Bu kitabı niye yazdım? Krushen diye bir Amerikalı dilbilimci seminerinde, İngiltere'de Güzin Abla benzeri bir köşe yazarına giden mektubu anlatmıştı. Mektup şö "Sevgili Kathy, Biriyle ilişkim var, fakat onunla evlenip evlenmemek konusunda kararsızım. Beni çok kıskanıyor. Birkaç kere şiddet de uyguladı. Kavgacı. Ayrıca bana hiç güveni yok. Bir gün beni eve bıraktıktan iki saat sonra telefon açtı, amacı benim evde olup olmadığımı anlamaktı. Bir sabah onu kapımın önünde uyurken buldum. Ayrıca çok asabi; bu da kararsızlığımı arttırıyor. En ufak bir şeyden parlayabiliyor. Aslında düşünüyorum da beni sevdiğini gösteren hiçbir şey yapmıyor, niye onunla birlikteyim ki? Evet doğruyu söylemek gerekirse, yanlış kişiyle birlikteyim. Evet kararımı verdim. Neyse Kathy umarım sen iyisindir!!
1965 yılında İzmir'de doğdu. 1983 yılında Kuleli Askeri Lisesi'ni, 1987'de Hacettepe Üniversitesi İngiliz Dilbilimi Bölümü'nü bitirdi. Türk Silahlı Kuvvetleri'nde üsteğmen rütbesine kadar görev yaptı.
1991 yılında ordudan istifa etti. Aynı yıl Ankara Üniversitesi TÖMER Bursa Şubesi'ni kurdu ve bu şubenin müdürü olarak dört yıl görev yaptı. Bu dönemde, Bursa'nın ilk kültür merkezini açtı. Türkiye'nin tek çeviri dergisini çıkarttı. On altı tiyatro, müzik, resim kulübünün fahri başkanlığını yaptı.
1995 yılında özel sektöre transfer oldu; iki ayrı firmada genel müdürlük yaptı. 1996 yılında AIESEC Yüksek Danışmanlar Konseyi Üyesi olarak hizmette bulundu. İngiltere (Sunley Management Center) ve Türkiye'de zaman yönetimi, finans, liderlik, beden dili, işletme yönetimi ve yönetim modelleri, satış ve pazarlama, iletişim, şirket fonksiyonları, karar alma teknikleri, stres yönetimi, motivasyon, yaratıcı liderlik, benchmarking vb. konularda birçok seminere katıldı ve eğitim aldı. Daha sonra bu alanlarda yurt içinde ve yurt dışında eğitimler verdi. Liderlik, takım çalışması, yönetim ve iletişim alanında yurt dışı da dâhil olmak üzere birçok üniversite ve platformda 500'ü aşkın seminer verdi. Hâlen bu konularda Türk ve yabancı birçok kuruluşa, eğitim ve danışmanlık hizmeti vermektedir.
"Bu ülkeyi sevin yoksa; "her koyun kendi bacagindan asilir." diye düşünürken yakinda hepsi kendi bacagindan asilmis koyunlarla dolu bir mezbaha olacagiz ve insanlar bizi en fazla üç saniye bir MTV klibinde gorecekler, Amerikan bayragindan yapilmis bir bikiniyle dans eden kizlarin arka fonunda"
Ortalama seviyede bir kişisel gelişim kitabı. Neden bu kitabı aldım ve neden bu kitaba zaman ayırdım bilmiyorum :)
Kitabın adı çok absürt, malum. Nedenini merak ediyordum ben de. Şöyle ki, kitapta bir bölümde yazarın üniversitede hocalık yaparken yaşadığı bir tercüme hikayesi var; ‘“Elephant is the only animal in the world with a trunk”, yani “Fil dünyada hortumu olan tek hayvandır.” Öğrencilerden biri bunu “Şu hortumlu dünyada fil yalnız bir hayvandır.” diye çevirmiş, yıllarca aklıma geldikçe pıh pıh güldüm.’
“Sahip olduklarımız kadar özgür bir birey olabilir ve bir yaşam oluşturabiliriz. Bir milyarımız varsa, bir milyarlık harcama özgürlüğümüz vardır. Otuz bin kelime biliyorsak, otuz bin kelimeden oluşan cümleler kurabiliriz. Hayallerimiz, bildiklerimiz ve gördüklerimiz kadardır. Çocuğumuz yoksa çocuk yetiştirme, sevgilimiz yoksa aşkı yaşama özgürlüğümüz yoktur. Başkası tarafından dinlenmiyorsak konuşma, konuşamıyorsak başkasını dinleme yeteneğimizi geliştirme ve birlikte yaşama mutluluğumuz yoktur. Ancak sahip olduklarımızı iletişim sürecinde paylaşabiliriz. Paylaşmayı bilmeyenlerle birlikte oluyorsak yaşamı paylaşmak gibi bir özgürlüğümüz yoktur.”
