Paperback. 13,00 / 19,50 cm. In Turkish. 152 p. Freud'dan Lacan'a uzanan, yeni buluslarla, tartismalarla dolu uzun yol boyunca psikanaliz hem dönüsmüs, hem de insani açiklamak bakimindan beseri bilimleri etkileyecek çesitli imkânlara sahip oldugunu göstermistir. Saffet Murat Tura'nin bu klasiklesmis kitabi bir yandan dikkatimizi bu imkânlara çekip irdelerken bir yandan da Freud'un kavramlarinin ve psikanalizin Lacan'in elinde kazandigi yorumu açiklamaya, anlamlandirmaya çalisiyor. Psikanalizin epistemolojik statüsünü ve psikanalizin temel kavrami olan "bilinçdisi"nin felsefi olarak nasil mümkün olabildigini tartisiyor; fenomenoloji gelenegi ile Lacan'in görüslerini birlikte degerlendiriyor. Insan hakkindaki bilgilerimizin gelisimi kuskusuz durmadigi, günümüze degin özellikle nörobiyoloji alanindaki buluslarla kimi zaman yanlislanip kimi zaman degisime ugradigi için Tura okurlarini "Kitabimin bir tavsiye, bir reçete gibi okunmamasini dilerim. Ampirik degeri tartismali düsünce sistemleri karsisinda insanlar ya bunlara tamamen biat etmeyi ya da büsbütün inkâr etmeyi seçiyorlar. Bilimin gücü hata yapmamasindan degil, hatada israr etmemesinden kaynaklanir. Bilim bir seferde bütün zamanlar için geçerli mutlak dogrulari dile getirmez. Psikanaliz kaynakli bilgilerimizin önemini reddedemeyiz, ama psikanaliz hakkindaki tartismalarin artarak devam ettiginin de farkinda olmaliyiz."
1955 yılında Akyazı'da doğdu. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nden sonra İstanbul Tıp Fakültesi'nde Psikiyatri ihtisası yaptı. Yerli ve yabancı dergilerde yayımlanan mesleki çalışmalarının dışında, felsee ve politika konularındaki yazıları çeşitli dergilerde yayımlandı. Tura halen psikoterapi ağırlıklı psikiyatri pratiğini serbest olarak sürdürmektedir.
Freud‘dan Lacan’a Psikanaliz otuz yaşını aşmış bir kitap. Yazar, psikanalizle başlangıç seviyesinde ilgilenenler için rehber bir kitap oluşturmak istemiş. Perde Freud’la açılıyor, ardından anlaşılması bir çok açıdan güç bir düşünür olan Lacan’ın düşünceleri aktarılıyor. Aradan geçen 30 yılda yeni bölümler eklenip anlatımın akışı bozulmuş, bu yüzden her ne kadar kitabın her cümlesi ilginçse de, metine hakim olan bir kargaşa var; örneğin Freud‘dan bahsederken bir anda Lacan’la ilgili bir cümle geçiyor, oysa Lacan kitabın sonunda detaylı ortaya çıkıyor. Psikanalize sancısız bir giriş arayanlar için kitap bu yüzden zor bir okuma vaadediyor.
Bugüne kadar yaptığım bir çok Freud okumasından dolayı, psikanalizin temel kavramları kısmı bana çok tanıdık geldi, öte yandan Lacan hakkında temel bilgilere bu kitap sayesinde ulaştım. Freud’un ortaya attığı temel dinamiklerin Lacan tarafından teorik bir çerçeveye oturtulmasını keyifle okudum. Özellikle Lacan’ın ileri sürdüğü şekliyle, Ödipal ensest yasağının yol açtığı, babanın varlığının dile aktarımı sırasında oluşan boşluğun bilinçaltını yarattığı düşüncesi okuma hazzımın doruk noktasıydı.
