Jump to ratings and reviews
Rate this book

Büyümenin Türkçe Tarihi

Rate this book
Çocukluğumuzda ya da yeniyetmeliğimizde okuduğumuz bir öykü bazen bizi beş-on yaş birden büyütür. Kimi zaman edebiyat hayattan önce öğretir. Günümüzün on iki yazarı, Türk edebiyatından kendilerini büyüten on iki öykü seçip bu izleği derinleştiren birer deneme yazdılar. Böylelikle her denemeyi bir öykünün izlediği bu özel kitap oluştu. Hem bir seçki niteliğinde, hem de bir bağlam çevresinde oluşturulmuş bir tasarım kitabı olarak da görülüp okunabilir. Refik Halit Karay, Ömer Seyfettin, Sait Faik, Sabahattin Ali, İlhan Tarus, Orhan Kemal, Cihat Burak, Vüs'at O. Bener, Oğuz Atay, Osman Şahin'in öyküleri üzerine Füsun Akatlı, Selim İleri, Fatih Özgüven, Cemil Kavukçu, Ayfer Tunç, Hasan Ali Toptaş, Sırma Köksal, Sema Kaygusuz, Faruk Duman, Necati Güngör, Jaklin Çelik ve Nurdan Gürbilek yazdılar.

216 pages, Paperback

First published January 1, 2007

Loading...
Loading...

About the author

Murathan Mungan

116 books685 followers
21 Nisan 1955 tarihinde İstanbul'da dünyaya geldi. Mardinli bir ailenin çocuğudur. Babası avukat İsmail Mungan, annesi Habibe Mungan'dır. İlk, orta ve lise yılları Mardin'de geçti; Mardin Lisesi'nden mezun oldu. Mardin eserlerinde sıkça kullandığı mekanlardan birisi oldu. Bu çevrenin taşıdığı farklı kültürel yapıyı, insan olgusunu eserlerine başarılı bir şekilde yansıttı. Yazar, 1972'de Ankara'ya yerleşti. Lisans ve yüksek lisansını Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü’nde tamamladıktan sonra başladığı doktora çalışmasını yarım bıraktı, Ankara Devlet Tiyatroları’nda altı yıl, İstanbul Şehir Tiyatroları’nda üç yıl dramaturg olarak çalıştı. Gazete ve dergilerdeki ilk yazılarını 1975’te yayımlayan Mungan; yazı hayatı boyunca şiir, öykü, roman, deneme, tiyatro oyunu, sinema yazısı, senaryo, masal, şarkı sözü gibi farklı türlere ait eserler verdi.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
163 (32%)
4 stars
194 (39%)
3 stars
95 (19%)
2 stars
27 (5%)
1 star
15 (3%)
Displaying 1 - 30 of 34 reviews
Profile Image for Konserve Ruhlar.
305 reviews193 followers
December 9, 2013
İlk defa bir kitabın önsözünde altını çizdiğim satırlar var. Söz konusu satırların sahibi Murathan Mungan olunca bu gayet normal elbette. Bir edebiyat türü olarak hikayenin ''aydınlanma anları sanatı'' olduğunu söylüyor Murathan Mungan. Ve yazarların bu aydınlanma anlarını oluşturan hikayelerden oluşuyor kitap. Kimisi çok samimi, sade bir dille anlatıyor bu aydınlanmayı, kimisi biraz daha akademik bir dille. Özellikle sevdiğim yazarların etkilendiği hikayelerin ne kadar özel olduğuna tanık oluyorum. Sonra kendi kendime düşünüyorum. Büyüme çağımda beni en çok etkileyen hikaye hangisiydi diye. Günlerdir soruyorum bu soruyu kendime. Henüz cevabı yok. Sanırım okul yıllarında çok fazla hikaye okumadığımdan kaynaklanıyor bu durum. (Çünkü aklama sadece Kaşağı ve Falaka geliyor. ) Ama bugün burada Ruanda'da olmamı sanırım en çok Jules Verne'e borçluyum. Onun bana aşıladığı müthiş hayal gücü peşimi hiç bırakmasın! iyi ki onunla büyüdüm.