“Derman arardım derdime derdim bana derman imiş, bürhan sorardım aslıma aslım bana bürhan imiş.” - Niyaz-î Mısrî gazeli
eğer sıradan bir kişisel gelişim kitabı okuyacağınızı sanıyorsanız yanılıyorsunuz!! kaç yıldır hala elime alır, ara sıra okuyup yeniden olumlu düşünce yerleştiririm içime bu kitabı okuyarak!
Komik olmaya çalıştığı kısımlar felaket iç bayıcı, diğer kısımlar ise ehh işte falan... Paramı geri isteyip istememekte kararsızım ; hadi dürüst olayım faturayı bulsam hayatta affetmezdim , gider o para ile zaman kaybı olmayan başka bir kitap alırdım .
Anladığım kadarıyla yazarın pop müzikle ve sarışın, botokslu kadınlarla bi derdi var. Niye bilmiyorum yazarın kendine sormak lazım. Sanırım O'na göre herkes rock dinlemeli, kadınsa saçı sarı olmamalı ve yine, kadınsa botokstan uzak durmalı. Yazarın dünyasında bunlarla zekanın bir ilgisi olmalı. Benimkinde yok o yüzden anlam veremedim pek. Çok kişisel gelişim kitabı okuyan biri olmadığım halde kitapta geçen hikayelerin çoğunu önceden bir yerlerde okumuşum. Bu kitap okuduğum ilk ve son kitabı oldu, zira Facebook'tan kopyala yapıştır yapılmış tadı veren hikayelere ayıracak vaktim pek yok. Emeklilikte beni yormayacak bir şeyler okumak istersem ve o yaşın getirdiği bir dinginlikle cinsiyetçi söylemlere takılmayacak bir kafada olursam düşünürüm belki. Kısacası önermiyorum. Sevgiler.
2,5 yıldız aslında. Her ne kadar içinde kısa güzel hikayeler de olsa, bir çok yerinden bazı notlar da almış olsam yine de zamanının çok gerisinde vasat bir kişisel gelişim kitabı. 2002 yılında yayınlanmış olmasına rağmen geç kalmış bir kitap, bir de üzerine ben yayınlandıktan 18 yıl sonra okuyunca daha da kötü oldu tabi. Ancak ilginç bir şekilde tüm bu söylediğim olumsuz şeylere karşı yine de okuyun derim, zaten çok akıcı daldan dala bir dili var sıkmadan okunuyor. Kitabın ismi ilk başta ne kadar saçma gelse de yazar hikayesini anlattığında nedense çok hoşuma gitti. “Elephant is the only animal in the world with a trunk” diye bir cümle var tercüme ödevi olarak verilen ve öğrencilerden birisi “Fil dünyada hortumu olan tek hayvandır.” yerine bunu “Şu hortumlu dünyada fil yalnız bir hayvandır.” diye çevirince kitabın ismi böyle ortaya çıkmış oluyor. Ahmet Şerif İzgören'i uzun zamandır videolarından da takip ettiğimden kendisinin sık sık tekrara düştüğünü de farkettim. Ama gene de başta da dediğim gibi okunsa iyi olur kitaplardan ama beklentiyi düşürün.
Başkalarının ne istediğine, bizi nasıl beğendiğine, hatta bizi nasıl arzuladıklarına göre değişiyor, şekil değiştiriyoruz. Yaşamanın kuralı bu mu, hiç sanmam. Toplum istediklerimize bile, bize dayattığı şekilde yön veriyor. Tam olarak içte verilen o savaştan, ben duygusundan bahsediyorum aslında. İçte bir yerde o kaybedilmeyen taraftan..
Belki de ilk kez bir kişisel gelişim kitabı okuyorum. Aslında 2002 basımlı bu kitap için epey geç bir okuma yapmış oldum. Yine de çok sevdim. En azından türündeki diğer kitaplar gibi kesin yargılar ve mutluluk vaatleri dağıtmıyor. Bol bol altını çizdim, keyifle bir günde bitirdim.
okurken gaza getiren okuduktan sonra ben ne okudum dediğiniz de aklınıza bir şey gelmeyen kitaplardan, kişisel gelişimin tüccarlığı bu. İngilizce kitapları Türkçe'ye çeviriyorlar. Size tavsiyem okuyacaksınız yabancı yazarların kişisel gelişim kitaplarına öncelik verin. Okurken sizi gaza getiren değil planlı ve eylemsel içerik veren içerikler okuyun
Kişisel gelişim kitaplarıyla aram pek iyi olmasa da pandemi, ekonomi derken bir ucundan başlayıp okumam gerektiğini düşündüm... Bu bağlamda Şerif İzgören'in kitabını da okumuş oldum. Geçmiş tecrübelerimden kişisel gelişim kitaplarının ya insanın içini daha da karartan ya da günlük yaşamda uygulaması/anlaması zor anlatılardan oluştuğunu düşünüyorum. Belki doğru kitabı henüz bulamadım bilmiyorum...
