داستان در مورد مستخدم دختر پادشاه (قوچ علی) بود که عاشق دختر پادشاه میشه که شدیدا خودخواهه و ... به نظرم محتوای داستان نسبت به قصههای پادشاهی زیادی که تو بچگیم خوندم خیلی دم دستی بود.
Kitapyurdu cep telefonu uygulamasından, sesli kitap olarak dinledim bu kitabı. Değişik ve gereksiz bir deneyim oldu benim açımdan.
2 masal var kitapta; sevgi masalı ve ah masalı.
Sevgi masalı ne mesaj verdiğini tam olarak anlamadığım vasatın altında bir masalception.
Ah masalı ise sanırım hayatımda duyduğum en saçma masal. Üstelik anlamsız bir şiddet pornosu. Kızın biri babasından hediye olarak çiçek istiyor. Babası ise çiçek almayı unutuyor. Ah ah diyor. Sonra ah diye ne idüğü belirsiz bir adam peydah oluyor. Kapıyı çalıyor, al sana çiçek bunu kızına ver diyor. Adam da seviniyor. Sonra bu Ah üç gün sonra gelip kızı bana ver diyor. Baba da diyor nasıl yapsak ya, iyi madem al. Ah bu kızı alıyor, bir adama veriyor. Bu adam kızı çayla uyutturup geceleri gizlice yanında yatıyor, kız ayıkınca da senin sahibinim ben ehehe diyor. Kız da diyor; ok. Sonra kız bu adam ölünce üzülüp beni pazarda götürün satın diyor, bunu pazarda götürüp satıyorlar, gittiği evlerde çarmıha gerilmiş adamlar, kırbaçlar vs görüyor. Sıkıldıkça beni pazarda götürün satın diye ev ev geziyor. Mazoşist kız sonraki gittiği evde ejderya görüyor, beni buna atın yesin beni diyor. Çok ısrar edince dayanamıyorlar falan, atıyırlar ejderyaya. Neyse oradan da kurtuluyor. Kurtulur kurtulmaz tabi kızımız ne diyor? "Beni satın" diyor. Başka gittiği evde kadın her gece kocasının kafasını kesiyor bu da tereyağla yapıştırıyor falan...
Böylesine güzel, insanı sarıp sarmalayan, dünyaya bir beyaz güvercin kanadından yahut nar ağacının yaprakları arasından farklı bir gözle bakıp, minik ellerimizle okuyup öyle boy verip yetişeceğimiz zamanlarda değil de; neden yazarın yaşına geldiğimiz günlerde, keşmekeşin içinde bir lalenin özverisini görmeyeceğimiz, kokusunu duymayacağımız, bizi bundan uyandıracak bir 'sevgi masalı' anlatanımızın olmayacağı zamanlarda karşılaşırız ki?..
bizler basit hikâyelerle uyutulurken en masum çağımızda, 'sevgi masalı' veya Behrengi'nin diğer eserleriyle güzelliğe uyanmış biri tarafından uyandırılmadık ona üzülüyorum.. bunları yıllaar yıllar önce okumalıymışım, koç alinin, kanından can veren lalenin, beyaz güvercin ve beyaz atların ve pek tabiki hırçın prensesin sevgiye uyanmasını okuduğunuzda etrafınızda bir küçük kara balık gölgesi görüp bir şeftalinin de kokusunu içinize çekiyorsunuz:)
Samed Behrengi'nin Sevgi Masalı adlı kitabı benim Türkçe okuduğum ilk kitaptır. Onun İran şahı tarafından öldürtülmüş olduğunu öğrendiğim gün henüz çok taze olan yaşam görüşüm derin bir şekilde değişikliğe uğramıştır. Oysa ben onun hep kitaplarının arkasındaki resimlerinde olduğu kadar genç kalmasını, aynı derinlik, içtenlik ve sıcaklıkla daha nice kitaplar yazmasını istemiştim.
Padişahlar öksürür gibi kelle alıyor fgfsd. Yazarın okuduğum hiçbir kitabı çocuklar için uygun değil bence. Bu kitabı fena değildi. Klasik bir masal havasındaydı zaten. Bir Şeftali Bin Şeftali açık ara yazarın en güzel kitabı.
Hikayeler benim yaşımda biri için çok tatlı, ancak destanlardan derlemeler oldugu icin midir bilmem kafa kesmeler kirbaclar iskenceler var. Yegenim okusun diye almistim ama okutur muyum bilmiyorum.
داستان کوتاه دوست داشتنیای بود. صمدبهرنگی برای من یاداور بچگیام هست، یاداور روزهایی که جمع میشدیم و داستانهایش رو میخوندیم. من موقع امتیاز دادن به کتاب خیلی اون رو با فرهنگ امروزی مقایسه نکردم و به نظرم اینجوری عادلانه تر بود.
Samed Behrengi’nin okuduğum ikinci kitabı açıkcası küçük kara balığı daha çok sevmiştim. Oldukça tatlı bir hikaye. Yazarımız yine masallar diyarına uçurmuş bizleri.
