ir yolculuk hikâyesi Anın İçinde Rutinin Dışında. Hikâyenin kahramanı dünyayı motosikletiyle dolaşan akademisyen bir Türk kadını Asil Özbay. Dünyanın ruhunu, renklerini teker teker yol alarak keşfediyor. Yolculuğun ilk kitabı Moğolistan’dan Dünyanın Çatısı’na doğru uzanıyor. Keşfetme peşinde olan bir gezginin birbirinden ilginç deneyimleri ufuk açıcı ve merak uyandırıcı. Dünyayı gezmeye bir yerden başlamak istiyorsanız ilk adım ellerinizin arasında. Haydi, atlayın motorun arkasına bir tur atalım dünyada…
Motosiklet kullanmaya başladıktan sonra takip ettiğim isimlerden biri olan Asil Özbay'ın ilk kitap girişimi. Puanlardan ve eserlerinden bağımsız olarak kıymetli bir bakış açısı ve bir insandan bahsediyorum ki kitabı puanlamak bu anlamda zor oldu benim için.
Öykülerin temelindeki bakış açısını tanıklık etmek gerçekten hoştu, bu kıymetli. Ancak değerlendirmemi 3 yıldız yapan unsur hikayelerin detay düzeyinenin hikayenin devamını dinlemek için ancak merak uyandıracak düzeyde kalması oldu. Daha basit bir ifadeyle hikayenin yarım kalmış hissettiren yapısı...
Galiba aşağıdaki cümleler ve bilgiler sanırım uzun bir süre aklımda kalacak.
Bir Kızılderili atasözü: "Bana bilgi verirsen öğrenirim. Bana anlatırsam inanırım. Bana hikayesini anlatırsan, sonsuza dek kalbimde yaşatırım."
Motosiklet binen herkesin içinde olmak zorunda olduğu mindfulness halini özetleyen şu özlü söz: "Bir terapistin ofisinin önünde park etmiş bir motosiklet göremezsiniz. Görürseniz bilin ki o terapistin motosikletidir."
Ve Aşık Veysel'in eserinde, hem soyut bir yolu, hem de evinden şehre giden gerçek "uzun ince bir yolu" betimliyor olması.
Bu sözün üzerine hala düşünüyorum; "Yunuslar gibi hep gülsün istiyorsan yüzün! Canın kimle isterse onunla doldur içini özgürlüğün... Ama kulaklarına kimler eşlik ederse etsin, sakın sonsuzluk yükleme kimseye. Bırak kâinat biçsin değeri, kaç duraktan ibaretse menzili. Bugün yok et içindeki bütün pişmanlıkları, onlara adansın ilk sela vakti. Hiç tükenmesin istiyorsan içindeki o güzel enerji, hep hayata o gözlerle bak, hani o avluda oynayan çocuklar gibi..."