Sadece Agnostisizm' le ilgili değil, dinler, dinler felsefesi, tanrı inancı ve felsefesi gibi birçok konuya değinmiş, kapsamlı bir eser. Okunmasını tavsiye edeceğim, dolu dolu bir kitap.
300'ten fazla kaynakça belirtilmiş ve 900'den fazla dipnot verilmiş olan, emek verildiği apaçık bir kitap. katılırsınız katılmazsınız ama 7 bölümde agnostik bakış açısını özetleyen, hem felsefeye giriş niteliklerini taşıyan hem de felsefe temelli insanların keyifle okuyabileceği bir kitap olmuş. okurken zaman zaman "e tamam bunu önceki sayfalarda da anlattın, bu aynı şey" gibi hissetsem de, bazen daha çok örnekle desteklemek iyidir diyor ve agnostisizm üzerine türkçe bir kaynak isteyen herkese tavsiye ediyorum. kötülük problemi ve özgür irade bölümleri şahsi favorilerim oldu :)
Nəhayət oxuyub bitirə bildim. Diqqətli oxumağı və bir çox yerində düşündüməyi gərəkdirən kitab olduğu üçün yavaş oxudum və ancaq bitirə bildim.
Kitabın yazarını ilk videolarından bəri izləyib, bütün videolarından xəbərdar olduğum üçün kitabında bəhs etdiyi şeylərin əksəriyyətini onsuz da bilirdim, yaxud da üzərində düşünmüşdüm. Lakin kitabda bunlar daha geniş və daha akademik tərzdə çatdırılmışdı.
Kitabda yazarın öz düşüncə və ifadələrindən çox dipnotlar və digər filosof, araşdırmaçıların düşüncələri yer alsa da, məncə bunları sistemli bir şəkildə bir araya gətirmək və bir çox yerdə şərh edib, açmaqla da böyük bir iş görüb.
Zənnimcə fəlsəfə və din mövzularını sevən, bu mövzularda toplu bir kitab oxumaq istəyənlərin oxumalı olduğu kitabdır. Sevərək oxudum, lakin başlanğıc kitabı olduğunu düşünmürəm. Çünki kitab başlarda asan və anlaşıqlı olsa da sonlara doğru daha qarışıq və ağır gəlməyə başladı.
"Peki Tanrı bilinemez ise, bu durumda onun bilinemez olduğunu nereden biliyorum? Bu durumda Tanrı'nın en azından bir özelliğini bilinemezlik özelliğini bilmiş olmuyor muyum? Ve eğer Tanrı'nın bir özelliğini bilebiliyorsam, bu durumda Tanrı bir nebze bile olsa bilinebilirlik seviyesine düşmüş olmuyor mu? O halde bilinemez olan Tanrı'nın gerçek Tanrı olduğundan şüphe etmem gerekmez mi? Hayır. Çünkü bir Agnostik, Tanrı'nın bilinemez olduğunu iddia ettiğinde, bu bilinemezliğin Tanrı'ya ait bir sıfat olduğunu iddia etmez. Daha ziyade, "biz bilemeyiz" demiş olur, çünkü bir agnostik, bizlerin Tanrı'yı bilebilecek bir kapasitede olmadığını düşünür. Bu sebeple, Tanrı'nın "bilinemezlik" özelliğine sahip olmasıyla, "bizim bilemiyor olmamız" arasında fark vardır. "
"O halde bir Agnostik, "belki" diyerek hangi Tanrı'yı muhatap alabilir ve hangi dinin dogmalarına göre yaşayabilir? Böyle bir şey mümkün değildir, bu sebeple agnostik, Tanrı'nın bilinemez olduğunu söyleyerek yaşamına devam ederken aslında herhangi bir Tanrı fikrine tapınmayacak ya da herhangi bir dinin emirlerini yerine getirmeye çalışmayacaktır. Bu açıdan yaşantısının bir Ateist yaşantısından farkı yoktur ve bu yüzden pratik açıdan agnostisizmin yaşamda pek de gerekli olmadığı düşünülebilir, ancak felsefi açıdan agnostisizmin ne kadar önemli ve gerekli olduğu tartışılmaz bir gerçektir."
