Jump to ratings and reviews
Rate this book

Aziz Bey Hadisesi

Rate this book
"Güneşten ağır ağır gölgeye geçilir gibi, pek de anlamadan akşam olur gibi, ışıklı, neşeli bir yüzden kederlere geçti Aziz bey. Kederli bir mazisi oldu. Burnu havada, başı dikti hep. Başka türlü yaşamayı beceremediyse de, o gece, Haliç'in kirli sularına bakarken anladı ki hep öyle, burnu dik yaşadığını sanmış. Oysa şiddetle yanılmış. Ve yine anladı ki hayatı tümüyle bir yanılgıymış."

Daha önce Taş-Kâğıt-Makas ve Evvelotel adlı öykü kitaplarını da yayımladığımız Ayfer Tunç'u geniş okur kitlelerine tanıtan ve çağdaş Türk öykücülüğünün bir klasiği olmaya aday kitabı Aziz Bey Hadisesi'nin yeni basımını sunuyoruz. Öykünün kahramanı Aziz Bey, Tunç'un, insan olmaktan doğan zaaf ve yanılgılar nedeniyle yaralanmış, boşa geçmiş hayatlar üstüne yapılandırdığı öykü evreninin en hüzünlü, en gerçek kişisi. Bazı okurlara, meyhanelerde benzerini aratacak kadar kanlı canlı ama mahzun gelen Aziz Bey'in öyküsünü okurken, bir hikâye kişisinin varlığını çok yakınınızda hissedeceksiniz.

88 pages, Paperback

First published January 1, 2000

44 people are currently reading
1511 people want to read

About the author

Ayfer Tunç

39 books998 followers
Erenköy Kız Lisesi'nin ardından İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden mezun oldu. Üniversite yıllarında çeşitli edebiyat ve kültür dergilerine yazılar yazmaya başladı. Edebiyat üzerine ilk yazılarını 1983 yılından itibaren çeşitli dergilerde yayımladı. 1989 yılında gazeteciliğe başladı. Sokak dergisinde, Güneş ve Yeni Yüzyıl gazetelerinde çalıştı. 1989 yılında "Saklı" başlıklı öyküsüyle Cumhuriyet gazetesinin verdiği Yunus Nadi Öykü Ödülü'nü kazandı. 1999-2004 yılları arasında Yapı Kredi Yayınları'nda yayın yönetmeni olarak çalıştı. 2001 yılında yayımlanan Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek başlıklı yapıtı, 2003 yılında altı Balkan ülkesinin katılımıyla düzenlenen Balkanika Ödülü'nü kazandı ve altı Balkan diline çevrilmesine karar verildi. 2003 yılında Sait Faik'in öykülerinden hareketle yazdığı Havada Bulut başlıklı senaryosu filme çekildi ve TRT'de gösterildi. Aliye ve Binbir Gece dizilerinin senaryo ekibinde yer aldı.

Eserleri

* 1989 - Saklı, Cem Yayınları, 1989, Öykü
* 1992 - Kapak Kızı, Simavi Yayınları, 1992, Roman
* 1995 - İkiyüzlü Cinsellik, Altın Kitaplar, 1995, Araştırma (Oya Ayman ile)
* 1996 - Mağara Arkadaşları, Yapı Kredi Yayınları, 1996, Öykü (ISBN 978-975-3635-16-5)
* 2000 - Aziz Bey Hadisesi, Yapı Kredi Yayınları, 2002, Öykü (ISBN 978-975-3635-68-4)
* 2001 - Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek, Yapı Kredi Yayınları, 2004, Yaşantı (ISBN 978-975-0806-63-8)
* 2003 - Taş - Kağıt - Makas, Yapı Kredi Yayınları, 2004, Öykü (ISBN 978-975-0806-85-8)
* 2006 - Evvelotel, Can Yayınları, 2006, Öykü (ISBN 978-975-0706-30-1)
* 2007 - Ömür Diyorlar Buna, Can Yayınları, 2007, Yaşam Dizisi (ISBN 978-975-0707-77-3)
* 2009 - Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi, Can Yayınları, 2009, Roman Dizisi (ISBN 978-975-0710-24-7)
* 2010 - Yeşil Peri Gecesi, Can Yayınları, 2010, Roman Dizisi (ISBN 978-975-0712-18-0)
* 2011 - Suzan Defter, Can Yayınları, 2011, Roman Dizisi (ISBN 978-975-0712-97-5)
* 2014 - Dünya Ağrısı, Can Yayınları, 2014, Roman Dizisi (ISBN 978-975-0719-28-8)
* 2018 - Âşıklar Delidir ya da Yazı Tura, Can Yayınları, 2018, Roman Dizisi (ISBN 978-975-0736-80-3)
* 2020 - Osman, Can Yayınları, 2020, Roman (ISBN 978-975-0745-52-2)

Senaryo
Düş, Gerçek, Bir de Sinema (1995)
Usta (2008)
72. Koğuş (2011)

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
1,363 (39%)
4 stars
1,486 (43%)
3 stars
485 (14%)
2 stars
74 (2%)
1 star
10 (<1%)
Displaying 1 - 29 of 340 reviews
Profile Image for Mevsim Yenice.
Author 8 books1,295 followers
February 4, 2018
"Ama bilmiyordu ki vücudun ruha ihanet etmediği anlar pek azdır. Ne çok ister insan büyük kederlerin ardından ölüp gitmeyi de, başaramaz. ruh, başına kara bir hale takarak göğe yükselmek için çırpınır ama vücut dünyalıdır; yer, içer, yaşar." (21-22)

Kısacık olmasının aksine, oldukça yoğun bir metindir Aziz Bey Hadisesi. Koyu, kederli, karanlık bir atmosferin içinde, yaşam sevincini kaybetmiş bir adamın cümbüşlü mekanlarda hayatına devam etmesi zıtlığına çağırır hepimizi. Tam da üstteki alıntıda olduğu gibi, insanoğlu bedeni çürümediği sürece yaşamaya devam eder. Sabah kalkar içindeki binlerce kiloluk yüke rağmen elini yüzünü yıkar, kıravatını bağlar işine gider, orada insanlarla hiçbir şey yokmuş gibi sohbet eder hatta güler. İşte bu zaman zaman hepimizin başına gelen insanlık halini harika bir şekilde anlatıyor Ayfer Tunç. Kelimelerin akıp gitmesi, hiç sekteye uğramadan ilerleyen kurgu şüphesiz Tunç'un çok iyi bir yazar olmasından ileri geliyor.

