Görünenin Ötesinde Gerçekler Vardır… Kana Susamış Gerçekler
Balat’taki metruk bir köşkte altı genç katledilir. Sadece bir genç kız o katliamdan sağ kurtulabilmiştir: Çiğdem Duman.
Yıllar sonra genç bir avukat olan Cihan Akça, “Balat Katliamı”nı tekrar araştırmaya başlar. Kısmen kendisini ispatlamak, kısmen de failin masumiyetine inandığı için bu cinayetleri aydınlatmaya uğraşır. Ancak her defasında Çiğdem Duman araya girer ve konuştuğu hiç kimseden yeni bir bilgi alamaz.
Çiğdem Duman henüz bir hukuk öğrencisiyken başına gelen bu olayla yakaladığı şöhreti fırsata çevirerek adli vakaları çözen bir gündüz kuşağı programı yapmaya başlamıştır. Bu da onu yıllar içinde ülkenin en sevilen ve en güvenilir kadını yapar. Bir programında bu katliamı yeniden gündeme getirenlere ateş püskürdükten hemen sonra ortadan kaybolur. Polisin ilk sorguya aldığı kişi de Cihan Akça olur.
Adını temize çıkarmak için mücadele verirken kendini ruhlar, defineler, yeniçeri ayaklanmaları ve şaman büyüleriyle bezeli bir kâbusun içinde bulan Cihan, artık neye inanacağını bilemez.
“Kutlu Kan olay örgüsü ve güçlü karakterleriyle bizleri genç avukat Cihan’ın yanı başında ilginç ve sürprizlerle dolu bir davanın peşinde nefessiz bırakıyor. Harun Çimen, sadece öykü yazmakta değil, karakter yaratmakta ve okuyucunun ilgisini canlı tutmakta da ne kadar başarılı olduğunu bizlere eşsiz anlatımıyla gösteriyor.” Ş. Yüksel Yılmaz, Halaskâr’ın yazarı
“Perili bir köşk, sırlarla dolu bir cinayet, birbirinden ilginç karakterler ve hepsinin ortasında acemi bir avukat. Kâh günümüz Türkiyesi kâh Osmanlı dönemi arasında mekik dokuduğumuz Kutlu Kan, şaşırtmacalarla dolu, tüyler ürperten bir polisiye.” M. İhsan Tatari
“Osmanlı’dan günümüze intikal eden saklı bir dehşetin, Dersaadet’te yeniçeri ihtilallerinin ve kanlı siyasetlerin gölgesinde hayli ürpertili bir serüven bu kitapta sizleri bekliyor. Yerli fantastik edebiyatımızda tanışacağınız bu yeni kalemin yazacaklarını merakla bekleyeceğinizi büyük bir kıvançla söyleyebilirim.” Mehmet Berk Yaltırık
Yazar bu romanı ile 2023 Kristal Kelepçe Roman Teşvik Ödülü’nün sahibi oldu.
Büyülü Gerçekçilik ile yazılmış bir polisiye roman olarak değerlendirdim. Anlatımda, heyecan veren fikirler var. Güzel bir Türkçe ile yazılmış, akıcı ve kolay okunuyor. Hikaye de ilginç ve sürükleyici. Sadece, ipucu kullanımı, kurgu ve detaylardaki zayıflık giderilse, okuma keyfinin ve derinliğin artabileceğini, daha bütünlüklü bir roman olabileceğini düşündüm.
Kayıp Rıhtım semalarında tanıştığım, Öykü Seçkisi'ndeki hikâyelerini severek okuduğum Harun Çimen'den günümüz Türkiye'sinde geçen, Osmanlı döneminden kalma bir lanet ile gizemli bir cinayeti birleştiren güzel bir polisiye.
