Jump to ratings and reviews
Rate this book

Времето на козите

Rate this book
Based on a seemingly trivial event in recent Balkan history, this fable about the history and spirit of the Balkans highlights the dangers of ideologies and the stoicism with which the region's people have always endured tyranny. The novel's narrator is the son of exiled Albanians and he sets out to catalog his father's library. When he discovers a collection of books related to goats, he remembers the events he witnessed during his childhood shortly after his family settled in Macedonia. During that time, just after the end of World War II, the new government worked tirelessly to create a great proletariat in a country that had until then been mostly rural. Shepherds were forced to move to the cities, and soon these were invaded by the goats that the shepherds refused to abandon. When the government ordered the exterminationan en la vida cotidiana de los ciudadanos.

160 pages

First published January 1, 1993

8 people are currently reading
295 people want to read

About the author

Luan Starova

27 books7 followers

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
54 (21%)
4 stars
112 (44%)
3 stars
70 (28%)
2 stars
12 (4%)
1 star
2 (<1%)
Displaying 1 - 30 of 32 reviews
Profile Image for Hulyacln.
987 reviews570 followers
June 22, 2021
‘ ‘Cehennem var mıdır?’
  ‘Evet bir cehennem vardır!’
  ‘Nerededir bu?’
  ‘İnsanın umudunu yitirdiği yerde’ ‘
.
Öyle tanıdık bir eser okudum ki. Dili tanıdık, toprağı tanıdık, insanı tanıdık. Arnavut yazar Luan Arif Starova bizi Yugoslavya’ya götürüyor. Bir kalenin eteğinde sosyalizmi tanımaya, göçtükleri yerin sistemini anlamlandırmaya çalışan bir aileye.
Osmanlı’nın merkezi İstanbul’da hukuk eğitimi almış bir baba, bedeni ve ruhuyla ayakta kalmaya çalışan bir anne, onların hayatta kalabilecek kadar şanslı çocukları.
Güç bela geçiniyor onlar. Sonra bir gün keçileriyle meydana toplanan çobanları görüyorlar.
Çok fazlalar. Sistemi rahatsız edecek kadar fazlalar!
Keçiler bereketlendiriyor haneleri, çocukların yüzleri gülüyor ama yüzü gülmeyenler de var: Baştakiler.
Çünkü keçiler makinelerden uzaklaştırıyor insanları.
Toprağa bağlanan insan unutuyor ‘sıcak savaş neymiş soğuk savaş neymiş’, umursamıyorlar.
Hedef seçiliyor, on ikiden vurulabilir mi özgürlük? Günahlar yığılabilir mi ak pak keçilerin üstüne?
.
Starova sistem eleştirisi yapıyor evet ama yarası hep biraz açık olan Balkanları anlatıyor en çok.
Bölüp bölüp yönetilen, bir araya getirmek istendikçe ufalanan Balkanları. Şöyle ciğerimin sol köşesine kor bırakıyor.
Çok etkilenerek okudum ben Keçiler Dönemi’ni. Lütfen siz de bir bakın, okuyun…
.
Yazarın ‘Babamın Kitapları’ adlı eserini de en yakın zamanda edinmek istiyorum.
.
Orhan Suda çevirisi (Fransızca’dan), Ömer Faruk Yıldız kapak tasarımıyla..
Profile Image for Bilge.
277 reviews25 followers
February 14, 2021
Çanga’nın babama bir yanıtını hatırlıyorum. Anlamı büyüdüğüm zaman aydınlığa kavuşan bir yanıttı bu. Görüşmelerinden birinde babam ona sormuştu.
“Cehennem var mıdır?”
“Evet. Bir cehennem vardır!”
“Nerededir bu?”
“İnsanın umudunu yitirdiği yerdedir” demişti.