Yeni kitabının çıkmasına günler kala, anımsamak istedim. Ayfer Tunç okuyalım, okutalım.
Profile Image for Irmak.
402 reviews949 followers
November 22, 2017
Ayfer Tunç’un kalemini çok seviyorum, sayfalar su gibi akıp gidiyor. O güzel tasvirlerine rağmen çok duru bir anlatımı var. Sizi boğmuyor.

Aziz Bey aşık olmak istiyordu. Hem de öyle alelade bir şekilde değil. Gerekirse her şeyden vazgeçecek kadar, ömrünü feda edecek kadar büyük bir aşk istiyordu. Nitekim buldu da böyle bir aşkı. Önce gözlerine kapıldı, sonra pembe kağıtlarda yazılı sözlerine. Keder dolu hayatının ilk acısı yazıldı böylece yüreğine.

İşte Aziz Bey hadisesinin olduğu geceyi okurken birden kendinizi geçmişin hayaletleri ile karşı karşıya bulup hadisenin olduğu geceye kadar Aziz Bey’in dik duruşunun altında saklı kalan şeyleri okuyoruz.

Aziz Bey olabildiğince bizden bir karakter. O kadar gerçek ki. Sokakta gördüğünüz bir yüz bile olabilir. Kitap boyunca onunla birlikte kederlendim, verdiği her yanlış kararda elimi uzatıp dur yapma demek istedim. Ama en nihayetinde kalbim kırık bir şekilde sonlandı kitap.

Çok güzeldi. Ayfer Tunç’un kalemi ile mutlaka tanışın.

’Ama bilmiyordu ki vücudun ruha ihanet etmediği anlar pek azdır. Ne çok ister insan büyük kederlerin ardından ölüp gitmeyi de, başaramaz. Ruh, başına kara bir hale takarak göğe yükselmek için çırpınır ama vücut dünyalıdır; yer, içer, yaşar.’
Profile Image for Sine.
397 reviews491 followers
March 21, 2018
böyle, yazarın istese rahat rahat 300 sayfalık bir kitap olarak da yazabilecekken, kısacık yazmayı tercih ettiği kitapları ayrı bir seviyorum. her "ince" kitapta olmuyor bu his.

ankara'ya giderken elimdeki kitabı bitirdiğim için hazır dost'a uğramışken -sanki tüm amacım dost'a gitmek değilmişçesine- dönüşte havaalanında beklerken, uçaktayken, havaştayken sıkılıp insanlara sinir olmak yerine beni oyalayacak bir kitap olsun diye seçtim aslında aziz bey hadisesi'ni. çünkü çok kalın kitaplar olunca kitap derdini anlatana kadar yolculuk bitmiş oluyor, konsantre olamıyorum, uyukluyorum... bu kitabın zaten öyle sıkma, dikkatinin dağılmasına izin verme gibi dertleri yok çünkü ayfer hanımcığım bir kurgu ustası olduğu için şuncağız hikayede bile kronolojik olarak anlatmak yerine harika bir kurguyla parçaları tamamlamayı tercih etmiş ve çok da güzel başarmış.

eve geldiğimde son 5-10 sayfadaydım, duştan çıktım, bitirdim. sanki o yarım gün içinde ince bir kitap okumuş gibi değil de günlerdir elimde olan upuzun, incelikli detaylarıyla yazılmış bir romanı bitirmiş gibi dolu dolu bıraktı beni bu kitap.

ayfer tunç, gerçekten iyi ki varsın ya. j. d. salinger'ın çavdar tarlasında çocuklar'ındaki "keşke bu yazar arkadaşım olsa" cümlesindeki yazar benim için sensin.
Profile Image for huzeyfe.
603 reviews86 followers
August 11, 2023
Daha önce Ayfer Tunç'un Dünya Ağrısı kitabını okumuştum ve o kitaptaki karakterler oldukça ilginç ve karmaşıktı. Açıkçası Ayfer Tunç'un en merak ettiğim kitap Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi olmasına rağmen sanki tatlıyı en sona bırakırmış gibi diğer kitaplarını bitirmeden bu kitabı okumak istemiyorum. Aziz Bey Hadisesi de bu sebeple okuduğum bir kitap oldu.

Aslında hikaye de, hikayedeki karakterler de sıradan. Sıradan derken yanlış anlaşılmasın, elbette düz bir hayat değil yaşadıkları ama çok da enteresan bir hikaye değil. Ama Ayfer Tunç'un dili ve özellikle karakterlerin hikayelerindeki yoğun hüzün çok başarılı. Kitap bir çırpıda bitebilecek hem akıcı hem de sürükleyici bir tarza sahip. Kitap bitince de kitaptaki her bir karakter için kalbinizde bir ağrı hissediyorsunuz ama en çok kimin için ağrı hissedeceğinizi kestiremiyorum.

