Kurtuluş Savaşı sırasında Yunanlılar, geçtikleri her yeri yakıp yıkıyorlardı. Bütün Anadolu ayaklanmıştı. Köylerde, kasabalarda ve şehirlerde her şey altüst olmuştu. Herkes, her an tetikte ve tedirgindi.
Toroslu kasabası düşmanın yolunun üstündeydi. Halk, kasabadan ayrılıp köylere sığınmıştı. Genç ve güçlü erkekler askere alınmış, geride sakat ya da yaşlı erkeklerle kadınlar ve çocuklar kalmıştı. Eli silah tutanlar, düşmanın geçeceği yollara tuzaklar kuruyorlardı.
Düşman güçlüydü. Acımasızdı. Yoluna çıkanı yaşlı, çocuk-kadın ayrımı gözetmeden hemen öldürüyordu.
Dayıoğlu completed her education at Beşiktaş Atatürk Anadolu Lisesi and also attended the Istanbul University Faculty of Law.
In third grade, her teacher realized that she had immense writing skills and at the age of 15, one of the stories she wrote was published in a local newspaper in 1950. Since then, she has written 73 books for children and teenagers.
Çocukluğumda Kemalettin Tuğcu Diye bir yazar vardı dramatik amma genelde ahlaki ve halkın etik anlayışına uygun dersler veren içeriklerde çocuk kitaplar yazardı Dayıoğlu'nun kitaplarıda aynı içeriklerde hemen hemen. Tabii Tuğcu kadar insanı salya sümük durumuna düşüren durumda değil (yada yaşlandıkça katılaştık mı bilemeyeceğim) Sanmıyorum bu yüzyılın çocukları sevsin bu kitapları bazı değerler değişti bakış açısıda dolaysıyle.
Mavi ciltli bir kopyası vardı bende, sıkıldıkça açar açar okurdum. Yoksulluk içindeki bir çocuğun o sade yaşantısı, sıcak bir his verirdi hep bana. Sömürü derecesinde bir duygusallığı vardı denebilir. Sonra bir gün, annem benden habersiz öğrencilerine götürüverdi bu kitabı, evdeki diğer kitaplar gibi... O gün bugündür, bir sahafta mavi ciltli o kopyasını bulurum diye umarım.
İlkokulda içim delik deşik olarak okuduğum acıklı bir hikaye. Yoksul küçük kızın acıklı hikayesi. Keşke o kadar küçük yaşta okumasaydım dedirtecek iç parçalayan bir yaşam. Çocuk kitaplarını böyle acıklı yazmayın sayın yazarlar :)
bu da kızımın sevmediği bir kitap olduğu için merak ettim; aşırı duygusal diyeyim , hatta biraz duygu sömürüsü boyutunda, bizim çocukluğumuz için anlamlı ama yeni nesil için gereksiz ölçüde acıklı