"Neticede, eğer bir Tanrı var ise ve gerçekten bilinebilecekse, o halde birbiriyle çelişen onca dinin mensupları, aralarında anlaşıp gerçek Tanrı'nın hangisi olduğu konusunda bir açıklama yapmalılar ve bizler de ancak o zaman bu konuya kafa yormalı ve o Tanrı'yı inkar etmeli ya da boyun eğmeliyiz. Aksi halde, beyhude çaba sarf etmiş oluruz ve hangi inançları ya da kavramları çürütürsek çürütelim, başka bir müminin bunu reddetmesi veya çürüttüğümüz mevcut inancı reddedip başka bir dini inanca sarılması mümkün olur. Bu sebeple bir Agnostikten "Tanrı'nın bilinemezliğine" kanıt getirmesi istenemez."
"Zaten "Tanrı'yı tarif etmek isteyen her insan, gerçekte onu tahrif etmiştir ve onu bilinebilir kılmak isteyen her felsefe, onu daha da bilinemez yapmıştır," iddiasında bulunmamın sebebi de budur. Zira bir şeyin duvar olduğunu söylemek, aynı zamanda duvarın ne olduğunu bildiğinizi idda ettiğiniz anlamına gelir. duvarın niteliklerini biliyorsunuz ki o şeyin duvar olduğunu söylüyorsunuz. duvara duvar demeden önce o yalnızca bir "şeydi ve o şeyin özelliklerinden hareketle onu diğer şeylerden ayıracak şekilde ona bir isim verdiniz. Yani bir şeye duvar derken, onun duvar olduğunu ve duvar olmayan şeylerin niçin duvar olmadığını idrak etmiş olmalısınız. E peki Tanrı'dan bahsederken yaptığınız nedir? Tanrı'nın ne olduğunu biliyor musunuz da Tanrıdan bahsediyor veya Tanrı'yı tespit ediyorsunuz? Hayır. Yalnızca Tanrı denen kavramın anlamlı olduğunu ve o kavramın ifade ettiği gücün "var" olduğunu ima ediyorsunuz. Ama buna ilişkin hiçbir veriye sahip değilsiniz, sadece varsayıyorsunuz. Aynı şekilde Tanrı'nın var olmadığını söyleyenler de bu vaziyetteler. Halbuki tek söylemeleri gereken, "Tanrı hakkında bir şey bilmedikleri'dir. "
Benim hayatımda okuduğum ilk felsefe (veya felsefe konularını içeren diyebiliriz) kitap oldu.
Mümkün olduğunca objektif bakış açısıyla farklı inançları ve bu inançlar üzerine olan bazı argümanların tartışıldığı bir sürü kaynaktan alıntı yapılmış bir kitap. Genel anlamda basit bir dille yazılmış. Benim gibi bu tarz okumayan insanlar için bile anlaşılması zor olmayan bir dili var.
cok guzel bir kitapdi. diamond zaten youtube de cok severek takip ediyorum. Tam kendine yakisan ici bilgilerle, arastirmalarla, sunulan kanitlarka dolu bir kitap yazmış. ben kitap evinden aldim ve pahalıydı fakat boyle değerli kitaplara severek para veririm.
Dili yalın, sohbet havasında olmuş. Ancak yine de bir felsefi altyapı istiyor zira kötülük problemi, ontoloji, akıl ve erdem gibi birçok felsefik konuya uzunca değinilmiş. Analizler yerinde ve sağlam. Çoğu kafama takılan soruya cevap verdiğini düşünüyorum. Kitabı almadan önce objektif olamayacağından endişeliydim. Sonuçta objektif argüman sunmak oldukça zordur. Neyse ki yazar bunu başarabilmiş, olabildiğince zıt argümanı incelemiş. Diğer filozoflardan alıntıların sıklığı ve kaynak olarak kullanılması da hoş olmuş. Ha bir de kitabı okuduktan sonra sık sık "zira" demeniz de olası.
This entire review has been hidden because of spoilers.