Birkaç alıntıyı da buraya iliştiriyoru:
- Yazık, ümit seni bir gün daha aldattı gönül.
- Bilmiyordu ki vücudun ruha ihanet etmediği anlar pek azdır. Ne çok ister insan büyük kederlerin ardından ölüp gitmeyi de, başaramaz. Ruh, başına kara bir hale takarak göğe yükselmek için çırpınır; ama vücut dünyalıdır; yer, içer, yaşar.
Profile Image for hamid.
526 reviews
May 11, 2019
انگار بنشینی به تماشای حسرتِ گذشته. بعد صدای سوتِ کشتی یی که تو را به مقصدی که دیگرش بازگشت نیست یادت می آورد که مجال هم دیگر نیست. نوبت تو تمام شده باشد
داستانِ سر راستی ست. بی کشمکش و پست و بلندی. به قولِ نویدِ تقوی عزیز، بی پیچ و خم. نوید! شاید آن نوستالژی گذشته ی پر زرق و برق است که چنین داستان هایی را برای آنها عزیزتر می دارد. این گذشته ی لعنتی به دردِ هیچ نخور

I read persian translation of that story. Simple and familiar for iranian readers. Story did not have complicated plot. So its about mistakes when people forget, life doesnt give you again chance!

1398/02/21
Profile Image for Josefina Wagner.
624 reviews2 followers
January 22, 2024
Çok kasvetli dramatik, bazı insanlar dramla besleniyor ama kesinlikle bana göre değil. İyi olan hiç bir şey yok , tin tin da tin tin;Aziz beyin inadı ,çalgısı çok çekilmez geldi bana açıkça. Güzel olan sadece orda verdiği ders babasına içerlerken aynı babasi gibi olmasi.Sevdiğim bir yazar bundan daha iyisini yazabilirdi bence. Belki türk okurları bu şekilde dramı seviyor diye kasvetli bir anlatimla yazdi. Kesinlikle bana göre değil.Epey bir türk yazarlarina ara vermem gerek bence.
Profile Image for Aslıhan Çelik Tufan.
647 reviews199 followers
December 5, 2018
Ay Canım Ayfer Tunç! Bu kadar güzel öyküler bu kadar güzel karakterler! Derin hüzün!
Ne diim geç kalmayınız okumak için!
Profile Image for Burak.
218 reviews166 followers
January 30, 2019
Bazı hikayeler o kadar eksiksiz oluyor ki bitirdikten sonra üzerine bir şey söylemek içinizden gelmiyor. Aziz Bey Hadisesi de öyle bir kitap oldu. Kafamdakileri kelimelere dökmeye çalışırsam o bütünlüğü bozacakmışım, bir şeyleri eksiltecekmişim gibi hissediyorum.

Ayfer Tunç'un söyleşisine gidip kendisine hayran kaldığımdan beri okumaya can atıyordum, hayal kırıklığına da uğramadım. Aziz Bey benim şimdiye kadar okuma şansına eriştiğim Türk edebiyatı eserleri içerisinde en iyi yazılmış karakterlerden biri. Kitabın yaklaşık 90 sayfa olduğunu düşünürsek yazarın başarısı daha da önem kazanıyor. Yalnızca karakterin bütünlüğü değil, Tunç'un su gibi akıp giden anlatımı ve hikayenin kurgusu da ayrı güzel. Kısacası ne desem hakkıyla anlatamayacağım, muhakkak okunması gerekli Ayfer Tunç'un. Bana kalırsa Aziz Bey Hadisesi de kendisine başlamak için şahane bir eser. Gerçi diğer eserlerini okumadığım düşünülürse bunun ne kadar yerinde bir tespit olduğu tartışılır tabi.

Her ne kadar Tunç'un kalemine doyamamış olsam ve Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi de kitaplığımın rafından bana göz kırpsa da araya başka eserler koyup belli aralıklarla bütün Ayfer Tunç külliyatını bitirmeyi planlıyorum. Bazen edebiyattan soğuduğum, kitap okumanın zor geldiği zamanlar oluyor ve böyle anlarda beni yeniden heveslendirecek, mümkünse yerli, bir kitaba ihtiyaç duyuyorum. Tunç tam olarak böyle bir yazar olacak galiba benim için.
Profile Image for Deniz Balcı.
Author 2 books843 followers
April 24, 2016
"Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi" bence Türk Edebiyatı'nın zirve noktalarından birisidir. O yüzden yazarın diğer kitaplarını merakla okumayı bekliyordum. Bu kısa roman bir karakterin yaşantısı üzerine güzel bir deneme olmuş. Cümle kurmakta ve olayları bağlamakta çok homojen bir başarısı var Ayfer Tunç'un. Bana hep Latin Amerika Edebiyatı'nı anımsatıyor. Yer yer Marquez'i hatırlarken yer yer Cortazar'ı hatırlıyorum.

Hoş bir karakter romanı. Oliver Twist, Jane Eyre, Karamazov Kardeşler, Frankestein, Anna Karenina gibi kapsamlı ve olaganustu bir karakter romanı demesi değil ama tadimlık ve silik bir deneme. Tıpkı Aziz Bey gibi.

10/7
Profile Image for Pinar Celebi.
167 reviews450 followers
July 17, 2018
Aziz Bey Hadisesi yine geç tanıştığım bir yazar olan Ayfer Tunç'tan okuduğum dördüncü (diğerleri Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek, Kırmızı Azap ve Suzan Defter) ve şimdilik en sevdiğim kitap oldu.

Benim okuduğum baskıda (2011 baskısı) 6 öykü var ve Kırmızı Azap dışındaki öykülerin tamamı problemli adamlar ve bunların yaşantılarıyla ilgili. Benim okuduğum versiyonda da en uzun öykü olan Aziz Bey Hadisesi yeni baskıda tek öykü olarak yayınlanmış durumda.

