Jump to ratings and reviews
Rate this book

Kaplumbağalar

Rate this book
Tozak köyü şu koca yeryüzünde, kıyıda köşede kalmış bin yamalı bir yoksul yorganı, alabildiğine kurak, bakımsız, unutulmuş. Ahalisi desen günümüz köylüsü: Hâlâ devletten medet uman, "Hökümetimiz en iyisini bilir" diyen, cahil, kaba saba ama bir o kadar çalışkan, sahici ve vicdanlı. Köyün Eğitmen Rıza'sı, Muhtar Battal'ı ve akıllı delisi Kır Abbas'ı gün olur akıl yürütür, el ele verir, köylüyü de peşine takıp bir bağ kurar, hem de taşlı bir tarlada, bin bir emekle, özveriyle ve gece gündüz çalışarak. Tam ağızları üzümlerle tatlandı, yürekleri umutla doldu derken, hiç ummadıkları bir anda hükümetin tokadını yerler... ama ne tokat! Bir anda, bürokrasinin çarkında bir çapak olup çıkarlar. Hak hukuk ararlar aramasına ama neyin hakkı, neyin hukuku? Mazimizde yer etmiş ama bugün hala varlığını sürdüren sorunlara değinen, yalın ama zengin bir dille yazılmış, özgün ve aydınlık bir edebiyat eseri olan Kaplumbağalar, yaratıcı ülkemiz köylüsünün olduğu kadar, onun bürokrasi karşısındaki çaresizliğinin ve cehaletinin de hikâyesini anlatıyor.

363 pages, Paperback

First published January 1, 1967

31 people are currently reading
673 people want to read

About the author

Fakir Baykurt

76 books93 followers
Asıl adı Tahir olan Fakir Baykurt 1929 yılında Burdur’da doğdu. 1948’de Gönen Köy Enstitüsü’nü bitirdikten sonra köy öğretmeni olarak çalışan yazar, 1955’te Gazi Eğitim Enstitüsü’ndeki eğitimini tamamladıktan sonra Sivas, Hafik ve Şavşat’ta Türkçe öğretmenliği yaptı. Demokrat Parti yönetimi tarafından öğretmenlikten alınarak pasif bir göreve getirildi.

1958’de Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan ilk romanı Yılanların Öcü nedeniyle hakkında kovuşturma açıldı. 1960 yılındaki askeri müdahalenin ardından ilköğretim müfettişliğine getirildi.

1962-63 yıllarında ABD Bloomington Indiana Üniversitesi’nde ders araçları konusunda uzmanlık eğitimi gören Baykurt, Türkiye Öğretmenler Sendikası’nın (TÖS) ve Türkiye Öğretmenler Dernekleri Milli Federasyonu’nun (TÖDMF) genel başkanlığına seçildi.

1969 yılında Türkiye çapındaki ilk öğretmenler boykotuna katıldığı için bir kez daha açığa alındı ve 12 Mart 1971’deki askeri darbeden sonra uzun süre tutuklu kaldı.

Edebiyata şiirle adım atan Fakir Baykurt, yazın hayatını toplumcu gerçekçi bir yaklaşımla yazdığı kısa öyküler ve köy notlarıyla sürdürdü. Yeditepe, Varlık, Cumhuriyet, Evrensel ve Yön gibi dergi ve gazetelerde çeşitli yazıları çıkan Baykurt, 1955’te öykülerini derlediği ilk kitabı Çilli’yi yayımladı. Bunu, köy yaşamını, köylünün arzularını, sıkıntılarını ve çelişkilerini dile getirdiği hikâye kitapları ve romanları izledi.
Yalın, şiirsel bir dil kullanan yazar, eserlerinde halka mal olmuş deyişlere ve deyimlere de sıklıkla yer vermiştir. Tırpan ile 1970 TRT ve 1971 TDK ödüllerini, Can Parası (1973) ile Sait Faik Hikâye Armağanı’nı, Kara Ahmet Destanı’yla Orhan Kemal Roman Armağanı’nı kazanan yazarın Yılanların Öcü adlı yapıtı 1961’de Metin Erksan, 1985’te Şerif Gören tarafından filme çekildi.

11 Ekim 1999’da Almanya’nın Essen kentinde vefat eden Fakir Baykurt’un cenazesi, 1977’den beri yaşadığı Duisburg’da düzenlenen bir törenden sonra İstanbul’a getirilerek Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Fakir Baykurt’un Yılanların Öcü (1958), Irazca’nın Dirliği (1961), Onuncu Köy (1961), Kamlumbağalar (1967), Amerikan Sargısı (1967), Tırpan (1970), Köygöçüren (1973), Keklik (1975), Kara Ahmet Destanı (1977), Yayla (1977), Yüksek Fırınlar (1983), Koca Ren (1986), Yarım Ekmek (1998), Eşekli Kütüphaneci (2000) adlı romanları yanında, onlarca hikâye, şiir ve çocuk kitapları yayımlanmıştır. Kitapları çeşitli dillere çevrilmiş, Türkiye’de ve çevrildiği ülkelerde birçok ödül almıştır.

---------------------------------------

Fakir Baykurt, who wrote under various pen names such as Osman Akpürçek, Tarik Kirat, Yasar Yalçin, and Mehmet Gazi, was born on June 15, 1929 in the Burdur province of Turkey. In his works, Baykurt deals with the problems and the conflicts that rural folk experience. Yet he is not a mere onlooker, but also an activist who strived to change both society and individuals.

