Nedir Kravat? Maktûlü kaybolmuş, dolayısıyla faili meçhul bir cinayet anlatısı mı? Cumhuriyet tarihinin, kravat takmayı zorunlu kılanlarla kravat takmayı reddedenler arasındaki kıyasıya mücadeleden ibaret olduğunu savunan bir siyasal yorum mu? Yoksa, ortamala yüzyirmi santimetre boyundaki bir kumaş kesitinin anatomisi mi?
Enis Batur, "Fugue Sanatı üzerine bir roman denemesi" altbaşlığını taşıyan Acı Bilgi'den, "Örgü Teknikleri üzerine bir roman denemesi" altbaşlığını taşıyan Elma'dan sonra, Kravat'ı "roman" olarak sunuyor. Oysa pekâlâ, "ansiklopedik roman" ya da "Düğüm Sorunları üzerine bir roman denemesi" türünden bir altbaşlık önerilebilirdi.
Ahmet Enis Batur is a Turkish poet, essayist, novelist, publisher and editor.
Born in Eskişehir, Enis Batur studied at St. Joseph High School (Istanbul), METU-Sociology (Ankara), and Sorbonne University (Paris).
Enis Batur is one of the leading figures in contemporary Turkish literature with a large body of work, extending to over two hundred volumes. Some of his works have been translated into European languages including French, English and Italian.
Enis Batur gibi usta denemeci roman yazarsa nasıl olur? Denememsi roman olur, tıpkı “Kravat” gibi. Kurgu tekniği, anlatma biçimi, yapı kurma özelliği ile deneme tadında bir roman. Kravat hakkında çokça ansiklopedik bilgi, edebiyat ve sanat ile kravat bağlantıları ve nihayet kravat düğümü. EB bu düğümü roman içinde farklı bir biçimde ele alarak romanın içine bir de cinayet yerleştirmiş.
Sonuçta kravat yolculuğu kravat düğümüyle kördüğüm olmuş. Ancak çok rahat okunuyor, okurken düğüm olunmuyor. EB’nin narsisistik kişiliğinden roman da payını alıyor, roman yan kahramanlarından birisi de EB oluyor. Kendi adıma her zaman denemeci görmek isterim yazarı ama “Kravat”ta fena iş çıkarmamış. Okunacaklar arasına konulacaklardan.
Bir şeyi takıntı yapmak, o şey üzerine işe yarar yaramaz her şeyi bilmek istemek... Sanırım sanat, felsefe, ya da Jena romantiği deyimiyle bir parçacık bırakmak burada başlıyor. Kravat, bir reklam ajansında çalışan ana karakterimizin kravat ve sonrasında düğümlere olan takıntısı üzerinden bir parçacığa dönüşüyor ve Oğuz Atay kitaplarındaki hissiyatın bir benzerini duyuyor insan. Eserin ayrıca bana kalırsa tam olmamış meta bir yönü de var, ki bu da bir ölçüde Tutunamayanlar'a öykünmesi ile alakalı.
Okuması benim için son bölüm dışında oldukça zevkliydi. Ancak temel bir farklılığı var Tutunamayanlar'dan. İnsana dairliği, eserin koca bir entelektüel bilgi ekseninde dönüşü sırasında zayıflıyor. Bir anlamda eser sizi, yazarın içinde olmaktan hayli keyif aldığı belli olan entelektüel dünyaya çağırıyor ama bu bilgi dünyası ile karakterin içinde yaşadığı dünya arasındaki bağlantılar ağırbaşlılıktan uzak, bir noktada toyca geliyor.
Tutunamayanlar'daki Dün Bugün ve Yarın'ın açıklamasında, Oğuz Atay bütün bilgi birikimi ile belki de bir açıdan dalga geçerek bu birikimi bozup öykünün yapısına yedirmişti. Hegel'in babasının kasap olduğu üzerine kısmı hâlâ hatırlıyorum mesela. Oysa Enis Batur bilgiyi o kadar ön plana alıyor ki, sanki tatlandırıcılı bir şurup içiyor hissine varıyor insan. Sanki bir yandan hep "Bak bak bunları da bil ha." diyor eser. Oysa insana dairlik, entelektüel birikimden bağımsız ve bu birikim, eğer gerçekten orada olması hikayenin akışında önemli bir yön veriyorsa bulunmalı.
Kısacası tatlı bir eser. Çok ciddiye almadan şurup niyetine içmelik.