Jump to ratings and reviews
Rate this book

Aydın Üzerine Tezler #1

Aydın Üzerine Tezler 1, 1830-1980

Rate this book
Geniş halk kitlelerinin edilgenleştirildiği, aydınların toptan kırımdan geçirildiği, aydınlanma doktrininin yerini post-modernizm ile dinsel gericiliğin aldığı bir dönemde Aydın Üzerine Tezler büyük bir boşluğu doldurmayı amaçlıyor. Türk aydınını, eyleminin ürünü olarak ele alan Tezler, aydını aklıyla ve inatla mücadele eden kimse olarak tarif ediyor. Türkiye'deki ilk tarihsel-ilerici açılım olan Nizam-ı Ceditin yeni ordu-eski ordu kavgasından çıktığını savunan Yalçın Küçük, 1806-1826 tarihlerini bir iç savaş olarak nitelendiriyor ve bu iç savaştan Tanzimat'ın doğduğunu ileri sürüyor. Her iç savaşın aydın savaşı olduğunu belirten Küçük, Tanzimat'ın büyük bir aydın kıtlığında ortaya çıktığına işaret ediyor. Tanzimat'ı bir İngiliz dayatması olarak gören egemen düşüncelerin aksine Tezler, Tanzimat'ın Mısır'dan gelen bir idare biçimi olduğunu ikna edici bir biçimde ispatlıyor. Tezler, büyük devletlerin baskılarına rağmen 1848 Devrimlerinin yenik devrimcilerine kucak açan ve devrim cellâdı Rus Çarlığına karşı Kırım Savaşı'nı başlatan Tanzimat paşalarını sömürge aydını suçlamasından kurtarıyor.

504 pages, Paperback

First published January 1, 1984

4 people are currently reading
87 people want to read

About the author

Yalçın Küçük

68 books28 followers
Yalçın Küçük (d. 1 Temmuz 1938, İskenderun), Türk sosyalist, yazar, düşünür, ekonomist, tarihçi, isim-bilimci, medya ve edebiyat eleştirmeni, Kürdolog,Sovyetolog, siyaset bilimci, teorisyen, gençlik önderi.

Yalçın Küçük, İskenderun'a Halep'ten gelip yerleşmiş bir ailenin çocuğudur. Baba tarafından Türkmen, anne tarafından ise Kafkasyalı bir aileye mensuptur. Kabataş Lisesi'nden mezun olmasının ardından, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ndeki öğrencilik hayatı boyunca; Fikir Kulüpleri Federasyonu, ardından Sosyalist Fikir Kulüpleri Federasyonu, Dev-Genç ve Türkiye Halk Kurtuluş Partisi olan Fikir Kulübü Başkanlığı’nı yaptı. Siyasal Bilgiler’i 1960 senesinde birincilikle bitiren Küçük, 27 Mayıs Darbesinde, büyük öğrenci eylemlerinin başında yeraldı. 27 Mayıs 1960 darbesi sonrasında Devlet Planlama Teşkilatı'nda görev aldı. Bir süre sonra Uzun Vadeli Planlar Dairesi Müdürlüğüne getirildi, ardından istifa etti. Yalçın Küçük, buradan ayrılınca Amerika'ya gitti, Yale Üniversitesi'nde lisans eğitimi aldı. Ardından mülakatı kazanarak dört ay boyunca da Dünya Bankası'nda staj yaptı.

1966'da Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde öğretim üyeliğine başladı. Yön, Emek, Ant dergilerinde, Sosyalist Devrim yanlısı yazılar yazdı.1968-70 yılları arasında Birmingham Üniversitesi Rus ve Doğu Avrupa Araştırmaları Merkezi'nde bulundu. Sovyetoloji araştırmalarını kitaplaştırdı. Bu kitaptan dolayı sekiz yıla mahkûm edildi.