Her hikayenin özel olduğu anlar vardır. Bu kitap o özel anlara yazılmış. Yazarların deneyimleri okuyucuya bambaşka bir bakış açısı katıyor. Bir gün ben de bir hikaye üzerine yazmak istesem o hangisi olurdu diye düşüneceğim bundan sonra.
Profile Image for Emre Nord.
48 reviews7 followers
May 31, 2019
Kitap Murathan Mungan’ın önsözünden sonra, bir deneme bir öykü şeklinde ardışık tasarlanmış. (A1-B1-A2-B2-A3-B3-A4…) İlgili öyküden önce denemeyi okumak benim için katlanılmazdı, daha kitabın en başında önce öyküyü ve sonra denemesini okumaya karar verdim. Belki kendi büyümemle ilgisini kuracağım ve çoğunu ilk defa okuduğum bu öykülerin gizini, önce denemeleri okuyarak kaçırmak istemedim. Sözgelimi kitabın önce öykü sonra deneme şeklinde sıralanmasını yeğlerdim. (B1-A1-B2-A2-B3-A3-B4… gibi (A: deneme ; B: öykü))

Yazımın tamamı için:
https://walshuncakisi.wordpress.com/2...
Profile Image for Okan.
32 reviews27 followers
June 7, 2019
çok iyi bir seçki, hikayelerin yanında yazılan -bazıları çok iyi- ön yazılar kitabı zenginleştiriyor (selim ileri'ninki hariç). yine de bu ön yazıları son yazı olarak okumak çok daha mantıklı.
Profile Image for Sinem.
351 reviews215 followers
January 8, 2015
fikir çok güzel fakat katılımcıların bir kısmı anlamamış, ya da yazarlara etkilendikleri öykülerden biri için ve birine dair bir metin yazmalarını istedi Murathan Mungan, onlar da akıllarına eseni yazdı. Ön-yazılardan bir kısmı seçtikleri öykünün kendileri üzerinde yarattığı üzerineydi ve güzel olanlar bunlardı. Her ne kadar okuyacağımız öyküyle ilgili çok fazla bilgi alsak da yazan kişi üzerindeki etkisini görmek çok ilginç. daha önce bu öyküler okunmamışsa ön-yazılar önce değil de öykü bittikten sonra okunsa farklı bir verim alınabilir.

bir kısım yazarlar kendileri üzerindeki etkiyi yazmamış da öykünün olayı nedir, teması nedir gibi söylem analizine yakın makale tipi yazılar yazmışlar. bu versiyonları okurken baya sıkıldım hatta bir kısmını birkaç sayfa okuyup öykünün kendisine geçtim. türk öykücülüğüne dair giriş kitabı gibi okutulabilir, ders kitabı olarak çok kullanışlı bir materyal olacağını düşündüm kitabı okurken.

serinin diğer kitapları da okunabilir, her ne kadar onların böyle teması olmasa da best of gibi seçmece öyküler okumak çok iyi fikir.

Profile Image for Sine.
399 reviews497 followers
October 24, 2014
öykülerden önce o öykülerin "büyüme"yle ilişkisinin başka bir yazar tarafından anlatılması şahane fikir. daha önce murathan mungan'ın böyle öykü seçkilerinden "kadınlığın 21 öyküsü"nü okumuştum, bunu okurken, keşke onda da öykülerden önce en azından birer sayfa yazı olsaydı diye düşündüm.

bazı öyküleri, bazılarının da önyazılarını beğenmedim. öyküler için tek tek saymak istemiyorum çünkü belki başka bir ruh halinde okusam severdim, bilemiyorum. ama önyazılarda bilhassa selim ileri'yi söylemem lazım. okuyan anlar mutlaka ne demek istediğimi ama selim ileri formatı hiç anlamamış. diğer önyazılarda yazarlar öykünün kendi hayatlarındaki izdüşümleri o kadar güzel yazmış ki, bir öykü kadar güzeldi. selim ileri ise, sait faik'in mahalle kahvesini sıkıcı bir edebiyat dersindeki gibi incelemiş. bir tek o "hiç" olmamış. öykünün hatrı olmasa bu grup kitaptan çıksın derdim.

yine de edebiyat seven herkesin mutlaka okuması lazım. harika bir kitap.
Profile Image for Fulya.
562 reviews206 followers
January 26, 2019
Fikri beğendim ancak işleniş biçimini tutarsız buldum. Öyküleri seçen yazarlardan kimi gerçekten çocukları ya da büyümeyi anlatan öyküleri işlemiş; kimi de kendi çocukluğundan bahsedip kel alaka bir öyküyü koyuvermiş. Tek tek irdeleyelim:

