Türkiye'de İslâmî hareketler, 1960'larda olduğu gibi toplumun "cahil" ve "kandırılmaya açık" kesimlerini istismara yönelik tertipler olarak değil; aydınların "dinamik güçler" olarak adlandırmayı sevdikleri kesimlerin entelektüel eğilimleri ve tercihleri noktasında ele alınmaya başlanmıştır. İslâmî hareketler, üniversite/yüksek okul öğrencisi ya da mezunu olan, genellikle de laik eğitim veren okullardan gelen, kır kökenli olsa bile bugünü ve geleceği açısından kentli/orta sınıfa mensup, bu yönleriyle de gelecekte, toplumda önemli konumlarda bulunmaya aday kesimler tarafından taşınmaktadır. "Eski düzene dönmede çıkarları olan" kesimlerden değildir bu insanlar. Marjinal olmadıkları gibi toplum-dışı kalmış kesimlerden de değildirler. Oysa sosyoloji literatürü bize, bu kesimlerin İslâmî hareketlere katılmayacaklarını söylüyor. Sosyolojik genellemelere karşın, bu kesimlerin İslâmî hareketler içinde yer almaya devam edişleri, olgunun, farklı bir perspektiften ve daha yakından/içeriden bir bakışla incelenmesi gerektiğini gösteriyor.
Alev Erkilet'in lisansüstü tezlerinden biri olan bu kitap karşılaştırmalı olarak 3 farklı ülkedeki radikal İslami hareketleri incelemiş. Kitabın ilk kısmı kullanılan sosyolojik yöntemi anlatığı için pek akıcı değil. Kitabın bir diğer zayıf kısmıysa Türkiye'de radikal hareket olarak Ercüment Özkan çerçevesinde Hizbut Tahrir ve biraz da İktibas'ın incelenmesi. Zira İran için Humeyni-Şeriati , Mısır için ise Hasan el-Benna ve Kutub çerçevesinde bir analiz yapılırken Türkiye için yankısı görece az bir ismin seçilmesi isabetsiz olmuş. Bunun dışında genel olarak iyi bir kitap. Alev Erkilet zaten başarılı bir isim, kitap da çizdiği genel portreyle başarılı bir sosyoloji eseri. 7/10