Kitaba ismini veren öyküdeki Aziz Bey beni hal ve tavırlarıyla bir sinirlendirip bir üzen ve kitabı sevmem için bir o kadar da etkileyen bir karakter oldu. Aziz Bey'in aşkı (!) uğruna bir ömrü harcaması, dibindeki Vuslat'a her gün bakıp onu görmemesi bana bu uzun öykü boyunca hep bir "Ahh!" dedirtti. Kitapta Kırmızı Azap dışındaki tüm öykülerdeki erkek karakterler beni hep derin düşüncelere sevk etti. Burnunun dibinde huzuru bulamayan veya yaratmaya gayret etmeye erinen bu adamların dışarılarda veya hayallerde huzur, mutluluk aramalarındaki temel neden neydi? Öykülerde bunun nedenini yazar bize sunmuyor ama benim aklıma hep mutsuz çocukluklar geliyor. Bu adamlar etrafımızda, hatta ailelerimizde de var çünkü. Standart bir hayat süren ama mutsuz, hayatı hep alışkanlıklara dayanan, hayattan bezmiş bir modda günlerini geçiren ve belki de Ayfer Tunç'un bu öykülerinde anlattığı gibi bizi hem sinirlendirip hem üzen adamlar.

Çok keyif alarak ve derin düşüncelere kapılarak okudum, tavsiyemdir.
Profile Image for Gökçe.
Author 4 books72 followers
January 16, 2018
Aziz Bey Hadisesi sanıyorum ki benim için yanlış bir tercih oldu Ayfer Tunç'un kalemiyle tanışmak için. Yazarın anlatımını beğendiysem de kitaptaki karakterleri sevemedim. Özellikle Aziz Bey... Bana kalırsa Aziz Bey bencil, kendinden başkasını düşünmeyen, uçarılığı gurur sanan bir adamdı. Özellikle Vuslat ile olan kısımda bundan emin oldum.

Kitap tamburi Aziz Bey'in meyhanede ettiği kavga sonrasında evinde ölmesiyle başlıyor. O günden sonra hooop Aziz Bey'in hikayesini dinlemeye başlıyoruz. Aziz Bey aşk aradığını söyleyen ancak sadece egosunu tatmin etmek isteyen bir insan. Bir hercainin peşinden taa nerelere giden, beklediğini bulamayan, hayatı iniş çıkışlarla dolu bir adam. Hakikaten kitap hakkında diyebileceğim başka bir şey yok. Durağan bir şekilde bir insanın hayat öyküsünü okuyoruz. Ancak ben bahsi geçen adamı sevemediğim çok da zevk alamadım açıkçası.


Maryam’ı bir daha hiç görmedi, zaten sürmediği izine rastlamadı, hakkında tek bir kelime bile duymadı. Ama unutamadı. Maryam ikinci bir kişilik gibi onunla birlikte hep var oldu. Alınacak bir öç, görülecek bir hesap, kavuşulacak bir sevgili, dinmeyen bir özlem gibi karmaşık duygulardan ne varsa daha, hepsi oydu. Ama Maryam’ın bütün bunlardan haberi yoktu.

*

Hayat, babasının istediğinden çok daha fazla burnunu sürtmüş, ona hak etmediği kadar ağır bir ders vermişti.
Peki Aziz Bey bu dersi aldı mı?
Hayır... Aziz Bey de birçokları gibi hayatla inatlaşmayı, didişmeyi tercih etti.
Profile Image for Damla.
180 reviews75 followers
October 3, 2018
Ben bu kitabı roman zannediyordum. Ablamın kitaplığından aşırdığım kitaplardan biriydi ve kitabın kapağına hiç öykü yazısını görecek kadar dikkatli bakmamıştım demek ki.

Kitaba da adını veren ‘Aziz Bey Hadisesi’ en uzun öykü. 95 sayfa. Onun dışında beş öykü daha var. Aziz Bey favori karakterlerim arasına girdi. ‘Kadın Hikayeleri Yüzünden’ enfes yazılmıştı ve her ikisi de kendileriyle sorunları olan ve bunu karılarının üzerinden çıkaran, karılarını üzen adamlarla ilgiliydi genel olarak. Okurken beni de üzdü. Üçüncü öykü, ‘Soğuk Geçen Bir Kış’ kısa ve vurucuydu. Yine karakterin karısıyla,annesiyle, babasıyla olan hesaplaşmaları... Ortak tema gibi ama bu sefer zıt yönden ve yine çok şiddetli. ‘Kar Yolcusu’ konu bakımından en sevdiğimdi sanırım. Kurtlar, sessizlik, kar büyülü ve film gibi bir hava yarattı. Belli bir hikayede değil de kitabın genelinde aklıma sürekli Kalben’in şu sözleri geldi: Aslında hikâye şöyle: Herkes sevdiğinin kahramanı olmak ister. Her şey sevgiyle ilgili. İnsan sevdiğini arar her zaman. Yollarda, sokaklarda, evlerde, her yerde.

Çantama atıp boş vakitlerde okurum diye düşünüyordum ama bir başlayınca elimden bırakamadım. Saat sabahın ikisi, yarın sınavım var, gözlerim feci ağrıyor ama hala öykülerleyim. Yani demem oku ki benim gibi öykü sevmeyen biri bile böyle büyük bir keyifle okudu. Ayfer Tunç’dan okuduğum ilk kitap ama kesinlikle son olmayacak!
Profile Image for Kam Sova.
443 reviews11 followers
June 13, 2025
Yazarın üslubunu çok beğendim.

Kitaba adını veren Aziz Bey Hadisesi ilk sayfadan itibaren beni içine çekmiş ve bana büyülü gelen dünyasına hapsetmişti. Sayfalar aktıkça Aziz Bey'e kızıyor ama hayat denilen yolculukta insanın ne yollardan geçtiğinin bilinciyle bir yandan anlıyordum da.

Daha sonra ikinci öyküye geçtim. Başarılı bulmama rağmen en sevmediğim öykü oldu.

"Zaman izafi, hayat uzun, karanlık bir rüya," sözcükleriyle ifade ediyor aslında Ayfer Tunç öykülerini saran o atmosferi.

