Jump to ratings and reviews
Rate this book

Büyük Gözaltı

Rate this book
n/a

280 pages

First published January 1, 1972

Loading...
Loading...

About the author

Çetin Altan

51 books18 followers
22.6.1927'de İstanbul'da doğdu. Galatasaray Lisesi'ni, Ankara Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. 1943-1944'de Çınaraltı, Varlık, İstanbul ve Kaynak'da şiirleri ve düz yazıları çıktı. İlk kitabı Üçüncü Mevki 1946'da yayınlandı. Ulus gazetesinde muhabir olarak başladığı gazeteciliğe Hür Ses'de fıkra yazarlığı ile devam etti. Daha sonra Halkçı, Tan, Akşam, Milliyet, Yeni Ortam, Hürriyet, Güneş gazetelerinde ve Çarşaf dergisinde köşe yazıları yazdı. Bu dönemlerdeki çalışmaları, Taş, Sömürücülerle Savaş, Suçlanan Yazılar, 'Kahrolsun Komünizm' Diye Diye, Onlar Uyanırken, Kopuk Kopuk, Geçip Giderken, Gölgelerin Gölgesi, Şeytanın Aynaları, Bir Yumak İnsan (1978 Türk Dil Kurumu Ödülü), Nar Çekirdekleri adlı kitaplarda toplandı. Altan'ın dört romanı var; Büyük Gözaltı (1973 Orhan Kemal Ödülü), Bir Avuç Gökyüzü, Viski ve Küçük Bahçe. Dördü de Fransızcaya çevrilen bu eserlerden Büyük Gözaltı İsveçce, Yunanca Bulgarca ve İspanyolca; Bir Avuç Gökyüzü ise İspanyolca ve Romence dillerinde yayınlandı. Büyük Gözaltı Fransız liselerinde seçmeli ders kitabı olarak okutuldu. Çetin Altan 1965-1969 arasında Türkiye İşçi Partisi'nden milletvekilliği yaptı. Önce dokunulmazlığı kaldırılan, sonra da iade edilen ilk milletvekilidir. Bu dönemdeki anılarını Ben milletvekiliyken adıyla kitaplaştırdı. Yazarın tümü oynanmış oyunlarından basılı olanlar; Çemberler, Mor Defter, Suçlular, Dilekçe ve Tahtaravalli, basılmamış olanlar ise, Beybaba, Yedinci Köpek, Islıkçı ve Telefon Kimin İçin Çalıyor'dur. Kavak Yelleri ve Kasırgalar'da çocukluk anılarını anlatan Altan'ın Aşk Sanat ve Servet ve Atatürk'ün Sosyal Görüşleri adlı iki incelemesi var. Rıza Bey'in Polisiye Öyküleri ile Türk yazınında pek az denenmiş olan polisiye türünde eser veren yazar Zurnada Peşrev Olmaz'da mizahi yazılarını topladı. 2027 Yılının Anıları ise onun fütürist bir çalışmasıdır. Çok yönlü bir yazar olan Altan'ın gezi yazıları Al İşte İstanbul ve Bir Uçtan Bir Uca adlarıyla yayınlandı. Tarihinin Saklanan Yüzü ise onun Osmanlı tarihi üzerine yaptığı bir araştırmadır. Tüm yapıtlarından örneklerin toplandığı "Seçmeler" 1992'de yayımlandı. 1997'de Seçmeler genişletilerek Dünyada Bırakılmış Mektuplar adıyla tekrarlandı. Son 15 yılın günlük gazete yazıları da Şeytanın Gör Dediği kitabıyla okuyucuya ulaştı. Yazar son olarak çocuklar için özel bir yapıtı gerçekleştirdi, Alfabe... Elli yıllık yazı yaşamında yazılarından ötürü pek çok kez mahkemeye verilen Altan hakkında ağır cezada 300'den fazla dava açıldı. 1972 yılında gözaltı süresi 24 saat olmasına karşın 15 gün gözaltında tutuldu. Üç kez tutuklandı, iki kez mahkûm oldu ve iki yıl cezaevinde yattı. Son olarak hakkında 159. Maddeye dayanılarak açılan davada tek celsede beraat etti. Çetin Altan köşe yazılarına Sabah gazetesinde devam ediyor.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
48 (31%)
4 stars
59 (38%)
3 stars
30 (19%)
2 stars
13 (8%)
1 star
2 (1%)
Displaying 1 - 4 of 4 reviews
Profile Image for Kerem Kaynar.
4 reviews11 followers
October 30, 2016
Viski gibi bir romandan sonra okununca Viski'nin kalitesi anlaşılıyor. Gene de mutlaka okunması gereken bir roman.
Profile Image for Fethi Naci.
125 reviews181 followers
Read
January 20, 2014
#54
Roman ayrıntılarla oluşuyor. Ancak yaşamakla tespiti mümkün olabilecek ayrıntıları çok iyi kullanıyor Çetin Altan. İlk romanlar, genellikle, otobiyografik olur. Aynı şey, Büyük Gözaltı için de söylenebilir. Yoksa o kadar çok kişiyi birkaç satırla böylesine güçlü bir biçimde çizebilmek kolay kolay ilk romanların üstesinden gelebilecekleri bir şey değil.
Profile Image for Behçet Necatigil.
478 reviews46 followers
Read
May 24, 2017
Çetin Altan’ın romanı (1972) • "Onu" öldürdüğünü itiraf etmesi istenen, kırk dört yaşında bir tutuklu, tıkıldığı işkence odasında hayatı boyunca manen kimleri öldürmüş olabileceğini düşünür; öldürmüş olmakla suçladıkları kimdir, bunu bulmaya çahşır. Vilâyette önemlice bir müdür olan babasıyla bir paşa kızı olan annesinin ve başka kalabalık akrabalarının anılan arasında özellikle çocukluk, ilkgençlik ve İkinci Dünya Savaşı’na raslayan İstanbul’daki yatılı okul yıllarının, kendi görüşüyle kısıtlı, tutsak yaşantılarını bir bir gözünün önüne getirir, bu arada bol bol seks dünyasının gelişim evrelerim anlatır. Uzun, bıktırıcı bir tutukluluk dö­neminden sonra "hakkında koğuşturma yapılmaya mahal olmadığı anlaşılmıştır" gerçi, fakat bir türlü salıvermezler tutukluyu. Bir görevli, hücrcsine son gelişinde cebinden bir koza çıkarmış, bu kez de "bunun içindekini kim
öldürdü?" diye sormuştur ona. Roman şu cümlelerle biter: "Nihayet sakladığım en büyük sırrı çözmüşlerdi. Ben aslında ipekböceğini kozasının içindeyken öldürmüştüm. Başka türlü kumaş dokunamıyordu, ne yapayım..” • Roman üzerine bir değerlendirme Vedat Günyol’un Çalakalem (1977) kitabındadır.
Displaying 1 - 4 of 4 reviews