Balkanların Stalin’le tek vücut olup Sovyetlere katıldığı bir dönemde Makedonya’da çobanların da her şeyi bırakıp şehre göçüp işçi olmaları istenmiş. Fakat bu geçiş özellikle keçi çobanları için kolay olmamış. İşte tam da bu dönemde İstanbul üniversitesi mezunu Osmanlı’yı terk eden bir aydın ve ailesi de gelip Makedonya’nın bu bölgesine yerleşirler. Ve Sovyet döneminin zor şartları altında bölgedeki keçi çobanlarının başı Çanga ve Osmanlı aydını arasında bir dostluk gelişir. Bu dostluk öyle şeyleri de beraberinde getirir ki bölgeyi diğer Sovyet şehirlerinden ayıracak bir tarihi dönüm noktasına kadar götürür. İşte tam da bu dönem Keçiler Dönemi’nin ta kendisidir.
Kitabı da, anlatılan tarihi de çok enteresan buldum. Hikaye tarihsel kurgu olsa da bir çok bölümü bu hüzün dolu gerçekleri muzip bir dille anlatıyor. Dünya ne enteresan dönemlerden geçmiş ve hatta geçiyor. Akılsız yöneticilerin ve dalkavuklarının verdiği kararlar kim bilir daha nelere gebe ne yazık ki yaşayıp göreceğiz.
Profile Image for Ileana.
158 reviews41 followers
May 27, 2013
Esta hermosa y conmovedora historia refuerza mi teoría: el fanatismo es lo peor que tiene la humanidad, y eso ya es decir bastante.
Recomiendo esta novela a cualquiera que quiera conocer más sobre Yugoslavia y los difíciles años de la posguerra en esa olvidada parte del mundo. Y ojalá podamos ver más de Luan Starova en español.
Profile Image for César Carranza.
340 reviews63 followers
December 17, 2023
Pues no me gustó nada jajaja, me parece que lo historia tenía mucho potencial, para construir la nueva clase obrera, macedonia le pide a sus pastores que vayan a la ciudad, sucede que todos buama con sus cabras y eso generará problemas, creo que al no ser un libro histórico, podía abordarse de muchos lados, las cabras son el símbolo de algo que siempre es arrebatado en los balcanes, a mi parecer es su relación con la naturaleza y las personas, y desde este punto me parece buena la idea.

Lo que no me gustó nada es la ejecución, el principio es lento, poco a poco toma una historia, pero me parece super repetitivo, en algunas páginas, cada renglón tiene por lo menos una vez la palabra cabra/cabras, y repite mil veces "el tiempo de las cabras" a mí en partícular, esos detalles de estilo hacen que me canse, además de que medio libro es hablar sobre como las cabras son la salvación de la humanidad (si se ven como símbolo, me parece bien) lo que me pareció un poco cansado.

Puede ser no entendí bien el sentido de todo, la idea estaba bien, pero el estilo hace que le ponga solo una estrella, me encanta la literatura balcanica, siempre me parece hay mucha vida con todo lo que eso implica, pero este no me gustó nada :(
Profile Image for Ender Ahmet.
99 reviews22 followers
February 27, 2021
Hikaye anlatimi cok hos olsa da ayni seyin tekrar tekrar anlatilmasi ve olaylarin bir turlu bitmek bilmeyen benzetmeler ile tekrar tekrar okuyucuya sunulmasi biraz can sıkıciydi. Butun bunlarin disinda ise guzel bir otoriter rejim elestirisi ve gerek keciler ve gerek cobanlar uzerinden yapilan benzetmeler gecmis zamanda yasananlara iyi bir isik tutan eser olmus.
Profile Image for Zehra'nın Kitapları .
153 reviews10 followers
August 15, 2021
Luan Starova’ nın Keçiler Dönemi isimli romanı, Stalin’in komünist yasalarıyla yönetilen Yeni Makedonya Cumhuriyeti’nin, Stalin-Tito bozuşması sonucunda Doğu Bloğundan ihraç edilip, Tito liderliğindeki yeni Yugoslavya federasyonu yönetimine girmesi ve bu sosyo-politik süreçte halkın yaşadığı dayatma ve yoksulluğa, keçi sorunsalı üzerinden tanıklık ediyor.

