“Kelimeler dünyasında gezinmekten çok zevk aldım. Yazarken duyduğum zevki okuyanlar da duyabilir diye düşündüm. Kelimelerin tarihçelerini bugünden başlayıp geriye, en eski kaynaklarına kadar götürmek, sözün gösterdiği anlam evrimini izlemek insan derin tabakalarına inmek gibi bir şey.”
Bülent Aksoy, Kelimelerin Dünyasında Gezintiler’de Türkçenin Arapça, Farsça ve Batı dilleriyle etkileşiminden, bu etkileşim sonucu dilimize yerleşen kelimelerin bugünkü algılanışlarına; zamanla anlam değişikliğine uğrayanlardan, yanlış yerde kullanıla kullanıla “galat-ı meşhur”a dönen kelimelere uzanan geniş bir alanda dil üzerine düşünüyor. Bunu yaparken, dili sadece bir iletişim aracı olarak görmeyip, kelimeler, insan ve toplum arasındaki dönüştürücü ve besleyici ilişkiyi göstermeyi de ihmal etmiyor.
Sadece etimoloji ve dilbilim ile ilgilenenler değil, her gün sıklıkla kullandığımız ama tarihin derinliklerinden bugüne süren yolculuklarını bilmediğimiz kelimeleri daha yakından tanımak isteyen okurlar için de bir başucu kitabı...
Benim gibi etimoloji meraklılarının bayılacağı, her sayfada şaşıracağı dolu dolu bir kitap 🤓 Kimi sözcüklerin kat ettiği yolculuk heyecan vericiydi kimi sözcüklerin yan anlamları... . Türkçe olduğuna emin olduğum gayet Anadolulu görünen birçok sözcük yabancı çıkarken hangi dilden alınmış acaba dediğim bazı sözcükler de Türkçe çıktı 🤨 . Velhasıl dile, sözcüklere bir kez daha hayran kaldım ♥️ Birkaçını buraya yazayım unutmamak adına : . EFENDİ : Yunanca authendes , başına buyruk yetkili, varlıklı kişi anlamından bugüne gelmiş.İngilizce authentic . TERİM : Terminus Romalıların sınır Tanrısı, sınır denilen taşların bekçisi. . Lig : Birlik demek , Türkçeye 1904-1905 futbol mevsiminde girer. . PORTAKAL 🍊: Portakal yetiştiren ilk Avrupa ülkesi Portekiz, Türkiye'ye buradan geldiği için"portakali " adı verilmiş. . SALATA 🥗: İtalyancadan geçmiş dilimize. Eski romalıların tuzlu bir su ile terbiye ettiği çiğ yeşilliğe "herba salata" demesi ile ortaya çıkmış. . SALAMURA: Tuzlu su SALÇA: İtalyanca salsa , tuzlu besin SALAM : Tuzlanmış et . URBA : Yine hayret ettiğim, Anadolu kırsalına aitmiş gibi görünen bir sözcük İtalyanca çıktı 🙃 anlamı uzun eteklik. Yabancılığı asla hissedilmiyor. Bugün ropdosambr ve gardıropta yaşıyor. . KARANTİNA: 40 gün . Tombala oyunundaki çinko, İtalyanca 5 anlamındaki cinque , bir sıradaki sayıların bulunması 🤣 Tombolo da yine İtalyanca takla atmak. . BERGAMOT: Bey armudu ve Türkçe kökenli 😳 . ALGORİTMA: Harezmî'nin matematiğe kazandırdığı bir yöntem. Algoritma, el Harezmî yani Harezmli demek. Terim onun adını taşıyor. Arapçadan Latinceye çevrilirken bir hataya düşülmüş Yunanca sayı anlamına gelen "arithmos" ile karıştırılmış. . TABLDOT: Ev sahibinin sofrası . SEMAVER: Rusça , kendi kendine kaynayan . FLÖRT: Geçerken hafif bir biçimde dokunma, çiçekten çiçeğe konma . ANAHTAR: Yunanca , "aniktiri" , anlamı gerisin geri eve, kullananı eve döndüren, Türkçesi açkı . Kendini filozof olarak tanımlayan ilk kişi Pythagoras' mış. . "Kelimeler tarihleri boyunca anlam değişikliklerine uğrar, ortak dildeki anlamları genişler, başlangıçtaki anlamları sonra bulanıklaşır, hatta neredeyse görünmez olur." . #kelimelerindünyasındagezintiler #bülentaksoy
aslında belki de bir roman. normal günümüz romanlarından tek farkı ise, insanları değil, kelimelerin hayatlarını anlatıyor, ilişkilerini, yöneldiği noktaları, hayatın onları sürükledikleri yerleri.
