Tarihin son sözü yok. Bilimin de. Sistemler, düzenler ise sonludur. Bu kitap, sonlu bir düzen olan kapitalizmin sınırları ve yalnızca kapitalizm olmayan uygarlığın ulaştığı dönemeç üzerinedir.
Kapitalizmin tarihsel ve teorik sınırlarının bilincinde olmak yaşamsal önemdedir. Siyaset, bir “şimdiki zaman” etkinliğidir. Siyasal varoluş ve eyleyiş tarzını bir devrim anına, bir kıyamet uğrağına kilitleyen anlayış, mantığı gereği siyaseti bir tür toptancı boykotçuluğa daraltmaktadır. Sınırların bilincinde olmak ise sistemin sinir uçlarına, Aşil topuğuna yönelen bir siyaset tarzı inşa etmenin zeminini oluşturuyor. Sınır bilinci, yalnızca süreç yorumu yapmak için değil, siyasal strateji belirlemek için de yaşamsal önem taşıyor.
Sınır-kriz ilişkisini, tarihsel-teorik ama aynı zamanda güncel siyasal olgu ve dinamikler üzerinden çözümleyebilmek için dikkati yalnızca krize ya da yalnızca sınırlara değil, birbirleriyle ilişkileri içinde ikisine birden yoğunlaştırmak gerekiyor.
Uygarlık Dönemeci’nde Haluk Yurtsever okuyucuyu bu dikkat yoğunlaşmasına çağırıyor.
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu. Siyasal, düşünsel ve pratik eylemliliği 1968 İstanbul Üniversitesi işgali, 6. Filoyu ve Vedat Demircioğlu’nun ölümünü protesto eylemleriyle başladı. 1973 yazında yurtdışına çıktı. 1974’te TKP üyesi oldu. O tarihten bu yana aktif örgütlü sol siyasetin içinde. Bir yıl Moskova’da Lenin okulunda eğitim gördü. 1980 Aralık ayında ikinci kez yurtdışına çıktı. İngiltere, Fransa ve Almanya’da bulundu. 1992’de Türkiye’ye döndü.
§1. Haluk Yurtsever, eğer doğru yorumluyorsam, yaklaşık yirmi yıl önce, çoğu politikacının veremediği bir karar verdi. Otuz yıl boyunca aktif olarak içinde bulunduğu sol siyaset liderliğinden çekildi ve genç liderlere yer açtı. Kendi varlığının örgütte yarattığı ağırlığın farkına vardı, değişen toplumsal şartlarda bu ağırlığın olumsuz etkisini tanıdı, ve sol siyasetten değil ama aktif örgütçülükten çekildi: kısacasıö yeni nesle hitap edecek politikayı yeni nesil politikacıların belirlemeleri için onlara alan açtı. İlerici aktivistlerle görüşmeye ve tartışmaya devam etti. Son on beş yılda, bu kararından önceki otuz yılda yazdığından daha çok kitap yazdı – ve muhtemelen daha çok şey öğrendi ve öğretti. (Tüm bunlar benim şahsi yorumum, kendisinin gerçekten böyle bilinçli bir karar verdiğini iddia etmiyorum.)
Uygarlık Dönemeci kitabını, bu bağlamda okudum. Haluk Yurtsever’in günceli ne kadar yakından ve ne kadar merakla takip ettiğini, ve kendi onlarca yıllık deneyimini bu güncelliğe taşımak için ne kadar hassas bir çaba sarf ettiğini bir kez daha gördüm.
§2. Kitabın bu açıdan iki izleği var: *sezgi ve analiz*. Haluk Yurtsever’in deneyimli /sezgisi/, hangi konuların acilen ele alınması gerektiğini söylüyor bize. Bilişim çağı, toplumsal cinsiyet, ekolojik kriz, finansal sermaye gibi konular kitabın büyük bir kısmını kaplıyor. Yazarın /analizi/ ise, bu konulara nasıl bakmamız gerektiğini gösteriyor. Haluk Yurtsever, onlarca klasik ve güncel makale ve kitapları inceliyor ve bize kendi yorumuyla birlikte – belki bir yol haritası değil ama – bir lens sunuyor.
§3. Kitabın *bilişim* çağında değer teorisi ve kapitalizmin *finansallaşma* evresinde kâr eğilimi hakkında söyledikleri, Türkiye’de yaygınca tartışılmayan ancak önümüzdeki yıllarda sosyo-ekonomik gerçekliğimizde belirleyici rol oynayacak konulara değiniyor. Bu iki husustan her biri bile kitabı okumaya değer kılacak nitelikte.
