.
Öykü okumaktan hoşlanmadığım halde kendimi sık sık öykü okurken buluyorum. Tuhaf ama neyse. Challenge’ımın ilk kitabı bitti, hayırlı uğurlu olsun. Can sıkıcı bir başlangıç oldu, yazarın diliyle de yıldızımız barışmadı hiç. Sağlık olsun. Thank you, next 🫵🏼
Kitap o kadar soyut,o kadar metaforik ve o kadar imgesel ki okurken zekânızdan şüpheye düşüyorsunuz neden hicbir şey anlamıyorum, ne okuyorum acaba ben diye,hiç ama hiç sevmedim,belki de yanlış kitapla başladım sayın Duman'ı okumaya,bir de ödüllü kitaplarına bakacağım