1. Füsun Akatlı, Refik Halit Karay'ın ¨Eskici¨ öyküsünü seçmiş. Bu öykü Hasan'ın bir süredir tanımadığı bir ülkede bilmediği bir dile maruz kalıp sessizleştikten sonra Türk bir ayakkabı tamircisiyle karşılaşmasından bahsediyor. Tamircinin işi bitip gittiğinde Hasan yine ülkesiyle bağını kaybedecek. Büyümek böyle olur işte.
2. Cemil Kavukçu, Sait Faik'ten ¨Bir Bahçe¨yi seçmiş. Cemil Kavukçu sevdiğim bir öykücüdür ancak seçtiği öykünün seçkiyle bir ilgisi yok. Sarhoş bir akşam karakter kendini bir otelde bulur, sabah kalktığında karşısında bir bahçe vardır. Evet, ne alakası var?
3. Ayfer Tunç, Orhan Kemal'den ¨Çikolata¨yı seçmiş. Öyküyü irdelediği kısa yazısı da derin, öykü de harika. Bu öyküyü artık Tunç'tan bağımsız düşünemem. Okuyucunun gözünden yoğurtçunun kızını ne de güzel anlatmış.
4. Fatih Özgüven, Ömer Seyfettin'den klasik ¨Kaşağı¨yı seçmiş. ¨Kaşağı¨yı bilmeyen yoktur, ilk gençliğimizde nefret ettiğimiz Ömer Seyfettin zaten çocuklara ve gençlere yazmamış ki o öyküleri. Yetişkinlere yazmış. Özgüven önsözünde, haksızca sevmediğimiz Seyfettin'in Kaşağı'sındaki vicdanı yüzünden büyüyen hikaye anlatıcısının katmanlarını teker teker açmış. Hepimiz pişmanlıklarımızın ürünüyüz, hepimiz Ömer Seyfettin'in çocuklarıyız aslında. Çok isabetli seçim.
5. Gelelim Sema Kaygusuz'a. Yazar olarak sevemediğim bir hikaye anlatıcısı Kaygusuz. Savurgan buluyorum yazım tarzını. Ancak bundan bağımsız olarak İlhan Tarus'tan seçtiği ¨Bir Kasabanın Ruhu¨ için yazdığı önsözü okudum ve kendi çocukluğuna yaptığı göndermeleri çok beğendim. Ancak Kaygusuz yine yapacağını yapmış; seçtiği öykünün konumuzla alakası yok. Tamamen savurgan kullanmış seçme şansını da. Yanlış anlaşılmasın, öykü son derece güzel ve Tarus gibi bir yazarın varlığını keşfettim ama yeri bu seçki değil.
6. Necati Güngör, Sabahattin Ali'den ¨Ayran¨ öyküsünü seçmiş. İsabetli ama önsözde öykünün ona hissettirdiklerinden/düşündürdüklerinden çok öykünün özetini geçmiş olması bunu neden kaleme aldığını sorgulatıyor.
7. Sırma Köksal, benim de çok sevdiğim Vüs'at O. Bener'in ¨Havva¨ öyküsünü seçmiş. ¨Havva¨ benim en çok etkilendiğim kısa öykülerin başında gelir. Köksal öykünün mekaniğini irdelemiş ve benim de etkilendiğim sonunun özellikle üzerinde durmuş. Harika bir ikili yine.
8. Hasan Ali Toptaş, Osman Şahin'den ¨Beyaz Öküz¨ü seçmiş. Yine nedenini sorguladım. Ne büyümekle ne de çocuklukla alakası var, kişisel olarak da ısınamadım öyküye. Okumayı bir türlü sevemediğim ağalık, köy, hayvanlarla maddi ilişki konusunda yazılmış çünkü (Fakir Baykurt'u tenzih ederim).
9. Selim İleri yine her zamanki ilgisizliğini göstererek Sait Faik'ten ¨Mahalle Kahvesi¨ öyküsünü seçmiş. Benim en sevdiğim Sait Faik kitabıdır ¨Mahalle Kahvesi¨. Ancak konumuzla uzaktan yakından ilgisi yok. Selim İleri işte, daha fazlasını beklemiyordum zaten. Şaşırtmadı.
10. Faruk Duman, Sabahattin Ali'den ¨Hanende Melek¨i seçmiş. Öyküde çocuk var ama büyümek yok. Yine de bir yerinden yakalamış bağlamı o yüzden tamamen ilgisiz diyemiyorum.
11. Jaklin Çelik, Cihat Burak'tan ¨Kin¨ öyküsünü seçmiş. Cihat Burak'ı yazar olarak ilginç buluyorum, ¨Zenci Kalınız¨ kitabını okumuştum. Tarz olarak ¨Kin¨ şaşırtmadı o yüzden ancak yine seçkinin bağlamla alakası olmayan öykülerinden biri daha.
12. Son öykü Nurdan Gürbilek'in seçimi olan, Oğuz Atay'dan ¨Babama Mektup¨. Gürbilek, önsözünü metinlerarasılığa gönderme yaparak yazmış. Başta seçkiyle ilgisi olmayabileceğini düşündürse de, yetişkin bir insanın babasını kaybettikten sonraki büyüme öyküsü aslında bu.

