What do you think?
Rate this book


How does the bundle of nerve tissues that we call the brain acquire the qualities we refer to as a mind? At what point does gray matter give rise to consciousness, personality, and identity? What basic biological processes synergize to give us memory, make us appreciate fine art, allow us to feel wonder, or compel us to express love?
Intro to Mind & Brain examines the profound and mysterious relationship between the brain and thought. It traces the historical development of scientific and philosophical ideas about the brain and its function from antiquity to modern times. Combining the stimulating prose of science writer Angus Gellatly with the dynamic graphic art of Oscar Zarate, this book offers insights into action, language, emotion, and all five senses, and is sure to provoke further thought and reflection.
176 pages, Hardcover
First published October 12, 1994
"Kafasına cam bir çubukla dokunulduğunda Aplysia, solungacını geri çekerek savunmaya geçer." (47)
Amigdala: dünyadaki cisimlere, henüz korteks onları deneyimlemeden ve tanımadan önce duygusal tepkiyi verir. (83)
Tıpkı evrimin alt basamaklarindaki, beyin korteksi olmayan hayvanlarda da olduğunu düşündüğümüz gibi, amigdala ve diğer limbik yapılar algılar, anımsar ve öğrenirler. (84)
Evrim ve Gelişim
Sinir sistemleri, onlara sahip olan hayvanların hayatta kalma şansını artırdıkları için evrilmişlerdir. Sinir sistemi, hayvanı pasif olmaktan çok davranışa yöneltir; örneğin yiyeceğin kolayca karşısına çıkıp, tehlikenin çıkmayacağını ümit etmektense yiyeceğini aramak ve tehlikelerden kaçınmak gibi. (39)
Zihnin Evrimi
Peki, her şey nasıl bu noktaya erişti? Zihnin, yabanıl ortamda yaşayan primatların karşılaştıkları sorunları çözmek üzere evrildiğini varsayıyoruz.
Renk görüşü, yeşil bitki örtüsü içindeki renkli meyveleri bulmada yararlıdır.
Bellekteki bilişsel haritalar, aynı meyve ağacını bir sonraki gün ya da yıl yeniden bulabilmek için yararlıdır.
Ancak sosyal gruplar halinde yaşadıkları için, primatların fiziksel çevre kadar sosyal çevreyle de baş etmeleri gerekir. Sosyal zeka hipotezine göre beyin/zihin evriminin büyük bölümü fiziksel dünyadan çok, sosyal dünyanın karşamaşıklığına bir tepki olarak gerçekleşmiştir. (162)
Sosyal Zeka
Elbette sosyal olmak büyük bir evrimini garantilemez. Karıncalar bu konuda iyi bir örnek teşkil edebilir. Ne var ki karıncaların birbirlerini birey olarak tanıdıkları söylenemez. Bir işçi karıncanın diğerinden farkı yoktur çünkü hepsi birbirine benzeyen, önceden belirli davranışlar sergilerler. Buna karşılık davranışların büyük bölümünü öğrenen hayvanlar, kolayca gözden çıkarılabilir nitelikte değildir.
Öğrenen hayvanların her birinin alışkanlıkları olabilir ama bunlar bireyler arasında değişiklik gösterir. Bu nedenle de bireyleri tanıma yetisi önem kazanır ve yüz tanımayı yerine getirecek bir beyin sistemi gelişir. Birbirlerini görsel olarak tanıyan hayvanlarda ise hangi bireylerin şu veya bu durumda güvenilir olabileceği ya da olamayacağını bilmek çok geçmeden anlam kazanır.
Böylesi "sosyal alışverişle" meşgul olanlar bir tek insanlar değildir. Bu konuda etkili olabilmek için hayvanların yüz tanımakla kalmayıp bireysel davranışları da tahmin etmeleri gerekir. Başkalarını "kişilikler" olarak deneyimleyebilmeleri gerekir.(163)
Sesler Duymak
Bu da söz konusu kişilerin kendi konuşmalarını ve iç konuşmalarını “sesler” olarak deneyimlediklerini ve sanrılarının da duydukları cisimsiz konuşmacıları açıklama yolunda birer girişim olduğunu ortaya koyar.
İleri sürülen görüşe göre şizofreni hastalarındaki beyin rahatsızlığı, kendi sesiz konuşmaları (düşünceleri) ile dış konuşmaları birbirinden ayırt etme konusunda onları başarısız kılmaktadır. Bu açıdan bize, tanrıların buyruklarını duyan Homeros’un Yunanlarını anımsatır. (157)
Akıl Sağlığı: İnançlar ve Patolojiler
17. Yüzyılda cadılıktan hüküm giyen birkaç kişinin Huntington hastalığına yakalanan torunları oldu. Bu hastalığın belirtileri arasında kıvranma, tik ve yüz ekşitme vardır. Epileptik tarih boyunca bedenlerine kötü ruhların musallat olmasıyla itham edilmiş ve işkenceye maruz kalmışlar. (154)