1971'de doçent oldu. 12 Mart 1971 Muhtırası'ndan sonra görevden alındı. 1973-76 yılları arasında Cumhuriyet gazetesinin ekonomi servisini yönetti. 1970'lerde, Türkiye İşçi Partisi'nin ikinci kez kuruluşu için çalışmalara katıldı. 1973 yılı sonlarında askere alındı.

Kıbrıs Harekâtına katıldı. Bu savaşta yaşadıklarını anlattığı bir anı-söyleşi kitabı bulunmaktadır. 1975'ten itibaren yayınlanan ve partiye yakınlığıyla bilinen Yürüyüş gazetesi'nin editörlüğünü yaptı. 1978'de partiden ihraç edildi. 1979'da kendisiyle beraber TİP'ten ihraç edilenlerle birlikte Sosyalist İktidar dergisi'ni çıkarmaya başladı. Aynı yıl Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'nde öğretim üyesi oldu. 12 Eylül Darbesi'nden sonra üniversiteden uzaklaştırıldı. 1983'te Bir Yeni Cumhuriyet İçin adlı yapıtından ötürü tutuklanarak cezaevine girdi; daha sonra aklandı. 1987'de Gazi Üniversitesi'nde profesör oldu ve 1994'te emekli oldu.

12 Eylül 1980 darbesinden sonra aydınların yönetime karşı örgütlenmesinde büyük çaba gösterdi. Aziz Nesin ile birlikte "Aydınlar Dilekçesi Hareketi"ni örgütledi. 1987-1992 yılları arasında Toplumsal Kurtuluş adlı sosyalist bir aylık dergi çıkardı. Daha sonra bu dergi kapanarak yerine Hep İleri adlı bir dergi çıkmıştır. "Özgür Üniversite" adıyla bilinen "Özgür Ekin Derneği"nin kurucusudur. 1993'te Süleyman Demirel'in Cumhurbaşkanı olmasını ve Matild Manukyan'ın vergi rekortmeni olmasını öne sürerek Fransa'ya gitti. Küçük, burada öğrenci olur, İranoloji ve Kürdoloji okur; Kırmançi, Sorani, Farisi öğrenir. Onomastik üzerine çalışmalarına yoğunlaşır. Daha sonra gene 1993 yılında Suriye'de Bekaa Vadisi'ne giderek PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüştü. Bu görüşmeyi "söyleşi" adıyla kitaplaştırdı. Çeşitli sol dergiler çıkarttı. Bu arada PKK'nın medya organı olan MED-TV'de programlar yaptı. Bu dönemde dönemin Başbakanı Tansu Çiller tarafından emredilen Abdullah Öcalan'ın yok edilmesi istihbaratını, dönemin muhalefet lideri Mesut Yılmaz'dan öğrenerek PKK'yı bilgilendirdiği ve olayı engellediği iddia edilmektedir.

28 Şubat sürecinde, 16 Eylül 1996'da yurtdışından Ankara Cumhuriyet Savcılığı'na Refah Partisi'nin kapatılması için harekete geçmenin zorunluluğunu ifade eden bir dilekçe sundu. 29 Ekim 1998'de Türkiye'ye geri döndü ve "Kürtçülük Propagandası" yapmaktan suçlu bulunarak iki yıl hapis cezasına çarptırıldı. 2000 yılında tahliye oldu.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
24 (60%)
4 stars
9 (22%)
3 stars
5 (12%)
2 stars
2 (5%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 8 of 8 reviews
Profile Image for Ömer Faruk.
167 reviews26 followers
February 1, 2022
Kitap çok dağınık, üslubun okuyucuyu içine çekmesi çok güç. Farklı farklı anlatım tabakalarında sürekli olarak şimdiki zaman kipiyle cümle kurmak yoruyor. 70-80 yıllık bir süreci üç parçada kronolojik ve kişiler bazında inceleyerek; Türkiye'de aydın profili üzerine -adı üstünde- bir takım tezler, bazı soyutlamalar elde edip bunları temellendirmeye çalışan, bunlar etrafında konuşan bir kitap.