Genel olarak enteresan bir okuma oldu diyebilirim, ancak içi yüzde yüz doldurulmuş bir seçki değil maalesef.
Profile Image for Kutşın Sancaklı.
77 reviews21 followers
May 3, 2016
Sevdiğim yazarlara bir şekilde dokunmuş kitapları, filmleri öğrenmek ilgimi çekiyor, hele bir ortaklık yakalarsam değmeyin keyfime.. Bu seçkiyi de bu sebeple çok sevdim.
Bir de çocukluğumdan bu yana, dolanıp dolanıp yoluna çıktığım Sait Faik'in Stelyanos Hrisopulos Gemisi'ni hatırlamak da iyi geldi.. Hikaye 'insan neyle yaşar?' sorusuyla ne de ince göz kırpar..
34 reviews2 followers
March 1, 2025
Murathan Mungan seçtiği öyküler ve bu öyküler için yazarlarca kaleme alınmış denemelerden oluşan keyifli bir öykü seçkisi. Denemelerini okuduğumuz yazarların o öykünün kendi anlamlandırdığımızdan farklı bakış açılarını da okumak keyifliydi.
Profile Image for Zeynep Eda.
33 reviews
July 24, 2022
Sonunda okudum, yemin ederim o kadar üşeniyordum ki.
Profile Image for Özgür Baltat.
189 reviews18 followers
April 9, 2026
Türk hikayeciliğinin bazı önemli örnekleri ve onlar üzerine genelde de çocukluk anılarıyla ilgili günümüz edebiyatçılarının yazdıkları denemelerden oluşan keyifli bir edebiyat yolculuğu.

Altını çizdiklerim:

ÖNSÖZ (Murathan Mungan)
SAYFA 11
Özellikle çocukluğumuzda, yeniyetmeliğimizde, ilkgençliğimizde okuduklarımızın izi, niye diğerlerinden daha derindir ve okuduklarımız niye daha keskin çizgiler, daha berrak imgelerle saklı kalır, hatırlanır? Bazen okuduğunuz bir öykü sizi birkaç yaş birden büyütür. Çoğu kez edebiyat, hayattan daha çabuk büyütür. Önünüzdeki yılların deneyimlenmiş, canlandırılmış, sonuçlandırılmış haliyle sizi, hayattan daha önce bilgilendirir, donatır; dünyaya ve geleceğinize hazırlar. Bizi yalnızca dış dünyaya ve hayata ilişkin bilgilerle değil, aynı zamanda kendi içimizle, kendi duygularımızla da tanıştırır. Edebiyat aynı zamanda bir büyüme sanatıdır; bizi, biz yapar.

SAYFA 13
...toplumcu ve gerçekçi kaygılar taşıyan edebiyatın, toplumsal eşitsizlikleri, haksızlıkları, adaletsizliği anlatma ve aktarmada, çoğu kez çocuk kahramanların savunmasızlığına, zayıflığına, çaresizliğine yaslandığı; okurda bu yolla dikkat ve 'hassasiyet' uyandırmaya çalıştığı sıkça görülür.


Merhamet (Ayfer Tunç)
SAYFA 36
Merhamet, ilk karşılaşıldığında ağır etki bırakan duygulardandır. Ama merhameti öğrenmenin zamanı önemlidir. Geç karşılaşılmış merhamet bilgiden ibaret kalır, içselleştirilemez; kimi zaman duyarsızlığa, katı kalpliliğe, hatta başkalarının acılarını reddetmeye, küçük görmeye yol açar… Erken öğrenilmiş merhamet ise hayat boyunca bir kambur gibi taşınacak ezikliğe dönüşür, büyük bir duygudur çünkü. Doğru zamanda merhameti öğrenen çocuk, büyüdüğünde kendinin farkında olan, 'daha insan' bir insan olur.

SAYFA 39
Yoksulluk, olağan, aşılabilir, o yılların anlayış ve terbiyesine göre utanılmaması gereken, onurla taşınabilir bir durumdu. [...] eksiklikten doğan ezikliğin onurla aşılmasıdır. Dönemin terbiyesine göre başkalarını yiyecekle imrendirmek büyük bir ayıp, hatta günahtı. Uluorta bir şeyler yemek terbiye dışı bir davranış sayılır, çocuklar sık sık yiyemeyenler var diye uyarılırdı.


Annenin Yokluğu (Fatih Özgüven)
SAYFA 51
Evet, hepimiz biliriz Ömer Seyfettin yazar olarak da 'hain bir çocuk'tur. Çocukluğa dair şu beş hikâyesinden... özellikle 'Kaşağı', benim ve birçok çocuğun hayatını karartmıştır, gecelerce uykularını kaçırmıştır.

