“Ama gün boyunca, ister sabah saat on, ister öğleden sonra üç olsun, hepimiz, gündelik düzenin, düzen güçlerinin köleleriyiz.Bizi ayakta tutan, zamanın geçmesi ve gecenin sunduğu kurtuluş umududur.Çünkü, sonunda gece olacağını ve (gündüzle kıyaslarsak) dilediğimiz gibi davranma fırsatına kavuşacağımızı biliriz.”
Cehenneme Övgü... Adıyla,duruşuyla yıllardır,‘okumaya başlasam kesin çok zorlanacağım’ ön yargılarıyla elimin gitmediği bir kitaptı.Her şeyden önce küçücük de olsa kafanızda bu tarz bir düşünce varsa, onu yıkmanızı ve şayet kitaplığınızda mevcutsa okumanızı, yoksa da en yakın zamanda almanızı baştan öneririm.Kitaba başladığım zaman daha önce okuyan herkes ‘kitaptan sonra çevreye ve kendine aynı şekilde bakamayacaksın’ yorumunu yapmıştı, ki bence -bu kitabı okuyana kadar- bu cümleler bana çok iddialı gelirdi. Fakat ben daha ilk kısımda mest oldum.Alıntı da o ilk kısımdan ‘Geceye Övgü’ başlığı altında yazılmış.Aslında yazarın değindiği her konu başlığı hayatımızın içinde,bizim günlük olarak yaşadığımız durumlar, olaylar.Kimileri kısa vadeli, kimileri uzun. Çok şanslıyım ki bu kitabı 24 yaşımda okuyabildim. Seçimlerimin, kararlarımın ya da eylemlerimin ne kadarı benim elimde? ‘Benim hayatım bu ben inşa ettim’ dediğim hangi eylem gerçekten benim yarattığım bir sonuç? Başkaları tarafında kabul görmek adına kendimden nasıl ve hangi noktalarda ödün verdim? Yaşamla-ölüm ilişkisi hayatımın tam olarak neresinde?... tüm bu sorular aslında bildiğimiz, belki de çıkmazda olduğumuz anlarda aklımıza gelen sorulardan birkaçı. Değinilen konular abartı, mübalağa ya da fazla gelip, kabul edilemez görülebilir. Fakat acı olan, kitapta anlatılan tüm Totaliter durumların gündelik hayatımızın tam da içinde olması. Tam da her gün yaşadığımız, şikayet ederek kabul edip ancak bir türlü yüzleşmediğimiz olgular.Ve tüm bu düşünceler günlerdir benimleler. Ulaştım, bitti dediğim her şey bir anda yüzüme tokat gibi çarpıp ‘hayır aslında biz buradayız’ dediler.Sen aslında kimsinle, ne yapmak istiyorsunla tam da yolun başındayken karşılaşmamız beni çok mutlu etti. Yöneleceğim yolları da, düşünceleri de, okuyacağım kitapları da, seçeceğim kişileri de değiştirecek kitap. Hepsi burada anlatırken basit, okurken ağır şeyler. Değinip, konuşmak istediğim çok nokta var ancak bitmeyecek. Mesela yazardan uzun uzun bahsetmek isterdim. Günler önce ön yargım olan kitabın, hiç tanımadığım bir yazarın böylesine hayatıma dokunmuş olması hakikaten büyüleyici bir durum. Hayatınızın bir evresinde kitabı okuyun, Gündüz Vassaf’ı tanıyıp. Mümkünse erkenden. 🙏🏻