Baykurt claimed that the importance of literature came not from its subject matter, but from the language that it used. His works featured the same natural, plain Turkish that the people used. In his own words, “I have always written with the beautiful words I heard from my mother, from my aunt, and from my villagers. And then they became my own words. I have never been an extreme nationalist, yet when it comes to language I am more king than the king — if such a thing can be measured. In other words, I would sacrifice my life for language. Language is a confidant, and it is the source of my courage. That is where the light is.” Hence, his works featured plain and familiar language that could easily appeal to various groups within society. In his works, he frequently used proverbs, idioms and regional words that he had collected from Turkish folk literature.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
349 (49%)
4 stars
251 (35%)
3 stars
81 (11%)
2 stars
21 (2%)
1 star
6 (<1%)
Displaying 1 - 30 of 44 reviews
185 reviews4 followers
June 12, 2019
Kitap 1962 yılında yazılmış, düşünün ki bir ülke geçen 57 yılda bir arpa boyu yol gidemesin. Köylüsünü hor görsün, köylüsünün elindekine kendi şatafatı için göz diksin.
40 reviews11 followers
July 21, 2019
“Halk mı devlet içindir, devlet mi halk içindir?” sorusuna cevap niteliğinde bir roman.
Aşını-işini paylaşan, üçün-beşin hesabını yapmayan, devlete sonsuz saygı besleyip gelen her misafire, memura saygıda kusur etmeyen, dışarıdan hiçbir şey talep etmeyip umutları ve azimleri ile üreten köylüleri; yeri geliyor, devlet kendi çıkarları için hiçe sayabiliyor.

Fakir Baykurt’un sımsıcak anlatımıyla içten ve buruk bir roman. Betimlemeleriyle kavurucu güneşi ve susuzluğu iliklere kadar hissettirirken samimi diyaloglarıyla su gibi akıyor kitap. Her karaktere ayrı bir sempati beslemekle birlikte Kır Abbas’ı kimsenin kolay kolay hafızasından silemeyeceğini düşünüyorum.
Profile Image for Fethi Naci.
125 reviews180 followers
Read
January 20, 2014
#59
Kaplumbağalar, Türk köylüsünün yaratıcı gücüne inancın romanıdır... Kaplumbağalar'ın unutulmaz yaşlı köylüsü Kır Abbas... O sayfaları okurken siz de köylüler gibi sessizleşirsiniz, içinize bir acı duygunun süzülüp aktığını duyarsınız. Muhtar Battal gibi sizin de gözlerinin yaşarır.
Profile Image for İlhanCa.
903 reviews6 followers
June 16, 2025
Köy hayatı, toprak kavgası, fakirlik, dert tasa... Yani Anadolu’nun iç yüzü. Fakir Baykurt Kaplumbağalar kitabında oturup köylünün derdini anlatmış ama öyle ağlak değil, daha gerçekçi. Okudukça Kemal Tahir ile ne kadar benzer yanları, kelime kullanımı ve dili var dedim.

Kitapta köylüler çorak toprakları ekip biçmeye çalışıyor ama önlerine hep engel çıkıyor. Bazen hayvan, bazen insan, bazen de bürokrasi.
Arada köy dedikoduları, kadın erkek meseleleri geçiyor ama cinsellik ön planda değil, daha çok köy düzeniyle ilgili diyaloglar. Kadınlar gene ikinci planda, erkek egosu tavan, o kısım tanıdık zaten. Tipik Anadolu, hatta hiç değişmemiş bir Anadolu önümüzde.

Okurken köy hayatı gerçeğiyle karşılaşıyorsunuz. İnsanların çıkarcılığı, Kemal Tahir kadar olmasa da Anadolu cinselliği, fakirlik ve dertler.

Dili sade ve akıcı. Konuyu açık diyaloglar kullanarak net ifade etmiş Fakir Baykurt. Öyle aksiyon falan yok belki ama Anadolu var karşında, tüm gerçekliği ile, göndermelerin dolu olduğu.
Profile Image for Nurbanu Ulu.
114 reviews1 follower
April 7, 2022
Kitabı bitirmem çok uzun sürdü fakat bu durum tamamen kişisel sebeplerden ötürü. Kitaba diyecek söz yok. Fakir Baykurt, köy romancılığının en başarılı isimlerinden. Kaplumbağalar kitabı da 1967 yılında yayınlanmış olmasına rağmen Türk bürokrasisi ve köylüsünün koşullarını bugün bile çok doğru şekilde temsil ediyor, ne yazık ki.

Bozkırın ortasındaki Tozak Köyü bir Alevi köyüdür ve toprakları verimsiz, köyü susuzdur. Fakat bir gün Tozak’ın eğitmen köylüsü Rıza, boş bir köy arazisine üzüm bağı yapmak için bir yöntem düşünür ve uygulatır. Köy ahalisi bağlarına kavuşmuştur ama onları bambaşka olaylar beklemektedir.

Uzun zamandır okumadığım türde bir kitap. Milli Eğitim Bakanlığı’nın 100 Temel Eser’i arasında yer almakta. Lise ve üstü yaş gruplarının okumasını tavsiye ederim.

“Bizim yurdumuz, hem de insanımız, bir bakıma, mürekkep yalamışların geriliği ve yanlış tepkileriyle, hala Ortaçağ’ın çukurları içindedir. Başkalarını yeni amaçlara alıp götüren sağduyu, bilinç ve hoşgörü, bizimkilerin kabuğuna neden işlemiyor?”
Profile Image for Ayşenur.
88 reviews1 follower
December 1, 2017
Keşke daha önce okusaymışım, keşke bir oturuşta bitirebilseymişim.... garibanın bürokrasi altında ezilme hikayesi... okurkam dahi insanın içi eziliyor.
Profile Image for Adnan.
166 reviews14 followers
May 4, 2016
Bir Alevi köyünde şarap düşkünü olan köylülerin, kendi üzümlerini yetiştirmek için giriştikleri mücadeleyi, hükümetin köyden-köylüden kopuşunu anlatır, Kaplumbağalar.