SAYFA 53
Anne onunla hiçbir zaman 'meşgul değil'dir. Mesele de budur zaten. Anne o güzel umursamazlığı içinde hep uzaklarda bir yerlerdedir. [...] İçgörüsüz, kendiyle dolu, ilgisi dağınık Anne. Özellikle büyük günahlarda, gizli çekilen çocukluk azaplarında çok acıtır bu yalnızlık, Anne hep başka bir yerlerdedir:

SAYFA 56
Kaşağı'nın en vurucu sahnesi anlatıcının, 'hain çocuğun' suçunu hizmetçi Pervin'e itiraf ettiği gecenin sabahında babasına gerçeği söylemek ve kardeşinden af dilemek üzere sofaya çıktığı sahnedir. [...] 'Kaşağı', yazarın modern hikâyenin en can alıcı, en can acıtıcı numaralarından birine başvurmasıyla, 'closure'ı, yani hikâyenin sonlanmasını reddedişiyle biter. Bizi öyle elimiz böğrümüzde bırakır.


Tiksinti (Sema Kaygusuz)
SAYFA 65
BİR KERECİK OLSUN, babamın neşeyle eve girdiğini görmedim. [...] Bir çocuk, hele bir kız çocuğu olarak, hayal bile edemeyeceğim haki bir dünyanın içinde, kim bilir nasıl bir hayat yaşıyorduysa, yavaş yavaş çürürdü babam. Çocukça bir vesveseyle bu çürümenin benden kaynaklandığını düşünür, derin bir suçluluk duygusuna kapılırdım nedense.

SAYFA 66
İnsanlara duyduğu derin güvensizlik, sanıyorum, insanın doğdu doğalı içinde taşıdığı benimsenme arzusunun karanlığını bilmekten kaynaklanıyordu. [...] Acımasız bir öğretmendi üstelik. Hiçbir şey öğretmeyip öğretenlerden…

SAYFA 68-69
Kimin hangi partiye oy verdiği bilgisi, şahsiyetin bir parçasıydı aynı zamanda. [...] Orada dünya görüşü yoktu çünkü. İçine doğduğunuz bir görüş vardı yalnızca. Doğar doğmaz katran dolu bir kazana yatırılıyor, boğazınıza kadar o düşünceye yapıştırılıyordunuz.

SAYFA 70
Babamı hasta eden, ruhu kravat takıp takım elbise giymeye zorlayan bu yıkıcı memurluk mesaisinin, benliği kaplamasıydı. [...] Ensesinde, bütün tehlikelere açık bir şekilde taşıdığı özgün düşüncesi, onu her geçen gün yalnızlaştırıyor, statükocu bir yaşantının uzantısı olmaktan beziyordu. [...] Hayatı boyunca çekip gitmeyi istemiş, ama hiçbir yere gidememişti. Bana istediğim an başımı alıp gitme cesaretini, kendi gidemeyişiyle gösterdi babam.

Bir Kasabanın Ruhu (İlhan Tarus)
SAYFA 75
Bu makule insanlar yüz bulmaya görsünler. Softa damarı kabarmaya görsün. Bugün rakına, yarın çorbana, öbürgün işine.. Durabilirsen dur önüne bakalım."

SAYFA 79
Ne olmuş ki?' dedi. 'Bir fenalık mı ettik? Kimin tavuğuna kış dedik?..' [...] Seyirciler bekliyorlardı. Yumruklarını sıktı, avuçlarından buz gibi terler sızıyordu: 'Hoca Ali efendi ilk defa olarak mı böyle sözler dinliyor? Hem ben bir şey demedim. Sarhoşluk hali bu... İnsan iyi de söyler, kötü de. Arif olmalı biraz.' [...] Birden bire bütün cesaretinin bir bardak gibi yere düşüp kırıldığını hissetti.


Ayran (Sabahattin Ali)
SAYFA 88
Günde iki defa geçen posta treni bile, ne diye bu manasız yerde duruyorum diye hayret eder gibiydi ve birkaç dakika durduktan sonra kalkarken, çaldığı düdükte keyifli bir ıslık edası vardı.

SAYFA 90:
...eli boş olarak eve döndüğü zaman, bu iki sıska mahlukun kendisine nasıl parlak ve büyümüş gözlerle ve nasıl sonsuz bir kinle baktığını hatırlayınca tüyleri ürperiyordu.

SAYFA 92
Rüzgârdan gözleri yaşarıyor ve mavi gözlerini saran kirpikleri çapaklanıyordu. [...] Hayatı istasyonda ayran satmaktan ve küçük kardeşlerini beslemekten ibaret sanıyordu. Bunun için de bir tek korkusu vardı: Ya anam yine günün birinde eve gelip birkaç gün yatar, iniltiler içinde ve kendi kendine bir çocuk daha doğurur, beş on gün sonra onu da başıma bırakacak.