Şu Hortumlu Dünyada Fil Yalnız Bir Hayvandır için en büyük eleştirim içindeki argomsu "hikayeciklere" olacak... Evet, yazar eserinin en başında bu kitabı kendimle konuşur gibi yazdım demiş fakat her kesimden insanın okuyacağı bir eserde bu kadar "bel altı" şeyi(!) okumaktan rahatsız oldum. Temelin aldığı 18 yaşındaki kızdan, İsmet Ağabey'in orangutan ile çiftleştirilmesi teklifine irite edici içeriklerin kişisel gelişim içerikli bir kitapta oluşu sebebiyle 3 yıldızı kırdım. İzgören, gelişimden bahsederken kendini bu bel altı içerikler olmadan da ifade edecek kadar yetenekli bir adam bana kalırsa...
Bunun dışında Max Ehrmann 1927 yılında yazdığı "Desiderata"yı okurken çok keyif aldım. Satır aralarında güzel tespitler de vardı. Öğretici fakat belli noktalarda çözüm önerilerinden uzak buldum... Şunu yap, bunu yap... Tamam ama bu bahsedilenleri yaparken yöntem önerisi yok?
Bir yazarı tek eser ile değerlendirmek çok nadir yaptığım bir iştir. Yazarın, Şu Hortumlu Dünyada Fil Yalnız Bir Hayvandır 2 adlı eseri de kütüphanemde duruyor. Belki benim sığlığımdır bilemiyorum bu bağlamda ikinci kitabı da okuduktan sonra belki burayı da güncellerim.
Eyyorlamam bu kadar.
Hamiş: o içeriklere kahkaha atan nesle aşina değilim...
8.sınıftaki oğlumun okuma listesine eklenmiş bu kitabı görünce çok sevindim. İlk defa roman ya da tarih olmayan bir içerik okuyacak bakalım neler hissedecek diye. Okurken benimle tartışmak isterse diye önden kitabı bitirmek istedim. 13 yaşında olsam bu okuduklarım hakkında ne düşünürdüm acaba diyerek okudum. Öncelikle çoğu örnek olay ve isimleri hiç anlamazdım. Bazı bölümlerdeki didaktik üsluptan hoşlanmazdım. Bazı alıntıların dilini çok ağır bulurdum. 2002 yılında yazıldığı için benim şimdiki hayatımı tam yakalayamamış gibi hissederdim. Diğer taraftan bazı anılara(GÖRT) çok güler, “Hiç kimse sizin izniniz olmadan kendinizi değersiz hissettiremez.” gibi sayısız motivasyon cümlelerini ilk kez duyup olumlu olarak etkilenirdim gibi geliyor. Oğlum okuduktan sonra yorumu editleyeceğim. Duruma göre Selçuk Şirin kozumu oynayacağım 😉
Aslında kişisel gelişim kitaplarını yeterli bulmuyorum .Ayrıca kitabı, okuma konusundaki , yeni yeni başlamış olan , seçiciliğimi bu kitabı elime zorla tutuşturan bir arkadaşım sayesinde bir kenara koyarak okudum. Başlığın ironi dolu anlamı aslında kitabın ,sınırlara ve günümüz dünyasının bizi uygun gördüğü kalıplara karşı mücadelesini de ifade ediyor. Metinlerin sonundaki alıntı hikayeler , özellikle Tanrı ile bir arayış içinde olan kişinin konuştuğu kısım, benim açımdan etkileyiciydi.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Sizi işinizi ne sartlarda olursa olsun iyi ve dürüst sekilde yapmanız için sevklendiren bir kitap. Ülkenin bu hale gelmesinin işini iyi yapmayan insanlar yüzünden olduğunu bundan dolayı bize işini dürüst ve iyi yapacak insanlara ihtiyaç olduğunu söylüyor.
Pek çok konuda haklı olsa da elinden gelenin en iyisini yapıp da torpili olmadığı için işe giremeyenleri unutmuş ya da vatanını seven insanlar evlilik yüzüğünü vatanı için satar ama peki kime güvenip de o parayı verecek? Tuzu kuru birinin söylemesi kolay sözleri barındıran bir kitap açıkçası. Storytelde Mehmet Atay'ın sesinden dinlemesem alıp da okuyacağım bir kitap değildi. Yine de içinde güzel mesajlar da vardı.