Tito Yugoslavya'sında büyüyen Luan Starova, Cumhuriyetimizin kurucuları arasında yer alan sevgili Fethi Okyar’ın baba tarafından yeğenidir. Dedesi Kuzey Makedonya’nın eski Pirlepe kadısıdır. Starova uzun yıllar Üsküp Üniversite’sinde Fransız dili hocalığı yapmış, Balkan destanı serisi ile de uluslar arası üne kavuşmuştur. Keçiler Dönemi romanının her satırında Starova’ nın bilgi birikimini ve edebi erbaplığını hissettiğimi belirtmek ve diğer eserlerini de en kısa zamanda listeme eklediğimi bilmenizi isterim.

Roman’dan çok etkilendim, bittiğine üzüldüm. İşçi sınıfını oluşturmak ve sınıf düşmanlarını ezmek politikaları dahilinde, hayvan yetiştiricilerinin işçi sınıfına dönüştürülmesi talimatı ve bu talimat sonrasında ‘Çanga’ isimli baş keçi çobanı öncülüğündeki ‘gönüllü!’ işçi kooperatiflerine katılmamış köylülerin, keçileriyle birlikte kalenin eteklerindeki kente inerek kalenin önünde toplanmasıyla başlıyor hikaye. Keçiler beraberinde tatlı bir bolluk, huzur ve belirsizlik getiriyor. Yöneticiler yukarıdan gelen talimat ve lezzetli masa altı sütler, peynirler arasında sıkışıyorlar...Sanırım spoiler vermemek için kitabın içeriği ile ilgili daha fazla yazmamak uygun olur.
Baş keçi çobanı Çanga’nın ve keçilerinin akıbetini öğrenmek isterseniz, bu 178 sayfalık romanı bir solukta okuyabilirsiniz.

Keçiler ihmale gelmez... Sıkı tutalım, kaçırmayalım dostlar...

Bir kaç alıntıyı da şöylece bırakmak isterim:
* İnsan hayatta oldukça umut kesilmez. Sf. 166
* Cehennem var mıdır?
Evet, bir cehennem vardır!
Nerededir bu?
İnsanın umudunu yitirdiği yerde. Sf. 166
* Ruhlarımız üşüyordu. O güne kadar hiç bu kadar üşümemişti ruhumuz. Sf.145
* Yıldızlar, birer birer söndüler... sf.73
* Aslan aslana; kaplan kaplana asla saldırmaz. Sadece insan, insanı öldürür. Sf.65
Profile Image for Ivana.
241 reviews128 followers
April 3, 2012
A story that is rarely told, one from a perspective of victims of communist regime in ex Yugoslavia, is told in a voice of a writer that is poetic and warm. Luan Starova, a Macedonian writer of Albanian origin, tells us a story of a family that is trying to survive post WW2 times in Balkan- an area that has been the often attained goal of Western and Eastern colonialism and imperialism and that has been successfully divided ( by that simple and effective proverb divide and conquer) by many world powers…

Why did the communist regime decide that it would be good to genocide all the goats, when the massive death of hunger for so many families could have been the only consequence...maybe the extract reason is not important. (I’ve thought about it before reading this book, remembering some stories, but when I was reading this novel I wasn’t thinking anything, I was feeling- and there was a lot to feel. ) O.K, perhaps the reason is important, but it feel into background… Maybe they really believed in what they were doing or (more likely) as all power drunk regimes, they instinctively understood that knowing how to weaken the people and make themselves stronger is only thing that is important in the balance of power. However, this novel doesn't focus on negative characters and it doesn’t go into question of blame, guilt or politics. On the contrary, despite the grimness of what it describes, its message is one of hope and survival. It concentrates on the best in human beings and it does so in a gentle, beautiful, simple prose. Perhaps all we can hope for in life is a moment of peace and happiness, one that the writer describes as a time of goats (vremeto na kozite in Macedonian), but we must do what we can to make that moment last.