Bu tezler, bu tip kitaplardan bekleneceği üzere maddeler başlıklar halinde değil. Kitap içerisinde dağınık ve yeri geldikçe tekrarlanan önermeler halinde. Yer yer ilginç, ufuk açıcı fikirler, anektodlar mevcutsa da kitabın içeriğine göre fazlaca hacimli olduğunu düşünüyorum. Fakat hemen yerinde belirteyim; incelenen konular derinlikli ve etraflı araştırılmış ve hazırlanılmış. Bunu teslim etmemek mümkün değil. Namık Kemal'in özel mektuplarından, İbret'in Hürriyet'in makalelerine değin.

Kitap, kendi dilinden konuşmak gerekirse aydını yapıp ettiklerinin bir ürünü olarak inceliyor. Yazarın aydın tanımına hatırlarsak; aydın kafasıyla toplumu değiştirmeye çalışan kişidir diyor. Ama Türk aydınının kafasını, aklını eğiten birincil öğretmenin yenilgi oluşunu tekrarlıyor. "Yenilgi inatçı ve pahalı öğretmendir."

Bu önerme, Türkiye'nin belki de ilk yenilikçisi 3. Selim'in başına gelenlerden anlıyoruz. Nizam-ı Cedit hareketinin neticesinde hem hareketin hem de Selim'in akameti; o akamet ile beraber ölümden dönen 2. Mahmut'a pahalı bir ders verdi. Yeniçeri ve ulemanın gericilik üzerindeki ittifakı, yeniçerinin esnaflaşması ile sermaye sınıfına iltihak edişi, ilerici cephe karşısında gerici safları kristalize etti. Mahmut aldığı ders üzere aydının önündeki en büyük engeli ortadan kaldırdı.

Bu arada; her ne kadar yazar Türk aydının Tercüme Odasında doğduğunu söylese de; Türkiye'deki ilericilik hareketlerini Nizam-ı Cedit ile başlatıp, kitabında Rusçuk Yaranı ile Alemdar Mustafa Paşa'ya geniş yer ayırarak onlar hakkındaki görüşlerini de Aydın Üzerine Tezler'e dahil etmeye değer bulmuş.

Burada anmaya değer fikirlerden birisi şu: Türkiye'de modernleşmenin ilk kaygısı, Nizam-ı Cedit ile birlikte orduyu yenilemek, bununla beraber yeniçeri ve ulemayla mücadelenin zorunlu sonucu olarak merkezi otoriteyi güçlendirmekti. Anayasacıların çok sevdiği Sened-i İttifak, Türk modernleşmesinin bir başarısı, bir Magna Carta'sı değil modernleşmenin lokomotifi 2. Mahmut'un bir tavizi idi. Mahmut'un her hareketi merkezi güçlendirmek üzerine oldu.

Bir tez: "Türk aydınının tarihi kendine bir dayanak arama tarihidir." Bunu ulemanın yeniçeri sınıfına dayanması ile dahi başlatabiliriz. Yeniçeri sınıfından, Tanzimat ile beraber ecnebi sefaretlere, Namık Kemal'ler esnafa, yani halka dayanmak istediler. Esnafın, tüccarın görüşlerine ödün verdiler. "Sabırsız yenilikçi kütleye teslim oldu." Kemalizm ile orduya, günümüzde belki yine yabancı vakıflara vesaire... Türk aydını her dönemeçte ezildi, her dönemeçte azaldı. Türkiye'nin tarihi de dönemeç kıtlığı çekmediğinden Türk aydını sürekli olarak aydın kıtlığına doğdu. Daima kendinden öncekini tasfiye ederek yürüdü, birikemedi. Belki de Osmanlı'dan kalan "kendini korumak, alternatifini yok etmek demek" mirasını bir refleks kabilinden uyguladı, bırakamadı...

