Jump to ratings and reviews
Rate this book

Kitabe-i Gam

Rate this book
Ahmet Rasim, gÖzlemleriyle devrinin anlasilmasinda Önemli roller üstlenmis yazarlardan biridir. Külliyati içerisinde edebi eserleri arka planda kalmakla birlikte hikaye ve romanlari büyük oranda Latin harflerine aktarilmistir. Kitabe-i Gam, Önce Malumat'ta yayimlanmis sonra kitap haline getirilmis ask mektuplarindan olusur. Büyük bir gizemle saklanan sevgili erisilmez uzakliktadir; ask vazgeçilemez bir tutkuya dÖnüsmüs ve Kitabe-i Gam olarak kendini ifsa ettirmistir. Bir süre sonra muhatabinin cevaplari bile bu yangini sÖndürememis gÖrünür. çalismada meçhul sevgilinin kimligine dair bulgular da giriste degerlendirilmistir.Ahmet Rasim'in bu aski belki en güzel anlatabilecek ifadeleri Ömrünün sonuna dogru sÖyledigi su Aski tasvire hikayet için ey nazik eda; Takatim olsa da sevsem seni bir kere daha(Tanitim Bülteninden)Sayfa 238Baski 2015 Türkç Altinordu

238 pages, Paperback

Published January 1, 2015

1 person want to read

About the author

Ahmet Râsim

75 books14 followers
Ahmet Rasim was born in Istanbul in 1864. He was a graduate of the Darüşşafaka High School. After graduation he worked as a civil servant for a short time.Then he involved in journalism and published books.He also translated some literary work and produced songs.He worked for numerous publications, including Tercüman-ı Hakikat, Saadet, İkdam, Sabah, Malumat, Servet, Servet-i Fünun, Tanin, Hak, and Tasvîr-i Efkâr.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
0 (0%)
4 stars
2 (50%)
3 stars
2 (50%)
2 stars
0 (0%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 of 1 review
Profile Image for trestitia ⵊⵊⵊ deamorski.
1,546 reviews455 followers
December 15, 2020

Allahım'a şükürler olsun ki bitti.

Çok zorlandım ulan çok. O kadar zorlandım ki kimde kabahat diye ne yana dönsem bilemedim. Geçen sene nisan 19' sonunda başladım.
Eylül 19' ortasında askıya aldım.
Kasım 20' başında bitirmeye and içtim.

Şimdi ben çok süper olduğum için, yanlış hatırlamıyorsam Eylül'ü alacaktım ama türkçeleştirilmiş almak istemiyordum, sonra baktım Ayrıntı canıms orijinal metni koruyarak türkçesini kelimenin yanında köşeli parantez içinde vererek hazırlamış kitapları, daldım ben de.
Eylül'ü, Bataklık Çiçeği'ni, bi de bunu aldım.
Ay ama yani…
Bataklık Çiçeği'ni okumak bu kadar zor olmamıştı, hatta hiç diyebilirim.
Ama bu…

Şimdi olay şu, güzel bir aşk üçgeninde, Ahmet Rasim’in gençliğinde sevdiği Adalı bir kadına yazdığı aşk mektupları (ki önsöz’de denilene göre, mensure ve mensur şiir, roman ve hikaye olarak niteleyenler var). hatun kişi elbette başkasını seviyordur. Biraz böyle sevdiği kadına iç dökmeler, biraz afilli laflarla onu tavlamaya çalışmalar, biraz durumu malzeme edip edebiyat yapmalar var ortada. Bazen sağa sola sataşmıyor değil.

Bi ara çok coştu, süsten geberiyorduk. Bihter’in madam’a ettiği bir laf var ya hani. Bir yerden sonra mübalağadan çıkıp abartıya, doğaldan uzak bir şeyin içine giriyor. O yüzden ara verip aynı yerden kitabı elime aldığımda bu yapaycı havayı daha az sezdim diyebilirim.


Tehassüsâtımda [hislenmelerimde] mübalağa mı var diyeceksin? Bu mübalağa değil şiddet-i hevesten mütevellid [hevesin şiddetinden doğan] bir sevdayı tasvirdir.

Ben çok kıymetli bir eser olduğunu düşünüyorum. O dönemin diline ve edebi tavrına bence çok güzel ışık tutuyor. Normalde ben laf ederim “eski dil, eski yazım diye bir nostalji büyüsüne kapılınıyor” diye; burada da çok betimlemeli, teşbihli bir metin var. Türkçeleştirilse aynı zevki alır mıydım, süs korunabilirse muhtemelen. Ama bu dil ile okuyunca bir başka olmuyor mu, e oluyor. Yine de romantik biri olarak beni bile baydı, ancak çıkmaza girerek şunu da demeliyim çok fazla eskimiş sözcük, osmanlıca kelime vs. olduğu için de fenalık gelmiş olabilir.

Bu sebeptendir ki bu üslupla bu romantizm herkeslik bir şey değil. Şunu da diyeyim, bitmesi için dualar ettiğim kitabı oku-geç de yapamadım. İlk başlardaki gibi ilgili okumadım ama salamadım da.

As a conclusion demek istediğim, çok aşırı beğendim fekat orijinal metin okuma hadsizliği mevzuyu zorlaştırdı.

Bazı yerler tiratı veya yakarışı andırıyor, hatta öyle ki bazen mensur şiiri bile andırıyor kimi pasajlar (çok süper olduğum için bu tespiti önsözü okumadan önce yazmışım, bu durumu da not almışım, geçen gerçekten süperim).

Eminim yayıma hazırlanırken çok zorlanmışlardır. Ama yine de elden geçmesi gerektiğini düşünüyorum. Bazı kelimeleri (belki ben süper olduğum için) tahammül-sûz [katlanılması dayanılmaz] gibi zaten bilinmesine rağmen parantezle vermişler, bazen herkesin bildiğini düşünmediğim kelimeleri vermemişler, bazen de temayüllerle [temayül işleriyle] gibi lol’lük şeyler vardı.


Okumaktan yorulduğum andan itibaren saldım bilmediğim kelimeleri bulup derkenar olarak tutmayı. Çünkü içimde, okudukça öğrenme tavrında bir heves vardı, hem kelime hem de basit grammer olarak. Ama bu köşeli parantezlerdeki seçim tutumu beni kitabı öteleyip bunları deşmeye itti, önüne geçti bir ara (ne büyük olaymış yav). Başlarda şey falan yapmışım (alt kısım):

Hayır ne gerek var dil-edebiyat mı okuyoruz. Sanki yazmam gereken tez sokak peyzajı hakkında değil de başka bişi.

allahım'a binlerce kere şükür
xoxoxo
iko
Displaying 1 of 1 review

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.