Tanıştığıma sevindiğim yazarlardan biri oldu.
Profile Image for Uroš Đurković.
942 reviews240 followers
July 30, 2025
Ovde je znatno više kazivanja nego pokazivanja i čitaocima nije ostavljen veliki prostor za učestovanje u dopunjivanju mesta neodređenosti. I deluje mi da to nije došlo iz autorkine potrebe da se sve osvaja objašnjavanjem, koliko iz odgovornosti prema toku priče. Pripovedanje, istina, jeste, u zagrljaju melanholije, sračunato, ali za mnoštvo situacija ne samo da se ne ostavlja nikakva sumnja već se i pocrta i još upere prstom u to. Ovo jeste novela u koju je mnogo stalo i čija je srž neuzvraćena ljubav koja sve menja, ali nije neophodno svaki put na to podsećati, kao na primer na slamanje stakla na samom kraju dela i kada Azis-beg napušta porodicu. Karakterizacija likova je takođe markirana – Marjam voli da je ljubav pustoš, konobar Davut je od rođenja zao, a otac je, iako je Azis-beg mislio drukčije, zapravo voleo njegovu majku (13). I tako dalje i tako bliže... 

Ono što je, međutim, uspelo, koliko god patetično zvučalo u prepričavanju, jeste to što su ljubavni jadi od Azis-bega obrazovali njegovo umetničko biće. On je postao muzičar kroz patnju. I njegova priča je zapravo priča koja se može naći u pesmama koje peva u tzv. arabesknim pesmama (arabesk şarkılar). Ali kad kažemo da je Azis-beg tamburaš, a on svakako jeste tamburaš, ja se setim nekog poput Janike Balaža i to sasvim razrušava pejzaže Istanbula i Bejruta, po kojima Azis-beg luta. Problem je u meni, znam. Ali problem je, na više mesta, u prevodu Svetlane Perišić Mišić i mada, jasno je, ne znam turski, ubeđen sam da je mnogo toga moglo da bude znatno bolje upakovano. Ovde, na primer, osećam da postoji jezička elegancija koja se u pešačkom ili, prosto, neodgovarajućem prevodu srozala na nivo visokoparne formulacije nekog žanrovskog romana. Siguran sam, na primer, ulice „koje podsećaju na kratak rezime enigme zvane životˮ (10) zvuči mnogo lepše u originalu nego u prevodu, ili to da Azis-begu nedostaje „majčin beli, meki, opušteni podvaljakˮ (30). 

Ipak, uprkos svemu, ovde je postojalo nešto krajnje dirljivo, izmešteno, a domaće.

Sevdaha dah!
Profile Image for Emirhan Aydın.
Author 24 books73 followers
June 4, 2014
Sertçe kapanan bir kapının parçalanan camından bir ömür.
Profile Image for Soner Turgay.
101 reviews20 followers
May 5, 2018
Mükemmel öyküler, duru bir anlatım ve son derece keyif verici. Uzun süredir beni olumlu anlamda bu kadar fazla şaşırtan bir kitap okumamıştım.
Profile Image for Cemre.
730 reviews572 followers
August 8, 2019
Çok kısa bir süre önce Ayfer Tunç'un "Bir Mâniniz Yoksa Annemler Size Gelecek" kitabını büyük bir keyifle okumuştum. O kitap bir roman değildi ve bu sebeple arayı açmadan Tunç'tan bir de kurgu okumak istedim, Aziz Bey Hadisesi ile doğru bir tercih yapmışım. Aziz Bey aslında hem ilginç bir karakter hem de değil. Pek çok Aziz Bey var, belki bizler de onlardan biriyiz. Bununla birlikte esas önemli olan Aziz Bey'in çizimi, anlatımı ki Ayfer Tunç bunu çok iyi bir şekilde başarmış. Bu kitabını da keyifle okudum, en kısa zamanda başka bir romanını okumak istiyorum.
Profile Image for Burak Kuscu.
585 reviews136 followers
July 10, 2019
Kısa bir hikaye için derin karakterler oluşturulmuş. Ayfer Tunç ülkemizin en iyi romancılarından biri kesinlikle. Bu ince kitabı da okunmayı hak ediyor. Ayfer Tunç'a başlama kitabı yapın, alın okuyun. Beğenirsiniz.
Profile Image for Fact100.
485 reviews39 followers
December 25, 2021
"[...] vücudun ruha ihanet etmediği anlar pek azdır. Ne çok ister insan büyük kederlerin ardından ölüp gitmeyi de, başaramaz. Ruh, başına kara bir hale takarak göğe yükselmek için çırpınır ama vücut dünyalıdır; yer, içer, yaşar." (s.21-22)

4/5
Profile Image for downinthevalley.
115 reviews95 followers
October 4, 2017
2017 Challenge'ımın son kitabı.

Ayfer Tunç'un adını Bir Maniniz Yoksa kitabını okuyan annemden duymuştum. Sonra da lisedeki biyoloji öğretmenim Yeşil Peri Gecesi'ni kesinlikle okumam gerektiğini söylemişti. Seneler sonra okudum da. Fakat ondan önce Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi'ni okudum ve hayran kaldım. En sevdiğim kadın yazarlardan biri olması ve karakterlerini de sevmem nedeniyle bütün kitaplarını okumaya çalışıyorum.

Yazarın ustalığı ve dili Aziz Bey Hadisesi adlı kısa kitabında da kendisini belli ediyor. Ayfer Tunç'u hiç okumadıysanız başlamak için güzel bir seçim olabilir. Eğer gerçekten okumadıysanız da.. lütfen okuyun, deneyin!
Profile Image for Zeren.
174 reviews200 followers
April 7, 2019
Özellikle de Bir Deliler Evi’nden sonra, benim için Ayfer Tunç’un, ülke edebiyatının en iyi hikaye anlatıcılarından biri olduğunu tescilleyen roman (novella demek doğru belki) oldu.