Orijinal adı "Aşk Efsanesi" ("Afsaneh-e Eshgh") olan Sevgi Masalı, Samed Behrengi'nin en beğendiğim masal kitabı oldu. Sevgi Masalı, öncelikle kitapta bahsi geçen, uykusuzluğa iyi gelen (yani uyutan) şifalı masalın adı. Aynı zamanda, adı geçen masalın anlatıldığı kitabın da adı. Sevgi Masalı'na, kitabın ikinci yarısında ulaşıyoruz ancak Sevgi Masalı, bizi, kitabın başına geri götürüyor. Bu açıdan, postmodern bir masal anlatısı (en azından modern anlatıyı zorladığından bahsedebilirim). Belleği oyunsal bir araç olarak kullanan bir masal. Masalın, Binbir Gece Masalları'ndaki tekniğe referans veren bir yapısı var. İçinde birkaç farklı anlatı var, birbirlerinden bağımsız değiller.
Kitaba adını veren masalın, güçsüz ve tâbi olan tarafından, güçlü ve muktedir olana "sunulan" bir masal olması da dikkat çekici. Behrengi, iktidar meseleleriyle ilgilenen bir yazar. Bir Şeftali Bin Şeftali'nin aksine, krallardan, prenseslerden, saray hizmetkârlarından bahsediyor. Küçük Kara Balık gibi, "öteki"yi kollayan toplumsal bir mesajı da yok sanırım. Ancak, diğer masallarına benzer biçimde kuşa dönüşmek gibi gerçeküstü, fantastik öğeleri var. Behrengi'nin pedagojik altyapısı hissediliyor. Çünkü, kendi kendine referans veren bu edebî yapının, yetişkinler için bile zeka geliştirici olduğunu düşündüm. Masallar arasındaki sıçrayışlar da, masalın dikkatli okunmasını/dinlenilmesini gerektiriyor. Temelde, sınıfsal farka vurgu yapılıyor. Farklı sınıflarda doğan iki karakterin, sınıflar arasında geçişin mümkün olmadığı bir sistemde (biri prenses diğeri çoban olan iki kişinin) aşk yaşayıp yaşayamaması üzerine kurulu. Ama ikisi de birbirlerine aşık falan değiller; prenses açısından kendi seviyesi çobanla karşılaştırılamayacak kadar üstün. Üst sınıf ya da aristokrat güzellik nesnesi olan prensesin gaddar ve kötü kalpli oluşu ilgimi çeken bir detay. An-Su Aksoy'un çizimlerini de buralı/Türkiyeli buldum ve beğendim. Orijinalini okumadım ama Türkçe çevirisini de sevdim; olay, şiirsel cümlelerle ifade edilmişti. Adının, Aşk Efsanesi yerine Sevgi Masalı olarak çağdaşlaştırılması da (benim açımdan yumuşatılması ve daha kentsoylu hale getirilmesi) rahatsız etmedi.
ادبیات کودکان در فرهنگ ما، مترادف بوده است با پند و اندرز. نویسندگان ادبیات کودکان، اغلب بزرگسالانی بوده اند که قصدشان راهنمایی کودک، به ویژه در "اطاعت" و "سر بزیری" و "مراعات" و از این قبیل سفارشات "پیرانه سر" بوده. این گونه تفکر، ناشی از کوتاهی در برآورد درک کودکان و نوجوانان، و ناپخته انگاری و "کم پنداری" اذهان جستجوگر آنان است. در مورد آثار صمد بهرنگی، نقص بزرگ دیگری هم به چشم می خورد، و آن جدا انگاری کودکان آذری از دیگر کودکان ایرانی ست. این یک واقعیت است که روش آموزش و پرورش ما که هرگز جالب نبوده، در مورد کودکانی که با زبانی غیر از فارسی چشم به جهان باز می کنند، دچار نقص و تبعیض، و روشی تحمیلی ست. اما این نقص بزرگ آموزشی را نباید به قصه های کودکان و نوجوانان کشانید و اذهان بی غل و غش آنان را به خصومت ها و موضع گیری های "قدرت" نزد بزرگ ترها، آلوده کرد. شایسته نیست در قصه های کودکان و نوجوانان، این "تفاوت"ها را بزرگ نمایی کرد و آنها را به "نبرد" و "مبارزه" و چه و چه تشویق و ترغیب کرد، و پاکیزگی ذهن روشن آنان را به "غرض"ها و "خصومت"های بزرگسالان آلود. هر انسان طی یک رشد طبیعی، به حقوق خود آگاه می شود و روش مبارزه برای احقاق حقوق پایمال شده اش را، به زعم خود می یابد. روش های هرکس، لزومن بهترین و کاراترین روش ها نیستند تا خود را محق بدانیم تا همان را به کودکان و نوجوانان "درس" بدهیم. این خود نوعی "تحمیل" است. به گمان من، اغلب آثار صمد بهرنگی، یا دست کم آنها که من خوانده ام و به یاد دارم، از این پند و اندرزهای مبارزه جویانه، و ترغیب و تشویق به حفظ تفاوت و غیره... خالی نیستند.
آن لاله سرخ سر تپه خواهر کوچک ما بود. او نمیخواست مردم باور کنند که راستی راستی لاله ای درصحرا نمانده. میخواست تپه ها را باز پر لاله کند سرخ کند. آره محبت او بیشتر از همه ما بود. او خودش را قربانی ما و زمین کرد.
"Koçali'nin kız kardeşi bahar havası gibi taptaze, yaz güneşi gibi ışıl ışıl, sonbahar meyveleri gibi hoş kokulu, kış gecelerindeki dolunay gibi saf ve çekici, kır çiçekleri gibi pembe yanaklı ve narin yüzlüymüş. Bu yüzden Koçali ona Lale dermiş."