Boğaza Takılan Düğüm (Sırma Köksal)
SAYFA 98
...acı çekmiştim, acımamıştım, düpedüz acı çekmiştim, ki hâlâ 'Havva' öyküsü aklıma geldiğinde içimde bir yerler acır...küçükken de kafamı en çok karıştırmış olan buydu, Havva için acı çektiğim kadar diğerleri için de acı çekiyordum. O güne dek okuduklarımdan bildiğim bir şey değildi bu. Daha önce okuduğum kitaplarda iyiler ve kötüler vardı, birbirlerinden tümüyle ayrıydılar, birbirlerine dönüşmezlerdi. Bu öykü ise bambaşka bir duygu bırakıyordu.

SAYFA 101
...hiçbir iyi öykünün bir 'ana fikri' yoktur. İyi öykülerin katmanları, alt metinleri vardır, derinlikleri buradan gelir, onun için onları tekrar tekrar okuruz, hatırlarız, sorgularız.


Babalar ve Ustalar (Nurdan Gürbilek)
SAYFA 182
Büyürken hepimiz için birer dayanaktır sevdiğimiz yazarlar. Ebeveynlerimizden kaçıp gittiğimiz, bu kez kendimiz seçtiğimiz için daha çok önemsediğimiz gerçek ailemiz.
...illa çırak olarak başlayacaksam işe, illa birinin çömezi olacaksam önce, bu sen olmayacaksın. Çırak olacaksam Shakespeare'in çırağı olurum, Dostoyevski'nin çırağı olurum, Marx'ın çırağı olurum.

SAYFA 187
Bazen ortaya yayılmış bir dünya haritasının üzerine seni boydan boya uzanmış olarak tasarlıyorum hayalimde. O vakit bana öyle geliyor ki içinde yaşayacağım bölgeler ya senin vücudunla kapayamadığın ya da senin ulaşamadığın yerlerdir ancak. (Kafka'nın Babaya Mektup'undan alıntı)


Babama Mektup (Oğuz Atay)
SAYFA 199
...bazı zamanlar, sen olmasaydın birçok şey yapabileceğimi düşünürdüm. Şimdi artık suçun kendimde olduğunu görmek zorundayım.

SAYFA 200
Sağ olsaydın yazdıklarımdan bir satır anlamamakla birlikte gene de benimle öğünürdün sanıyorum. Galiba biz, babacığım, birbirimizi hep böyle anlamadan sevdik.

SAYFA 201
Sen her zaman tutarlıydın; olduğun gibi olmaktan gurur duyuyordun; olduğun gibi davranıyordun.

SAYFA 202
Senin işin bir bakıma kolaydı babacığım. Birçok şeyi yok sayarak belirli bir düzen içinde yaşadın. Sinemaya gitmedin. Hiç roman okumadın. Zeytinyağlı enginar yemedin. Yabancı ülke özlemi çekmedin.

SAYFA 203
Senin gibi tutarlı olmadığım için çoğu zaman kuşkulara kapılıyorum ve ütüsüz pantolonlarla lekeli gömleklere kısa bir süre için son veriyorum.

SAYFA 204
...birçok olayın nedenini zamanında öğrenemediğim için, dünyanın birçok yönünü hiç bilemedim. Bazı olayların nedenini de çok sonraları öğrenebildim. Karımdan ayrılıp sana sığındığım zaman da, 'Geceleri eve geç geliyorsun,' gibi, yıllarca önce söylenmiş olması gereken sözlerle beni tedirgin ederdin.

SAYFA 205
Bugün, belki de sen artık öldüğün için, bana bir zamanlar haksızlık ettiğini düşünemiyorsam da, bana haksızlık edildiği düşüncesi içimde öylesine gelişti ki artık bütün dünyayı suçluyorum bu bakımdan.
Gittikçe sana benziyorum babacığım: Kimseleri beğenmez oldum…İstiyorum ki babacığım artık herkes öğrensin hiçbir şeyi beğenmediğimi. Senin başına gelenleri düşündükçe hiçbir duygunun içimde kalmasına, hiçbir öfkenin sadece içimde büyümesine razı olamıyorum artık. Senin gibi ben de artık aklıma geleni hemen herkesin yüzüne haykırıyorum.

SAYFA 206
Acaba senin de bilinçaltın var mıydı babacığım?
Senin fesli ve redingotlu resimlerini gözümün önüne getiriyorum da, bu görüntüyle 'varoluşçu bir bunalımı' yanyana düşünemiyorum doğrusu. Aslında bizler de bir özenti içindeyiz; ama ne de olsa bu kurt içimize düştü bir kere babacığım.

