Tutkunun Romanı Leyla Gencer, içinin ateşiyle yeryüzünü tutuşturmaya hazır; acıyı ve sevinci, korkuyu ve öfkeyi, dostlukları ve ihaneti, aşkı ve nefreti, kendi özel bahçesinde yeşerten; güçlüklere, engellere, baskılara meydan okuyarak savaşmaktan yılmayan; yeryüzü uçurumlarını sınayan Leyla Gencer'in "La Diva Turca"nın romanıdır. Onu, hep uçurumların kıyısına götüren tutkusu ve sesi... Onu, hep uçuruma, boşluğa, hiçliğe, yokluğa düşmekten kurtaran tutkusu ve sesi...
Tutkusu, var olma nedeni şarkı söylemek... İnançla, inatla, hırsla, aşkla tutkusunun ardından koşuyor... İnançla, inatla, hırsla, aşkla, ülkeden ülkeye, sahneden sahneye, dipsiz kuyuların en dibiyle, gökyüzündeki bulutların en yükseği arasında gidip gelirken cenneti ve cehennemi yaşıyor...
Zeynep Oral'ın ustalıklı anlatımı, sıcak biçimiyle soluk soluğa okunan Tutkunun Romanı Leyla Gencer'i, Doğan Kitapçılık yeniden yayımlarken okurlara yeni belgeler sunuyor. Bugün birçoğu aramızdan ayrılmış ünlü yazarların, 1950'li yıllarda Leyla Gencer'e ilişkin yazılarından bir seçki, kitabın sonuna eklenen "Ülkem beni hatırladı" bölümünde yer alıyor. Bu yazılar yalnız Türkiye'nin onuru Leyla Gencer üzerine düşünceleri açıklamakla kalmıyor, ülkemizdeki ve sanat dünyamızdaki "Bizans Oyunları"na da ışık tutuyor.
İstanbul'da doğdu. İzmir Amerikan Kız Lisesi ve Paris Yüksek Gazetecilik Okulu'nu bitirdi. Sorbonne Üniversitesi Tiyatro Araştırmaları Enstitüsü'ne devam etti. 1968 yılından 2001 yılına kadar Milliyet Gazetesi'nde çalıştı. 1972'de arkadaşlarıyla birlikte Milliyet Sanat Dergisi'ni kurdu. Gazeteci olarak, insan hakları, kadın sorunları ve gezi yazılarıyla, araştırma dizi yazı ve seri röportaj dallarında sayısız ödül kazandı.
Türkiye Tiyatro Eleştirmenleri Birliği, Nazım Hikmet Vakfı, Türkiye - Yunanistan Dostluk ve Barış Derneği, KA-DER (Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği), Ana - Kültür Vakfı, "WINPEACE" (Türkiye ve Yunanistan Kadınları Barış Girişimi) gibi kuruluşların kurucularından. Bunların yönetiminde görev aldı. Türkiye Yazarlar Sendikası, PEN ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üyesi.
Yayınlanmış 15 kitabı vardır. Bunlardan dördü "Katmandu'dan Meksika'ya", "Kara Sevda", "Bu Cennet Bu Cehennem", "Uzak Doğu'm" (Tümü Doğan Yayıncılık) gezi kitaplarıdır.
Mimar Ahmet Oral'la evli. Emre ve Kerem Oral'ın annesi. Lara, Yuna, Aslan, Maya , Emma, Noa ve Tara'nın büyükannesi.
Divamızın muhteşem yaşamını okumayı çok istedim. Azmi ile disiplini ile yeni jenerasyon sanatçılara örnek bir sanatçı olduğu su götürmez. Fakat bu kitap benim için bir hayalkırıklığı ve pişmanlık oldu. Böyle bir divaya daha içi dolu bir kitap yakışırdı.
Kitabın anlatımını paragraf bütünlüğünü hiç beğenmedim. Biyografideki olayların dizilimi de karmakarışıktı. Bir 60'lı yıllara geçtik bir 90'lı yıllara. Bir çocukluğuna biden bire 2000'li yıllara. Kitapta pek çok cümle birbirine benziyordu. Pek çok cümle tekrar tekrar yazılmış. Bu da divamız hakkında detaylı bilgi değil. Ayrıca gereksiz ve yanlış yere noktalama işaretleri kullanması da hiç hoş değil.
Kitabın çoğu kısmında Maria Callas'ı sürekli kötülemesi,'overrated' birisi gibi anlatmaya çalışması,kaprisli,kıskanç vs. sıfatlar yapıştırması hiç ama hiç hoşuma gitmedi. Maria Callas'ın hakkında, divamız hakkında kaynağı belli olmayan uydurma dedikodularla kitabı doldurması hiç hoş değildi. Neden bu kitapta Maria Callas'ın bu kadar çok kötülendiğini anlamadım doğrusu.
Kitaptaki bu fanatik tutum olmamalı. Yazar elbette Leyla Gencer'i sevebilir, sayabilir. Fakat bunu biyografiye yansıtmamalıydı. Onun yaşamı ön planda olmalıydı. Tarafsız bir şekilde.
Divamızın muhteşem hayat yolculuğuna tanıklık etmek, onun sanat aşkından ilham almak, onunla gurur duymak, sahne öncesi onunla birlikte heyecanlanmak vb birçok duyguyu barındıran bir kitap. Leyla Gencer, gururumuz. Onu tanımalı ve tanıtmalıyız. You tube da yer alan belgeselini de izlemenizi tavsiye ederim.
Leyla Gencer anlatılmaz yaşanır bir insan. Tutkusu , işine olan sevgisi , çalışkanlığı , ilginç kişililiğiyle kendi dünyasına sürüklüyor . Yazar farklı kalemiyle bazılarına değişik gelebilir ama ben yazış tarzına bayıldım. Leyla Gencer’ e zaten hayranım. Opera seven , ilgilenenler okumalı.
Zeynep Oral’ın yazım tarzını okuması güç buldum, ancak böyle bir hayat hikayesi nasıl yazılırsa yazılsın her türlü etkileyici diye düşünüyorum. Sadece tarihte bir ileri bir geri gitmesi okurken kopuşlara neden oluyor. Ama bence opera tarihinin bu önemli ismini bir kitapla insanlara anlatması, tanıtması harikulade. Leyla Gencer ne yazık ki Türkiye’de ölümüne kadar yeterli ilgiyi görmemiş, sanat dünyasında bile fazla anılmamış bir isim. Bunu görmek beni çok üzdü. İnanılmaz bir hayat hikayesi, Tutkunun Romanı başarının, azmin, alçak gönüllülüğün, çalışkanlığın romanı.