Vakay-ı Hayriye'den sonra önemli bir dönemeç, Tanzimat-ı Hayriye idi. Buradaki tez: Tanzimat içten gelen ve dışarıya kabul ettirilen bir ileri atılımdır. Dıştan empoze edilmedi, saltanatı korumak endişesinden doğu, batıya kabul ettirildi. Tanzimat saltanatla doğrudan ilgili bir mesele idi. Burada Mısır ve Kavalalı Mehmet Ali Paşa meselesi önemli. İbrahim Paşa'nın Anadolu'yu fethi ile Mısır'ın Türkiye'den 20 yıl önce başlatan Tanzimat hareketi, Türkiye'ye bu atılımı saltanatı sürdürmek için zorunlu kıldı. Burada hem itici hem çekici güç Mısır'dır. Yani Tanzimat'ın empoze edicisi, kendisinin iddia ettiği ve dışarıdan onay almaya muhtaç Türk aydınının sorgusuz kabul ettiği gibi İngiliz elçisi değil, Mısır başat faktör idi.

Burada Reşit Paşa'nın İngiliz elçiliği ile yakınlığı meselesi üzerinde duruluyor. Kitabın ilgili diğer bölümlerinden de şu görüşün savunulduğu anlaşılıyor. Sefaretlerin Türkiye üzerindeki kuvveti o denli ki; bunların, hatta bunların baştercümanlarının, Türkiye içişlerine dahilleri öyle ki; sefaretler ile iş tutmak vakayi adiyeden ve günümüzdeki kabulün aksine hıyanetten değil. Zamanın ruhu öyle diyebiliriz. Bunu Namık Kemallerin dergilerinin yabancı sefaretler üzerinden dağıtılışı, Mithat Paşa'nın eski bir sadrazam olarak Fransız sefaretine sığınışı, bunu dahi kimsenin yadırgamayışı gibi örneklerden çıkarsayabiliyoruz. Burada, sefaretlerin içişlerine dahlinden bahsederken yukarıda Tanzimatın ilanında onların etkisi olmadığı tezi çatışıyor gibi görünüyor lakin; esas sebeplerin doğudan geldiği kanıtlanıyor.

Tanzimat başlığına geri dönersek; tez: tanzimat karşıtlığı gericiliktir. Türk aydın tarihi, Türk yenilikçiler tarihidir ve yeniliklere düşman halkı yenilikçi yapma mücadelesidir. Her atılım aynı zamanda bir nesil içi kavgadır. Tanzimatın saltanatı korumak olduğunu söylemiştik. Fakat; buradaki saltanat yenilikçi bir merkezi otorite olarak düşünülmeli. Nitekim Türkiyede ilk aydın nesiller yönetici sınıfa doğdu. Tanzimat Diktatöryasına muhalif Yeni Osmanlılar dahi ekseriyetle yöneticiydi. Bunlar memur olmakla ihtilalci olmak arasında bir çelişki görmediler.

Türkiyede yenilik talebi tabandan gelmedi. Yeni Osmanlılarca tabana götürülmeye çalışıldı. Tabana dayanmaya çalıştılar. Tanzimatın üç paşası, Reşit, Ali ve Fuat yeniliği elit seviyede tutmak istediler. Bunlara muhalif üç asi delikanlı Namık Kemal, Ziya Paşa ve Şinasi ise yeniliği halka indirmek ve de halka dayanmak istediler. Böylece dindar olmasalar dahi dinci olmak zorunda kaldılar.

