Öncelikle açıksözlü bir özyaşam öyküsü olduğu kabul edilmeli. Çocukluk ve ilkgençlik yıllarını anlattığı kısımlar, çevresindeki ilginç sosyal katmana dair anıları çoğu zaman komik ve hoştu. Akıcı, kimi yerlerde edebi bir metin okuyor hissi veren bir anlatım, insanı etkiliyor.
Sevmediğim tarafı, çift dikiş gidip biraz geç tamamladığı ortaokul ve lise yıllarındaki cinsel teferruat oldu. Gerçi, kendisi yaşamını anlatıyor, illaki kamuoyunda tanındığı siyasal yönlerini vurgulaması da gerekmez. Yine de (kendi açıklayışıyla, benim gibi hala muhafazakar değerleri kafasında taşıyan "taşra" kökenliler açısından) fazla uzun, ayrıntılı, hatta abartılı buldum bu kısımları. Uçkuruna, şehvet duygusuna, cinsel ilişkilerine gereğinden çok yer vermiş. Tanınmış insanlardan bile bahsederken, zamanında onlar için şehvet duygusu beslemesinden dem vurmaktan bize ne? Kaldı ki ayıp, hatta gayrı ahlaki geldi bunlar bana. Libidosu yüksek bir genç olarak, her uçan dişi sineğe hallenmekten geri durmamış anlaşılan.
İşin siyasi boyutuna gelince. Benim sabit bir fikrim var: Perinçek'e ne şekilde bulaşmış olursa olsun, o gruptan, kadrolar açısından, hiçbir düzgün adam çıkmamıştır (Kaypakkaya gibi büyük bir istisnayı ayırarak). O gruba bulaşmış olmanın yükünden, herşey olup bittikten sonra günah çıkararak (ki, kitapta yaptığı bu değil) kurtulamazsınız. PDA'nın sol hareketi ne kadar olumsuz etkilediğinin bir diğer örneği olarak okudum kitabı. Burada ne kadar toy ve tecrübesiz olup da zamanın ruhuna uyarak çoğu durumda nasıl hatalı falan davranıldığını filan anlatılıyor.