Şu günden sonraki ilk meyhaneye gidişimde kadehimi bir kez de Aziz Bey’in aziz hatırasına kaldıracağım.
Profile Image for Ece.
130 reviews12 followers
July 29, 2022
"Her defasında da sokağa bakan pencerenin tül perdesi usulca aralandı ama Aziz Bey'in giderken camını kırdığı kapı açılmadı."

Aziz Bey zor bir karakter; sevemiyorsunuz ama anlıyorsunuz. Eskilerin deyişiyle "ön teker nereye giderse arka teker de oraya gider"in hikâyesi. Babasına başkaldırışında babasına dönen bir adamın. Ağlayıp rahatlayamadım da sadece içim buruk kaldı...
Profile Image for Oğuz Kayra.
180 reviews
December 20, 2020
Yanılgılarla dolu bir hayat. İlk Ayfer Tunç okumamdı ve muazzamdı. Yeni yılda «Osman» ile devam edeceğim.
Profile Image for Elif.
182 reviews49 followers
November 2, 2021
Bir solukta okudugum ve de ilk okdugum Ayfer Tunç romani oldu.
Aman bu nasıl yazmaktir hanimefendi 🤩
Profile Image for Elçin G.
82 reviews9 followers
April 10, 2019
“Ne çok ister insan büyük kederlerin ardından ölüp gitmeyi de başaramaz. Ruh başına kara bir hale takarak göğe yükselmek için çırpınır ama vücut dünyalıdır; yer, içer, yaşar.”
Boğazımda bir düğümle okudum sonunu
Profile Image for Pinar.
35 reviews1 follower
February 27, 2022
Yine harika, dolu dolu bir Ayfer Tunc kitabi.
Bosa yasanmis hayatlar, yok olan hayaller, hayal kirikliklari ve olen ruhlar. Ruh olse de beden curumeden insan yasamaya devam etmek zorunda ve koca bir omur akip gidiyor kasla goz arasinda.
Profile Image for Gunce.
117 reviews36 followers
August 6, 2017
Kırık yaşam öykülerini çok sevdiğimden mi yoksa sürükleyici kurgusundan mı anlayamadım ama son zamanlarda en çok beğendiğim kitap..
22 reviews
December 26, 2025
“Bir gece Zeki’nin meyhanesinde acıklı bir hadise oldu. Zeki, Aziz Bey’i tartaklayıp dışarı attı. Nasıl başladığını, ne olduğunu kimse tam hatırlayamadı.” diye başlar Aziz Bey’in başına gelenlerin hikayesi.

Ayfer Tunç’un 2000 yılında diğer beş öykünün de yer aldığı bir öykü kitabı içinde yayınlanan, daha sonra 4. baskısı itibariyle de diğer öykülerin çıkarılmasıyla tek başına yayınlanan novellası Aziz Bey Hadisesi, yakın zamanda 2025 Fransa - Türkiye Fernand Rouillon Edebiyat Ödülü'ne layık görüldü.

Hikaye, eski memur, ezeli ve ebedi huysuz tamburi Aziz Bey’in başına gelenleri konu alıyor. Kitabın yukarıda eklediğim ilk cümlesinden de anlaşılacağı gibi, Aziz Bey’e ne olduğundan başlayıp geriye giderek, başına gelenlerin neden olduğunu detaylıca okuyoruz.

Öykünün kahramanı Aziz Bey, eski bir memur. Aşka düşüp işini, ailesini, evini, memleketini bırakıp aşkının peşinden gidiyor. Ama aradığını bulamayıp, burnunu ziyadesiyle sürtüp, memlekete geri dönüp baştan başlama kararı alıyor. Fakat geri döndüğünde hayatını bıraktığı gibi bulamıyor. Bir hayli çabalaması gerekiyor sıfırda başlamak için. Sevdiği kız Maryam’ın peşinden Lübnan’a giderken arkasında bir enkaz bırakıyor. Annesi, o evi terk ettiği akşam ölüyor. Babası Aziz Bey’i asla affetmiyor ve annenin kaybından mesul tuttuğu oğlu ile barışmak için kapıları asla aralamıyor-her anlamda. Tabi Aziz Bey bunları İstanbul’a geri döndüğü zaman öğreniyor.

Her şeyi bırakıp peşinden gittiği Maryam’ın onu aslında bir sevgili olarak istemediğini çok geç anlıyor. Geriye döndüğünde iş bulamayıp dededen kalma yaylı tamburu ile meyhanelerde çalmaya başlıyor. Sevmediği, kendisine hayran olan “silik” bir kadınla evlenip, Maryam’ın kendisine yaptığını, o da Vuslat’a yapıyor: onu sevgisiz bırakıp, tek taraflı bir aşka mahkum ediyor. Ne zaman ki Vuslat hastalanıyor, Aziz Bey bir anda ona ilgi sevgi gösteriyor.

Evine doğru yürürken aklına Vuslat geldi. İçi geniş, hoş bir duyguyla doldu. Karısını tanıdığından beri ilk kez özlediğini, bir an önce yanında olmak istediğini hissetti, tuhaflaştı.... Karısına seslendi, cevap alamadı. Huzursuz oldu. Vuslat’ın gitmiş olabileceği ihtimali aklından geçince eli ayağı buz kesti...İçinde bir öfke belirdi. Bu her zamanki Aziz Bey haliydi. Karısını sevmek istediği zamanı da kendi seçmişti ama karısı yatmıştı işte.

Aziz Bey hastalanan karısı için elinden geleni (geç kalmış bir sevgi gösterisi ve pişmanlıkla yoğurulmuş ilgiyi) yapar ama Vuslat’ın yaşamasına yetmez bunlar. Aziz Bey, Vuslat için hastanede, evde yemek yapmak, alışveriş yapmak, karısını giydirmek gibi bir kocanın yapabileceği şeyleri yaptıkça mutlu oluyor.

