''Bir sözcüğe ne kadar yakından bakarsanız, o kadar uzaktan dönüp bakacaktır size.'' Edebi metinler için de geçerli bu. Bu yüzden bu denemeler, Ahmet Hamdi Tanpınar'ın, Oğuz Atay'ın, Yusuf Atılgan'ın, Bilge Karasu'nun yazdıklarını aydınlatma çabası olduğu kadar, bu metinlerin üzerinde gezinen gölgeyi, onlarla aramızda ister istemez var olacak uzaklığı anlamlandırma çabası olarak da okunsun isterdim.
Nurdan Gürbilek Boğaziçi Üniversitesi, İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi ve aynı bölümde master yaptı. Akıntıya Karşı, Zemin, Defter ve Virgül dergilerinde yazdı. İlk kitabı Vitrinde Yaşamak'ta 80'li yılların Türkiyesi'ndeki kültürel değişimi konu aldı. Yer Değiştiren Gölge ve Ev Ödevi adlı kitapları edebiyatla ilgili denemelerine yer verir. Kötü Çocuk Türk Türkiye'nin yakın tarihinde öne çıkmış kültürel imgeleri, Kör Ayna, Kayıp Şark Türk edebiyatına yön veren endişeleri, Mağdurun Dili edebiyatın mağdurlukla ilişkisini tartışan denemelerden oluşur. Gürbilek'in Walter Benjamin'in yazılarından derleyip sunduğu Son Bakışta Aşk Metis Seçkileri'nde çıkmış, Vitrinde Yaşamak ve Kötü Çocuk Türk'te yer alan denemeleri İngilizcede The New Cultural Climate in Turkey: Living in a Shop Window (Zed, 2010) başlığıyla yayımlanmıştır.
Nurdan Gürbilek, 2010 Erdal Öz Edebiyat Ödülü ve deneme dalında 2011 Edebiyat Mevsimi Büyük Ödülü’nü aldı.
Nurdan Gürbilek'in Türk ve Dünya edebiyatı için müthiş bir şans olduğunu, onu kendi dilimizde okumanın beni müthiş derecede mutlu ettiğini ve kendisinin muhteşem bir edebiyat zekasına sahip olduğunu düşünüyor ve zevk alıyorum okurken.
"Atay'ın kişilerinin bugün bize yakın gelen özelliklerinden biri, hayat karşısında beceriksiz, "hayatın acemisi" olmaları. Tutunamayanlar'da Selim Işık, Tehlikeli Oyunlar'da. Hikmet Benol, düşünmekten yaşamaya fırsat bulamamış, "hayat bilgisinden yoksun, bu yüzden de zihinlerindeki doğrularla birlikte evde kalmış, çocuk kalmış kişilerdir. Her şey çok önceden belirlenmiş gibidir: "Kitap kurdu, boş hayaller kumkuması, hayatın cılız gölgesi" Selim çocukken ne futbol takımına girebilmiş, ne sınıf mümessili olabilmiş, ne korkularını yenip çocukluk aşkının peşinden dut ağacına çıkabilmiş, ne de büyüdükten sonra, kötü yaşarım korkusuyla hayata dahil olabilmiştir. Hikmet'in içindeki çocuk da, "yaşamadığı için büyümemiş"tir. O da, Selim gibi düşünmenin kurbanı gibidir: Erkeklerin pijama ve terlikle dolaştığı, duvarlarına takvim asılan evleri gülünç bulduğu için kendine bir hayat kuramamış, sahte olurum ya da kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamamış, bir kere böyle düşündüğü için başka türlü düşünememiş, sırf öyle söylediği için bütün hayatını "kelimeler uğruna" harcamıştır. İçlerinden bir tek "eyyamgüder" Turgut Özben beceriklidir: Duraklara en kısa yoldan çıkabilir, dolmuşa herkesten önce binebilir; erken yaşta, öğretmenin gözüne girebilmenin bağırarak şiir okumaktan geçtiğini keşfeder; ama o da bu becerisini, "hayat pasosu"nu, Selim'i anlamaya çalıştıkça kaybedecek, bir "deliler treni"nde bir istasyondan diğerine dolaşmayı seçecektir. O halde bir kader birliğinden söz edilebilir: Bilinç, insanı hayatın dışına itecek; beceriksiz, tutuk ve işlevsiz kılacaktır. "
Ahmet Hamdi Tanpınar, Oğuz Atay, Yusuf Atılgan ve Bilge Karasu'nun eserlerine dair derinlemesine analizleri bir de Nurdan Gürbilek'ten duymak lazım. Keyifli bir kitap.
Nurdan Gurbilek'in metin cozumlemelerini okumayi seviyorum. Bu kitapta cok sevdigim bazi yazarlarin metinleri uzerinde dolasan "gölge"yi aydinlatmaya calismis. Sirasiyla Tanpinar, Oguz Atay, Yusuf Atilgan ve Bilge Karasu hakkinda yazmis. En sevdigim yazarlardan olan Oguz Atay ve Bilge Karasu okumalarimin uzerinden 20 yili askin sure gecmesi nedeniyle, bu kitabi okurken onlari ne kadar cok ozledigimi fark ettim ve 20 kusur yil sonra yeniden okudugumda oncekinden farkli olarak neleri kesfedecegim dusuncesinin heyecaniyla bu yazarlari bir kez daha okumaya karar verdim :)
Daha bilinçli nitelikli bir okur olmak istediğim bu dönemde edebi eleştiri üzerine üç isimle karşılaştım Yıldız Ecevit, Berna Moran ve Nurdan Gürbilek. Bazı okuduğum kısımlar Ahmet Hamdi veyusuf Atılgan üzerine beni heycanlandırdıysa da hiç okumadığım için Oğuz Atay ve Bilge Karasu üzerine olan yazıların içine pek giremedim. Bu yazarları taradıktan sonra daha anlamlı geleceğini ümit ediyorum.
Ahmet Hamdi Tanpınar, Oğuz Atay, Yusuf Atılgan ve Bilgesu Karasu'nun sanat ve felsefeleri üzerine derinlemesine bir inceleme. Hem yazarların seçimi, hem de ele alınış biçimi açısından son derece aydınlatıcı.
Beni çok içine çekmedi kitap. Gereğinden fazla uzun tutulmuş gibi hissettim. Yazarlar ve yarattıkları dünyalarla ilgili anlamlı noktalara parmak basıyor Nurdan Gürbilek ama dediğim gibi kitabı çok kavrayamadım.
Okumanın, metinlerin, satırların iç yüzünü ve inceliklerini gösteren edebiyatimizin ustaları Tanpınar, Atılgan, Atay ve Karasu'yu daha derinlemesine anlamamız için ışık tutan bir kitap