The only absurd thing was this commentary at the end by some French guy (Edgar Morin), saying something how unfortunately it is that Yugoslavia ended…Hm, it is a bad thing that a regime that is responsible for death of thousands came to an end? I wanted to ask him- Seriously, have you read the book?
Profile Image for Marcin.
329 reviews78 followers
July 16, 2023
Czasy kóz Starovy są mityzującym ujęciem problematyki rozliczeń z komunistycznym systemem i jego ideologią napisanym z długookresowej perspektywy (publikacja bowiem nastąpiła w 1993 r.), w obliczu przemian politycznych w Macedonii po rozpadzie SFRJ. Główny nacisk narracja kładzie na procesy mitologizacyjne, rolę ideologii w życiu codziennym i pojmowanie historii jako kluczowego składnika tożsamości narodowej Macedończyków. Oczywiście można ją odczytywać jako kronikę kolejnych wynaturzeń, jakich na drodze do przymusowego masowego uszczęśliwienia ludu pracującego miast i wsi domalowywała ideologia komunistyczna. Jej oś fabularna koncentruje się wokół wydarzeń czasów stalinizmu, kiedy to jugosławiańskie władze wiodą na skraj egzystencji setki tysięcy zubożałych już mieszkańców wszystkich republik jugosłowiańskich dziwacznym zakazem hodowli kóz. Poprzez serię komicznych sytuacji Starova pokazuje całą ironię nie tylko tych zakazów, ale także relacji między rządem a społeczeństwem.

Istnieje jednak inna możliwość spojrzenia na tę świetnie napisaną miniaturę. Autor to Macedończyk pochodzenia albańskiego, kwintesencja bałkańskiego współistnienia i otwartości. Jego powieść pokazuje oblicze Bałkanów, które jest nam mało znane lub nieznane, bo dla człowieka Zachodu Bałkany od dawna są synonimem konfliktu, bratobójczej nienawiści i permanentnej zbrodni. Frazeologizm "bałkański kocioł" nie wziął się przecież znikąd. Starova udowadnia, że jest jeszcze drugie oblicze, które pojawia się w czasach pokoju i które jest kultywowane od wieków. To pokojowe oblicze współżycia, szacunku dla innych, oblicze przyjaźni między ludźmi, grupami różnego pochodzenia i wyznania. Szalenie ważny wątek w czasach, w których "solidarność" stał się beztreściowym, wyświechtanym sloganem, którym większość macha jak brudnymi gaciami w nadziei na to, że smród zwietrzeje na świeżym powietrzu.
Profile Image for Eleonora.
22 reviews
September 13, 2023
Duży minus, za przekład, chociaż wiem, że celem była egzotyzacja tekstu (np. poprzez sformułowania "ojciec mój", czyli przełożenie macedońskiej formy татко ми), uważam że było takich zabiegów za dużo, książka mogłaby być czytelniejsza.
Sama książka na pewno ciekawa i warta uwagi, zwłaszcza jeśli kogoś interesują Bałkany.
Profile Image for Baklavahalva.
86 reviews
June 30, 2010
Read it in Macedonian (Starova's translation from his Albanian original, apparently). A French translation exists. I love the voice of the narrator, its balance, gentle humor, and persistence. Also great: mythic force of the story and some unobtrusive intertextuality. After WWII, Communists force goat herders to come into the city so that they can become working class. The herders bring goats with them, and now the functionaries don't know what to do. Someone should do an animal-studies reading of this novel.
Profile Image for Breña.
541 reviews9 followers
February 11, 2017
Das Buch beginnt mit satirischer Leichtigkeit, was sich im weiteren Verlauf verliert, und lässt auch Trauer und Wut zu. Es bietet Einblicke in die Geschichte des Balkans und des Kommunismus, in das Leben einer Familie und in die Gedankenwelten Andersdenkender. Trotz kleiner Schwächen absolut lesenswert.
756 reviews1 follower
February 2, 2025
Historia que habla de los propios países balcánicos desde un tiempo de la dictadura de Tito. Deja un poso de esperanza a que nunca se debe de perder. Una pena que el autor no tenga más libros traducidos al español.
Profile Image for ZEHRA SALTIK.
51 reviews1 follower
May 24, 2025
…; kısacası kan akıyordu; soygunlarla, el altından ya da açıkça uygulanan tasfiyelerle kirlenmiş bir kan akıyordu. Neyseki kentte tüm ayrılık ve bölünmelerle kirlenmiş kanın aksine milliyetleri, mezhepleri sosyal kökenleri ne olursa olsun bütün imsamları birbirine yaklaştıran beyaz ve cömert bir bollukta keçilerin sütü akıyordu.