Olumlu eleştiri: Kitabın üslubu oldukça akıcı bir gün içerisinde okudum ve bitirdim. Hikayeler oldukça ilgi çekici. Kitaptan alınabilecek bir çok öğüt olduğunu düşünüyorum. Olumsuz eleştiri: Yazarın yer yer yaptığı ağır eleştirileri ve genelleme yapmasını hoş bulmadım. Kültür yozlaşmasına da çokça değinmiş ama etkileyici bir çözüm yolu sunmamış. Sayfa içerisinde geçen bir cümlenin sayfanın sağına soluna tekrardan yazılması ya da ilerleyen sayfalarda tekrardan belirtmesi beni az da olsa sıktı...
Olmamiz gereken seyi, olduğumuz gibi kalarak olamayız. Max De Pree
Biz maçlara sevinip balkonlardaki bebekleri vuran, kamyonlarla arabalarla birbirimizi ezen, en ufak bir gerginlikte yumruklasan, rüsvete, hukuksuzluğa, kötü yönetilmeye göz yuman, bir kiloluk iki tane "bebek" kılıç balığını Kızılay’ın ortasındaki balıkçılarda satan, üzerinde Amerikan sloganlı tisört, elinde tespihle gezen, yazlığındaki bütün kanalizasyonu denize, içindeki tüm hırsı birbirine döken bir millet olmaya başladık. Ne yazık…
"Nereye gideceğini bilmiyorsan hangi yoldan gittiğinin hiçbir önemi yok."
Bütün dünya sizsiniz, yine de başka bir sey var sanmaya devam ediyorsunuz. Hsijeh - Feng
İnsan öğrenmeyi bıraktığı gün yaşlanır.Henry Ford
Alışkanlık anahtarı kaybolmuş bir kelepçedir. Amos Parrish
"Bedava peynir sadece fare kapanında vardır." A.Ş.
Tanrı bize iki yuvarlak organ verdi. Biri düşünmek, digeri oturmak için. Başarı hangisini kullandığınıza bağlı. Ann Landers
Ben gelecekle ilgilenirim, çünkü yaşamımın kalanını orada tüketeceğim. Charles S. Ketterip
Hayata pesimist bir şekilde yaklaştığımızda hayattan zevk alamayacağımızı o kadar güzel işliyor ki, kitap bittiğinde en zor anlarda bile bardağın boş tarafı gibi bir de dolu tarafı olduğu zihninize işlenmiş oluyor. Bu kitabı benim gözümde özel yapan şeyse tüm bunları yalan söyleyerek değil de, gerçekleri yüzünüze vurarak yapması. Zira yalanlarla motive olmaktansa gerçeklerle yerle yeksan olmayı tercih ederim. Ama diğer kitaplarını da okumuşsanız malesef Şerif Bey kendini çok tekrar ediyor. Her ne kadar okunabilecek bir kitap olsa da yer yer sıkılmaya başlıyorsunuz ama bir şekilde içinde güzel hikayelerle birlikte sonlara doğru toparlıyor. 3/5
Lise çağlarımda bu kitabı her elime aldığımda gülümseyerek, hatta gülerek okuduğumu hatırlıyorum. Bu kitaptan geriye ne kaldı bilmiyorum, fakat çok fazla yoğunlaşmadan, zihnimi derin tünellere sokmadan salt eğlenme amacıyla okuduğum kitaplardan. Bazı kitaplar da eğlendirmeli.
En sevdiğim kitaplardan biridir. Ahmet Şerif İzgören'in bütün kitaplarında olan iade garantisi benim çok ilgimi çekmişti. Ama bu kitabı çok sevdiim ve iade etmek istemiyorum. Okumanızı tavsiye ederim.
Okuduğum ilk kişisel gelişim kitabıydı ve gerçekten beğendim. Yazar zaten kitap yazarmış gibi değil de sizinle sohbet edermiş gibi yazmış kitabı. Gerçekten içinden bir şeyler çıkarabileceğiniz, kendinizi geliştirebileceğiniz, bilgi yüklü bir kitap. Sırf içindeki hikayeler için bile okunur.
eh işte, çok daha samimi ancak diğer kişisel gelişim kitaplarından farklı bişi okumadım. ahmet şerif izgören'in başka iki kitabını daha okumuştum ve anladım ki tekrara düşmüş. eminim ahmet şerif izgören'i çok beğenenler vardır ancak beni tatmin etmedi.
Ahmet Şerif Izgören'in videolarını çok severek izlememe rağmen bu kitabı fazlasıyla "tekrar" buldum. Üslubunu çok beğenmeme rağmen aynı şeyleri sıkça tekrarlaması sebebiyle -utanarak söyleyeceğim- bu kitabı okurken epey sıkıldım.