Yirminci yüzyılın önemli Rus yazarlarından Andrey Platonov’un dokuz öykü ve iki denemesini içeren bu derlemeyi, Günay Çetao Kızılırmak’ın güzel çevirisiyle okurlarımıza sunmaktan mutluluk duyuyoruz.
"Sonbaharın son demlerinde ihtiyar her zamanki gibi ötede duran keman kutusunun üzerine bir serçenin konduğunu gördü. Müzisyen, küçük kuşun henüz uyumamış, üstelik şu akşam vakti geçim derdine düşmüş olmasına şaştı. Gerçi sırf gündüz çalışarak karın doyurmak zordu artık: Tüm ağaçlar kış uykusuna çekilmiş, haşereler ölmüş, şehir toprağı çıplak ve aç kalakalmıştı çünkü atlar nadiren geçiyor ve kapıcılar peşlerinden derhal temizliyordu bıraktıkları gübreyi. Sahiden de bir serçe güzün yahut bir kış günü nasıl doyurmalıydı karnını?
"Serçe kutunun ötesini berisini bir güzel teftiş etti ve işine yarayacak hiçbir şey bulamadı. O zaman ayacıklarıyla bozuklukları kıpırdattı, gagasıyla en küçük bronz kapiği aldı ve kim bilir nereye uçtu. Demek ki boşuna gelmemişti – ne olursa olsun bir şey almış sayılırdı! Varsın yaşasın, didinsin, onun da bir şekilde geçinmesi gerek."
Andrei Platonov, August 28, 1899 – January 5, 1951, was the pen name of Andrei Platonovich Klimentov, a Soviet author whose works anticipate existentialism. Although Platonov was a Communist, his works were banned in his own lifetime for their skeptical attitude toward collectivization and other Stalinist policies.
From 1918 through 1921, his most intensive period as a writer, he published dozens of poems (an anthology appeared in 1922), several stories, and hundreds of articles and essays, adopting in 1920 the Platonov pen-name by which he is best-known. With remarkably high energy and intellectual precocity he wrote confidently across a wide range of topics including literature, art, cultural life, science, philosophy, religion, education, politics, the civil war, foreign relations, economics, technology, famine, and land reclamation, amongst others.
"İnsan ruhu kendine katlanamaz." Benim için yeri her zaman ayrı olan Platonov'un bu kitabı 9 öykü ve iki denemeden oluşuyor. Öykülerin büyük bölümünü beğendim ama özellikle iki tanesin yeri benim için ayrı oldu. Serçenin yolculuğu ve Takır isimli öyküler insana dair hem acının hem de merhametin simgesi oldu. Özellikle Takır öyküsünün herkesçe okunmasını çok isterim. Platonov, Rus edebiyatında çok bilinmezse de yazdığı romanlar ve öykülerle objektif olarak Sovyet Rusya'sını daha iyi betimleyen biri var mı bilmiyorum. Bana göre rus edebiyatında en usta yazarların yanında yer alan biri.
С первых строк, главный герой - Пухов, пугает своей безэмоциональной реакцией на смерть жены, но потом становится понятно, что за этим прячется глубокое понимание природы и протекающих в ней процессов. Мне понравилось, как рассуждает Платонов об окружающем его мире, о гармоничности природы живой и не живой. Пухов, например, видит больше живой сердечности в механизмах и машинах нежели в окружающей его революции. Короче говоря очень понравилась повесть.
Трагикомическое повествование о тот, как некий пролетарий - механик Фома Пухов, человек своеобразный, проживает внутри себя революцию и гражданскую войну.