Babamın bütün kitapları, annemin gözünde kutsal bir nitelik kazanmıştı ve biz çocuklara bu sevgiyi o aşılıyordu.

… kitapların üzerine vuran bu sarı ışık, hayat bizim için dayanılmaz bir hale geldiğinde daima bir çıkış yolu bulma arayışının simgesi olarak kaldı içimizde.

Babam hakikatin tarihine inanıyordu sadece. Oysa bu tarih henüz yazılmamıştı.

Anneme gelince; tarihin ağırlığını olayları derin derin düşünerek kavrayan babam gibi hissetmiyordu. Ona göre tarih, keçileri barındıran ailelerin çocukları dahil, diğer bütün çocuklar gibi açlığın pençesinde kıvranan ve keçilerden yoksun biz çocuklarıydık.

Ölümün eksilttiği evlatlarını yeni doğumlarla tamamlıyordu annem.

Tüm ev halkı için olduğu kadar biz çocuklar için de babamın satın aldığı küçük keçi açtı bu kapıcığı ve böylece biz, geriye dönmemek üzere ayak bastık keçiler dönemine.

“Keçi, oralarda yoksulun, ezilmişin, hor görülmüşün, direnenin yanında kaldı.”

“Hayvanlarla birlikte kurduğu binlerce yıllık hayalini insanoğluna hatırlatmak için en çok uğraşanlar keçiler oldu” dedi babam.

Üstelik her şeyden çok bir gün “Keçilere ölüm!” sloganıyla karşılaşmaktan da çok korkuyduk.

Cennet varsa eğer oradaydı ve o sırada biz orada bulunuyor, hayatta kalmış annemizi ve yanındaki bebeği seyrediyorduk.

Aslında insanlar belirli durumlara somut çözümler getiremeyince çareyi yüce görüşlerde arıyorlar.

“Ancak yanlış bilgilenmiş insanlardır geleceği tozpembe görebilenler” derdi bize çoğu zaman.

Bize göre en önemli şey, keçilerimizin mümkün olduğu kadar hayatta kalabilmeleriydi, salt bunun için Stalin’le uzlaşabilir, onun huzurunda “hatalarımızı” kabul edebilirdik.