Tozak; Kızılırmak'ın hemen yanındaki susuzluğun, verimsizliğin başgösterdiği, köylülerin yaz sıcağında kavrulduğu bir köy ve o köyde tüm zorluklarla mücadele eden, kendi çözümünü yaratan köylülerin hayatını değiştirecek olan eğitmen Rıza'nın, Muhtar Battal ve Kır Abbas'la köy halkını eğitip örgütleyerek, taşlı tarlada, canla başla çalışarak üzüm bağları yetiştirir.

Kendi üzümlerini yetiştirmenin sevincini yaşayamadan, cehalet bürokrasiye teslim olur!
Profile Image for Osman.
27 reviews29 followers
December 29, 2013
Birbirini takip eden, bir şablon niteliğinde olan sosyalist gerçekçi roman kalıbının dışına çıkabilmiş, oldukça başarılı ve sürükleyici bir roman. Tozak köylülerinin tabiatla ve bürokrasi ile olan mücadelesi...
Profile Image for Umut Kamişli.
9 reviews
March 17, 2019
Köy edebiyatının usta ismidir Fakir Baykurt. Bu kitapta da Tozak köyünün insanlarının umutları, hayalleri ve bunun nasıl sonuçlandığı hakkında zamanın gerçeklerini aktararak işlemiş. Kaplumbağa bir metafor bu romanda. Geçen olay örgüsünde bir çok olay yada kişiyle bağdaşlaştırılabilir.
Profile Image for Adem Yüce.
160 reviews15 followers
November 25, 2017
Fakir Baykurt iyidir çekirdekten yetişme bir köy enstitüsü mezunu modern edebiyat çöplüğü yerine daima eskilerde vakit geçirirken bulurum kendimi daha çok huzur veriyor.
13 reviews
January 15, 2020
genel itibariyle güzel. arada bazi noktalar var, notu düsüren, yazarin köylüyü fazla idealize ettigi ve kendi ideolojisini okura dikte ettigi. ama yine de overallda iyi bi okumalik.
Profile Image for Hacı Demir .
74 reviews6 followers
December 4, 2022
KAPLUMBAĞALAR FAKİR BAYKURT
Kitabın Adı : Kaplumbağalar
Kitabın Yazarı: Fakir Baykurt
Tür : Roman
Sayfa Sayısı : 368
Yayınevi : Literatür Yayınları

Fakir Baykurt, Köy Enstitüsü mezunu yazarlardan biri olup bu özelliğini romanlarına çok güçlü bir şekilde yansıtmıştır. Türk romanında özellikle 1950- 1970 döneminde etkili olan “köy edebiyatı hareketinin en önemli isimlerinden biri olarak edebiyat tarihimizde önemli bir yer edinmiştir

Kaplumbağalar adlı eserleri ise Baykurt’un alegorik niteliğe sahip romanlarıdır. “Kaplumbağalar, Türk köylüsünün yaratıcı gücüne inancın romanıdır. Baykurt, romanında, köylülerin bozkırı yeşerten gücünü göstermek ister; ağasız, imamsız, muhtarsız köylünün nelere kadir olduğunu göstermek ister.

Fakir Baykurt, kişilerinin yalnız yaşamalarını değil, ‘konuşmalarını’ da dikkatle gözlemlemiş. Romandaki konuşma dili gerçekten çok canlı, çok başarılı.

KONUSU: Fakir Baykurt’un 1967 yılında yayımlanan köy romanı “Kaplumbağalar, Ankara yakınlarındaki Tozak adlı bir Alevi köyünün yaşama sevinciyle dolu insanlarının konu alındığı yapıtta eğitmenin öncülüğüyle susuz, kıraç toprağın işlenişi, üzüm bağına dönüştürülüşü anlatılır. Ama bu başarının getirdiği mutluluk uzun sürmeyecek, hazine topraklara el koyacaktır. Köylülerden Kır Abbas bağın ürününü başkasına vermektense köyün bütün hayvanlarını bağa sürmeyi seçer. Köyün ihtiyar delisi Kır Abbas’ı, “eğitmeni” Rıza’yı ve muhtarı Battal’ı merkeze koyan Fakir Baykurt, köylülerin günlük hayatlarını, hükümete karşı tutumlarını, devlet memurlarından ve şehirden gelen insanlardan farklarını detaylı olarak incelerken, pek çok sosyal ve bürokratik konuya da değinir. Merkezinde güçlü bir toplumsal mesaj yer almasına karşın, Fakir Baykurt’un karakterlerini tanıtmak; yaşantılarını, birbirleriyle olan ilişkilerini, inançlarını, kavgalarını, dostluklarını ve düşüncelerini aktarmak için gösterdiği çaba romanı çok daha derin ve çok boyutlu bir eser haline getirir.

Tozak köyü şu koca yeryüzünde, kıyıda köşede kalmış bin yamalı bir yoksul yorganı, alabildiğine kurak, bakımsız, unutulmuş. Ahalisi desen günümüz köylüsü: Hâlâ devletten medet uman, “Hökümetimiz en iyisini bilir” diyen, cahil, kaba saba ama bir o kadar çalışkan, sahici ve vicdanlı. Köyün Eğitmen Rıza’sı, Muhtar Battal’ı ve akıllı delisi Kır Abbas’ı gün olur akıl yürütür, el ele verir, köylüyü de peşine takıp bir bağ kurar, hem de taşlı bir tarlada, bin bir emekle, özveriyle ve gece gündüz çalışarak. Tam ağızları üzümlerle tatlandı, yürekleri umutla doldu derken, hiç ummadıkları bir anda hükümetin tokadını yerler... ama ne tokat! Bir anda, bürokrasinin çarkında bir çapak olup çıkarlar. Hak hukuk ararlar aramasına ama neyin hakkı, neyin hukuku?