2023’ü etimoloji ışığında karşılıyoruz. Bülent Aksoy’un “Kelimelerin Dünyasında Gezintiler” kitabı dilbilime ilgi duyanlar, kelimelerin enteresan yolcuğunu takip etmekten zevk alanlar ve günlük yaşamda kullandığımız kelimelerin nereden geldiğini merak edenler için tam bir başucu kitabı.
Kitap size sadece kelimelerin kaynaklarını verip geçmiyor. Kelimelerin kaynaktan çıktıktan sonraki yolculuğunu, yer edindiği dilde nasıl işlendiğini, anlam kaymalarından yeni anlamların zamanla nasıl türetildiğine yer veriyor. Bu yönüyle de diğer soğuk etimoloji kitaplarından kendini ayrıştırmış oluyor.
Arapça ve Farsçadan dilimize yoğunlukla geçen kelimeleri az çok biliyoruz bunlar bizlere zaten öncelikli olarak veriliyor kitapta. Kitapta asıl önemsenen konu ise Batı dillerinden bize yolculuk eden kelimelere yer verilmesi ve bunların bir amacının olması.
Kitapta amaçlanan hedef; Batı dillerinden birini öğrenmekte olan okurların öğrenmeye çalıştığı dilde yer alan kelimelerin tarihi sürecini de öğrenmelerini sağlamak. Öğrenmekte olduğunuz dildeki anlam dünyanızı genişletirseniz düşünme düzeyiniz de bir o kadar artıyor.
Yazar her bölümde bir ya da birkaç terimi konuk ederken bunu bir deneme yazarmış ya da dil söyleşisi yaparmış gibi veriyor. Bu da okurun etimoloji kitabı okuyor gibi değil de bir anlatı okurmuş hissini almasını sağlıyor.
Benim için kitapta çizmekten yorulduğum en güzel bölüm “Modern’in Geçmişi, Bugünü” oldu.
Yazarın şu sözünü alıntılamadan geçemeyeceğim: “Kelimeler tarih boyunca ne kadar anlam değişikliğine uğrarsa uğrasın, kökteki anlamlar zamanla biraz bulanıklaşsa da büsbütün kaybolmuyor, yeri geldikçe öne çıkıp kendini hatırlatıyor.”
Bu bir etimoloji sözlüğü değil, bir başucu kitabı. Kelimelerin tarihine bakarak, anlamları ve aralarındaki ilişkiler üzerine düşündürten bu deneme yazıları, kelimelerin sözlük anlamlarının ötesine bakmak isteyenler için. Dilin, insanı ve toplumu dönüştürücü etkisini de vurgulayan yazarın deyişiyle “hiçbir tarih kitabının yazmadığı bir başka tarih” olduğunu gösteriyor.
Okumaktan keyif aldığım bir kitap oldu. Bu kitaptan sonra Fransızca, İtalyanca ve Arapça'nın dilimiz üzerindeki etkisini daha iyi anlıyorsunuz. Bu coğrafyada böylesine büyük medeniyetlerin bitişiğinde olmak büyük bir nimet.
Etimolojiye meraklılar için büyük bir zevkle okunan, çok iyi bir kitap. Ele alınan kelimelerin zaman içinde nasıl değişip dönüştüğünü görmek çok güzeldi. Umarım devamı da yazılır.