Aşk, bir medeniyet yıldızına nasıl dönüşür? İslam inanç ve kültürü kendi medeniyet estetiğini nasıl inşa etti? Mimari, süsleme sanatları, şiir, edebiyat, güzelliğin sırrını keşfetmek için hangi eşiklerden geçti? Dünün poetik ve estetik mirası nasıl ve kimler tarafından devralındı, hangi krizleri yaşadı?
Beşir Ayvazoğlu o her zamanki zarif ve kuşatıcı üslubu ve çok yerinde geliştirdiği sorularıyla sanat ve düşünce ufkumuza yepyeni ışık tuğları dikiyor.
İlk baskıları yıllar önce yapılan ve her yönden bir ders kitabı sayılan Aşk Estetiği yeniden sizinle. Zihniyet dünyamız kadar hayat üslubumuzun sanat duraklarının ruhunu kavramak için... Hep aşk ve elbette Aşk Estetiği... (Tanıtım Bülteninden)
Beşir Ayvazoğlu (1953 Zara, Sivas), edebiyatçı, şair, yazar, gazeteci.
Asıl ismi "Beşir Ayvaz" olup 11 şubat 1953 tarihinde Sivas’ın Zara ilçesinde doğmuştur. Sivas'ta ilk ve orta öğreniminin ardından 1975'te Bursa Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümünü'nü tamamlamıştır. Çeşitli liselerde Türkçe ve edebiyat öğretmenliği yapmış, TRT’de uzman olarak çalışmıştır. Lise yıllarında mahallî gazetelerde amatör olarak yürüttüğü gazetecilik mesleğine Hergün, Tercüman, Türkiye, Zaman ve Yeni Ufuk gazeteleriyle, Aksiyon dergisindeki köşe yazarlığı ve yöneticilik ile devam etmiştir. 1985-1991 yılları arasında Tercüman gazetesinin “Kültür-Sanat” yönetmenliği yapmıştır. Yeni Ufuk gazetesinde ise genel yönetmen olarak çalışmıştır. Dergâh, Kubbealtı Akademi, Hareket, Hisar, İzlenim, Türk Edebiyatı, Türkiye Günlüğü, Yeni Türkiye gibi dergilerde birçok deneme ve makale yayımlamıştır. Bir dönem Kültür Bakanlığı danışmanı olarak görev yapmıştır.
ADTYK Atatürk Kültür Merkezi, İstanbul Şehir Tiyatroları Repertuar Kurulu, TDV İslâm Ansiklopedisi Türk Dili ve Edebiyatı Merkez ilim ve Redaksiyon Kurulu üyeliklerinde bulunmuştur. Ayrıca CNNTürk’te Hilmi Yavuz’la birlikte iki yıl “Gökkubbemiz” adlı kültür programını hazırlamış ve Kasım 2001-Temmuz 2005 tarihleri arasında Radyo ve Televizyon Üst Kurulu üyesi olarak görev yapmıştır. TRT 2’de “Bir Tepeden” adlı bir kültür programı hazırlayan yazar, halen Türk Edebiyatı Dergisi’nin genel yayın yönetmenliğini yürütmekte ve Zaman gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. Türkiye Yazarlar Birliği, İLESAM, Çocuk Vakfı ve Sezer Tansuğ Kültür ve Sanat Vakfı’nın kurucu üyeleri arasında yer alıp Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'in de üyesidir. Şiir, deneme, araştırma, inceleme ve biyografi alanında yayımlanmış çok sayıda kitabı bulunmaktadır.
Şu an 15 Nisan 2015'te kurulmuş olan haber sitesi Karar.com'da köşe yazarlığı yapmaktadır. Ayvazoğlu aynı zamanda İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi'nde İstanbul Toplum ve Edebiyatı derslerine girmektedir.
İslam sanatlarının temel çıkış noktası yada felsefesinin anlatıldığı bu kitap, sanatın İslam tarihi ve toplumlarında bir keşif ve yaşanan bir olgu rolüyle nasıl inanılmaz bir çabayı yansıttığını yine muhteşem bir muhtevayla vererek harika bir sanat eseri olmuş. "Gerçek olanı bir arayış" olan Müslüman sanat anlayışının şiirden mimarîye, musikîye ve daha bir çok etkileşimde olduğu alana olan yansımalarını muhteşem örneklerle veren kitap birincil olarak sanata ilgi duyanların ve sanatın hayatın her anına nakşedildiği bir geleneğin devamı olan ve tad alma duyusunu yani hafızasını yitirmiş bizlerin kesinlikle okuması gereken bir eser, az da olsa birşeylere anlam verebilmek uğruna....
Sanat ve estetik anlayışının islam ve diğer medeniyetlerdeki yansımasını, sınırlarını ve arka plandaki felsefesini karşılaştırmalı veren, okuması keyifli bir kitap.
Beşir Ayvazoğlu sakız falı bile yazsa büyük saygıyla okurum. Buna rağmen bu kitabın beni bu kadar etkileyeceğini düşünmemiştim. Çok karmaşık ve derinlikli meseleleri sistematik bir şekilde ve olağanüstü bir akıcılıkla açıklamış. Kitabı okurken anlamaktan ziyade kafanızda bir şeylerin oturduğunu seziyor, ilerleyen bölümlerde bu şeylerin daha da somutlaşıp bir bütün oluşturduğunu fark ediyorsunuz. Tasvir yasağı, perspektifin reddi, soyutlamanın bu kadar ön planda olması, mimari yapılarda kullanılan malzemeler, şiir kalıpları, musikide ritmin önemi gibi pek çok konunun temelde tek bir düşünceye dayandığını; bütün bu esasların aynı düşüncenin tutarlı tezahürleri olduğunu görüyorsunuz. Böyle zor bir şeyi sanat tarihiyle hiçbir bağı olmamış benim gibi birine böyle kolayca anlatmak ve sevdirmek için anca Beşir Ayvazoğlu olmak gerekir herhalde.
Sanat tarihine en ufak ilgisi olan kişilerin bile muhakkak okuması lazım gelen bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Antik Yunan geleneginden beslenen, Ronesansla atılım gerçekleştirmiş Bati sanati ile Islam temelinde Dogu sanatinin, yapısal farklarının felsefî kökenlerini, kendisini 'muhafazakar' olarak tanımlayan bir bakis acisiyla objektif bir karşılaştırma. Doyurucu oldugu kesin.