Mazimizde yer etmiş ama bugün hala varlığını sürdüren sorunlara değinen, yalın ama zengin bir dille yazılmış, özgün ve aydınlık bir edebiyat eseri olan Kaplumbağalar, yaratıcı ülkemiz köylüsünün olduğu kadar, onun bürokrasi karşısındaki çaresizliğinin ve cehaletinin de hikayesini anlatıyor.

Fakir Baykurt'un Kaplumbağalar, romanı Milli Eğitim Bakanlığı tarafından tavsiye edilen 100 Temel Eserden birisidir.
Profile Image for Ömer Faruk.
166 reviews26 followers
July 18, 2020
Kurak ve verimsiz toprakları insanüstü bir beden gücü ile çalışıp çabalayıp bağ haline getiren Alevi Tozak köyü halkının; kanunların bağlayıcılığı ve memurların insafsız robotsu görev bilinci arasında ezilmesini anlatan toplumcu gerçekçi bir köy romanı.

Kafkesk denilebilir. Kanundan kadastrodan anlamayan, anlaması da gerekmeyen Tozak köyü ihtiyarı Kır Abbas'ın, hükümet konağında kapıdan kapıya sürüklenişi, hiçbir sonuca varmayacağını kendi de, kaymakamın yerine bakan Tahrirat Müdürü Sırrı Bey de bildiği halde, bir çile haline gelen dilekçe yazdırtma sürecinin tamamlanma zorunluluğu hikayesi, Dava romanının sonunda bulunan Hukukun Önünde Olmak isimli öyküden elbette çok daha bizdendir ve çok daha gerçekçidir.

Eser yazıldığı dönemin (1960'lar) devletine yönelik bir eleştiri niteliğindedir. Anlaşılmaz birtakım kanun-kadastro işleri neticesinde, kendisine destek vermesi gereken devletten bir kuruş yardım almadan hatta devlete rağmen gerçekleştirdiği eserin köylünün elinden alınmasını işler. Bu haksızlık duygusu okuyucuya başarılı bir şekilde geçer. Yazar bu aktarımı, haksızlık anlatısının doruğa ulaştığı bir an, Kır Abbas'ın "ah yirmi yaş genç olacaktım ki, bu dağlar bir yiğit eşkiya görecekti" yakınmasıyla test eder.

Karakter gelişimi yalnızca Kır Abbas ile sınırlı. Diğer yan karakterlerin hikayeye önemli bir katkıları yok. Tek "farklı" karakter olan Kel Bektaş'ın "aykırı"lığı ile dahi kurulmak istenen anlatı cılız kalıyor. Gezici Hamdi Bey'in, Tahrirat Müdürü Sırrı'nın, diğer kadastro memurları ve malmüdürünün temsil ettikleri memur ve amir tiplemeleri mevcut. Bunlar iyi ve kötü iki kutbu ve arasını temsil ediyorlar. Hamdi Bey iyi kutupta halkçı bakış açısını oynar iken diğerleri köylüyü küçümseyen, vicdan mefhumunu kaybetmiş, kanunun soğuk buyrultuları arasına sıkışmış bireyci olarak tanımlayabileceğimiz karakterlerdir.
Profile Image for Sezgi.
431 reviews69 followers
April 11, 2022
Her Fakir Baykurt kitabı sonrası yaşadığım ‘’en sevdiğim bu’’ sendromunu yine yaşıyorum. En sevdiğim Fakir Baykurt romanı Kaplumbağalar bir süre daha...
Toplumsal gerçekliğin en sağlam yazarlarından olduğuna artık emin olduğumuz yazarımız bu kitabında bir Alevi köyüne götürüyor bizi. Beraber, el ele vererek mücadele eden köylüleri okuyoruz. Her karakter, her kısım gerçekliğiyle sarmalıyor okuru. Hak etmek, hakkıyla kazanmak, çabalamak, emekçi olmak... İşte bu kitapta köylülerin ülküsü, fikri bu. Bir mefkûreleri var. Buna inanıyor olmak onları öyle güçlü kılıyor ki dik duruşlarından hiçbir şey kaybetmiyorlar.
Acaba Fakir Baykurt da yazarken bizim okurken yaptığımız gibi hem gözleri dolup hem tebessüm etmiş midir? Çünkü kendisini karşımda oturmuş bu hikâyeyi anlatırken hayal ettim.
Bu milletin bağrından çıkabilecek nice cevherlerin prosedürlerle engellediğini de çok güzel anlatmış. Bir köy halkı, senin benim demeden, kibirlenmeden, hasetlenmeden öyle bir güçle çalıştıktan sonra emeklerinin korunması için mücadele ediyorlar. Bu mücadeleye hayran kalmamak elde değil.
Bir sonraki Fakir Baykurt kitabına niyetlenelim. Hû diyelim, bismişah Allah Allah...
Profile Image for Yakup Karabacak.
30 reviews
December 12, 2018
60'ların Anadolu köylüsünün gündelik yaşamına, idarecilerin ve cumhuriyetin vaziyetine ilişkin etkili bir kritik. Alevi gelenek ve göreneklerine ilişkin oldukça ayrıntılı anlatımlar dikkatimi çekti. Türkçe'nin Anadolu ağzını oldukça etkili ve akıcı konuşturduğunu düşünüyorum. Kesinlikle geç kalmış bir okumaydı...
Profile Image for Asykiraz.
2 reviews
December 2, 2021
Türkiye de kırsal gerçeğini nasıl güzel yazmış Fakir Baykurt, nasıl üzülüyor insan köylünün çaresizliğine, değişmeyen cehalete... 1967 den bugünlere ulaşan sessiz bir çığlık adeta!! Biraz yaşar kemal, biraz Selahattin Ali tadı veren ama her adımında bambaşka bir renge bürüyen, köylerden özdeyişler , törenler ufak hesaplar aktı durdu zihnimde! Teşekkürler canım Fakir Baykurt🎊
Profile Image for Şenol.
137 reviews2 followers
November 26, 2009
Güzel bir anadolu romanı. Keyif alabileceğiniz bir roman. Askerde okuduğum bir kitap idi.
Profile Image for Rengin Uçar.
68 reviews
Read
March 14, 2025
Fakir Baykurt’un uzun yıllar üzerinde çalıştığı gerçekçi köy romanı olan Kaplumbağalar ilk olarak 1967 yılında basılmıştır.