SAYFA 207
Hani ben sana kızınca ya da belirsiz nedenlerle içimde tanımlayamadığım sıkıntılar duyunca gidip sabahlara kadar içerdim ya, şimdi öyle yapmıyorlar babacığım. Bu senin duymadığın bilinçaltıyla ilgili doktorlara gidiyorlar. Bense aslında sana benziyorum babacığım: Artık içki de iyi gelmediği için böyle durumlarda koltuklara baykuş gibi tünüyorum.
Medeniyeti sevmiyorum. Bu günlere yetişebilseydin, sen de benim gibi televizyondan nefret ederdin sanıyorum.

SAYFA 209
Ben bu asık suratlı aydınlara hiç benzemiyorum babacığım; onlara karşıyım ve senin içtenliğinden yanayım. Bazı kitaplar yüzünden kafam biraz karışmışsa da bugün bile senin içtenliğini taşıdığımı ümit ediyorum. Gene de sonunda sana bütünüyle benzemekten korkuyorum babacığım: yani ben de sonunda senin gibi ölecek miyim?
126 reviews5 followers
November 8, 2020
Oğlumun okulunun yardımcı kaynak olarak alınmasını istediği bir kitaptı. Yıllar sonra onun kitaplığında bulup okudum. Seçkideki öykülerin çoğu zaten daha önce okuduğumuz öyküler. Bir çocuk kitabı için çok uygun seçimler olduğunu düşünemedim. Bazıları tamamen çocukluk çağının ya da bir çocuğun büyüme aşamasındaki safhaların uzağında gibi geldi. Yine de "Beyaz Öküz" benim için kazanç oldu, zira okumadığım bir yazarı öğrendim.
Kitabın akışındaki önemli bir sıkıntı, birçok okurun burada üzerinde durduğu gibi, öyküleri seçen ve kendisi açısından tarif eden yazarların özsözlerinin öyküden önce verilmesi. Bazıları öyküyü tümüyle ele veriyor, açık ediyor. Yine bazı yazarların önsözleri öykülerin önüne geçme çabası denebilecek vasıf taşıyor.
Kitabı severek okudum ama bunun nedeni bizatihi çoğu diğer yayınevlerinden ödünç alınan harika öykülerdi. Yani aslında yeni bir kitabı değil, bilinen ve kendini fazlasıyla kanıtlamış öyküleri yeniden okumuş oluyor insan.
Yine de yayınevine ve Mungan'a teşekkür ediyorum.
Profile Image for Ekin Nadul.
6 reviews
April 27, 2024
Kitapta her denemeyi bir öykü takip ediyor. Denemeler peşi sıradaki öykünün, yazarda çağrıştırdıkları ve gençlik çağında yarattığı izlenimler üzerine. Öykülerse sadece deneme yazarlarının değil Türkiye’nin de çocukluğuna denk geliyor. Kahvehanelere, köylerde yetişmiş zihinlere, trenin az bulunduğu istasyonlara dair öyküler benim hiç bulunmadığım bir Türkiye’de geçiyor.

Benim beklentim, bu Türkiye’ye ait denemelerin daha nesnel eleştiriler içermesiydi. Nurdan Gürbilek’in “Benden Önce Bir Başkası” kitabından alınan Babalar ve Ustalar incelemesi haricindeki diğer denemeler daha çok öykünün deneme yazırının hayatıyla kesiştiği anıları içeriyor ve genellikle oldukça kısa. Fakat herşeye rağmen okumaya değer olduğu kuşkusuz.