§4. *Toplumsal cinsiyet* referansları ise Türkçe’de hali hazırda detaylıca incelenmiş yayınların bir sentezi niteliğinde. Bu konuda Haluk Yurtsever okuyucuya “Eğer benim politik sezgime güveniyorsanız, bu konuya eğilmeniz lazım. Bu konuyu kapsamlı biçimde analiz eden yazarlar şunlar.” diyor ve kendi yorumunu da katarak ana hatlarıyla toplumsal cinsiyet yarılmasını özetliyor.
§5. Son olarak, kitap özünde *iklim* inkarcısı. “Metabolik yarılma”ya 280 sayfanın 20’si ayrılmış. Bu bölümde Grundrisse alıntılarıyla Uluslararası Enerji Ajansı’nın raporları karışık bir biçimde sunulmuş. Yazarın iklim krizinin gerçek anlamını kavrayamaması normal: insan türü bu düzeyde bir yıkımı anlayabilecek şekilde evrilmemiş, hatta bu gibi varoluşsal krizleri inkar edecek şekilde evrilmiş. (Bu çöküşün içine doğan nesiller bile anlamakta zorlanıyorlar içinde yaşadıkları felaketi.) Yeni nesil liderler, iklim krizinin anlamını Haluk Yurtsever’den öğrenemeyecekler.
Ancak kitaptaki inkarın ikinci bir yüzü var ve bu daha tehlikeli: “Ekolojik yıkım sorunlardan bir sorun değildir” diye bir bölüm var kitapta, ama bu bölüm kitaptaki /bölümlerden bir bölüm/ sadece. Kitabın diğer bölümleri, iklim krizi yokmuş gibi yazılmış. Çin ekonomisinin evrimi, blockchain teknolojisinin gelişimi, finansal krizler falan, on-yirmi yıl sonra dünya ve toplumlar bugünkü gibi olacaklarmış varsayımıyla inceleniyor. Bu inkar enteresan, çünkü kitabın yayınlanmasının üstünden bir yıl bile geçmeden, Fransa sıcak hava dalgalarında soğutamadığı nükleer santrallerini geçici olarak kapattı, Çin’de kuraklık ve sıcak hava dalgaları yüzünden aylarca fabrikalar kapatıldı, Hindistan’da sis sebebiyle haftalarca okullar kapatıldı ve sokağa çıkma yasağı ilan edildi, Pakistan’da sel baskınlarında 33 milyon kişi evinden oldu. Hangi ekonomiden bahsediyoruz on yıl içinde? Hangi kârın düşme eğilimi yasasından bahsediyoruz yirmi yıl içinde? Gerçekten ulus-devletlerin bugün bildiğimiz anlamda yönetebileceklerini, malların üretim ve dolaşımının süreceğini mi varsayıyoruz? Hangi toplumdan bahsediyoruz? Kitabın “ekolojik olmayan” bölümleri, “ekolojik bölüm”de söylenenleri içselleştirmeden yazılmış. Bunun sebebi, ilk bahsettiğim inkar:
Yazar, uygarlığın çöküşünü gerçek ve yüksek bir olasılık olarak değil, merak uyandıran bir hipotez olarak görüyor. Durum o kadar da ciddi değil, diye düşünüyor. Evimizin yanmakta olduğu söylendiğinde bilimsel bir mutabakat değil, bir bildiride geçen bir slogan geliyor aklına. Bu bilişsel inkar (cognitive denial), hepimizin kullandığı ve birçoğumuz gece uyuyabilmesini sağlayan bir mekanizma. Ancak “Uygarlık Dönemeci” isimli bir kitapta yazılı olduğunda, dönemeçte pusulamızı kaybetmemize yol açıyor.
Özetle, Haluk Yurtsever, Türkiye’de kendi neslinden yazarlara ve politikacılara kıyasla iklim krizine oldukça hakim, ancak gerçek duruma kilometrelerce uzak.
§6. Haluk Yurtsever’in tavrından, sezgisinden ve analizinden öğrenecek çok şeyimiz var. Yeni nesil liderler, ondan neyi öğrenebileceklerini ve neyi öğrenemeyeceklerini açıkça gördükleri takdirde, neyin onların sorumluluğunda olduğunu da daha net tespit edebilirler, diye düşünüyorum.
Kitabın devamı niteliğindeki “Uygarlık Dönemecinde Komünizm”i merakla bekliyorum.