Baykurt kitabın önsözünde özellikle köylüler için yazdığını belirtmiştir. Yılanların Öcü adlı romanının filminin galasında sahneyi yuhalayan ıslıklayanları görünce acaba aklımdaki romanı yazsam ne yapar bu kalabalıklar diye düşünmüştür. Köylülerinin sen deli misin? Ne gerek var? Şurda geçinip gidiyorsun işte demesine karşın aklındaki romanı anlatmış. Kaplumbağaları.. Köylülerinin gözleri ışıldamış sen bunların hepsini bir güzel anlat demişler. Romanı da onlar için yazmıştır.

Ankara yöresindeki Tozak, çevresi Sünni köyleriyle çevrili altmış hanelik bir Alevi köyüdür. Köy kuraktır. Köylüler, geçimlerini ektikleri buğday ve hayvancılıktan sağlamaktadırlar. Aslında köy Ankara’ya bu kadar yakın olmasına rağmen bir o kadar da uzaktır. Alevi köyü Tozak’ta düğünlerde şarap sunmak bir gelenektir ama Tozak’ta hiç bağ olmadığından Tozaklılar üzümlerini  Sünni köylülerinden almaktadır. Fakat Sünni köylüler ise günaha ortak olmamak için Tozaklılara üzüm satmak istemezler. Bu köyün yaşama sevinciyle dolu insanların eğitmen Rıza’nın öncülüğüyle susuz, kıraç toprağı işler ve üzüm bağına dönüştürür. Ama bu başarının getirdiği mutluluk uzun sürmeyecek ve hazine topraklara el koyacaktır.

Romanın önemli özelliklerinden bir taneside hikayenin ana mekanı olan Tozak Köyü’nün bir Alevi köyü ve romandaki ana karakterlerin Alevi karakterler olmasıdır. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde Sünnilikten sonra en yaygın İslam mezhebi olan Alevilik, elbette burada verilecek kısa bir bilgiyle tamamen açıklanamaz. Ancak, İslami inançları çeşitli yerel geleneklerle harmanlayan, Hz. Muhammed’den sonra kutsal kişi olarak Hz. Ali ve On İki İmamı tanıyan bu mezhep, romanın gidişatı içinde önemli rol oynar. Aleviliği bu romanda önemli hale getiren meselelerden en önemlisi “şarap” konusudur. Şarabın köy halkı için sahip olduğu bu önem, romanın merkez konusu olan “bağ kurma” sürecinde de kullanılır. Romanda, Aleviliğin farklı boyutları da şarap kadar ön planda olmasa da karşımıza çıkar. Koçkatımı sırasında edilen dualar, Hz. Ali’nin isminin sürekli olarak anılması, on iki imamdan bahsedilmesi, bu inanç sisteminin romandaki bazı yansımaları olarak sıralanabilir.

Kısaca kitapta Kaplumbağalar sembolize edilerek köylülerin dertleri ve sorunları anlatılır. Fakir Baykurt bir söyleminde bu romanının önemini şu cümlelerle dile getirmektedir; Bu roman her türlü teknik ve elektronik araçların büyük gelişmeler gösterdiği ve üretkenliği alabildiğin arttığı bu dünyada, yiyeceği yıllık zahireyi, yanıp kül olmuş topraklardan parmaklarıyla toplamaya çalışan ve varlığını sürdürbilmek için istekle üreten Türk köylüsünün hayatından kesittir.

Eser MEB ortaöğretime, okurlara, öğrenci ve öğretmenlere tavsiye ettiği okunması gereken 100 Temel Eser içerisindedir. 💐