Freud, doktorluk mesleğinin başlangıcında özellikle fizyolojiye ilgi duymuştu: “Nemo psychologus nisi physiologus” (Fizyolog olmadan psikolog olunamaz). Psikanalizin beynimizdeki nörobiyolojik temellerinin gün gelip keşfedileceğini olan (naif) inancımı Libido dergisinin 33. sayısındaki bir yazımda paylaşmıştım:
Freud ve Lacan tarafından çizilen psikanalitik çerçeve o kadar kuvvetli ki, bugüne kadar kendisine yöneltilen yanlışlanabilir olmama yönündeki eleştirilere rağmen ayakta kalmış. Psikanalizin nöroloji ile işbiriğinden doğan, interdisipliner bir dal olan nöropsikanalizin 21. yüzyılın en verimli araştırma alanlarından biri olacağını düşünmek içimi kıpır kıpır ettiriyor.
freudyen psikanalizi çok etkili bir şekilde özetleyen ve benim için de kısmen yeni olan lacancı psikanaliz için iyi bir giriş kitabı olduğunu düşünüyorum. güzel bir temel oluşturduğu fikrindeyim.
Psikanalize dair tarihsel ve gerçekçi bir bakış sunan bilgi yoğun bir kitap Freud’dan Lacan’a Psikanaliz. Kitapta Freud’a saygı duruşu ve Lacan’a öykünme ağır basarken, psikanalizin felsefe, tarih, matematik, fizik, filoloji ve elbette tıp gibi alanlarla ilişkilerini izleyebiliyoruz belli ölçüde. Psikanalize ilişkin yaklaşımları ve bunlar arasındaki bağları alçak gönüllü bir yorumlamayla okumak kitabı psikanalize giriş anlamında oldukça anlamlı ve değerli kılıyor.
Kitap psikanalizin güncelliğini, "ortodoks Freudculuğa" karşı çağdaş bilimsel ve felsefi ilerlemelerin ışığında psikanalizin nereye yerleşebileceğini tartışıyor. Bu kapsamda psikanalizin klinik uygulamalardan çok insanın toplumsallığının temellerini aydınlatmaya yönelen sahalarda (sosyoloji, antropoloji, politik psikoloji...) daha iyi kullanılabileceğini savunarak "değişik kültürel faktörlerin kişiliğe etkisini değil, bu kültürlerin temelindeki ortak psikanalitik yapıyı açıklayabileceği için" de Lacan'ın öneminin altını çiziyor.
Bu nedenle bir "Lacan 101" ders kitabı ya da "Dünden bugüne psikanalizin yolculuğu" niteliğinde bir tarih kitabı değil. Bu açıdan okumak isteyecekler için yeterli olmayabilir, hatta kafa karıştırıcı bile olabilir.
Lacan psikanalizi çerçevesinde hazırlanmış bir çalışma. Dilbilim ve yapısal antropoloji ile olan bağlantısı bir yana, varoluşçuluk ile bağlantısı üzerine bir bölüm olması hem kafa karıştırıcı hem de etkileyici. Kitaptan verim almak için bahsini ettiğim diğer disiplinlere dair ufak da olsa bir baz bilgiye sahip olmak gerektiği kanaatindeyim.
Saffet Murat Tura'nin yazmaktan hoşlandığı Lacan ile ilgili çok güzel bir çalışma. Anlatim dili biraz çetrefilli olsa da, sindire sindire okunursa zevk alınarak okunan bir kitap.
Psikanaliz ilgimi çeken bir alan olması yanında, bugüne değin okuduğum/dinlediğim düşünce sistemine asla ikna olamadım. Öidipal dönem-haz ilkesi-fallus gibi kavramlara bile ikna olamadım. Neyse,
Saffet Murat Tura'nın bu kitabı bana iyi bir kaynak oldu. Kitap benim gibi sıradan okur için oldukça zor bir kitap, lakin konumuz olan psikanaliz derin ve çok karmaşık bir disiplin ve benim konuyla alakam çok az. Bu nedenle öyle hop diye okuyup kavrayabildiğim bir kitap olmadı. Ama bana iyi bir kapı açtı .
Kısa yorumum şudur: Türkçe külliyatta bir benzerine pek sıkça rastlanmayan hoş bir kitap. Ancak, belki psikanalizden ziyade Lacan'ın, başta Freud, kimi başka çağdaş Batılı düşünürlerle ne tür bir alışverişinin olduğunu tartışmaya odaklandığı için adı bana pek isabetli gelmedi. Yine de, çeşitli bilimlerin kesişim noktasında, bu alanlarla yalnızca bir parça tanışıklığı olan okur için yeni okumalar seçmek konusunda iyi bir kılavuz.