Son bölüm ise Tercüme odasına ayrıldı. Türkiye'de bir aydın için Türkçe bilmenin hiçbir dil bilmemek demek olduğu anlayışını, özellik Suavi'den verilen vurucu birkaç örnek ile temellendirdi yazar. Gecikmiş ülkenin aydınları, onlar her zaman Batı'da çıkan en son modanın arkasından koştu ama seçici de oldu. Esnafa, tüccara dayanan, dinci olmak zorunluluğu duyan Namık Kemal'in, çağdaşı Marx'ın görüşlerini alacak hali yoktu.
Profile Image for Hakan.
833 reviews633 followers
April 13, 2023
Yalçın Küçük eksantrik yönleri ve renkli bir çizgisi olan ilginç bir akademisyen, polemikçi. İddialı ve aykırı tezlerini içeren seri kitaplarıyla bir dönem ses getirmişti. Aydın Üzerine Tezler serisinin 1984’de yayınlanmış ilk cildini epey bir gecikmeyle (bir sahaftan edindiğim Tekin Yayınları baskısından) okumuş oldum. Beş cildin tümünü okumayı düşünmüyorum tabii. Tarihimize, düşünce tarihimize merak duyanlara ilginç gelecek bir kitap. Yalnız çok dağınık, biraz da kasıtlı olarak tekrarlar bol, fantezi denebilecek hükümleri de var, bir kısmı da eskimiş. Ama tüm bunların yanı sıra epey düşündürücü ve dikkate değer tespitler, çözümlemeler de var. III. Selim’den itibaren başlayan reform veya çağdaşlaşma çabamızı, bu süreçte aydın sorunsalımızı anlamak için faydalı. Çok ilginç bilgiler, anekdotlar ve alıntılar içeriyor. Ama 700 sayfalık bu kitap sıkı bir editörlükle kılçıkları ayıklanıp 300 sayfaya indirilebilir ve çok daha güçlü kılınabilirmiş.
Profile Image for Kaan.
318 reviews62 followers
July 6, 2018
Aydını, III. Selim ve II. Mahmut'tan alıyor Cumhuriyet'e kadar getiriyor. Tezler çok büyük ölçüde ikna edici. Abdülhamit-AKP, Atatürk devri-diktatorya tartışmaları arasında da dünden bugüne söylenmiş sözler var aslında. Namık Kemal'e aşırı sempatik bakıp ultimas geçtiğini düşünmeme rağmen, yüzde 90'ıyla kafa açıcı ve yararlı bir kitap. Konuya ilgi duyan herkese tavsiye.

Ah be hoca, niye girdin şu sabetay mabetay işlerine. 90'lara kadar başka bir adammışsın. E yaşlılık biraz da tabii artık.
Profile Image for Emirhan.
48 reviews14 followers
August 21, 2021
Uzun tutulan açıklamalara rağmen bakış açısı okuyanlara ufuk kazandıran klasik bir Yalçın Küçük kitabı. Tanzimat dönemini ve şürekâsını inceleyen Küçük, bu kitabında Namık Kemal ve Suavi gibi önemli şahsiyetler üzerinden Türk aydınının kökünü bilmesi gerektiğini, aydının nereden çıktığını ve tercümenin ne kadar yararlı olduğunu bizlere anlatıyor. Dönem hakkında bilgiler ve raporlar biraz uzun tutulmuş olsa da Aydın Üzerine Tezler'in birinci cildi klasik bir Yalçın Küçük üslubuyla karşımıza çıkıyor.
Profile Image for Aykan.
89 reviews3 followers
July 3, 2020
Anlamak, açıklamak ve değiştirmek için okumalı.
4 reviews
May 19, 2021
An amazing analysis on Turkish intelectuals and their influance over today.
Profile Image for Kerem.
414 reviews15 followers
September 16, 2015
Yalcin Kucuk'ten yine dolu dolu bir kitap. Turk aydinini elestirmekten ziyade anlamaya calisan ve derinlemesine tahlilini yapan, bircok degerli bilgiyle ve yorumla insani zenginlestiren cok guzel bir kitap (su anda ilk kitabini okudum, ikinci kitabini sonra okuyacagim). Vaka-i Hayriye ile basliyor incelemesine, ilk kitabinda ilk aydinlarin cikisini anlatiyor, aydininin eksikliklerin kokenini anlamaya calisiyor.
Displaying 1 - 8 of 8 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.