What do you think?


Çiçeklerin Tanrısı
"Ben bir şey anlatırken sık sık yaptığı gibi dudağının kenarında büyüyen bir keder bükülüşüyle dinledi beni. Bitirmemi bekledi, sonra içten bir anlayışla gülümsedi. Ona sarılmamı istedi. Orasının mutlu bir yer, benim de mutsuzmuş gibi konuşmayı seven mutlu bir adam olduğumu söyledi. Beni gülümsetti. Sanırım çiçekleri de. Onu oraya getirdiğim için mutlu olduğunu, orada yaşamaktan hoşlanacağını söyledi sonra. Duraksadım, çiçekler gülümsemeye devam ettilerse de."
- GenresTurkish Literature
383 pages, Paperback
First published January 1, 2003
About the author
Hamdi Koç
21 books25 followersHamdi Koç Fatsa’da doğdu. Kabataş Erkek Lisesi’nde, bir süre ODTÜ’de okudu. İÜ İngiliz Dili ve Edebiyatı’nı bitirdi. 2002 yılında yayımlanan romanı Melekler Erkek Olur ile Türkiye’nin en çok okunan yazarları arasına girdi. Çiçeklerin Tanrısı, İyi Dilekler Ülkesi, Bir Eski Kocanın Öğleden Sonrası yazarın diğer romanlarıdır.
Ratings & Reviews
Friends & Following
Create a free account to discover what your friends think of this book!
Community Reviews
Displaying 1 - 10 of 10 reviews
September 3, 2026
Geçtiğimiz kış "Çıplak ve Yalnız" ile "Zarar Vereceksin"i arka arkaya okudum ve nurtopu gibi bir temel ihtiyacım var artık: Belirli aralıklarla bir miktar Hamdi Koç dozu almak. Hayırlı uğurlu olsun. Gerekeni yapıyoruz mecburen.
İhtiyacım kapsamında bu kez Çiçeklerin Tanrısı'na uğradım. Yani of - yine çok nefis. Hamdi Koç'un okuru koşturma ve kovalama biçimini de, her biri birbirinden geveze (ve hiç susmamalarını istediğim!) anlatıcılarını da çok seviyorum, okumuyorum da içiyorum resmen kitaplarını.
Çiçeklerin Tanrısı, genç bir adamla yaşlı bir kadının aşkını anlatıyor. Adam şiir yazmayan bir şair, kadınsa aslında istediği hayatı yaşayamamış ve ölümcül hastalığı nedeniyle artık sona doğru ilerleyen biri. Basit bir hayat yaşayan karmaşık biri olan anlatıcımız, serasında bitkileriyle yaşıyor. Üniversite aşkı Lale'yi unutamamış, ama mesele Lale değil, olaylar çok karışacak.
Romantik ilişkilerin doğasına dair öyle çok soru bırakıyor ki okurun kucağına yazar. Tutku ve şefkatin iki zıt kutup değil aksine birbirinin içinde eriyen şeyler olduğunu, sevmenin sıklıkla sevilmekten bile daha iyileştirici olabileceğini, vermenin almaktan pekala daha çok haz verebileceğini, işe yaramaya ne denli ihtiyaç duyduğumuzu... Uzun uzun düşündürdü bana hepsini.
"Hayatımdan bir kadın doğurduğumu ve büyüttüğümü düşündüm" diye yazıyor Hamdi Koç bir yerde. Bana kitabın özü bu cümlede saklı gibi geliyor, çünkü mesela roman boyunca arabanın bagajında gezen silahı kafama dayayıp "anlat şu kitabı, tek kelime hakkın var!" deseler herhalde "doğurmak" diye bağırırdım can havliyle. Zira doğuranla doğurulanın sıklıkla içe içe geçtiği bir hikaye okuyoruz. Metnin odağındaki romantik ilişki kadar, Lale ve annesi arasındaki ilişki de yer etti bende. Hem fiziksel, hem ruhsal doğumlarla örülü bir öykü bu, ki zaten, insan insanı kalbinden doğurabilir, bence biliyoruz.
Neyse, evet, benden bu kadar. Hamdi Koç'un romanlarını anlatmak kolay iş değil, kendiniz okuyup lezzetine varın isterim. Bir sonraki dozumu aldığımda yine gelirim. :)
İhtiyacım kapsamında bu kez Çiçeklerin Tanrısı'na uğradım. Yani of - yine çok nefis. Hamdi Koç'un okuru koşturma ve kovalama biçimini de, her biri birbirinden geveze (ve hiç susmamalarını istediğim!) anlatıcılarını da çok seviyorum, okumuyorum da içiyorum resmen kitaplarını.
