Kitap güzel başladı, ama çabuk söndü. Bundan kastım şu; kadın karakterimiz çok kibirli, erkekse çok serseri. Ben bu ikilinin biraz didişmesini bekledim. Hikayenin girişi insana böyle bir gidişat olacağına dair umut veriyor sadece, ancak hikaye biraz durağan ilerliyor.
Kurgusu alışılmışın çok da dışında değildi ve okurken insanı yer yer gülümsetiyor ve yer yer hüzünlendiriyor.
Anlatım yüzünden sıkıldığım zamanlar oldu. Bazen çok fazla detay vardı. Kitapta beni boğan kısımlar, ailenin diğer fertlerine bu kadar geniş yer verilmiş olmasıydı aslında. Anlıyorum, diğer karakterler de önemli ve onların da hikayeleri var, ancak Hare ve Can Bora’nın bu kadar içinde olmaları bir yerden sonra sıktı. Sanırım daha çok Hare ve Can Bora okumak istediğim için. Seriyi baştan okusaydım belki böyle hissetmezdim. Hikaye bir ara öyle durgun, öyle sıkıcı bir hal aldı ki az kalsın yarıda bırakacaktım. İyi ki de bırakmamışım. Çok güzel birleştiler ve umduğum gibi tatlı vakit geçirdim.
İkilinin diyalogları çok iyiydi, aslında hikayede tek sevdiğim şey de buydu; ikisinin konuşmaları. Aralarında geçen diyaloglar çok güzel ve tatlıydı.
Bu ikili beni pek heyecanlandırmadı ama çok eğlendirdi. Ayakları yere böyle sağlam basan bir kadın okumak da ayrıca iyi hissettirdi. Ve Can Bora… Gerçekten çok tatlı bir serseriydi. Uzun zamandır bu kadar komik cümleler kuran birini okumamıştım.
Yazarın kalemi güzel, tespitler ve betimlemeler hakeza. Bir şans verebilirsiniz.