Edip Cansever'in yayımlanmasına izin verdiği bütün şiirlerini içeren iki ciltlik "Toplu Şiirleri" derlememizin birincisi olan bu kitapta yayım sırasına göre şairin şu yapıtları yer almaktadır:
Dirlik Düzenlik (1954); Yerçekimli Karanfil (1957); Umutsuzlar Parkı (1958); Petrol (1959); Nerde Antigone (1961); Tragedyalar (1964); Çağrılmayan Yakup (1966);Kirli Ağustos (1970); Sonrası Kalır (1974).
"Şairin ele aldığı konular kendi durumunu değil, çevresini kaplayan yığınların iç dünyasını ışıtacak, onların yaşayışlarını yenileştirecek, başka başka görüşler katabilecek özellikler taşımalıdır. Kuvvetin, dayanıklılığın, hayata bağlılığın, günden güne uygarlığa gitmenin kökleri şiire de bağlıdır. Demek oluyorki şiir yalnız lüks olmaktan çıkmış, gerçeği gösteren, insanı inceleyen bir güzellik olmanın yolunu tutmuştur." (1954) - Edip Cansever
Edip Cansever (1928, İstanbul 1986, a.y.) İstanbul Erkek Lisesi’ni bitirdi. Yüksek Ticaret Okulu’ndaki öğrenimini yarıda bırakarak babasının Kapalıçarşı’daki dükkânında ticarete başladı ve 1976’ya kadar antikacılık yaptı. Turgut Uyar ve Cemal Süreya ile birlikte “İkinci Yeni”nin öncü şairleri arasında anılan Cansever’in ilk kitabı İkindi Üstü (1947), 19 yaşında bir gencin dünyayla tanışmasının ve ilk itirazlara yeltenişinin izlenimlerini dile getirir. Yer yer acemice de olsa alttan alta, akacağı derin ve geniş yatağın ilk işaretlerini de taşıyan bu kitaptan sonra ç›kan Dirlik Düzenlik (1954), büyük ölçüde “Garip Şiiri”nin etkisinde kalsa da, şairin daha sonra İkinci Yeni’ye ulanacak şiir yaklaşımının ilk ipuçlarını verir; bu kitaptaki “Masa da Masaymış Ha”, Türk şiirinin en çok bilinen örnekleri arasında yer alacaktır. Cansever’in dilini olduğu kadar konularını, yöneliş ve tercihlerini de bulduğu kitap olan Yerçekimli Karanfil (1957), “bireyin yalnızlığı ve yabancılığının güdülediği sonsuz arayış çabası” biçiminde özetlenebilecek Cansever şiirinin temellerini atar; bu izlek, “dramatik şiir”in ustalık örnekleri olan Umutsuzlar Parkı (1958), Petrol (1959), Nerde Antigone (1961) ve Tragedyalar (1964) ile sürer. Çağrılmayan Yakup’la (1969) bafllayan, sol siyasal eylemlere duygusal ve düşünsel planda katılışın şiirleri, Kirli Ağustos’ta (1970) çeşitlenerek sürer, Sonrası Kalır’la (1974) destansı boyutlar kazanır. Ben Ruhi Bey Nasılım (1976) ve Sevda ile Sevgi (1977), toplumsal planda yaşanan “yenilgi”nin ardından yeniden bireysele dönüştür; Şairin Seyir Defteri (1980), Bezik Oynayan Kadınlar (1982), İlkyaz Şikâyetçileri (1984) ve Oteller Kenti (1985), bu “içe kapanış”ı evrensel yalnızlık planında kavrayışın şiirlerini toplar. Yerçekimli Karanfil ile 1958 Yeditepe Şiir Armağanı, Ben Ruhi Bey Nasılım ile 1977 TDK Şiir Ödülü, Yeniden (toplu şiirler, 1981) ile 1982 Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü alan Edip Cansever’in yayımlanmamış şiirleri Gül Dönüyor Avucumda (1987) adlı kitapta toplanmıştır.
Uzun soluklu bir kitap olmasina ragmen, ne cabuk bitti dedirten bir yonu var bu eserin. Sairimiz cok fazla anlam karmasasi yaratmadan islemis dusuncelerini dizelere.
Donanımlı bir şiir okuyucusu değilim. Bunu öncelikle belirttikten sonra söylemeliyim ki Cansever'in şiirleri -çoğu diyebilirim buna- bana bir şeyler anlatan ve o şeyleri derinlemesine hissetmemi sağlayarak dokunan türden değillerdi. Buna rağmen kendimi, şiirlerinde kendisinin ne anlatmaya çalışmış olabileceğini düşünürken buldum çoğu zaman. Belki bana kelimenin tam anlamıyla uzak veya yabancı fakat bir o kadar da ilgi çekiciydi şairin duygu ve düşünceleri. Sanırım bu nedenle bu okumaya puan vermem doğru olmayacak.
okuya okuya eskitemeyeceğiniz şiirler edip cansever'in şiirleri. bir yerde, okurken sesini duyacaksınız, şaşırmayın diye bi yorum okumuştum. gerçekten de şiirleri okurken sanki o size okuyormuşçasına sesini hayal ediyorsunuz edip cansever'in. ikinci yeni akımının şairleri ile yeni tanışan biri olarak doya doya okudum, evet.
''Tam o sırada bir dolu bardak cin istemiştin sen Bir dolu bardak cin, öğle üzeri Damıtılmış gündüzden Cin, cin! Seni bir daha kendine gömen, bir daha Kendine gömdükçe de bir önceki acı yenisinden Elbette ki güzeldir İnsanın insana verebileceği en değerli şey Yalnızlıktır.
“… Hiç yazamadığım günler, hatta aylar yok mudur? O zaman ne yaparım acaba? Benim için tek mutluluk olan ‘şiir yazmak’, mutsuzluk olan ‘şiir yazmamak’a dönüşür ki, hemen hemen okumaktan başka olumlu bir şey yapmam, yapamam. Sait Faik’in ‘Ne desem yalan gibiydi’ sözüne uygun bir yaşam tutturmaktan başkaca bir seçeneğim kalmaz. (…) Yukarıda ‘benim için tek mutluluk şiir yazmaktır’ dedim. Oysa bir şiirin verdiği mutluluk olsa olsa bir gün sürer. Olsun. Belki de bütün mutlulukların toplamı bu kadarcıktır.” -Edip Cansever . Gözlerim bir balığın onu tutma denizlerinde Gözlerim bir balığın. Bir balık ellerimde, Balıktan bir göz ellerimde; Kirpiksiz, tuzlu, kesin Bakışları günlerce. . okumak sonra tekrar okumak döngüsü şeklinde gider bütün şiirler. Ve bir çırpıda biter her seferinde. Düşüncelerle, elinizdeki şiirlerle kalırsınız.