Keyifli okumalar..
Profile Image for shutterbug423.
136 reviews17 followers
July 8, 2014
http://shutterbug-iconium.blogspot.co...
Emme yollayamadık her köye birer eğitmen, yada öğretmen! İşler durdu çabucak! Ben diyorum ki, düşmanlar haber aldı bizim uyanmaya başladığımızı, önlemek için aramıza casuslar salıp korsları, enüstüleri paltaladılar ! Şimdi şeherlerde herkes, hemi de bütün varsıllar, toprak ağaları, böyük tüccarlar, vede hacısı hocası durup durup eğitmenlere, öğretmenlere sövüyor! (Fakir Baykurt-Kalumbağalar)
Fakir Baykurt’un Kaplumbağalar adlı romanı çok uzun zamandır okuma listemdeydi ve Tunç Okan bu kitaptan bir film yapınca filmi izlemeden önce kitabı okumak şart olmuştu. Anadolu’da yoksun köylerin siyasi, ekonomik ve sosyal hayatını değiştirmeleri ülküsüyle kurulan köy enstitülerinin yetiştirdiği mümtaz öğretmenlerden Fakir Baykurt, Anadolu’nun köy gerçekliğini en iyi bilen yazarlardandı. Anadolu’nun yoksul köylüsünün emeğinin ağalar tarafından nasıl sömürüldüğünü, inançlarının softalar tarafından nasıl suistimal edildiğini, ulu önderin söylemiyle milletin efendisi köylünün Atatürk’ün ölümünden sonra devrimleri kabuklaştırıp atıl duruma getiren bürokratlar tarafından nasıl aşağılandığını en iyi bilenler Cumhuriyet aydınlanması sayesinde okuma şansı elde eden yoksu köylü çocukları olan enstitülülerdi. Baykurt, bugün bile örneklerine rastladığımız, masa başından Anadolu insanı hakkında ahkâm kesen biri değildi. Kitaplarını okuyan biri onun betimlemelerinde sahadan geldiğininim kolayca ayırdına varacaktır. Kaplumbağaların önsözünde “O yıllarda Ankara’nın perişan köylerinde dolaşıyordum. Kafamda yeni bir roman vardı. Evirip çeviriyordum. Talim ve Terbiye Kurulu’nda ‘Yılanların Öcü’ nü suçlayanlar, Devlet Tiyatrosu'nda sahneye konmak üzere olan oyununu kaldıranlar, Senato'nun Bütçe Komisyonu'nda ardımdan ağızlarına geleni söyleyenler ve şimdi perdedeki gölgelere şişe atan bu dırdırcı bulvar aydınları, kafamdaki romanı yazdığım zaman ne yapacaklardı acaba?” diye sorduktan sonra “Bizim yurdumuz, hem de insanımız, bir bakıma, mürekkep yalamışlarının gerilikleri ve yanlış tepkileriyle, hala ortaçağın çukurları içindedir…” diyerek aslında kitabını özetliyor gibiydi. Peki, ilköğretim müfettişliği yaptığı esnada Ankara’nın köylerini arşınlarken bir teftiş esnasında, Elmapınar diye bir Alevi köyünde dinlediği Rıza öğretmenin hikâyesinden ilham alan Baykurt’un romanını Tunç Okan beyazperdeye nasıl aktarmış? Romanının geçtiği yer yazarın Tozak kırı koca yeryüzünün üstünde, gene bin yamalı bir yoksul yorganı diye betimlediği köy bir Alevi köyü. Bu köyde düğünlerde düğün sahibi konuklarına sunacağı şarabı yapabilmek için Sünni köylerden üzüm almak zorunda. Sünni köylülerse günaha girecekleri korkusuyla Alevilere üzüm satmak istememektedirler. Elbette, köylünün sıkıntısına çözüm de gene köylüden gelir. Cumhuriyet’in yetiştirme kurslarından öğretmen olan eğitmen Rıza kursta öğrendikleriyle köyün taşlık arazisi olan Purluk’ta üzüm yetiştirebileceklerini düşünür ve umudun üzümleri hikâyesi orada başlar. Bu süreçte eğitmen Rıza’nın en büyük yardımcısı köyün adeta dedesi rolündeki Kır Abbas’tır.
Tunç Okan’ın çektiği filmde eğitmen Rıza yerine öğretmen Ozan (Yetkin Dikinciler) var. Kendisi bir Fransız… Türk asıllı ikinci kuşak bir göçmen… Yeni kurulan cumhuriyetin değil Avrupa’nın yetiştirdiği bir ithal öğretmen. Avrupa Birliği destek programı çerçevesi kapsamında Anadolu’da Kırım Tatarları'nın yerleştirildiği bir köye atanır. Romanın geçtiği yıllar 50’ler bilemediniz 60’lar. Filmin geçtiği zamanın daha sonraları olduğu görüntülerden belli olsa da eline tebeşiri alan angus öğretmenimizin öğretmenliği de, bütün fikirlerini filmde Hoca diye geçen Kır Abbas’tan alışı da onu filme zorla oturtulmuş bir karton karakterden ötesine taşımıyor aslında. Baykurt’un romanı aslında alt metinde bir Alevi-Sunni çatışmasından doğuyor. Baykurt’un oldukça safiyane betimdeliği Alevi köylülerin bağlarına ceberut devlet el uzatınca köylünün ağzından dökülen “Kardaşım, insanın içi temiz olsun! Hasan-Üseyin'i Kerbela'da susuz öldürdükten sonra, gece gündüz camiden çıkmasalar kıymeti yok, yoook!” aslında deyişi bile bu çatışmaya işaret ediyor. Tunç Okan’ın Alevilerin yerine neden Tatarları koyduğu konusunda hiçbir fikrim yok ama filmin geleneksel dans sahneleri dışında Tatarların geleneklerine ve inançlarına atıf yapmadığı gün gibi açık. Filmin jeneriklerinde Tatarların topraklarından sürüldüğüne değiniliyor ama filmin öyküsünde bunun bir yan unsur bile olmadığı belli. Halbuki kitabı okurken Aleviler için uhrevi önemi olan kişilerden tutun da günlük inançlarında tatbik ettikleri şeylere kadar Alevi inancından yer tutan birçok şeye bir okur olarak şahit olma şansınız var.. Mesela ben Alevi köylülerin çok lüzum olmadıkça dedelerine başvurmadığını şu satırlardan öğrendim: “Yılda bir dedeleri gelir. Yemin verir, değnekten atlatır hak sorardı.” Gene kitapta anlatılan koç katımı sırasındaki lokma paylaşımının okurda pikaresk bir esinti bıraktığını söylemeliyim.
Elbette filmin kusurları bununla da sınırlı değil. Filmin akılda kalan tek oyuncusu belki de Kır Abbas’ı oynayan Ahmet Mekin. (Filmde HOCA diye geçiyor.) Fakir Baykurt’un yalın ama varsıl bir dille kaleme aldığı kitaplarda kullandığı yöresel söz varlığı çok önemlidir. Sıcacıktır, samimidir. Tatarları anlattığınız bir filmde İstanbul Türkçesi kullanmanız seyirciyi o filme nasıl ısındıracak ki? Kaldı ki Kır Abbas’ın kızı Senem’i (Norina Nobashari ) ve karısı Cennet’i (Elizabeth Niederer) oynayanların birer yabancı olmaları ve sözlerine dublaj geçilmesi tam bir felaket. Senem rolünde düşünülen Saadet Işıl Aksoy’un ‘soyunmam’ diye tavır almasıyla yabancı bir oyuncu arayışına gidildiği bilinse de yeterince uğraşılsaydı bir yerli oyuncu bulunurdu bence. (Örnek Hayatboyu filminde Defne Halman’ın cüretkâr oyunculuğu) Kendi deyimiyle, “bacaklarını gerip güne karşı işeyen” Fakir Baykurt’un kitapta ustaca ve oldukça mizahi bir dille anlattığı cinselliğin filmde kaba bir komediye dönüştüğünü de söylemek mümkün. Senem ile Yusuf’un bağda çırılçıplak oynaşıp vücutlarını keşfettiği sahnelerin Norina Nobashari ve Barış Koçak tarafından canlandırıldığı sahne dışında akılda yanan yanı yok filmin.
Baykurt’un romanında köylerdeki okulların denetiminden sorumlu Gezici Hamdi Bey’in köylülerin sorduğu ‘Bu dinine yandığım hep böyle mi gidecek? Bunun çaresi yok mu?” sorusuna bir yanıt verişi var ki benim için kitabın en unutulmaz yeridir. “Yandan sürme'leri budayacaksın, onların hiç faydası yok. Tıpkı ağaçtaki gibi. Yerlerine ‘kökten sürme’ leri getireceksin. Dediğime dikkat et: Yandan sürme, kökten sürme, daldan eğme... Bir de tohumdan yetişme var! Bir bakıma Gezici Hamdi’nin ağzından köylünün yaşadığı bütün yoksulluğun sorumlusunu da, o sorumlulardan kurtulmanın yolunu da söyler, Baykurt. Okan’ın filminde ceberut devletin mağrur ve tembel bürokratları karikatürize edilmekle birlikte aslında seçilen fiziksel betimlemeyle hepsi birer karton karakterlere dönüşüyor. Buna bir de kötü oyunculuklar eklenince insanda tam bir vakit kaybı hissi uyandırıyor film.
Uzun lafın kısası Kaplumbağalar kitabını herkes okumalı ama filmi kimse izlemese n’olur? Kötü bir uyarlama, berbat bir senaryo ve feci oyunculuklar müsamere havasında bir filmi doğurmuş.
Not: Fakir Baykurt’un kitapları şu anda Literatür Yayıncılık’tan çıkıyor. Yayınevi bütün kitaplarının kapağına Baykurt’un bir gençlik portresini işlemiş. Bence bir kitabın kapağı kitabın ruhunu yansıtacak nitelikte tasarlanmalı. Yazarın resmi olacaksa bence arka kapakta olmalı. Sırf bu yüzden kitabın yenisini değil eski bir nüshasını sahaftan aldım. Remzi Kitabevi Mayıs 1980 6. Baskı. Kapakta Pınar Sayın 25 /11/ 88 yazıyor. Kendisine selam olsun.
Profile Image for Karanlık kadın.
123 reviews2 followers
January 27, 2018
Tozaklı köyünde adettir düğünlerde gelen misafirlere şarap ikram etmek. Ama tozak köyünde üzüm yetişmemektedir. Köylüler üzümü sünni köyden almaktadır.