Babam için Çanga’nın ve keçilerin sırrı burada son buldu. Annem için bu sonuç, babamın kitaplar dünyasından hayata dönüşünün mutlu bir başlangıcı ve biz çocuklar için dünyanın en güzel döneminin, keçiler döneminin sonu oldu.
Profile Image for Mika Hočevar Helbl .
103 reviews2 followers
October 22, 2023
V spremni besedi na koncu knjige sem prebrala, da je roman z naslovom "Čas koz" pisateljev prvi preveden v slovenski jezik. Kot ljubiteljica zbirke "Moderni klasiki" sem še enkrat več spoznala fantastičnost le-te. Luan Starova, makedonski pisatelj albanskih korenin je v tem romanu, fikciji, popisal usodo ljudstva na najjužnejšem delu federacije, ki je svoje stvarstvo doživela po 2. svetovni vojni. Glavni lik romana je seveda koza, ki služi kot posledica prisilne urbanizacije kmetov. Federacija je za izvedbo svojih sanj potrebovala delavski razred. V Makedoniji pa oblasti niso računale, da bodo s povabilom kozarjem, ti pripeljali tudi svoje koze, družinske člane, ki so skrbele, da pri hiši ni bilo lakote. Oblast je sprejela vse, v upanju, da kozarji v mestu postanejo nova urbana populacija, pri čemer je neizbežno zavračanje koz. Roman se bere z lahkoto, kar pa ne pomeni, da gre za lahkotno branje. Pisatelj v vlogi pripovedovalca bralca spretno spelje na pot največje verjetnosti v resničnost časa koz.
Profile Image for Javier de la Peña Ontanaya.
318 reviews19 followers
August 13, 2018
Durante la época comunista de Macedonia, a una remota región del país llega un grupo de pastores con sus cabras, encabezado por el entrañable Çanga, con el afán de imponer un nuevo orden político-social en el que las cabras lideren la sociedad. Los líderes comunistas macedonios intentan hacer todo lo posible por desterrar a estos nuevos llegados. Un hombre de familia, erudito, trabará amistad con Çanga y le enseñará a leer para poder entender mejor el mundo.

Un libro interesante, sobre todo por la idea original y por tratar de simbolizar y explicar la caótica historia de los Balcanes a través de la creación de una nueva clase trabajadora en las cabras (tratadas como semidioses). Sin embargo, poco a poco la idea original se va desvaneciendo y el libro pierde fuelle. Interesante leer algo sobre un autor macedonio-albanés como es Luan Starova.
Profile Image for Nusret.
240 reviews3 followers
November 2, 2022
Ölümü kabullenmiş olanlar karanlığa çekilirler (mağaralarına dönerler) oysa bizler (yaşamı fazlasıyla sahiplenmiş olanlar) hep bir ışık ve aydınlık ararız, ışığa ihtiyaç duyarız. Sefilliğimiz yetmezmiş gibi, ölüme bile yürür adımlarla gidemeyiz. Ölüm, kabullenmeyi gerektirirken yaşam ise yaşayanları ölüme yol alan yolda uğurlamayı kabul etmez ve ölüme çağrılan bizlere aydınlık bir kapı aralar. İnsanın zaaflarına yenildiğini bilmek gülünç olmaktan çok üzücü.

Keçiler Dönemi, komünizm'e topraktan fışkıran sütün (beyaz'ın, doğalın) hiddetli başkaldırışını, parti sözcülerinden önce okumayla ve direnmeyle başlayan öğrenimin hakiki tasavvurunu yapmış bir eserdir.

Çobanını belirleyemeyen toplumlar güdülmeye layık değildir.
Profile Image for Elossoles.
202 reviews4 followers
April 13, 2023
Kitabın siyasi yönünü bir kenara bırakarak söylüyorum; "İnsanlık tarihi boyunca her olayın, hastalığın, trajedinin, siyasi rantın tabiri caizse 'Günah Keçisi' hayvanlar olmuştur."
Başımız mı sıkıştı hadi hayvan katledelim!
Bunun en yakın örneği Avustralya yangınlarında develerin öldürülmesi!
Sanki yangınlarda milyonlarca hayvan ölmemiş gibi sözde devlet yetkilileri suyu çok içtikleri için develeri katletmişler, suçu yine hayvanlara yıkmışlardı.
Kitabın arka yüzünde ben bunu gördüm. Devlet halka istediğini yaptırabilmek için suçlu olarak keçileri görmüş ve onları halkın elinden alarak kendisine mecbur bırakmıştır.
Çok hüzünlü, trajik bir kitap.
Profile Image for Kelly_Hunsaker_reads ....
2,271 reviews71 followers
August 9, 2018
Luan Starova wrote an odd but lyrical little novel which made me care about goats as much as the people who own them, and think about life in the early days of communist rule in the Macedonian region of Yugoslavia. This book is smart, unique and enjoyable to read. Skopje post WW2 is brought to life though the commentary of the young boy who is the narrator of this book. The opening scenes which describe the arrival of the goatherds as seen from the Kale were so vivid that I stopped reading to go look at images of the location online.
Profile Image for Piotr.
625 reviews51 followers
August 3, 2018
Może powinienem dać to cztery gwiazdki....
Plusem tej książki jest ta niezwykła "kozia alegoria" będąca jednym wielkim oskarżeniem komunizmu, czy totalitaryzmu jako takiego; drugorzędna jest ta bałkańska, jugosłowiańska specyfika. Kolejnym - nieco skrywany - albański punkt widzenia głównego bohatera (swoistego alter ego autora). Imigranta, outsidera, obcego.
Sam nie wiem... muszę sobie tę książkę jeszcze w głowie poukładać ...
Profile Image for Noah.
550 reviews74 followers
June 27, 2023
Mazedonien wird in der Nachkriegszeit industrialisiert und als neue Arbeiterklasse werden Hirten aus den Bergen in die Stadt Skopje gebracht, doch sie nehmen ihre Ziegen mit. Die Parteileitung ist erst verwirrt, muss sich aber damit abfinden und beginnt einen Kleinkrieg gegen diese genügsamen Tiere, die mit ihrer Milch gegen die Mangelernährung ankämpfen.