Çiçeklerin Tanrısı, genç bir adamla yaşlı bir kadının aşkını anlatıyor. Adam şiir yazmayan bir şair, kadınsa aslında istediği hayatı yaşayamamış ve ölümcül hastalığı nedeniyle artık sona doğru ilerleyen biri. Basit bir hayat yaşayan karmaşık biri olan anlatıcımız, serasında bitkileriyle yaşıyor. Üniversite aşkı Lale'yi unutamamış, ama mesele Lale değil, olaylar çok karışacak.
Romantik ilişkilerin doğasına dair öyle çok soru bırakıyor ki okurun kucağına yazar. Tutku ve şefkatin iki zıt kutup değil aksine birbirinin içinde eriyen şeyler olduğunu, sevmenin sıklıkla sevilmekten bile daha iyileştirici olabileceğini, vermenin almaktan pekala daha çok haz verebileceğini, işe yaramaya ne denli ihtiyaç duyduğumuzu... Uzun uzun düşündürdü bana hepsini.
"Hayatımdan bir kadın doğurduğumu ve büyüttüğümü düşündüm" diye yazıyor Hamdi Koç bir yerde. Bana kitabın özü bu cümlede saklı gibi geliyor, çünkü mesela roman boyunca arabanın bagajında gezen silahı kafama dayayıp "anlat şu kitabı, tek kelime hakkın var!" deseler herhalde "doğurmak" diye bağırırdım can havliyle. Zira doğuranla doğurulanın sıklıkla içe içe geçtiği bir hikaye okuyoruz. Metnin odağındaki romantik ilişki kadar, Lale ve annesi arasındaki ilişki de yer etti bende. Hem fiziksel, hem ruhsal doğumlarla örülü bir öykü bu, ki zaten, insan insanı kalbinden doğurabilir, bence biliyoruz.
Neyse, evet, benden bu kadar. Hamdi Koç'un romanlarını anlatmak kolay iş değil, kendiniz okuyup lezzetine varın isterim. Bir sonraki dozumu aldığımda yine gelirim. :)
September 15, 2011
çok eskiden okumuştum, en az 5 yıl olmuştur. o zamanlar akışı ağır gelmişti ama şimdilerde düşünüyorum da kitaba haksızlık. az aksiyonlu şeyler okumayı da öğrenenlere...
January 27, 2021
Ağır bir duygusal yükü sade bir şekilde aktarmış Hamdi Koç her zamanki gibi. Zaman zaman bu yükü fazlaca hissedip tamamlayamayacağımı düşündüğüm bir kitap oldu. Okumadan önce kendi ruhsal durumunuzun iyi olduğundan emin olun.
September 10, 2026
İlk kez lisedeyken okumuştum ama aklımda pek yer etmemiş, seneler sonra şans vermek istedim. Buradaki dengeler tamamen aksi olsa da Masumiyet Müzesi’ni seven bence bunu da sever bence. Ben ikisine de aynı mesafede kaldım.
November 6, 2023
Birkaç yıl evvel okumuştum kitabı fakat Hamdi Koç'u Çıplak ve Yalnız ile tanımıştım, anlatımını çok beğenmiştim. Henüz o kitap bitmemişken, şehir dışına gitmiştim ve kitabı evde unutmuştum. Bu yüzden e-kitap olarak Çiçeklerin Tanrısını satın almış ve bu kitabı diğerinden de sürükleyici bulmuştum. Türkçede ender, kuvvetli bir kalem, vaktinize değecektir.
April 6, 2020
Depresyona girmek isterseniz buyrun, okuyun. İnsanın içini acıtıyor, aynı zamanda da bir o kadar garip bir hikaye. Karakterleri bir değişik bu yönde hoşuma gidiyor, romanlarda çok gördüğüm kişiler değiller. Okurken çok sıkılmadım, genel olarak akıcıydı anlatımı.
May 18, 2022
İlk kez Hamdi Koç okudum. Kalemini beğendim. Kurgu... fena değil. Ama hikayeyi çok zorlama buldum. Kurgu bir roman için bile yok daha neler diyesim geldi :)
July 11, 2024
Ilginc bir kitapti bırakmak istesem de bırakamadım. Ilginc
November 25, 2009
Farklı bir anlatım tarzı ve klasik romanların çok ötesinde bir yazım dili var. Tavsiyem odur ki okumanız sizin için bir artı olacaktır.
May 3, 2017
Bütün kitaplarını okuduğum favori yazarlarımdan Hamdi Koç. Hemen her kitabı çok iyi ama
tartışmasız başyapıtı Çiçeklerin Tanrısı. Böyle bir duygu yoğunluğunu okuyucuya yaşatmak her babayiğidin harcı değil.
tartışmasız başyapıtı Çiçeklerin Tanrısı. Böyle bir duygu yoğunluğunu okuyucuya yaşatmak her babayiğidin harcı değil.
Displaying 1 - 10 of 10 reviews