Bütün bunları yaparken içinde ılık bir duygunun dolaştığını hissediyordu. Ama tadını çok geç almıştı. Bugüne benzeyen birçok günü böyle sevecen geçirmemiş olmalarının kabahatinin kendinde olması Aziz Bey’i yaralıyordu.

Hatalarının farkına varması ona biraz empati duymamıza meydan verecekken, aslında yine karısına değil kendine hayıflandığına şahit olup kızabiliyoruz Aziz Bey’e: “Değerini geç anladığı bu varlığı kaybetmekten çok korkuyordu...Aslında Vuslat’ı kaybetmek kadar yapayalnız kalmaktan da korkuyordu.” Annesiz babasız kaldıktan sonra hayatta onu bir gölge gibi destekleyan karısını kaybetmesinin ihtimali bile yüksek egolu Aziz Bey için sarsıcı bir fikirdi. Zira Vuslat öldükten sonra kendini toparlaması çok uzun sürer ve sonunda gerçek anlamda bir toparlanma değil de sona yaklaşan biri için son bir sıçrama yapmış olur can havliyle.

Aziz Bey kitabın başından sonuna kadar oldukça kibirli, burnu havada, tamburiliğine çok güvenen, yakışıklı, kadınların sevgilisi, sürekli üstten konuşan, her şeyi çok uç noktalarda yaşayan bir karakter. Bu açıdan karakterin gelişimi yaşadığı tüm “felaketlere” rağmen tutarlı verilmiş. Kitabın başlarında Maryam’a olan aşkı çok büyük mesela: “Aziz Bey’in dramı Maryam’la başlar. Çünkü ona aşık oldu. Bu aşk, kör bir göz, felçli bir sağ kol, tekleyen bir kalp gibi, ona hep acı verdi ama onunla birlikte yaşadı” diyor yazar ve Aziz Bey’in başına gelenleri bu noktadan itibaren sırasıyla anlatmaya başlıyor. Aziz Bey sadece aşık olmasını değil, terk edilmiş olmasını da çok büyük, çok uçlarda yaşıyor. O kadar ki ölmeyi bu ayrılığa, “terk edilmişliğe” tercih ediyor. Aziz Bey, Maryam’ın sadece ailesiyle Lübnan’a taşınmasına üzülmüyor, çünkü ailesi alıp gitmiş olsa mecburi bir ayrılık olacaktı bu. Ama Maryam'ın giderken üzgün görünmemesi, onu arkasında bırakırken dertsiz tasasız görünmesi onu yaralıyor ve terk edilmişlik, kandırılmışlık duygusunu böyle yaşıyor. O kadar üzülüyor ki ölmeyi istiyor mesela ayrılık acısından. Ya da aklı fikri bu meselede olduğu için işten kovuluyor. Ama Maryam’ın ona yazdığı, sadece dilinde olan “sen de gel” lafı onu çok heyecanlandırıp umursamaz bir insan haline getiriyor.

Ailesiyle iplerin kopması bundan sonra oluyor zaten. İşten kovulması o kadar umurunda olmuyor ki babası ona bir ders vermek için onu evden kovuyor. Sen misin Aziz’i kovan! Kapıyı vurup Maryam’ına gitmesine vesile oluyor tabi bu olay. Annesiyle vedalaşamadan kapıyı çekip, camları kırıp evden ayrılıyor. Onun gitmesiyle de annesinin kalbi dayanamıyor. Ama tabi annesinin öldüğünden bihaber Aziz Bey, annesini aklından çıkaramıyor. Lübnan’da sefalet içinde yaşarken bile annesinin şefkatli kollarına kendini bırakmanın hayalini kuruyor. Her şeye geç kalan Aziz Bey, böyle bir vedaya da geç kalmıştı tabi.

“Annesinin beyaz, yumuşak, sarkmış gerdanını şiddetle özledi. Şimdi İstanbul’da olsaydı da, annesinin sıcak ve beyaz boynuna yüzünü gömebilseydi, kederi biraz hafifleyebilirdi.”

Lübnan’da bin bir çile, bin bir cefa ile Maryam’ın yanında hayatta kalma çabası Aziz Bey’i oldukça yıpratıyor çünkü sevdiği kadın ona vaat ettiği gibi gül bahçeleri, inanılmaz bir aşk vermemiş, üç gün sonra Aziz beyin ilgisinden ve elde etmiş olduğu sevgili fikrinden sıkılıp onu dilini bilmediği bir ülkede tek başına bırakıyor. Aziz Bey her zamanki gibi geç kalıyor; bu sefer istenmediğini anlamakta. “Tamı tamına on bir gün, belki gelir ümidiyle otelde Maryam’ı bekledi.” Onun gelmeyeceğini anlaması, yabancı bir memlekette tek başına kalamayacağını fark etmesi, sonrasında orayı terk edip İstanbul’a dönme kararını alması da çok uzun sürdü. Bu da geç kalınmış bir karardı.

İstanbul’a dönüp kapıyı çarpıp çıktığı baba evine gidiyor haliyle.

“Evi terk ederken, çarparak buzlu camını yere indirdiği kapının önüne geldiğinde çok utanıyordu. Her şeyden çok utanıyordu. Ölebilseydi eğer bunu tercih ederdi. Hayat babasının istediğindençok daha fazla burnunu sürtmüş, ona hak etmediği kadar ağır bir ders vermişti.

Peki Aziz Bey bu dersi aldı mı?

Hayır.. Aziz Bey de birçokları gibi hayatla inatlaşmayı, didişmeyi tercih etti.

