“Ölümsüzlük, sahildeki kum tanelerini saymak kadar sonsuz bir şey gibi görünüyor, değil mi? Oysa ben o kumları saymaya başlamaktan bile çekinmiyorum. Hatta bir dönem buna vakit harcadığım olmuştu.”
Çürük Ayvalar’da insanın ruhundaki çürümenin resmedildiği tekinsiz öykülere imza atan ve aynı zamanda korku sineması alanında bilimsel çalışmalar yapan Uğur Kılınç’ın Vampirin İtirafı adlı öyküsü, kitap içinde bir kitap biçiminde, insan içinde bir vampir hakkında…
Uşak'ta doğdu. Ondokuz Mayıs Üniversitesi, İletişim Fakültesi, Sinema bölümünde Doktor Öğretim Üyesi olarak çalışmalarını yürütmektedir. Akademik çalışmalarını Hollywood sinema endüstrisi, korku sineması, canavar kuramı ve tür kuramları alanlarında yoğunlaştıran yazarın bu konular üzerine ulusal ve uluslararası yayınları bulunmaktadır.
Horror Author & Assistant Professor from Turkey. Ph.D. on Horror Cinema in Hollywood. Interests: Monster Theory, Gothic Adaptations, Dracula.
116 sayfa birkaç saatte nasıl uçtu gitti anlamadım. Bunun bir Uğur Kılınç novellası olması bir yana metnin içinde metin, hatta metnin içinde bir tiyatral, Sheakspirian oyun metni olması gerçekten ilginç olmuş. Modern dönemde takip ettiğimiz, iki karaktere odaklanan yazın diğer boyutta tam da İngiliz orta çağının leziz dizelerine de sahip. Vampir, vampirim sanki tüm buna eşlik eden normal, gotik, müphem bir ortak gibi katkı yapıyor. Uğur'dan korku unsurları içeren paragrafları, cümleleri özlemişim.
İthaki’nin Vampir Kitaplığına bayılıyorum. Yine bir oturuşta bitirdiğim çok ilginç bir okuma oldu. Trajik bir eser bu. Ayrıca Cihangirli ve peynirli pide ısmarlayan bir vampir hakkında okumak çok sık yapabileceğim bir şey değil, öneriyorum :D
" İthaki X dizisi, yerli ve yabancı on vampir anlatısı barındırıyor. "
Ceviz kraliçenin vampir dostları bol kanlı ve korkulu geçen sonbahar aylarında size bir öneri ile geldim. Biliyorsunuz ki sonbahar ayları korku ayları olarak da artık hem edebiyatta hem sinemada geçiyor.@uğurkılınç ın kitaplarını daha önce okumamıştım bu kendisi ile tanışma kitabım oldu. Aleyna istediği fakültenin yüksek lisans programına girmek için Kandemir Arman isimli bir öğretim üyesi ile tanışır. Adamın günlüğünü babasının eşyaları arasında bulmuştur. Ve adamın tezi e rastlayıp oldukça farklı bulur. Yüksek lisans sınavından önce Kandemir ile İstanbul'da buluşurlar. Adam referans mektubu ve bir burs karşılığında aleyna'dan tek bir şey ister: kendi yazdığı tiyatro oyununu ona okumasını. Akıcı ve kolay bir metin. Anlatım tiyatro metni sırasında biraz tiyatrodan ziyade gölge oyunu gibi kafiyeye kaymış. "Binlerce kez.." ifadeleri Romeo ve Juliett'ten alınma. Hatta tiyatro metni komple Shakespearevari. Son sahne dahil 😂 neyse ki baya güzel cümleler vardı ve onları alıntı olarak kaydettim. Düz metne gelirsek, Aleyna karakteri üzerinde biraz daha çalışılmalıydı. Onun yaşındakiler gibi değil daha çok ergen gibi düşünüyor. İç sesi çok sıkıcı. Hareketleri normal tepkiler değil. Hikayenin sonu fazla aceleci olmuş. Son sahneye ani geçiş şaşırtıcı değil anlamsız kalmış.