Pat Ali oğlunu evlendirecektir. Şarap yapmak için sünni köyüne gider. Şarap yapacağını öğrenen köylü pat Ali'yi kovar. Pat Ali devreye başkasını sokar üzüm alır.

__1919__kemalistkatun
Beğen
Yorum Yap
Kaydet
30 beğenme
__1919__kemalistkatunTozaklı köyünde adettir düğünlerde gelen misafirlere şarap ikram etmek. Ama tozak köyünde üzüm yetişmemektedir. Köylüler üzümü sünni köyden almaktadır.

Pat Ali oğlunu evlendirecektir. Şarap yapmak için sünni köyüne gider. Şarap yapacağını öğrenen köylü pat Ali'yi kovar. Pat Ali devreye başkasını sokar üzüm alır.

Köye üzümcü ve kilci gelir. Buğdaya karşılık üzüm ve kil satmaktadır. Köyün eğitmeninin zoruna gider. Mahmudiyede yetişen üzüm pekala tozaklıda da yetişebilir. Hepsi bir olup üzüm yetiştirirler ve çok mutlu olurlar.

Günün birinde kadastrodan memurlar gelir olaylar gelişir.

Kaplumbağalar; fakir baykurt'un ilk okuduğum kitabı. Fakir baykurt Köylülerin devleti yöneten iktidar karşısındaki çaresizliğini, memurların köylüleri aşağalamalarını çok güzel anlatmış.

Beni en çok etkileyen kır abbas oldu.
Profile Image for Bilge.
34 reviews
April 21, 2020
Okunan tüm kitaplardaki tüm karakterli karaktersiz hepsini toplasalar bir sen etmez. Hatta Çalıkuşu'ndaki Hayrullah Bey'i bile bu kadar sevmedim be Kır Abbas. Yazılmışların, hayal edilmişlerin en harikasısın.