Der Aufhänger ist interessant. Leider ist das ganze ziemlich dröge umgesetzt.
1 review
March 5, 2022
Crea una atmósfera inmersiva en la realidad de Macedonia comunista con su historia contada en personajes sin nombres propios, además de aquel del místico Çanga. Me parece que la historia se ralentiza a partir de la mitad del libro, pero aún así transmite las emociones de un pueblo inquieto y ansioso por el temor.
Profile Image for Biljana Bogdanovska.
179 reviews3 followers
November 23, 2022
Козите не личи дека се некоја добра основа за книга. Но, во романот на Старова, преку една балканска бурлеска, тој успева да ја покаже транзициската состојба на земјата и условите во кои живее балканскиот човек.
Profile Image for Janja.
36 reviews4 followers
October 10, 2023
Slatka, ali i tuzna prica svijeta nakon drugog svjetskog rata na prostorima Makedonije. Pruzila mi je novu perspektivu na tadasnji rezim i iako se rijec koza ponovila mozda i koji put previse tesko je to zamjeriti kada je glavnom liku, njegovoj obitelji i susjedstvu bila razlogom opstanka.
6 reviews
August 18, 2019
Curiós i interessant la peça d historia dels Balcans que relata
Profile Image for Galo.
2 reviews7 followers
May 10, 2024
Solo diré: el viejo asteroide.

Una de esas pequeñas joyas que tiene el catálogo del Asteroide.
Profile Image for Pedro.
829 reviews333 followers
December 13, 2024
En Skopie, capital de la República de Macedonia, el país más meridional de Yugoslavia, las autoridades implementan la orden del Politburó: modernizar, industrializar y urbanizar el país. Los pastores nómades son obligados a trasladarse a la ciudad, para transformarse en obreros de las nuevas fábricas; pero no lo harán sin sus cabras, que terminan inundando las calles.

Este inicio podría ser la apertura de una sátira llena de situaciones absurdas, que ridiculicen el esquematismo de los Planes Quinquenales de la Economía de Planificación central.

Pero esta novela forma parte de una saga, basada en hechos reales, que pretende contar el destino de los Balcanes durante el siglo XX, centrado en la experiencia de la familia del autor.

En medio de la pobreza provocada por la posguerra y las reformas socialistas, en la ciudad la leche de las cabras pasa a jugar un papel central en la supervivencia, en particular de los niños más pequeños. Y entre la población y los cabreros aumenta el temor a que las autoridades se decidan a eliminarlas, en cumplimiento de su plan de modernización.