Balat'taki terk edilmiş bir köşkte korkunç bir katliam yaşanır ve ruh çağırmak için oraya toplanan yedi gençten altısı öldürülür. Sadece Çiğdem Duman adlı genç kız hayatta kalır. Polis ne yapsa ne etse cinayeti bir türlü çözemez. Dışarıdan eve kimse zorla girmemiştir. İçeriden çıkıp giden birine dair bir işaret de yoktur. O zaman bu cinayeti kim, nasıl işlemiştir? Kimse cevabı bulamaz. Sonunda suçu mahallenin külhanbeyi Ömer Pehlivan'a yıkarlar ve dava kapanır.
Yıllar sonra Ömer Pehlivan, çiçeği burnunda avukatımız Cihan Akça'yı kendini savunması için tutar. Cihan bu cinayeti onun işlemediğine emindir. Gel gelelim kiminle konuşsa kapılar yüzüne kapanır. Kime bu konu hakkında soru sorsa kendisine duygusuz, hain, fırsatçı bir avukat muamelesi yapılır. Herkes halkın sevgilisi hâline gelen Çiğdem Duman'dan yanadır.
Derken Çiğdem Duman televizyonda Cihan'a verip veriştirdikten sonra birdenbire ortadan kaybolur. Baş şüpheli olarak da saf avukatımız görülür elbette. Böylece Cihan hem adını temizlemek, hem de bu büyük gizemi çözmek için ümitsiz bir maceraya atılır.
Açıkçası Cihan'ı çok sevdim. Fazla saf, fazla kibar, iyi niyeti sürekli suistimal edilen bir temiz aile çocuğu kendisi. Avukat olmak için fazla iyi biri. Sürekli olarak kendisini abes durumların içinde buluyor, karşısındakine kabalık etmemek için de sesini çok fazla çıkaramıyor. Ama bir yandan da davayı çözmek için azimle çalışmaya ve sorması gereken soruları bir şekilde sormaya devam ediyor. Bu da onu okuması keyifli bir karakter hâline getiriyor.
Kitabın zaman zaman geçmişe gitmesi ve Osmanlı dönemini, yeniçeri isyanlarını, şehzadeleri ve lanetleri konu alması da romana ayrı bir lezzet katmış. Severek, keyif alarak okudum. Bu tür eserleri sevenlere gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
Bu kitap Kristal Kelepçe 2023 Yılın Polisiye Romanı adayı olup, ilk polisiye dalında teşvik ödülü almıştır.
Başkahraman genç avukat Cihan’ın adalet arayışı, on yıl önce metruk bir evde altısı ölü, birisi hafızasını yitirmiş bulunan yedi gencin gizem dolu öyküsüne uzanıyor. Katil diye yakalanan adam aslında masum muydu? Yıllar önce neler olmuştu?
'Foreshadowing' olsun detaylar olsun, (metak kullanıcısının kime ait olduğunu gazeteci nasıl çözdü de yazdı diyecektim, meğer 'foreshadowing'miş bu) her şeyin çözümlenmesi, tüm soruların cevap bulması çok iyi. Epeyce de komplike bir kurgu olmasına rağmen insanı yormuyor, kim kimdi, bu neydi dedirtmiyor, keyifle okunuyor.
Şehzade Osman’ın ruhu mu gelmiş? Cinayetleri o mu işlemiş? Ruh çağırmalar, rüyalar, defineler, büyüler… Doğaüstüne sürekli göz kırpan ama aslında realist çözümü sunmaktan da geri kalmayan iyi bir polisiye. Sonunda tatlı da bir 'twist' var.
Rüya kısımlarını biraz uzatılmış buldum, bir de ismini beğenmedim, kapağı hiç beğenmedim. İsim ve kapak bir arada, üçüncü sınıf 'selfpublishing' bir kitabı çağrıştırıyor. Böyle iyi bir kitaba çok daha şık bir kapak yakışırdı. Yayıncıya eksi.
Yazarla ilk defa bu kitabıyla tanıdım ve soluksuz okudum. Yazım dili basitti ve tabii ki eksikleri vardı ama sondaki ters köşe ve olaylar bunu kapattı bence. 3.5 verebilsem 3.5 vermek isterdim yine de güzel bir kitaptı.