Profile Image for hardasan .
107 reviews22 followers
August 6, 2017
"Edebiyat hayattan daha hızlı büyütür"
Tadı damakta uzun zaman kalacak kitaplardan biri daha. Açıp açıp okunası.
Murathan Mungan derlemesi bu kitapta on iki farklı yazar kendilerini büyüten hikayeler hakkında birer deneme yazmışlar, önce bu denemeleri okuyoruz sonra da hikayeleri.
Ben bu kitabı Nurdan Gürbilek için almıştım. Yine büyük bir iş çıkarmış kendisi, Oğuz Atay'ın Babama Mektup'unu yorumlamış, enfes olmuş. Diğer yandan Cemil Kavukçu, Sema Kaygusuz, Hasan Ali Toptaş mutlaka okunmalı.
Birbirinden güzel hikayeler de unutulmamalı.
Velhasıl, okuyunuz!
Profile Image for yirmi6.karakter.
35 reviews
June 30, 2024
Önce seçilmiş olan öykü hakkında günümüzden bir yazarın fikirlerini ardından da o yazıya konu olan öyküyü bulabiliyorsunuz kitapta. Ben kimi zaman önce öyküyü okudum ardından onunla ilgili yazılanı, kimi zaman da kitapta verildiği şekilde ilerledim. Kitabı bir oturuşta bitirmedim, elime ara ara aldım. Sindirerek okudum. En çok, en sonda bulunan Oğuz Atay’ın babasına yazdığı mektubu her yönüyle irdeleyen Nurdan Gürbilek yazısına bayıldım. Çok teşekkürler Murathan Mungan… 🙏
Profile Image for Betul Aisha.
222 reviews19 followers
April 14, 2019
"bu filmin devamını çekseler keşke" hissi verdi bana, bitirmeye kıyamadım. bazı bölümler fazla güzel, en gönül çelici kısım cemil kavukçu'nun yazdıklarıydı benim için, sema kaygusuz, füsun akatlı keza. ama tabii içinde "eskici"nin, "hanende melek"in, "kaşağı"nın olduğu bir kitap bu aynı zamanda, o yüzden "şurası güzel" demek komik oluyor gibi. çok güzel, çok güzel.
Profile Image for Şeyma.
66 reviews5 followers
July 17, 2023
Babalar ve Ustalar'ı ileride tekrar okurum. Beyaz Öküz de fena bir öyküydü ağzım açık kaldı duruluğu ve akıcılığı karşısında... Kitabı sahaftan almıştım öylesine, iyi ki almışım dedim. Genel olarak tüm öyküler çok iyiydi, güzel seçim olmuş hepsi kitap için.
Profile Image for Ayça.
58 reviews20 followers
October 16, 2024
Ne hoş bir fikir ve ne güzel bir derleme! Yer yer en sevdiğim hikayelere rastladığım, içe dokunan, çocukluğumuzu hatırlatan, sonda vurucu Oğuz Atay hikayesi ve gayet güzel analiziyle son bulan keyifli bir kitap
Profile Image for Nazlı.
10 reviews2 followers
January 2, 2021
Güzel bir derleme. Önyazıların bazıları çok samimi, çok güzel.
Profile Image for Eg.
16 reviews
August 22, 2022
Bazı hikayeler gerçekten çekici ama bazıları çok sıkıcı
Profile Image for Zafer Kızıltoprak.
12 reviews1 follower
September 1, 2016
Secilmis olan oykulerin cogu toplumcu-gercekci oykuler. Turk edebiyatinin ic bunaltan oykulerinin bir derlemesi de denebilir. Tabii ki bazilarinin, ozellikle Omer Seyfettin oykulerinin cocukken okutulmasi birkac kusak uzerinde onulmaz psikolojik yaralar acmis olabilir. Bu secilen yaklasik 15 oykunun hicbirini kotu yapmiyor ancak gelismekte olan bireyler uzerinde dunyayi tanima evresinde farkli sonuclar dogurabilir.

Onun disinda, kitabin duzenlenme sirasi, yani, once oykunun tanitilmasi/yorumlanmasi ardindan oykunun sunulmasi guncel dizi tabiriyle "spoiler" olarak gozukebilir. O yuzden once oykuyu okuyup ondan sonra oyku hakkindaki elestiri ve yorumu okumak daha zevkli olabilir.

Profile Image for Filiz.
34 reviews10 followers
May 31, 2015
Belli yazarlarin okuduklarinda buyumeye dair bir adim attiklarini hissettikleri oykulerden derlenmis hos bir kitap ancak benim gibi ilk defa okuyacaginiz bir esere onyargisiz, duru baslamak istiyorsaniz once gercek oykuyu arkasindan oyku hakkinda yazilan onsozu okumanizi tavsiye ederim.Kitabi bitirince Murathan Mungan benden de buyumeye dair bir oyku secmemi isteseydi ne secerdim diye dusunmedim degil.Aklima ilk gelen bir oyku sicakliginda "Seker Portakali" oldu.Onu okumadan buyumedigim icin kendimi cok sansli hissederim hep.Biricik Zezem,kahramanim benim...
Profile Image for Bihter Homurlu.
15 reviews3 followers
July 18, 2015
Dogrusu ben once oykuleri okuyup sonra yazarlarin yorumlarini okumayi tercih ettim, boylece yorumlarin etkisinde kalmamis oldum. Bir cok okurun da belirttigi gibi bazi yazarlarin icten ve samimi yorumlarina bayildim, kimisi ise o kadar yavadi ki hic keyif almadim. Cocuklugumda okudugum bazi hikayelerin ise tekrar karsima cikmasi beni hem mutlu etti hem de huzunlendirdi. Kasagi yi okurken yine yuregim ciz etti...
Displaying 1 - 30 of 34 reviews