Aziz Bey babasıyla barışamadı. “...oldum olası inatçı bir adamdı, dediğim dedikti; alttan aldığı, yalvardığı, eğilip büküldüğü hiç görülmemişti” ama buna rağmen babası için çabalamıştı. Babasını onu affetmiyordu. Ama asıl Aziz Bey babasını affetmiyordu, onun hayallerinin peşinden gitmesine izin vermediği için. Ne de olsa Aziz Bey, kumarhane kasası gibi her zaman kazanırdı; hep o haklıydı. Babası öldükten sonra onun dolabından almış olduğu takım elbise, kolalı gömlek ve kravatı giydikçe babasıyla barıştı, onu affetmeye başladı. Tabi sadece onu affetmesi değil, zaman içinde kıyafet onu aslında babasına da benzetti:

Hiç farkına varmadan babası olmuştu. Kalbini karısına açmayan, evinin dışındaki hayatı evinin içindekinden daha önemli bulan, evdeki yürek sızılarını anlamayan, anlasa da umursamayan, çehresi daime asık, sesi daima gür ve azarlamaya hazır babası.

Bundan sonrasında Aziz Bey’i tamburi olarak bir kariyer yaparken görüyoruz. Üstten üstten konuşmalarından, kibrinden asla bir şey kaybetmemiş, insanları kendisine hayran edecek tavırlarına devam etmiş, sonunda da Vuslat gibi silik bir karakteri kendisi gibi güçlü karaktere aşık edip onunla evlenmiş. Tabi tek taraflı bir aşk bu. Hatta Vuslat ölünce sorguluyor Aziz Bey, bana kızmış mıdır onu sevmedim, bu evlilik tek taraflı oldu diye düşünerek. Sonra Maryam’a olan sevgisi, tutkusu nasıl bitmediyse ve ona kızgın değilse, Vuslat da kendisini tek taraflı sevmiştir ve kızmamıştır diye yine oldukça bencilce bir sonuca varıyor, kendini her zamanki gibi haklı çıkarıyor.

Vuslat’ın ölümü, hayatta yalnız kalmış olduğu için, onu biraz sarssa da toparlıyor kendisini ve Zeki’nin meyhanesindeki işine geri dönüyor. Ama Zeki artık onun yaptığı müziği beğenmediği için tartışma başlıyor ve orada çıkan arbededen sonra Aziz Bey- kitabın başında gördüğümüz gibi- ölüyor.

88 sayfalık kitapta Aziz Bey’i detaylıca okuyoruz. Ne kadar bencil, karar vermede ne kadar geç kalmış olduğunu görüyoruz. Aziz Bey gibi diğer erkek karakterleri de detaylıca görüyoruz. Babasının hayattayken ve ölümünden sonra nasıl bir insan olduğunu, Toros’un hayatının detaylarını, Zeki’nin ve hatta Mercan ve Bahri’nin nasıl insanlar olduğunu biliyoruz. Kitaptaki kadın karakterler ise -bir sürü isimsiz kadın (Aziz Bey’in gönül ilişkileri), Maryam, Vuslat, Aziz Bey’in annesi- detaylıca tasvir edilmemiş, güçlü karakterler olarak çizilmemiş karakterler. Anne için de Vuslat için de pasif, çekingen bir imaj çizilmiş. Maryamsa aldatan, kandıran bir kadın. Bir güçlü kadın karakter görmek ya da kadınları daha detaylıca okumayı isterdim bir okur olarak.

Bitirmeden önce bir de Ayfer Tunç’un yazım dili ile ilgili bir not düşmek isterim. Aziz Bey’i çizerken yarattığı güçlü, dramatik, melankolik ton, zaman zaman geri dönüşlerle karakteri detaylıca anlamamızı sağlıyor. Bazı yerlerde yazarın uzun cümlelerindeki benzetmelerin peş peşe ve çok sık kullanılmış olması, aynı cümle içinde her bir kişi ya da olayı bir benzetmeyle anlatması beni biraz durdurdu okurken, "bu kadarına gerek var mıydı" dedim. Bir diğer konu da -benim bir okur olarak daha aktif olmayı sevmemle alakalı bir yorum olacak- verdiği ipuçları çok yerindeyken peşine bizim okur olarak varmamız gereken noktaları açıkça yazmış olması. Mesela, Aziz Bey karısının ölümüne üzülürken, benim okur olarak vardığım nokta “aslında kendi yalnızlığına üzülüyor” olmuştu. Tam bunu demişken bir sonraki cümlede bunun zaten yazdığını gördüm. Ben çıkarım yapmasam da yazar açıkça yazmıştı yani. Aynısını, kitabın bitişinde Aziz Bey’in cam kırıklarını üzerinden temizlediği anda da hissettim. Güzel bir atıftı evi terk ederken kapının camını kırdığına ve okurun başlangıç ve bitişte aynı noktaya gelmesine. Ama yazar bunu da kendi söylemiş aynı şekilde başlayıp bitti diye. Bu tabi ki yazarın dili, onun tercihi, okur için de çok kişisel bir tercih. Bunu seven okur da çok eminim.

Kitapla ilgili biraz araştırma yaptım okumam bitince. Özellikle diğer okurların Aziz Bey hakkındaki fikirlerini merak ettim. Bazıları Aziz Bey’in bir zavallı, çok büyük badireler atlatan mağdur taraf olduğunu düşünürken; bazı okurlarsa kendi eylemlerinin sonucunu yaşayan, aldığı ve almakta geç kaldığı kararların sonuca katlanan kibirli, aksi, memnuniyetsiz bir insan olduğunu düşünüyorlar. Ben Emel olarak Aziz Bey’i oldukça bencil ve hayalperest buldum. Bu kadar kibirle hak ettiğinden daha iyi bir hayat yaşamış olabilir bence.

Aziz Bey Hadisesi benim hikayesini merak edip “ne oldu bu Aziz Bey’e?” diye bir çırpıda okumak istediğim bir kitap oldu. Siz de merak ediyorsanız nedir başına gelenler diye, Ayfer Tunç’un Aziz Bey Hadisesi’ni okuma listenize ekleyiniz.

Sevgiler,

Emel
Displaying 1 - 29 of 340 reviews