-------------------------------
"Umut kalacağına emek kalsın Abbas Kartal! Bakarsın ummadığın yerden bir çözüm çıkar! Olur a..."
Kır Abbas, "Masalımız bitmiştir!" dedi. Bağlardan yana baktı. "Bir şeye yanmam da, Irıza'yı rezil ettik, ona yanarım! Bağ bostan bizim nemizeydi? Daha tattığımız yıl ensemizde bittiler! Ortada bir hökümet olduğunu unutmuşuz. En başta onu hesaplamalıymış!" Ankara yoluna baktı. Kırış kırış yüzü anlamsız. Okunmuyor. "Deeeha yol!" dedi. "Gidin, uğurlar olsun! Bir de siz yelin gelin!"
-------------------------------
Profile Image for Gungor.
26 reviews
May 2, 2021
Bu kaplumbağalar, New York’un kanalizasyonlarında yaşayan ve en sevdiği yemek pizza olan alafranga kahramanı değil , Anadolunun herhangi bir kır yüzünde, teknesine güneş vurdukça kanı çekilen, kavrulan kaplumbağalardır. Kullandığı dil, Anadolu'nun birçok yöresinde benzerlikler gösteren yöresel ağzı başarıyla aktarmış.

Önsözdeki tarihleri çıkarınca, bugün için yazılmış gibi. Devlet aklının üretenden, var edenden yana değil, onu kollamak yerine bürokrasi çarkının içinde suyu olmayan, olmamış üzümü ezip posasını çıkardığını gösterir. Geçtiğimiz 60 yılda gelişmek bir yana dursun, köylünün ve çiftçinin hali daha da perişan olmuştur.

Fakir Baykurt çözüm önermesinde, kitabını itaf ettiği ve okumasını istediği köylülerin, yine kendi gücüyle bu gidişe bir son vermesi gerektiğini göstermiştir. Kitap öyle güncel ki, bugünün gazetelerinde bile bir Tozak hikayesiyle karşılaşmak mümkün.
Profile Image for Alper Goker.
68 reviews
December 7, 2023
Fakir Baykurt, 1950'lerde köyden şehre doğru plansız bir şekilde başlayan göçün oluşturduğu çarpıklığı daha o yıllarda görmüş ve neden köylerin boşalmaması gerektiğini Kır Abbasın üzerinden dile getirmiş.

Yaşam kentlerde şimdi! diyen Kadastro memuru Emin Bey'e karşı Kır Abbasın kendisinden beklenmeyecek derecede konuyu dağıtmadan, lafı karıştırmadan Emin Beyi yerin dibine sokan bir tiradı var. Ben kısaca giriş kısmını yazayım meraklısı kitabı alıp devam etsin.

-Ne yaşam var kentlerde! Varsa size var! Ne geçiyor eline bizden oraya gidenlerin? Ne olabiliyorlar? Kapıcı, çöpçü, hizmetçi! İstanbul, Ankara'daki avratların sidikli donunu paklayıp apartman yapılarını, garajları, caddeleri bekliyorlar. Sırtlarıyla taş çekip apartman yapıyorlar. Ama içine girip oturamıyorlar.........
Profile Image for Nil.
25 reviews4 followers
July 14, 2025
1962 -1967 yıllarında yazılmış bu roman o zamandan bu zamana yönetim biçiminde pek de birşeyin değişmediğini hatta köylünün hakkını yedirmeyip hükümete ders verdiği bir dönemi anlatıyor. Romanın geçtiği Tozak köyü okurken karakterle beraber gözünüzde canlanıyor. Dayanışma ile neler yapılabileceğini hatırlatıyor okuyucuya. Ana karakter Kır Abbas geçkin yaşına rağmen hem Purluk denen arazinin tüm köylünün hasat elde edeceği bir araziye dönüşmesine hem de sonradan bağlarına el koymak isteyen hükümete iyi bir ders veriyor. Onu hayata bağlayansa minik torunu Yeşer. Fakir Baykurt etkileyici bir yazar.
Profile Image for Nuran Esici.
22 reviews
October 30, 2021
Fakir Baykurt Roman yazmamış kim dokunmuş adeta. Güzel kırsal insanların diyalogları da oyalanmış nakışlar. Oradaki insanların naif saf ve kendi halinde dünyasına dalarken şavkıyan bir ırmak güzelliğine kaptırıp kendinizi bırakıveriyorsunuz. nerede patlayacak, nerede bozulacak diye için için kaygılanarak ve o insanların güzelliği o doğanın tabiyatın güzelliği devletin başladığı yerde bitiyor maalesef. hayat kader gerçek bir yapıt tabii ki, bu arada detaylandırması, kurgusu ve sürükleyiciliği ile Fakir Baykurt mükemmel bir romancı.
Profile Image for Ismihan.
55 reviews1 follower
October 23, 2024
“ Pekey ne yapar bizim bu valiler, kaymakamlar, bakanlar?”
“Gazetelerde konuşurlar, radyolarda konuşurlar! Meclis’te dövüşürler. Dairelerde çay kahve içerler. Spor, sinema konuşurlar. Toto kağıdı doldururlar. İç gezi, dış gezi, plaj… Akşamları Bulvar Palas, Ankara Palas cem olup dans ederler. Bira, votka, bordo şarabı; her akşam kafa çekerler…”
Profile Image for hardasan .
102 reviews21 followers
December 13, 2018
"Tekrar okunacaklar" listesine ilk sıralardan girecek bir kitap. O tozun toprağın içinde sahneler öyle renkli ve canlıdır ki yıllar da geçse üzerinden hangi filmin kareleriydi diye düşünürsünüz.
Gerçek bir klasik.
Displaying 1 - 30 of 44 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.