“Resmî tarih tezine göre, 1910’lu yılların İttihatçı hükümetleri ile Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Kemalist rejim arasında kayda değer bir kopuş yaşanmıştır. 1980’li yıllara kadar modern Türkiye tarihi üzerine çalışan Batılı akademisyenler, özellikle Birinci Dünya Savaşı’nda alınan yenilgiden sonra, Anadolu’da yaşayan ve çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu nüfusun kurtarıcısı olarak Mustafa Kemal`in başarılarını vurgulamak amacıyla bu anlatının temel iddiasını desteklemiştir. Bu Cumhuriyetçi temel anlatıya karşı geliştirilen muhalefet ise çoğu durumda İslamcılıkla özdeşleştirilmiştir. Rejim muhaliflerini dindar ve modern gericiler olarak sunmaya hevesli olan ve kendilerini Batı yanlısı olarak tanımlayan Türk seçkinlerinin yaygınlık kazandırdığı başlıca klişe buydu. Her ne kadar bilim insanları ve Türk aydınları hâkim konumdaki bu anlatıyı sorgulamış olsalar da, bugüne kadar imparatorluktan cumhuriyete geçişi konu edinen alternatif anlatıları ortaya koyma amacındaki hiçbir mikro çalışma ortaya çıkmadı. Philliou imparatorluktan ulusa geçiş sürecine ilişkin tarihyazımına bağlı sorunları araştırmak amacıyla, yazdığı öykü ve romanlar modern Türkiye`de yaşayan insanların birçoğu tarafından bugün bile okunan etkileyici ve parlak bir yazar olarak Refik Halid Karay’ın özyaşam öyküsüne odaklanmayı seçiyor.”
This was an interesting read but seriously, did no one edit or fact check this book? There are so many errors in the translations of Turkish words into English (example: "buzağı" is mistaken for "buzdağı" and translated as "iceberg", when it actually means "calf"), typos in Turkish words (example: the title of a Refik Halid book is repeatedly rendered "Kendi Yazılar ile" which is grammatically incorrect), and even at one point in the epilogue the leader of the HDP is named as Süleyman Demirtaş (as opposed to Selahattin). I appreciate the effort put into this work, but seeing these errors made me wonder if all of the research was this sloppy, so I started doubting everything presented as fact.
This is the rare book that allows you to understand the end of empire and birth of the Turkish Republic, through the life and writings of a fascinating figure. I loved Philliou's engagement with Refik Halid Karay's own writings. Her translations are phenonemonal, and the way she relates his career as a muhalif can help us understand much about the political culture of the 20th century.
Fevkalâde ilginç ve yararlı bir kitap. Geç Osmanlı'dan 27 Mayıs'a kadar muhalif olmanın izini, iflâh olmaz bir muhalifin, Refik Halid Karay'ın edebî ve siyasi yaşamı üzerinden sürerek bugünlere nasıl gelindiğine farklı bir bakış açısı sunmaktadır. Kitapla ilgili tek eleştirim, özellikle son bölümlerde çok sayıda gramer ve imlâ hatası içermesidir. Yayına hazırlayan ekibi, böyle iyi bir çalışmaya gölge düşürdükleri için kınıyorum.