Una buena novela, con una carga dramática que por momentos se estira demasiado, y algunos personajes heroicamente estereotipados (aunque tal vez el autor se ha ceñido a la realidad, haciendo que la verdad parece inverosímil). Pero que constituye una buena presentación de los tiempos vividos, incluyendo el contraste de la vida cotidiana con unas propuestas de reforma, muy rígidas, y absolutamente incomprensibles para todos.

Los Balcanes en el siglo XX
Un siglo en que comenzaron siendo parte del Imperio Otomano (turco), en su período final, y pasaron luego a formar parte del Imperio Austrohúngaro, estuvieron en el centro la Primera Guerra Mundial (el episodio que lo desencadenó ocurrió en Sarajevo, Bosnia y Herzegovina)) y tras un breve período de paz, acompañado de mucha pobreza, quedaron atrapados en la Segunda Guerra Mundial. Luego vendría el período comunista, con la dominación soviética, el experimento autonomista de Tito (Josip Broz) y sus conflictos con Stalin (y sus países vecinos). Y para finalizar, la caída del Muro, y la Guerra Civil que terminó con la partición de Yugoslavia.

Luan Starova nació en Albania en 1941, aunque a los dos años fue exiliado con su familia en Macedonia de Norte, donde residió hasta su muerte en 2022. Con la República, actuó como embajador en varios países; describía su nacionalidad como balcánica.
Profile Image for Anjuška.
101 reviews3 followers
June 21, 2024
VRIJEME KOZA (1997.)

Naletila sam na ovu knjigu sasvim slučajno. Dok sam hodala kroz knjižnicu, uočila police sa naslovom „Makedonska literatura“, te sam kao obožavatelj makedonske glazbe i makedonskog folklora poletila prema knjigama. Izabrala sam ovu knjigu iz dva razloga, prvi zato što mi je naslovnica bila primamljiva, a drugo zato što se bojim koza.
Autor ovog djela mi nije prije bio poznat, no zahvalna sam da sam nabasala na ovu urnebesnu ali žalosnu priču; realističnu priču o čovjekovom debilizmu, naivnosti i fiksnim nerealnim idejama.
Topla preporuka za pročitati, ne samo radi humorističnih događaja i međuodnosa likova, koji su stvarno fenomenalni, nego zbog prikaza kako je komunizam utjecao na ljude i njihove živote, kako je upravljao njihovim blesavim umovima, jer povijest nije fikcija, povijest su stvarni događaji koji su izgradili svijet kojeg imamo danas, događaji čije su nas posljedice nešto naučile. No ono što sigurno jesmo naučili je to da ljudi stvarno jesu debili i da nam je to očito u prirodi, te koliko god grešaka ponavljali, ništa nećemo naučiti.

"Lav nikada ne napada lava, ili tigar tigra… Samo čovjek ubija čovjeka."

"Kada je čovjek ranjen, on je spreman za nosila; ali kada je ranjen lav, tada on napada svim silama dopuni moj otac. - Zašto je tako? - upita Čanga. Čovjek, kada je u smrtnoj opasnosti, pomišlja na boga! Životinje nemaju boga, niti se sjećaju prošlosti, imaju samo sadašnjost. One sve vrijeme proživljavaju u jednom trenutku. Smrt može biti veliki izgovor ljudima. Životinje nemaju takva osjećaja? - reče začuđeno Čanga - Takva osjećaja nemaju ni djeca, sve dok ne doznaju da smrt postoji. Dotada žive u svom raju. Kad završi djetinjstvo, iščezne i raj! - Znači, osjećaj da ne postoji smrt je jedini razlog velike ljubavi između naše djece i koza – zaključi Čanga."

"Smrt kozama!"
Profile Image for Mikko Saari.
Author 6 books259 followers
June 4, 2013
Interesting story, set in late 1940s Macedonia. The government wants a glorious new working class. People want to keep their goats. A conflict ensues. Lyrical novel, with lots of love for the goats. Why not – the goat is an essential animal for these people, while at the same time a roadblock for communist progress.
Displaying 1 - 30 of 32 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.